Year Year arrow
arrow-active-down-0
Publisher Publisher arrow
arrow-active-down-1
Journal
1
Journal arrow
arrow-active-down-2
Institution Institution arrow
arrow-active-down-3
Institution Country Institution Country arrow
arrow-active-down-4
Publication Type Publication Type arrow
arrow-active-down-5
Field Of Study Field Of Study arrow
arrow-active-down-6
Topics Topics arrow
arrow-active-down-7
Open Access Open Access arrow
arrow-active-down-8
Language Language arrow
arrow-active-down-9
Filter Icon Filter 1
Year Year arrow
arrow-active-down-0
Publisher Publisher arrow
arrow-active-down-1
Journal
1
Journal arrow
arrow-active-down-2
Institution Institution arrow
arrow-active-down-3
Institution Country Institution Country arrow
arrow-active-down-4
Publication Type Publication Type arrow
arrow-active-down-5
Field Of Study Field Of Study arrow
arrow-active-down-6
Topics Topics arrow
arrow-active-down-7
Open Access Open Access arrow
arrow-active-down-8
Language Language arrow
arrow-active-down-9
Filter Icon Filter 1
Export
Sort by: Relevance
  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.33613/antropolojidergisi.1783475
Türkiye Geç Miyosen Gergedangiller (Rhinocerotidae) Fosil Taksonları
  • Dec 31, 2025
  • Antropoloji
  • Gülşah Güler

Bu çalışma, Türkiye’nin Geç Miyosen (MN 9–13) yaşlı lokalitelerinde kaydedilmiş Gergedangiller taksonlarını ele almaktadır. Amaç, Anadolu’daki taksonomik çeşitliliği ortaya koyarak bölgenin bu dönemdeki ekolojik ve paleobiyocoğrafi önemini tartışmaktır. Anadolu’da tanımlanan Gergedangiller türleri hem Avrupa hem de Asya kökenli formları içermekte ve kıtalararası faunal değişimlerin izlenebilmesine olanak sağlamaktadır. Aceratheriinae ve Rhinocerotinae alt familyalarının bir arada bulunması, bölgede farklı beslenme stratejilerinin sürdürülebildiğini ve çevresel çeşitliliğin fazla olduğunu göstermektedir. Chilotherium ve Acerorhinus gibi cinslerin geniş dağılımları, Anadolu’nun farklı ekolojik koşullara ev sahipliği yaptığını ortaya koymaktadır. Bu durum, Geç Miyosen boyunca Anadolu’nun hem otlaklara uyum sağlamış hem de ormanlık ortamlara adapte olmuş türler için uygun yaşam alanları sunduğunu düşündürmektedir. Paleobiyocoğrafi açıdan bakıldığında, Anadolu’nun “biyolojik köprü” işlevi öne çıkmaktadır. Avrupa’ya özgü bazı türlerin doğuya, Asya kökenli formların ise batıya doğru yayılımında Anadolu kritik bir geçiş alanı oluşturmuştur. Bu çift yönlü bağlantılar, Anadolu’yu yalnızca bir geçiş güzergahı değil, aynı zamanda türlerin çeşitlenmesi ve yeni uyum stratejilerinin ortaya çıkması açısından önemli bir merkez hâline getirmiştir. Sonuç olarak, Türkiye Geç Miyosen Gergedangilleri, Anadolu’nun Avrasya ölçeğinde ekolojik ve evrimsel süreçlerdeki merkezi rolünü vurgulamaktadır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.33613/antropolojidergisi.1701845
Yaşlı olmayı öğrenmek: Modernleşme bağlamında yaşlanma antropolojisi ve yaşlılık
  • Dec 31, 2025
  • Antropoloji
  • Seher Çataloğlu

Bu çalışma, yaşlanmanın salt biyolojik değil; kültürel, toplumsal ve siyasal olarak inşa edilen çok katmanlı bir deneyim olduğunu savunmakta ve bu bağlamda yaşlanma antropolojisinin tarihsel olarak geç gelişen kurumsallaşmasını açıklayıcı bir perspektifle ele almaktadır. Modernleşme süreciyle birlikte yaşlılık, üretkenlikten uzaklaştırılarak marjinalleştirilmiş; medikalizasyon ve biyopolitika aracılığıyla da izlenen, sınıflandırılan ve yönetilen bir toplumsal kategoriye indirgenmiştir. Bu durum, yaşlı bireylerin öznelliğini görünmez kılarken, bireysel anlam üretimi ve toplumsal faillik potansiyelini de gündeme getirmiştir. Çalışma, yaşlılığa ilişkin kültürel temsilleri, yaş ayrımcılığı biçimlerini ve disiplinin bu alandaki gecikmiş ilgisini ele alarak, antropolojinin yaşlılık konusuna yaklaşımında nasıl yeniden konumlanabileceğini tartışmaktadır. “Yaşlı olmayı öğrenmek” kavramı üzerinden, yaşlı bireylerin kültürel kabullere karşı geliştirdiği direniş pratikleri ve anlatılara değinilmiştir. Bu çalışma, yaşlanma antropolojisinin yaşlılığa dair epistemolojik ve etik sorumlulukların yanı sıra, yaşlılığa dair bilgi sistemlerini, kültürel kabulleri ve iktidar ilişkilerini sorgulayan eleştirel bir alan olarak yeniden düşünmeyi önermektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.33613/antropolojidergisi.1734201
“Geçmişini arayan entelijansiya”: Eski Türklerden modernleşen Türkiye’ye ulus inşasında mitler ve toplumsal cinsiyet
  • Dec 31, 2025
  • Antropoloji
  • Yağmur Dönmez + 1 more

Kendine ait bir kimlik oluşturma, bütün uluslar için temel hedef olmakla birlikte Batı dışı entelijansiya açısından ayrı bir öneme sahiptir. Modernleşme teorisi çerçevesinde Batı’daki “gelişmeler” örnek alınarak Batı yakalanmaya çalışılmış fakat bu durum kültürel açıdan da Batı’nın bir kopyası olma, başka bir ifadeyle “kendi”liğini yitirme tehdidini beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda kadın, kimliğini ve özünü kaybetmeden modernleşme hedefinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Modernleşen Türkiye söz konusu olduğunda da aydınların köklere dönüş yaparak eski Türk mitolojisinden ve kültüründen ilham aldıkları görülmektedir. Dönemin önemli aydınlarından biri olan Ziya Gökalp, bu sürece öncülük etmiş ve mitolojik anlatılarda kadın imgesini kullanarak ulusal kimliğin güçlendirilmesine katkı sağlamıştır. Bu makale, eski Türk mitolojisindeki dişil öğelerin anahanlıktan babahanlığa geçiş sürecindeki dönüşümünü ve Ziya Gökalp’in bu mitlerdeki eril ve dişil öğeleri kullanımını değerlendirmektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.33613/antropolojidergisi.1659781
Üst Paleolitik Dönemde Beslenme Stratejileri ve Üçağızlı I Mağarası
  • Dec 31, 2025
  • Antropoloji
  • Ayşen Açıkkol

Üst Paleolitik Dönem, erken modern insanların Afrika’dan diğer kıtalara yayılımı ile karakterizedir. Bilişsel kapasitesi yüksek, anatomileri bizimle neredeyse aynı olan bu erken avcı-toplayıcılar zamanla farklı coğrafya ve ekolojik nişlerde farklı beslenme stratejileri geliştirmişlerdir. Değişen koşullara yüksek uyum kapasitesi, bu insanların hayatta kalma başarısının anahtarıdır. Bu araştırmada zooarkeolojik ve paleoekolojik verilerden yola çıkarak Üst Paleolitik Dönemde yaşayan erken modern insanların beslenme örüntüleri ele alınmıştır. Bu amaçla, Geç Pleistosen’deki iklim değişimlerini ve avlanma-beslenme stratejilerindeki farklılığı en iyi yansıtan Paleolitik sitelerden biri olan Üçağızlı I Mağarası 2007- 2020 zooarkeoloji verileri temel alınarak, Batı Avrasya’daki diğer Üst Paleolitik sitelerine ait veriler araştırılmış ve Üst Paleolitik Dönem’deki genel beslenme örüntüsü açıklanmaya çalışılmıştır. Üst Paleolitik’in erken dönemlerinde, bölgeden bölgeye farklılık gösteren büyük karasal hayvanlarının avlanmasına ve toplayıcılığa dayanan beslenme, dönemin sonlarında çeşitlenmeye başlamış, daha kompleks aletlerin geliştirilmesiyle avlanan küçük ve hızlı av hayvanları ve denizel kaynaklar beslenmede daha fazla yer tutmaya başlamıştır. Bu süreç, zooarkeolojide artan diyet genişliği olarak adlandırılır. Hem Üçağızlı I Mağarası hem de Eski Dünya’daki pek çok site, modern insanların diyet listesindeki besin maddelerinin artışına ışık tutar.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.33613/antropolojidergisi.1704322
Cultural memory through food: Identities after forced migration
  • Dec 31, 2025
  • Antropoloji
  • Arzu Durukan

This study aims to explore the impact of forced migration on the eating habits of migrants. It also seeks to determine whether people who have experienced forced migration have transmitted the foods they consider their own to future generations. For this purpose, in-depth interviews were conducted with 13 families who migrated to Türkiye. After World War II, approximately 500,000 Bosnians, Albanians, and Pomaks in Yugoslavia and Bulgaria were forced or encouraged to leave their lands. Türkiye accepted these migrants at that time. Long before these migrations, Crimean Tatars had begun migrating to the Ottoman Empire when the Russian army entered Crimea in 1771, and this migration continued throughout the 19th century. The participants in the study are members of families who experienced these migrations. According to the interviews, although Türkiye welcomed the migrants after the forced migration, the newcomers experienced difficulties in adaptation. They went through a process of acculturation as they became familiar with Turkish cuisine and culture, integrating many Turkish dishes into their own culinary traditions. However, the best way for them to ease their longing for home was to continue cooking and eating their traditional dishes, at least on special occasions. They sought to pass on their culinary knowledge and signature recipes to future generations, and the younger generations regarded this food culture as a part of their family’s historical heritage and identity. Despite the fast pace of life in a changing world, they have continued to cook and consume these traditional foods.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.33613/antropolojidergisi.1661567
Günümüz annelerinin Türk halk kültüründeki lohusalık ritüellerine yönelik tutumu: Gaziantep ili örneği
  • Dec 31, 2025
  • Antropoloji
  • İpek Agcadağ Çelik

Geçiş dönemlerinden biri olan doğumun sadece fizyolojik değil sosyo-kültürel yönleri de bulunmaktadır. Bebeğin yaşama başlangıcını, kadının ise yeni bir toplumsal statüye, anneliğe, geçişini ifade eden bu geçiş dönemi için her toplum kendine özgü ritüeller geliştirmiştir. Türk folklorunda bu ritüeller, bebeğin ve annenin doğum sonu dönemi (lohusalık) sağlıklı bir şekilde atlatmaları için oluşturulmuştur. Geçmiş yıllarda anne ve bebek sağlığıyla ilgili geleneksel bakış açısı ve uygulamaların yaygınlığı, tıbbi ve teknolojik imkanların yetersizliği ve demonik varlıklardan duyulan korku gibi sebepler lohusalık ritüellerinin şekillenmesinde etkili olmuştur. Bu çalışma, uzun bir tarihsel geçmişe sahip olan Türk lohusalık ritüellerinin günümüzde ne ölçüde yaşatıldığı sorusundan hareketle ortaya çıkmıştır. Nitel araştırma yöntemiyle tasarlanan ve veri toplama tekniği olarak derinlemesine görüşmeden (mülakat) yararlanılarak Gaziantep kent merkezinde gerçekleştirilen alan araştırmasında, lohusalık dönemini henüz atlatmış kadınların lohusalık ritüellerinden hangilerini, kimlerle, ne şekilde, neden gerçekleştirdiğine ve sağlık hizmetlerine yönelme davranışlarına odaklanarak söz konusu ritüellere yönelik bakış açıları ve tutumları tespit edilmiştir. Böylelikle günümüzde varlığı devam ettiren ve değişime uğrayan lohusalık ritüellerinin yanı sıra kaybolmaya yüz tutmuş olanlar da ortaya çıkarılmıştır. Bu durumun nedenleri arasında tıbbi imkânlardaki artış, sağlık hizmetlerine erişimin artışı, lohusaya ve bebeğe yönelik bakış açısının değişimi ve kadınların eğitim düzeylerindeki yükseliş gibi faktörler sıralanabilmektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.33613/antropolojidergisi.1691980
Bovidae (Mammalia, Artiodactyla) Evrimi ve Anadolu'nun Rolü
  • Dec 31, 2025
  • Antropoloji
  • Özge Kahya Parıldar

Bu çalışma, Bovidae (boynuzlugiller) ailesinin evrimsel tarihini ve Anadolu’nun bu süreçteki rolünü ele almaktadır. Bovidae, geniş habitat yelpazesinde yaşayan, çeşitliliği ve çevresel değişimlere adaptasyon yetenekleriyle dikkat çeken bir memeli grubudur. Ailenin evrimi, Miyosen Dönem’deki (son 23 milyon yıl) iklimsel ve coğrafi değişimlerle şekillenmiştir. Moleküler ve morfolojik çalışmalar, Bovidae’nin erken evriminin karmaşıklığını ve sistematik zorluklarını ortaya koymuştur. Makale, özellikle Anadolu’daki Miyosen lokalitelerinden elde edilen fosil kayıtlarının, Avrasya bovid faunasının göç yolları ve adaptasyon süreçlerinin anlaşılmasındaki önemini vurgulamaktadır. Anadolu, Greko-İran biyocoğrafik hattı üzerinde kritik bir köprü görevi görmüş; yerel bovid toplulukları, çevresel çeşitlilik ve evrimsel dinamikler açısından önemli bilgiler sunmuştur. Çalışmada, Çorakyerler, Kemiklitepe ve Akkaşdağı gibi lokalitelerden elde edilen verilerle, Anadolu’nun farklı dönemlerde farklı bovid topluluklarına ev sahipliği yaptığı gösterilmiştir. Sonuç olarak, Miyosen boyunca Anadolu, bovid evrimi ve biyocoğrafyasının anlaşılmasında merkezi bir alan teşkil etmiş; elde edilen paleoekolojik ve paleobiyocoğrafik veriler hem bovidlerin hem de diğer memeli gruplarının evrimsel geçmişinin aydınlatılmasına katkı sağlamıştır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.33613/antropolojidergisi.1682171
Güvercin severlik ve insan-hayvan ilişkilerini yeniden düşünmek: Ankara örneği
  • Dec 31, 2025
  • Antropoloji
  • Alaattin Oğuz

Modern kent yaşamı, özgürlük ve kapatılma arasında kendine özgü bir ikilik üretir. Weber'in "demir kafes" metaforunda belirttiği endüstriyel kent ortamlarında kaçış tutumunu tetikleyen, insan-hayvan ilişkileri temelinde, özellikle de güvercin yetiştiriciliği aracılığıyla duygusal ve sembolik kaçış mekanizmalarının inşa edildiği bir vasat kaçınılmaz olmaktadır. Ankara'da bazı güvercin besleme ve sosyalleşme alanlarında yürütülen bu saha çalışmasında, güvercinlerin yalnızca hobi ya da rekabet nesnesi olarak değil, aynı zamanda terapi, birlikte yolculuk ve yer yer eril kimliğin sembolik uzantısı olarak hizmet ettiği ileri sürülmektedir. Claude Lévi-Strauss’un sınıflandırma sistemi ve romantik doğaya dönüşçülük çerçevesinde kaleme alınan çalışma, hayvanların insan sosyalleşmesindeki ve etik kriterlerindeki sembolik pozisyonunu, metropol yaşamının ürettiği romantik-doğacı refleksleri ve insan-hayvan bağlarının ilişkisel ekolojisi çerçevesinde incelemektedir. Özellikle çatı, arka bahçe ve kamusal toplanma ortamlarında güvercin beslemek, yetişkin erkekler dünyasında duygusal aidiyeti, etik etkileşimi, doğanın estetik ve masumiyetine duyulan özlemi yeniden inşa ederek, kentsel yabancılaşmaya ve belirsizliğe karşı bir mikro direnç biçimidir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.33613/antropolojidergisi.1851858
III. Uluslararası Antropoloji Bilimleri Kongresi (ICAS 2025) Üzerine Bir Değerlendirme
  • Dec 31, 2025
  • Antropoloji
  • Öznur Gülhan + 2 more

Türkiye’de antropoloji disiplininin kurumsallaşmasının 100. yılı dolayısıyla düzenlenen III. Uluslararası Antropoloji Bilimleri Kongresi (3rd International Congress of Anthropological Sciences – ICAS 2025), antropolojinin farklı alt alanlarını bir araya getiren kapsamlı bir bilimsel platform sunmuştur. 24–26 Ekim 2025 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde gerçekleştirilen kongre; biyolojik antropoloji, paleoantropoloji, adli antropoloji, sosyal/kültürel antropoloji ve antropoloji tarihi alanlarından araştırmacıların katılımıyla disiplinlerarası bir yapı sergilemiştir. Kongre kapsamında düzenlenen bilimsel oturumlar, poster sunumları, davetli konuşmalar ve tematik panel aracılığıyla, antropolojinin tarihsel gelişimi, güncel kuramsal ve yöntemsel yaklaşımları ile disiplinin toplumsal ve uygulamalı boyutları çok yönlü biçimde ele alınmıştır. Türkiye’den ve farklı ülkelerden davetli konuşmacıların katkıları, kongrenin uluslararası niteliğini güçlendirmiş; özellikle genç araştırmacıların ve lisansüstü öğrencilerin etkin katılımı, disiplinin geleceğine yönelik tartışmalar için önemli bir zemin oluşturmuştur. Bilimsel programın yanı sıra gerçekleştirilen saha ziyareti ve sosyal etkinlikler, kongrenin akademik içeriğini deneyimsel bir boyutla tamamlamıştır. Türkiye’de antropolojinin 100. yılı vesilesiyle düzenlenen bu kongre, disiplinin geçmişine yönelik eleştirel değerlendirmeler ile geleceğe dönük bilimsel üretim ve iş birlikleri açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilmektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.33613/antropolojidergisi.1657186
Antropolojik açıdan suç
  • Dec 31, 2025
  • Antropoloji
  • Cumali Çatak + 1 more

Bu çalışma, suçun yalnızca ceza hukukuna indirgenemeyeceğini; kültürel, ekonomik ve toplumsal dinamiklerle şekillenen çok boyutlu bir süreç olduğunu ve evrensel bir tanımının oluşturulmasının güçlüğünü vurgulamaktadır. Literatürde yer alan araştırmalardan yola çıkılarak, her toplumun kendi normları, deneyimleri, iktidar ilişkileri ve ekonomik koşulları doğrultusunda suçu farklı biçimlerde yorumladığı ve bu nedenle suçun bu özelliklerine göre uygun araştırma yöntemleriyle değerlendirilmesi gerektiği ortaya konmaktadır. Çalışmada, toplulukların ritüelleri, akrabalık yapıları ve inanç sistemleri aracılığıyla suçun meşrulaştırılma biçimleri incelenmekte; etnografik yöntemlerin kullanımıyla günlük yaşamın derinliklerine inerek suçun sembolik ve kültürel boyutlarını açığa çıkarmaya odaklanılmaktadır. Benzer şekilde, kültürel kriminoloji de etnografik yöntemi kullanarak kültürün hem dinamik süreçlerini hem de yerleşik uygulamalarını dikkate almakta; böylece suçun toplumsal temsillerini ve sembolik yapısını tartışmaktadır. Ekonomik kriz, savaş ve göç gibi makro düzey faktörlerin de suçun biçimlenmesinde etkili olduğu vurgulanmakta ve bu durum, disiplinler arası yaklaşımların önemini gözler önüne sermektedir. Sonuç olarak, suçun tek boyutlu analizlerle anlaşılamayacağı ve toplumsal, kültürel ile ekonomik etkenlerin bütüncül değerlendirilmesiyle politika geliştirilmesinin kaçınılmaz olduğu görülmektedir. Bu bağlamda çalışma, suçun tanımlanmasında yerel kültürel kodların ve sosyal yapıların rolünü derinlemesine tartışarak suçun yalnızca bireysel bir sapma değil, aynı zamanda toplumsal bellek ve kimlik inşasıyla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Böylece, disiplinler arası yöntemlerin kullanımıyla suçun daha kapsamlı biçimde anlaşılması sağlanmakta ve politika oluşturma süreçlerinde yeni yaklaşımlara kapı aralanmaktadır. Bu yaklaşım, mevcut tartışmaların derinleşmesine olanak tanıması bakımından önem taşımaktadır.