- Research Article
3
- 10.18400/tekderg.955920
- Nov 1, 2022
- Teknik Dergi
- Sezgin Teki̇n + 2 more
Türkiye'de toplu taşıma sistemleri temel olarak üç tipte işletilmektedir: sadece kamu işletmeciliği, sadece özel işletmecilik ve karma tip (hem kamu hem de özel işletmeci). Özel işletmelerin bulunduğu toplu taşıma sistemlerinde, ayrıcalıklı yolcuların (65 yaş üstü, engelli, öğrenci vb.) ücretsiz veya indirimli ulaşımı, işletme maliyetlerinin sürekli artmasına neden olmaktadır. Bu sebeple, merkezi ve yerel yönetimler tarafından özel işletmelere sübvansiyon yapılması gündeme gelmiştir. Yapılan farklı uygulamalarda, özel işletmecilerin maliyetlerinin düşürülmesi, verimliliklerinin artırılması ve hizmet kalitesinin geliştirilmesine yönelik bir standart bulunmamaktadır. Bu çalışmada, toplu taşıma sisteminde özel toplu taşıma şirketlerinin faaliyet göstermesi için çeşitli yöntemlerle yapılacak sözleşmeler kapsamında değerlendirilmesi gereken performans kriterleri ve ödeme esasları ele alınmıştır. Örnek alınan toplu taşıma sisteminde performansa dayalı bir ödeme modelinin oluşturulması amaçlanmıştır. Bunun için literatürde uygulanan sözleşme ve ödeme modelleri değerlendirilmiş, performansa dayalı bir ödeme modeli için matematiksel bir model oluşturulmuştur. ANFIS (Adaptive Neural-Fuzzy Inference Systems) yöntemi kullanılarak örneklenen özel toplu taşıma işletmesinin önceki dönem verileri kullanılarak maliyet değerlendirmesi yapılmıştır. Belirlenen performans kriterlerinin ağırlıkları AHP (Analitik Hiyerarşi Süreci) yöntemi ile belirlenerek ödeme modeli katsayıları oluşturulmuştur. Yapılan simülasyonlar ile önerilen performansa dayalı ödeme modelinin yolcu bazlı model ile karşılaştırması yapılmıştır. Analiz çalışması ile, önerilen modelin özel taşımacıların gelir-gider oranında %37 daha iyi sonuç verdiği ve taşımacıların maliyetlerinin tamamen karşılandığı sonucu elde edilmiştir. Çalışmada önerilen yöntem kullanılarak toplu taşıma sisteminin sürekliliğinin sağlanabileceği, ilave performans ödemesi ile de hizmet kalitesinin artırılarak toplu taşıma cazip hale getirilebilecektir.
- Research Article
1
- 10.18400/tekderg.886723
- Nov 1, 2022
- Teknik Dergi
- Seda Sever + 1 more
Çok amaçlı ardışık baraj haznelerinin işletilmesinde, sistemin davranışını incelemeye olanak sağlayan simülasyon tekniği uygulamalarda tercih edilmektedir. Bu çalışmada, genelleştirilmiş simülasyon programı HEC-ResSim kullanılarak Ceyhan Havzası’nda ardışık olarak inşa edilmiş Aslantaş Barajı, Berke Barajı ve Sır Barajı’nda üretilen yıllık toplam enerjiyi eniyilemek amaçlanmıştır. Barajlar, mevcut durumda üretebilecekleri maksimum enerji için belirlenen kurallar doğrultusunda çoklu rezervuar sistem yaklaşımıyla işletilmiştir. Gerçekleştirilen işletme çalışması ile sistemin Ceyhan Master Planı’nda üretilen yıllık toplam enerjiden %57,87 daha fazla enerji üretebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
- Research Article
- 10.18400/tekderg.832727
- Nov 1, 2022
- Teknik Dergi
- Onur Demi̇rci̇ + 2 more
Gömülü betonarme borular, kentsel altyapının kritik bileşenleridir. Tasarımlarında, boru özellikleri, boruyu çevreleyen dolgu zemin, yataklama koşulları ve etki eden dış yükler dikkate alınarak ampirik veya sayısal yöntemler kullanılır. Bu çalışmada, uygulamada yaygın olarak kabul gören ampirik ve sayısal analiz yöntemleri dikkate alınarak yapılan tasarım hesaplarındaki farklılıklar geri dolgu malzeme türü, dolgu yüksekliği ve boru çapı değişimi dikkate alınarak parametrik analizler ile incelenmiştir. Çalışma sonuçları, sayısal analizlerde zemin-boru etkileşiminin gerçekçi olarak dikkate alınması nedeniyle hesaplanan gerekli donatı alanlarının geleneksel tasarım yöntemlerinden elde edilen değerlere göre daha düşük olduğunu göstermektedir.
- Research Article
1
- 10.18400/tekderg.1015939
- Nov 1, 2022
- Teknik Dergi
- Merve Kuru + 1 more
Bu çalışma inşaat projelerinde kalite performansını etkileyen faktörleri ve profesyonellerin algılarına göre etki derecelerinin belirlenmesi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında literatür taraması ve inşaat profesyonelleriyle yapılan görüşmeler aracılığıyla kalite performansını etkileyen 20 faktör belirlenmiştir. İkinci aşamada, faktörlerin kalite performansına etki derecelerinin belirlenmesi için bir anket tasarlanmış anket sonuçları tanımlayıcı istatistikler, güvenilirlik analizi ve Göreceli Önem İndeksi yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar, kalite performansına etki eden en önemli beş faktörün sırasıyla “Başlangıçta projenin detaylıca düşünülmemesi”, “Çalışanların iş kalite bilgisi eksikliği ve/veya tam olarak uygulamaması”, “Taşeron firma seçimi“, “Sözleşme ve eklerine uygunluk” ve “Ekipler arası iş birliği ve koordinasyon“ olduğunu göstermektedir.
- Research Article
3
- 10.18400/tekderg.847828
- Nov 1, 2022
- Teknik Dergi
- İ Zeynep Yi̇ldi̇ri̇m
Çelik cürufu ve uçucu kül sırasıyla çelik üretim tesislerinde ve termik santrallerde katı partiküller halinde ortaya çıkan endüstriyel yan ürünlerdir. Bu çalışmada dolgu uygulamalarında kullanılabilmeleri için, uçucu kül ve ağırlıkça %20 uçucu kül içeren çelik cürufu-uçucu kül karışımının özellikleri incelenmiştir. Uçucu kül ve çelik cürufu, özgül ağırlık, elek, hidrometre ve Atterberg limitleri deneyleriyle karakterize edilmiştir. Kompaksiyon davranışı standart Proktor deneyleriyle belirlenen yan ürünlerin ve karışımın hidrolik iletkenlik katsayıları düşen seviyeli permeabilite deneyleriyle belirlenmiştir. Yan ürünlerin ve karışımın kayma dayanımı parametreleri %100 Standart Proktor sıkılığında hazırlanan numuneler üzerinde yapılan kesme kutusu deneylerinin sonuçlarına göre değerlendirilmiştir. pH ve elektrik iletkenliği ölçümleri ve sızıntı suyu analizleri yapılarak malzemelerin kullanımıyla oluşabilecek çevresel risklerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Kompaksiyon deneylerinde %80 çelik cürufu-%20 uçucu kül karışımı için elde edilen kuru birim hacim ağırlığı çelik cürufuna göre daha yüksek, karışma ait optimum su muhtevası çelik cürufuna göre daha düşüktür. Kesme kutusu deney sonuçlarına göre, deney-sonu sürtünme açısı, çelik cürufu ve uçucu kül için sırasıyla 40.1o ve 28.9o’dir. %80 çelik cürufu-%20 uçucu kül karışımının deney-sonu sürtünme açısı ise 37.8o’dir. Karışımın pik kayma dayanımı çelik cürufu için elde edilene yakın ve dolgu için kullanılan doğal kum malzemeleri için elde edilen değerlerin üst sınırı ile karşılaştırılabilir. pH ve elektrik iletkenliği ölçümleri, kullanılan yan ürünlerin korozif özellikler gösterebileceğine işaret etmektedir. Çelik cürufu ve uçucu kül numuneleri için yapılan sızma suyu analiz sonuçları çevre etkilerinin üretilen karışım için araştırılması gerektiğine işaret etmektedir.
- Research Article
1
- 10.18400/tekderg.895112
- Nov 1, 2022
- Teknik Dergi
- Sinan Nacar + 2 more
İklim değişikliği konusu çevresel, ekonomik ve sosyal etkileri nedeniyle dünya çapında tartışılan en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir. İklim değişikliği etkisinin büyüklüğünün belirlenmesi ve olası uyum çalışmaları için en önemli iklim değişkenlerinden olan sıcaklık ve yağışın, gelecek dönemlerdeki değişimlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla genel dolaşım modellerinin (GDM) kaba çözünürlüklü senaryo çıktıları kullanılmaktadır. Bu çıktıların düşük çözünürlüğe sahip olması bölgesel ölçekteki iklim değişikliği etkilerinin belirlenmesinde doğrudan kullanımlarını kısıtlamaktadır. Bölgesel ölçekteki değişimlerin belirlenebilmesi için GDM çıktılarının uygun bir ölçeğe indirgenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Türkiye’nin en önemli hidrolojik havzalarından biri olan Doğu Karadeniz Havzası’nda (DKH) iklim değişikliğinin aylık toplam yağış ve aylık ortalama sıcaklık değişkenleri üzerindeki olası etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla GFDL-ESM2M GDM modelinin iyimser (RCP4.5) ve kötümser (RCP8.5) senaryolarına ait düşük çözünürlüklü çıktıları Çok Değişkenli Uyarlanabilir Regresyon Eğrileri (ÇDURE) ve klasik regresyon analizi yöntemleri kullanılarak bölgesel ölçeğe indirgenmiştir. Yöntemlerin ölçek indirgeme başarılarının karşılaştırılabilmesi için çeşitli performans istatistikleri kullanılmış ve en yüksek performansı veren yöntem bu istatistiklere göre seçilmiştir. Çalışma kapsamında DKH içinde ve çevresinde yer alan 12 adet meteoroloji istasyonuna ait gelecek dönem (2021-2050, 2051-2080, 2081-2100) aylık ortalama sıcaklık ve aylık toplam yağış değerleri en iyi performans gösteren ÇDURE tabanlı modeller kullanılarak iki farklı senaryo için elde edilmiştir. Elde edilen senaryo verilerine ayrıca Mann-Kendall eğilim analizi uygulanmıştır. Sonuçlar DKH’nın karasal iklim karakteristiğine sahip güney bölümünde (Bayburt, Gümüşhane, Suşehri ve Şebinkarahisar istasyonları) gelecek dönem 2021-2050 periyodunda sıcaklık değerlerinde RCP4.5 senaryosuna göre ortalama 1,0 °C, RCP8.5’e göre ise ortalama 1,5 °C artış beklendiğini göstermektedir. Bunun yanında Rize, Pazar ve Hopa istasyonlarının yer aldığı kıyı şeridinde sıcaklık değerlerinde 2,5 °C’ye varan artışlar öngörülmektedir. Uzun süreli yağış ortalaması değerlerinde ise havza genelinde her iki senaryoya göre düşüş beklenmektedir. 2051-2080 ve 2081-2100 dönemlerinde ise sıcaklık ve yağış değerlerinde beklenen değişimlerin 2021-2050 dönemine kıyasla daha fazla olacağı öngörülmektedir. Eğilim analizi sonuçlarına göre sıcaklık ve yağış için RCP4.5 senaryosuna göre gelecek dönemlerde %5 anlamlılık düzeyinde herhangi bir eğilim beklenmezken RCP8.5 senaryosuna göre sıcaklık için artış, yağış için düşüş eğilimleri tespit edilmiştir.
- Research Article
6
- 10.18400/tekderg.858275
- Nov 1, 2022
- Teknik Dergi
- Şerife Gökçe + 1 more
İnşaat sektörü hem dünyada hem de Türkiye’de en çok iş kazasının yaşandığı sektörlerin başında gelmektedir. Ölüm, yaralanma, sürekli iş görmezlik veya meslek hastalıklarıyla sonuçlanan iş kazalarının nedenlerinin belirlenmesi, iş kazalarına karşı önlemler alınması güncelliğini koruyan önemli bir problemdir. Bu çalışma kapsamında Türkiye’de inşaat sektöründe farklı zamanlarda meydana gelen iş kazalarının ölüm ve yaralanma oranlarından yararlanılarak hata ağacı analizi gerçekleştirilmiştir. Hata ağacının istenmeyen tepe olayı, iş kazası olarak tanımlanmıştır. Hata ağacı yapısı, iş kazalarını ve nedenlerini ilişkilendiren minimum kesme kümelerinden oluşmaktadır. Tümdengelimsel bir yaklaşımla hesaplamaların gerçekleştirildiği hata ağacı analizinde, minimum kesme kümelerinin ve istenmeyen tepe olayın hata olasılığı değerleri hesaplanırken Boolean matematiğinden yararlanılmaktadır. Çalışma kapsamında hem iş kazalarının meydana gelme olasılıkları hem de hata olarak tanımlanan iş kazalarının kritik önem faktörleri ortaya konmuştur. İş kazalarına karşı alınacak önlemler sıralamasında, göreceli olarak minimum kesme kümelerinin olasılık değerleri dikkate alınabileceği gibi kritik önem faktörlerinin de bir sıralama ölçütü olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Çalışma, hata ağacı analizinin Türkiye’deki iş kazalarının analizinde etkin bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir. Ayrıca bu çalışmada oluşturulan hata ağacı yapısı ile yetkili mercilerin gerekli önlemleri alabilmesi açısından görsel bir model ortaya koyulmuştur.
- Research Article
2
- 10.18400/tekderg.880224
- Nov 1, 2022
- Teknik Dergi
- Emre Akçali
Dağlık havzalarda ciddi hasarlara ve can kaybına neden olan taşkın olayları, büyük ölçüde taşkın sırasında köprü ve menfezleri tıkayan odunsu malzemenin taşınmasıyla meydana gelmektedir. Son yıllarda, odunsu malzemeleri tuzaklamak üzere geçirgen tersip bentleri inşa edilmeye başlanmıştır. Ancak, bu yapılar özellikle büyük taşkınlarda odunsu malzemelerle kısa sürede tıkanabilmekte, bu nedenle malzeme filtreleme ve odunsu materyali tuzaklama işlevini hızla kaybetmektedir. Bu çalışmada, bu sorunun önlenmesi adına gemiburnu şeklinde tasarlanmış yeni tip bent, işletme halindeki iki farklı tipteki klasik yarı geçirgen tersip bendi ile laboratuvar ortamında karşılaştırılmıştır. Sonuçlar yeni tipin hızlı tıkanma ve üstten aşma sorununa karşı etkili olduğunu göstermiştir. Bu yapının uygulanmasıyla taşkın zararlarının azaltılması adına önemli bir katkı sağlanmış olacaktır.
- Research Article
2
- 10.18400/tekderg.1067466
- Nov 1, 2022
- Teknik Dergi
- Muhammet Bahattin Avcuoglu + 1 more
Hidrolojik model parametreleri geleneksel yaklaşımda havza çıkışındaki akım gözlem istasyonlarından (AGİ) elde edilen günlük akım verileriyle tahmin edilmeye çalışılır. Modern yaklaşımda ise akım verileri yanında açık erişimli uydu tabanlı uzaktan algılama verilerinden de faydalanılır. Uzaktan algılama verilerinin kullanıldığı yöntem ile sadece akım verisiyle elde edilen noktasal iyileştirme sonuçlarının yanında alana yayılı kar örtüsü, gerçek buharlaşma, yaprak alan indeksi, toprak nemi ve yer altı suyu beslenmesi gibi akı değerlerinin de daha tutarlı ve güvenilir olması sağlanır. Bu çalışmamızın amacı uzaktan algılama yöntemleriyle elde edilmiş MODIS aylık gerçek evapotranspirasyon (AET) verileri ile yaprak alan indeksi (LAI) haritalarının hidrolojik model kalibrasyonuna etkilerini araştırmaktır. Benzeşim deneylerimiz için Vienne (Fransa) havzası seçilmiştir. Fizik tabanlı tam yayılı mHM hidrolojik modeli bu havza için çalıştırılmış ve 6 senaryo için kalibrasyonlar yapılmıştır. Modelin akım benzeşim performansı Kling-Gupta (KGE) metriği ile modelin yayılı evapotranspirasyon performansı ise SPAEF metriği ile ortaya konmuştur. Sonuçlara göre, sadece havza çıkışındaki AGİ verilerine göre kalibre edilen model KGE 0.91’ye ulaşırken (maksimum 1), SPAEF buharlaşma performansı düşüktür. Havzaya yayılmış 4 AGİ’li kalibrasyonda ortlama KGE 0.37 iken SPAEF kısmen iyileşmiştir. Tek AGİ ve MODIS-AET birlikte kalibrasyonda kullanıldığında KGE 0.90 SPAEF ~0.70 olmuştur. Dördüncü senaryomuzda model sadece MODIS-AET ile kalibre edilmiş SPAEF 0.60’e ulaşmıştır. Öte yandan su dengesi tutturulamamıştır (KGE -0.24). Beşinci senaryoda, model sadece 12 adet akım verisi ve MODIS-AET ile kalibre edilmiş ve KGE 0.67 iken SPAEF 0.75 gibi yüksek değerler almıştır. Altıncı son senaryoda sadece bir yıl günlük akım gözlemi yapıldığı varsayımı yapılarak MODIS-AET’nin de dahil edildiği model kalibrasyonu yapıldığında KGE 0.72 ve SPAEF yine 0.75 dolaylarında yüksek değerler almıştır. Bu altı senaryolu model kalibrasyon çalışmamızın sonuçları akım ölçümleri eksik havzalar için ümit vericidir. Öyle ki; uydu verilerinden elde edilen gerçek evapotranspirasyon (AET) ile birlikte sadece bir yıl günlük veya bir yılın her ayından bir debi ölçümü toplamda 12 debi değeri ile dahi yeterli su dengesi sağlanabilmektedir.
- Research Article
- 10.18400/tekderg.986949
- Nov 1, 2022
- Teknik Dergi
- Mustafa Berk Duygu + 1 more
Kozmik ışınlar yeryüzüne çarptığında ortaya çıkan nötronlar hidrojen ile temas ettiklerinde enerjilerini kaybetmektedirler. Enerjisi azalmış nötronlar sayılarak bir bölgenin toprak nemi yüksek başarı ile tespit edilebilmektedir. Bu prensip ile çalışan kozmik ışın nötron sayacı (CRNP) ülkemizde ilk olarak Niğde-Çakıt havzasında denenmiş ve elde edilen sonuçlar bu çalışmada sunulmuştur. Yaklaşık 670 metre çapında bir alan için toprak nemi bilgisini sürekli olarak sağlayabilen CRNP, yüksek mekânsal ve zamansal çözünürlükte toprak nemi verisine ihtiyaç duyan hidrolojik çalışmalar için önemli bir alternatif oluşturmaktadır. 11 Kasım 2016 ile 01 Temmuz 2019 tarihleri arasında, CRNP ile saatlik olarak düzenli veri temini yapılmış olup, elde edilen verilerin aynı bölgede bulunan zaman alanı reflektometresi (TDR) cihazıyla da çok uyumlu sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Biriktirmeli kavramsal bir model olan NAM modeli ile hidrolojik değişkenlerin akıma olan etkileri belirlenebilmektedir. Bu çalışmada CRNP ile elde edilen toprak nemi verileri NAM kavramsal modelinin iyileştirilmesinde kullanılmış, modelin kalibrasyonunda toprak nemi verilerinin de dikkate alınmasıyla Çakıt Havzası debi verileri için Kling-Gupta Verimlilik skoru 0,56(Kalibrasyon) ve 0,42(Doğrulama)'dan 0,81(Kalibrasyon) ve 0,64(Doğrulama)'ya yükselmiştir. Hem Çakıt Havzası hem de Darboğaz Alt Havzası için istatistiksel ölçütlerin çoğunda benzer gelişmeler kaydedilmiştir.