Year Year arrow
arrow-active-down-0
Publisher Publisher arrow
arrow-active-down-1
Journal
1
Journal arrow
arrow-active-down-2
Institution Institution arrow
arrow-active-down-3
Institution Country Institution Country arrow
arrow-active-down-4
Publication Type Publication Type arrow
arrow-active-down-5
Field Of Study Field Of Study arrow
arrow-active-down-6
Topics Topics arrow
arrow-active-down-7
Open Access Open Access arrow
arrow-active-down-8
Language Language arrow
arrow-active-down-9
Filter Icon Filter 1
Year Year arrow
arrow-active-down-0
Publisher Publisher arrow
arrow-active-down-1
Journal
1
Journal arrow
arrow-active-down-2
Institution Institution arrow
arrow-active-down-3
Institution Country Institution Country arrow
arrow-active-down-4
Publication Type Publication Type arrow
arrow-active-down-5
Field Of Study Field Of Study arrow
arrow-active-down-6
Topics Topics arrow
arrow-active-down-7
Open Access Open Access arrow
arrow-active-down-8
Language Language arrow
arrow-active-down-9
Filter Icon Filter 1
Export
Sort by: Relevance
  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 5
  • 10.17049/ataunihem.941538
COVID-19 Pandemi Süreci: Hemşire Eğiticilerin Yeni Rolleri ve Öğrenen Merkezli Eğitim için Öneriler
  • Dec 1, 2021
  • Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences
  • Havva Arslan Yürümezoğlu + 3 more

COVID-19 pandemisinin en fazla etkilediği alanlardan birisi hemşirelik eğitimi olmuştur. Bu süreç, getirdiği pek çok güçlüğün yanı sıra eğiticilere mevcut geleneksel eğitimi tekrar gözden geçirme fırsatı sunmuştur. Özellikle geleneksel yüz yüze eğitimdeki öğrenenlerin motivasyonunu sağlamak ve öğrenenleri öğrenme sürecine dahil etmek gibi mevcut sorunlar uzaktan eğitim sürecinde çok daha fazla tartışılır hale gelmiştir. Bu bağlamda öğrenen merkezli bir hemşirelik eğitimi için bazı eğitici rollerinin daha fazla ön plana çıktığı bir süreç yaşanmıştır. Ayrıca öğrenen merkezli öğretim stratejilerine uygun web tabanlı araçların kullanılması önem kazanmıştır. Bu makalede, hemşirelik eğitiminde uzaktan eğitimde eğitici rolleri, öğrenen merkezli öğretim stratejileri ve bunlara uygun araçların kullanımı konusunda bir çerçeve sunarak pandemi sonrası da eğitim programlarında kısmen devam edecek olan uzaktan eğitimde kalitenin sürdürülmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 2
  • 10.17049/ataunihem.883012
KADINA YÖNELİK EŞ ŞİDDETİ KONUSUNDA BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİ PERSONELİNİN TUTUMLARI
  • Nov 19, 2021
  • Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences
  • Çiğdem Ceri̇t + 1 more

Aim: One of the most important components of primary health care is services provided to women. The aim of this study is to reveal the attitudes of health staff working in primary health care towards women who have been subjected to violence.Method: The research is a descriptive and cross-sectional study conducted in the province of Kırklareli in September 2020. The population of the study consists of 686 healthcare professionals working in primary health care in Kirklareli. In the study, Turkish version of Attitudes and Practice of Health Care Providers Regarding Intimate Partner Violence Survey Scale was used. Descriptive and analytical statistics were used in the analysis of the data. The data were analyzed at 95% confidence level and p values less than 0.05 were considered significant.Results: 286 healthcare professionals participated in the study (N=286). 98 of the respondents are physicians (34.3%) and 188 (65.7%) are non-physician healthcare personnel and their average age is 40.56±10.03. The mean scale score of the participants was calculated as 103±6.24. It was observed that there was a statistically significant difference between the staff in the sub-dimensions of the Scale's Preparedness, Abuse Inquiry and Practitioner Lack of Control.Conclusion: In our study, it was determined that primary health care workers had some difficulties in detecting intimate partner violence against women. Considering that primary health care is a whole, efforts are needed to include all nurses, midwives and other personnel working in these services more into the process.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 2
  • 10.17049/ataunihem.889555
SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNİN BESLENME ALIŞKANLIKLARININ VE OBEZİTE RİSK DURUMLARININ İNCELENMESİ
  • Nov 16, 2021
  • Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences
  • Mesut Süleymanoğullari + 1 more

Amaç: Bu çalışmanın amacı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarını ve obezite risk durumlarını incelemektir. Yöntem: Çalışmada nicel araştırma modellerinden biri olan tarama (survey) modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Atatürk Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören 177’si kız ve 167’si erkek olmak üzere toplam 344 gönüllü katılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için ölçek kullanım ve etik kurul izinleri alınmıştır. Veri toplamak amacıyla kişisel bilgi formları ve “Beslenme Alışkanlıkları İndeksi (BAİ)” kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t testi ve Ki-Kare testi kullanılmıştır. Analiz sonuçları ise p<.05 anlamlılık düzeyine göre değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre kız ve erkek öğrencilerin yaş ortalamaları birbirine yakın değerdedir (20.19±1.96; 20.71±2.55). Erkek öğrencilerin boy (177.89±6.44) ve kilo ortalamaları (71.46±11.63) kız öğrencilerin boy (162.87±9.67) ve kilo (55.98±8.71) ortalamalarından daha yüksektir. Sonuç: Kız öğrencilerin beden kitle indeksi (BKİ) ortalamaları (22.53 ± 3.09) erkek öğrencilerin BKİ ortalamalarından (21.05±2.87) daha yüksektir ve her iki cinsiyetteki öğrenciler ‘Yetişkinlerde Obezite Sınıflandırılması’na göre normal kiloludurlar. Kız öğrencilerin beslenme alışkanlıkları indeks değeri 11.57; erkek öğrencilerin ise 11.64 olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre de kız ve erkek öğrenciler ‘orta derecede risk’ grubundadırlar.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 4
  • 10.17049/ataunihem.774630
Ebeveynlerin Sünnet Hakkındaki Bilgi Düzeylerinin ve Davranışlarının Değerlendirilmesi
  • Nov 16, 2021
  • Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences
  • İsa Çeli̇k + 3 more

Amaç: Bu araştırma 0-18 yaş arasında erkek çocuğu olan ebeveynlerin sünnet hakkındaki bilgi düzeylerinin ve davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır.Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlanmıştır. Araştırmada veriler sosyo-demografik veri toplama formu ve araştırmacılar tarafından geliştirilen Sünnet Bilgi Anketi ile toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir.Bulgular: Araştırmaya 163 ebeveyn katılmıştır. Katılımcıların; %53.4’ü (n=87) erkek, %65.6’sı (n=107) üniversite mezunudur. Katılımcıların Sünnet Bilgi Anketi puan ortalamaları 10.75±1.51 (min=5, max=13) olarak bulunmuştur.Sonuç: Sağlıklı bir sünnet süreci için ebeveynlerin ve sünneti gerçekleştirecek ekibin tüm aşamalara iş birliği içinde karar vermesi önemlidir. Güncel literatür ve rehberler ışığında hazırlanan bu çalışmanın daha kapsamlı çalışmaların yapılmasına ve ortak standartların oluşturulmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.17049/ataunihem.779100
AN INVESTIGATION OF THE CRITICAL THINKING ABILITIES OF NURSES IN GENERATION-X AND -Y: THE CASE OF ELAZIĞ
  • Nov 16, 2021
  • Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences
  • Fatoş Uncu + 2 more

Aim: The aim of this study was to examine the critical thinking skills of working nurses in generation-X and -Y. Method: This descriptive cross-sectional study was conducted between 10.01.2019-01.03.2019 in a hospital in Elazıg province, and 107 nurses from different generations participated in the study. Generation-X was selected from nurses born between 1965 and 1979 and Generation-Y was selected from nurses born between 1980 and 1999. "Personal Data Form" and “California Critical Thinking Disposition Inventory” were used in the collection of data. Number, percentage, average, and t-test were employed to evaluate the data. Results: The average age of the nurses participating in the study was 33.42±7.45 and the average of their professional working duration was 10.86±7.65 years. Also, 58.9% of nurses were female, 74.8% were married, 68.2% had undergraduate and graduate degrees. Forty-three percent of the nurses in the study stated that they knew the concept of critical thinking also 57% of the nurses in the study were in generation-Y. The mean California Critical Thinking Disposition Inventory scores of the nurses were 224.64±20.83 and their critical thinking skills were found to be low. Nurses received the highest score from the sub-dimension of analyticity (45.75±5.64) and the lowest score from the sub-dimension of open-mindedness (29.41±6.41) among the sub-dimension of the California Critical Thinking Disposition Inventory scale. The critical thinking tendencies of Generation-Y nurses were higher than those of generation-X and a significant difference was found (p<0.05). Conclusion: Critical thinking ability, which is considered to be effective in clinical decision making, was found to be low in the nurses participating in the study. It is necessary to remove the obstacles to critical thinking of nurses in nursing programs and to develop a curriculum on critical thinking. It is proposed to provide in-service training to improve the critical thinking skills of working nurses.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 3
  • 10.17049/ataunihem.780825
KANSER ETKİNLİĞİNE KATILAN BİREYLERİN KANSERE İLİŞKİN TUTUMLARININ BELİRLENMESİ
  • Nov 10, 2021
  • Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences
  • Çiğdem Kuralay + 2 more

Aim: This study was conducted to determine the attitude of the society towards cancer. Method: The data of the descriptive study were collected at the World CancerDay event on February 4, 2019. The universe of the study consists of individuals over the age of 18 who participate in cancer activity. It is aimed to reach the entire universe by not choosing the sample. The data were collected using a personal information form and &amp;quot;Attitude Scale Towards Cancer-CommunityVersion&amp;quot;. Data were analyzed using number, percentage, mean, t-test andanalysis of variance.Results: The average age of the participants in the study is 37.30±14.21. The mean score of the scale is 3.03±0.52, and the subscale mean scores are; Impossibility of recovery was 2.81±0.67 discriminationsub-dimension 3.46±0.65 and cancer detection / dissemination sub-dimensionwas 2.98±0.86. As age increases, negative attitude towards cancer increases (r: -,187 p:0.01).Conclusions: Participants in the study found negative attitudes towards cancer. Community-based education and information should be provided to prevent perceptions and attitudes towards cancer and cancer patients.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 5
  • 10.17049/ataunihem.767194
IĞDIR İLİNDE YAŞAYAN 15-49 YAŞ GRUBUNDAKİ KADINLARIN DOĞUM ÖNCESİ BAKIM ALMA SIKLIĞI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER
  • Nov 9, 2021
  • Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences
  • Özlem Karabulutlu + 1 more

Amaç: Araştırma 15-49 yaş grubundaki gebe kadınların doğum öncesi bakım alma sıklığını ve etkileyen faktörleri belirleme, verilen hizmetin uygunluğunu değerlendirme amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Kesitsel türdeki çalışmanın örneklemini Şubat-Temmuz 2018 tarihleri arasında Iğdır Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran ve çalışmaya katılmayı kabul eden 200 gebe oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında ‘Kişisel Bilgi Formu’, Doğum Öncesi Bakımda Yapılması Gereken Muayene ve Tetkikleri Değerlendirme Formu’ ve ‘Doğum Öncesi Bakımda Verilen Eğitim ve Danışmanlık Hizmetlerini Değerlendirme Formu’ kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma hesaplanmış, Pearson’s Chi-squared ve Fisher’s Exact Testi kullanılmıştır. Bulgular: Gebelerin yeterli sayıda doğum öncesi bakım alma oranı %83 iken aldığı doğum öncesi bakım hizmetini nitelikli bulan gebe oranı % 40.5’tir. Yapılan çalışmada gebelerin doğum öncesi bakım alma sıklığı ile gebelik sayısı, gebenin aile tipi, yaşayan çocuk sayısı, akraba evliliği ve kendiliğinden ya da isteyerek düşük yapmış olmakla istatiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur (p&amp;amp;lt;0.05). Doğum öncesi bakım alma sıklığı ile gebe yaşı, gebenin ilk evlilik ve ilk gebelik yaşı, görücü usulü evlilik yapmış olmak, gebeliğinin planlı olması, ölü doğum yapmış olmak, canlı doğup 5 yaş altı ölen çocuğunun olması, yaşanılan yer, sosyal güvence varlığı, gebe ve eşinin eğitim düzeyi, gebe ve eşinin düzenli gelir getiren bir işinin olması ve ailenin ekonomik durumu ile istatiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamıştır (p˃0.05). Sonuç: Çalışmanın yapıldığı grupta yeterli doğum öncesi bakım alan gebe oranına göre aldığı bakımı nitelikli olarak değerlendiren gebe oranı daha düşük bulunmuştur. Yeterli ve kaliteli hizmetin verilmesi için doğum öncesi bakım rehberinde yer alan tetkik, tedavi ve gebe eğitimlerine gerekli önem verilmelidir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 3
  • 10.17049/ataunihem.616340
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN DERİ KANSERİ VE GÜNEŞTEN KORUNMA HAKKINDAKİ BİLGİ VE DAVRANIŞ DÜZEYLERİ: KESİTSEL BİR ÇALIŞMA
  • Nov 9, 2021
  • Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences
  • Ayşe Nihal Koçak + 1 more

Amaç: Bu çalışma üniversite öğrencilerinin deri kanseri ve güneşten korunma hakkındaki bilgi ve davranış düzeylerini belirlemek amacıyla kesitsel olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini bir üniversitede 2015-2016 yılında örgün öğrenim gören 44.763 öğrenci oluşturmuştur. Örneklemini ise G-power analizi ile etki boyu düşük (0.10) %95 güç ve %80 güven aralığında 1634 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda geliştirilen Anket Formu, Deri Kanseri ve Güneş Bilgi Ölçeği ve Güneşten Korunma Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik paket programında (Version 15, Chicago IL, USA) değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda öğrencilerin %74.9’u kız, %25.1’i erkek olup, yaş ortalaması 20.26±2.12'dir. Öğrencilerin cinsiyetleri, ekonomik durumları, anne ve baba eğitim durumu, saç rengi, güneş alerjisi, deri hastalığı, güneş lekeleri, hayatının herhangi bir döneminde güneş yanığı geçirmesi, deri kanserinden korunabileceğine inanma durumları ile Deri Kanseri ve Güneş Bilgi Ölçeği puanları arasında; cinsiyetleri, en uzun yaşadıkları yer ve bölge, ekonomik durumları, anne ve baba eğitim durumu, saç rengi, ben sayıları, deri kanserinden korunabileceğine inanma durumları ile Güneşten Korunma Davranış Ölçeği puanları arasında fark bulunmuştur. Sonuç: Araştırma bulguları doğrultusunda öğrencilerin kişisel özellikleri ile deri kanseri, güneşe ilişkin bilgi ve güneşten korunma düzeyleri arasında fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.17049/ataunihem.646480
HEMATOLOJİ HASTALARINA BAKIM VERENLERİN YAŞAM KALİTESİ VE DEPRESYON DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
  • Nov 9, 2021
  • Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences
  • Selma Şahi̇n + 1 more

Amaç: Bu çalışma hematoloji hastalarına bakım veren bireylerin yaşam kalitesi ve depresyon durumlarının değerlendirilmesi amacıyla analitik ve tanımlayıcı olarak yapıldı. Yöntem: Araştırma kapsamına Temmuz-Eylül 2014 tarihleri arasında Hematoloji kliniğinde tedavi gören hastalara bakım veren 102 kişi alındı. Veriler bakım vericileri ve hasta bireyi tanıtıcı bilgi formu, bakım vericilerin yaşam kalitesi ölçeği ve Beck depresyon ölçeği kullanılarak toplandı. Araştırma için etik kurul ve kurum izni, katılımcılardan ise sözlü onam alındı. Veriler bağımsız gruplarda t, Mann Whitney U, Kruskall Wallis, varyans, korelasyon ve basit regresyon testleriyle analiz edildi. Bulgular: Bakım vericilerin ortalama yaşı 44.6±14.6, bakım alan hastaların ortalama yaşı 57.8±15.0, yaşam kalitesi toplam puan ortalaması 75.8±19.8 ve depresyon ölçeği puan ortalaması 15.7±7.8’dir. Bakım vericilerin %83.4’ünde depresyon olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda bakım vericilerin yaşam kalitesi ölçeği alt boyut ve ile depresyon toplam puan ortalamaları arasında negatif yönde ilişki bulunmuşken; (p<0.05), depresyonun yaşam kalitesini negatif yönde etkilediği (β=-0.322) ve yaşam kalitesinin %10.4’ünü yordadığı bulunmuştur (p=0.001). Sonuç: Bu çalışmada katılımcıların yaşam kalitesi puan ortalamaları orta düzeydedir ve büyük çoğunluğunda depresyon tespit edilmiştir. Hematoloji hastalarına bakım veren bireylerde yaşam kalitesi ve depresyon faktörlerinin ilişkisi önemlidir ve hemşirelerin bu anlamda önemli işlevleri vardır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 2
  • 10.17049/ataunihem.660456
GENÇLİK MERKEZİNİ KULLANAN ERGENLERDE (13-20 YAŞ) AKILLI TELEFON KULLANIMININ UYKU KALİTESİNE ETKİSİ
  • Nov 9, 2021
  • Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences
  • Merve Kolcu + 7 more

Amaç: Araştırma gençlik merkezini kullanan ergenlerde (13-20 yaş) akıllı telefon kullanımının uyku kalitesine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı nitelikte olan araştırma bir belediye bünyesinde hizmet veren gençlik merkezinde Mayıs-Ağustos 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini gençlik merkezinde kurs görmekte olan 13-20 yaş 400 kişiden oluşan ergen gençler, örneklemini ise araştırma kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 237 kişi oluşturmuştur. Veriler Tanıtıcı Form, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği Kısa Formu ve Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği ile toplanmıştır. İstatistiksel değerlendirmelerde yüzde, ortalama, standart sapma, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada gençlerin %94.5’inin akıllı telefona sahip, %72.6’sının da akıllı telefon kullanım amacının çoğunlukla sosyal medya olduğu bulunmuştur. Gençlerin akıllı telefon kullanımını internet kullanma amacı, akıllı telefon kullanılan zaman dilimi, akıllı telefon kontrolü ve kendini akıllı telefon bağımlısı olarak görmenin etkilediği saptanmıştır. Uyku kalitesini ise birlikte yaşadığı kişiler, uyuduğu odayı paylaşma durumu, barınılan yer, kendini akıllı telefon bağımlısı olarak görme ve uyku problemi yaşamanın etkilediği belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ergenlerin Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği Kısa Formu ve Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (r=0.219; p=0.048). Sonuç: Bu araştırmada ergenlerin Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği Kısa Formu ve Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Akıllı telefon kullanımı konusunda eğitim programlarının geliştirilmesi ve uygulanması önerilebilir.