Articles published on Yer Alan
Authors
Select Authors
Journals
Select Journals
Duration
Select Duration
1149 Search results
Sort by Recency
- Research Article
- 10.33432/ybuhukuk.1673828
- Aug 2, 2025
- Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi
- Elif Merve Efiloğlu
Adi ortaklık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen ortaklıklardan kendisine has özellikleri ile ayrılmakla beraber kolayca kurulabilmesiyle günlük hayatın içerisinde sıklıkla karşımıza çıkan, şekli sınırlamalardan uzak bir ortaklıktır. Ortaklığın temelinde sermayenin değil, her bir ortağının, birbirine duyduğu güvenin bulunduğu görülmektedir. Adi ortaklığın ticaret ortaklıklarından farklı bir konumda yer alma nedenlerinden bir tanesi, tüzel kişiliğe sahip olmamasıdır. Tüzel kişiliğin bulunması ve bulunmaması haline göre ortaklık ile üçüncü kişi arasında kurulacak olan ilişki üzerinde farklılık meydana gelecektir. Zira tüzel kişiliğin bulunmaması, üçüncü kişiler ile ortaklık arasında bir perde oluşturulmasını engelleyeceğinden, kurulacak olan hukuki ilişkilerin sonuçlarının doğrudan ve sınırsız bir şekilde ortaklara yansıması anlamına gelir. Bu durumun neticesinde adi ortaklığın zorunlu organları aracılığı ile temsilinin gerçekleşme imkânı da ortadan kaldırılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda hukuki bir temele sahip olan adi ortaklığın temsili, aynı kanunun 637. ve 638. maddelerinde ele alınmış olmakla, temsile ilişkin genel hükümlerde yer alan düzenlemelerin, niteliği ile bağdaştığı oranda adi ortaklık için de uygulanacağı kabul edilmektedir. Bu çalışmada, adi ortaklığı oluşturan ortakların üçüncü kişiler ile ilişkilerinde yetkisiz temsilin ne şekilde gerçekleşebileceği tartışılmaktadır.
- Research Article
- 10.37669/milliegitim.1509689
- Aug 1, 2025
- Milli Eğitim Dergisi
- Yelda Kökçü
Eğitim-öğretim ortamında materyal kullanımı, kullanıcılara; bilgiyi somutlaştırma, eğlenceli sınıf ortamı oluşturma, bilginin kalıcılığını artırma, yaparak yaşayarak öğrenme, temel dil becerilerinin etkili kullanımı noktalarında kolaylıklar sağlamaktadır. Türkçe öğretmenliği lisans programında seçmeli dersler arasında yer alan “Türkçe Öğretiminde Materyal Tasarımı” dersi aracılığıyla söz konusu amaçlara ulaşmak hedeflenmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkçe öğretmeni adaylarının Türkçe Öğretiminde Materyal Tasarımı dersi kapsamında hazırladıkları materyallerden örnekler sunmak ve öğrencilerin derse yönelik görüşlerini tespit etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 güz döneminde bir devlet üniversitesinin Türkçe öğretmenliği bölümünde öğrenim gören toplam 22 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma nitel araştırma desenlerinden olgubilimsel (fenomenolojik) desende yürütülmüş olup veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme kılavuzu kullanılmıştır. Elde edilen veriler, MAXQDA nitel veri analiz programı kullanılarak içerik analizi tekniğine göre analiz edilmiş ayrıca öğrencilerin ders kapsamında hazırladıkları materyallerden örnekler sunulmuştur. Çalışmanın sonuçlarına göre öğretmen adaylarının Türkçe derslerinde materyal kullanımına yönelik genellikle olumlu görüşlere sahip oldukları ancak materyal tasarlama sürecinin bazı aşamalarında zorluk yaşadıkları belirlenmiştir.
- Research Article
- 10.37669/milliegitim.1521318
- Aug 1, 2025
- Milli Eğitim Dergisi
- Başak Beyaz + 1 more
Bu araştırmanın amacı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Milli Eğitim Kültür Bakanlığı (KKTC MEKB) Ortaöğretim Kurumlarında görev yapan müzik öğretmenlerinin müzik öğretmeni atama sınavlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada nitel araştırma modellerinden durum çalışması deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada durum çalışması desenlerinden iç içe geçmiş tek durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu müzik öğretmenliği bölümü mezunu veya konservatuar mezunu olup pedagojik formasyon alarak devlet öğretmenliğe giriş sınavında başarılı olarak KKTC’deki devlet okullarına atanan 30 müzik öğretmenleri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formları ile veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler, nitel analiz yöntemlerinden betimsel ve içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, müzik öğretmenliği bölümünden mezun olan katılımcılara göre öğretmen atama sınavında yer alan sorular ile lisans eğitimi ders içeriklerinin ilişkili olmadığı, buna karşın, konservatuardan mezun olan katılımcılara göre ilişkili olduğu saptanmıştır. Araştırmada katılımcılara göre devlet okullarında kullanılan temel eğitim programının öğretmen atama sınavı soruları ile ve temel eğitim programıyla da ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır.
- Research Article
- 10.47139/balted.1637146
- Jul 31, 2025
- Balkanlarda Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları
- Serkan Derin
Bu makale, Osmanlı arşivlerinde yer alan ve Eflak Voyvodası Nikola Mavroyani için Şakir mahlaslı bir şair tarafından yazılmış şiirleri konu edinmektedir. Mavroyani’nin hayatına ve Osmanlı hizmetindeki faaliyetlerine kısaca değinilmekle birlikte, odak noktası onun için yazılmış şiirlerin edebi ve tarihî bağlamda değerlendirilmesidir. Nikola Mavroyani, 18. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti’nde önemli görevlerde bulunmuş, Eflak Voyvodalığı görevine getirilmiş ve 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Eflak’ı savunmakla görevlendirilmiştir. Sadakati ve kahramanlığı, dönemin belgelerinde övgüyle anılmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi’nde bulunan ve C.MF. 71-3538 numaralı belgede yer alan şiirler arasında iki koşma, yedi gazel ve bir kaside bulunmaktadır. Şiirlerde tarihsel olayların, özellikle Osmanlı-Rus Savaşı’nın izleri dikkat çekmektedir. Şakir, Mavroyani’nin sadakatini, savaşta gösterdiği başarıları ve Osmanlı Devleti’ne bağlılığını sıklıkla vurgulamaktadır. Avusturya ve Rus saldırıları, savaş sırasında düşmandan alınan kesik başların İstanbul’a gönderilmesi, İstanbul’un iaşesinde Eflak ve Boğdan’ın rolü gibi tarihî olaylara şiirlerde kendine yer bulur. Ayrıca Mavroyani’nin Şakir’e sincap kürkü hediye etmesi üzerine yazılan muvaşşah gazel gibi bireysel ilişkilere dair örneklere rastlanmaktadır. Yine, Aziz Nikola Günü vesilesiyle yazılan bir gazel, Mavroyani’ nin Hristiyan kimliğine yapılan bir göndermeye örnek teşkil etmektedir. Bu bağlamda şiirler edebiyat ile sosyal hayat arasındaki ilişkilere örnek oluşturabilecek metinlerdendir.
- Research Article
- 10.20322/littera.1730541
- Jul 31, 2025
- Littera Turca Journal of Turkish Language and Literature
- Öznur Özer
XIX. yüzyıl klasik Türk edebiyatı şairlerinden biri olan Sâlih Fâik, yaşadığı dönemin edebî, dinî, siyasi vb. izlerini taşıyan eserleriyle dikkat çekmektedir. Özellikle Peymâne adlı eserinde yer alan II. Abdülhamid methiyesi şairin edebi kimliğini yansıtması ve padişaha olan bağlılığını yansıtması bakımından önemlidir. Şair şiirlerinde genellikle geleneğe bağlı kalmıştır. Dîvân’ı dışında çeşitli şairlerin rubailerine yer verdiği Peymâne, bin hadîs-i şerif şerhinin bulunduğu Elfiyyetü’s-Seniyye fi’l-Âdâbi’l-Ahmediyye ve vezinle ilgili yazdığı risâlesi Arûz-ı Türkî olmak üzere toplam dört eseri mevcuttur. Sâlih Fâik’in Peymâne adlı eserinde yer alan ve çalışmamıza konu olan methiyesi “Der Sitāyiş-i Pādişāh-ı Bı̇̄-müdānı̇̄ Sulṭān ᶜAbdü’l-Ḥamı̇̄d-i S̱ānı̇̄” başlığını taşımaktadır. Şair bu methiyede dönemin padişahı olan II. Abdülhamid’in ihtişamından, dinî ve siyasi gücünden bahsederek padişahı methetmiştir. Bununla birlikte devlet yönetimini överek döneminde yaptığı ıslahatlara değinmiştir. II. Abdülhamid sayesinde her yerde okulların açılmasıyla birlikte eğitime verilen önemin artmasından bahsetmiştir. Ayrıca bu dönemde huzurun ve barışın sağlanarak adaletli ve güvenli bir ortamın oluştuğunu dile getirmiştir. Özellikle XIX. yüzyılda padişaha yazılan methiyelere pek rastlanılmadığı bilinmektedir. Dönemin şartları göz önünde bulundurulduğunda çalışmaya konu olan II. Abdülhamid methiyesine Peymâne adlı eserin başında yer verilmesi dikkat çekmektedir. Çalışma nitel araştırma yöntemine dayanmaktadır. Öncelikle Sâlih Fâik’in hayatı ve edebi kimliği literatür taramasında yer alan kaynaklar doğrultusunda açıklanacak ve eserleri tanıtılacaktır. Ardından manzumenin şekil ve muhteva yönünden analizi yapılarak incelenecek ve transkripsiyonlu metnine yer verilecektir. Döneminin nadir ve ustalıkla yazılmış önemli eserlerinden biri olan methiyenin bu çalışmayla birlikte gün yüzüne çıkarılması ve ilim dünyasına tanıtılması amaçlanmıştır.
- Research Article
- 10.20322/littera.1638843
- Jul 31, 2025
- Littera Turca Journal of Turkish Language and Literature
- Ece Yurtseven
Dede Korkut hikâyeleri, İslamiyet etkisindeki dönemde yazıya geçirildiği için Şamanist inanç izlerinin yanı sıra İslamî unsurlar da barındırmaktadır. Kilisli Rifat’ın Kitab-ı Dede Korkud adlı eseri, Dede Korkut hikâyelerinin Türkiye’deki ilk yayımı olarak kabul edilmektedir. “Basat’ın Tepegöz'ü Öldürdüğü Boy” adlı hikâye, Dede Korkut’ta yer alan on iki hikâyenin sekizincisidir. Hikâyede Basat isminde bir gencin Tepegöz adlı tek gözlü bir devi öldürmesi anlatılır. Gayrimeşru bir ilişkiden doğmuş olan Tepegöz, Oğuzların başına bela olmuştur. Kökeni mitolojik unsurlara dayanan bu anlatıda, Tepegöz karakteri üzerinden insan ve doğa arasındaki ilişki vurgulanır. Basat karakteri ile Dede Korkut'ta sıkça yer alan kahramanlık ve cesaret temaları işlenirken Tepegöz karşı değerleri temsil etmiştir. Tepegöz ile fiziksel açıdan benzerlik gösteren yaratıklara rastlanabilen bir diğer anlatı ise Homeros’in Odysseia’sıdır. Oğuz destanındaki Tepegöz ile Homeros’in Odysseia’sındaki Polyphemus adlı karakterlerin olumsuz değerleri sembolize etme ve toplumdan dışlanma gibi yönleri sebebiyle birbirleriyle benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Tek gözlü bir fiziksel görünüşe sahip, dev gibi bir yaratık olduğu için Tepegöz, Polyphemus gibi, bir kiklop olarak sınıflandırılmıştır. Destanlar arasındaki paralellik yalnızca karakterlerin fiziksel özellikleriyle sınırlı değildir. Her iki anlatıda belirtilen karşıt değerleri temsil eden karakterlerin toplumdan uzakta yer alan mağarada savaştıkları bir kahraman tarafından gözlerinin kör edilmesi ile sona eren olay örgüsü büyük ölçüde koşutluk göstermektedir. Bu çalışmada “Basat’ın Tepegöz’ü Öldürdüğü Boy” adlı Dede Korkut hikâyesi Tepegöz karakterinin özellikleri bakımından incelenmiş ve Tepegöz, başta Homeros’in Polyphemus’u olmak üzere kiklop olarak sınıflandırılmış olan başka yaratıklarla karşılaştırılmıştır. Aynı zamanda diğer akademik yayınlarda tespit edilmiş olan, Tepegöz’ün anlatısında hikâyenin diğer bölümleriyle tutarsız bir şekilde işlenen yüzük motifi; Homeros’in “guest gift” temasıyla ilişkilendirilip önceden ortaya koyulmuş çalışmalara da değinilerek açıklanmış ve iki anlatının ana karakterleri arasındaki farklılıkları izah etmek için kullanılmıştır.
- Research Article
- 10.37599/ceviri.1679644
- Jul 31, 2025
- Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi
- Yeşim Sönmez Dinçkan
İklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın artık ciddi bir sorun olarak karşımıza çıktığı günümüz dünyasında çeviribilimin de bu konudaki olası rolünün farkına vararak çaba sarf etmesi gerektiği ifade edilmektedir. Badenes & Coisson, çevirmenlerin dizgesel bir değişikliğe etki edebilmeleri için kullanabilecekleri üç farklı eko-çeviri yaklaşımından söz eder. Bunlardan birincisi; doğanın kaynak metinde kendi sesinin olduğu ancak çeviride bu sesin susturulduğu yazın yapıtlarını tekrar okumak ve bu bilinçle tekrar çevirmek; ikincisi, ekolojik bir dünya görüşü sunan ancak henüz çevrilmemiş yapıtları çevirmek; üçüncüsü de aslen ekolojik bir bakış açısı sunmayan yapıtları manipülasyon yolu ile çevirmek ve bu sayede yeni ve artık ekolojik olarak nitelendirilebilecek bir metin yaratmaktır (2015, s. 360). Çeviribilimciler için bunu yapmanın bir yolu da bugünün çocukları yakın geleceğin yetişkinlerinin yalnızca eğitici kitaplarla değil aynı zamanda yazın yapıtları aracılığıyla bu farkındalığı kazanmasına yardımcı olmaktır. Bu çalışmada, bu amaçla, Shannon Hale tarafından (yeniden) yazılmış The Goose Girl (2005) adlı çocuk romanının İngilizceden Türkçeye çevirisi eko-çeviri bağlamında incelenmiştir. Badenes & Coisson’un ikinci yaklaşımında dile getirdiği üzere ekolojik bir dünya görüşü sunan romanın çevirisinde bu bakış açısının ne ölçüde yansıtıldığı konusu ele alınmıştır. İncelemede, romanda yer alan çevreci bakış açısının örneğin hayvanların birinci tekil şahıs olarak konuşturulmasının ve sıklıkla doğayla ilgili terimleri kullanarak yaratılan söz sanatlarının çeviride erek dil ve kültüre ne ölçüde aktarıldığı örneklerle irdelenmiştir. Son olarak da örneklerden elde edilen veriler eko-çeviri bağlamında yorumlanmıştır.
- Research Article
- 10.57114/jswrpub.1587912
- Jul 31, 2025
- Uluslararası Sosyal Hizmet Araştırmaları Dergisi
- Lale İzci + 1 more
Dijital çağın hızla gelişmesiyle çocuk haberleri ve çocuğa yönelik suçlar internet medyasında ve sosyal medyada sıkça yer almaya başlamıştır. İnternet haberlerinin daha çok okuyucuya ulaşma gücü göz önünde bulundurulduğunda çocuğa yönelik cinsel istismar ve taciz suçlarının haber değerinin yüksek olmasından dolayı bu suçlar toplumda geçmişe oranla daha görünür hale gelmeye başlamıştır. Bu durum medyada yer alan çocuk istismarı ve taciz suçlarının, çocuk hakları ve çocuğun yüksek yararı ilkesine uygun hareket edilip edilmediği sorusunu da gündeme getirmektedir. Bu çalışmada 2023 yılı içerisinde internet basınına yansıyan çocuk istismarı ve çocuk tacizi suçlarına yönelik çıkan haberler irdelenerek bu suçların günümüzdeki durumu ve internet medyasında sunumlarına ilişkin bir değerlendirme yapılması hedeflenmiştir. Yapılan analiz neticesinde; 7-11 yaş grubu kız çocuklarının, yakın sosyal çevresinde bulunan erkekler tarafından daha fazla istismara uğradığı tespit edilmiştir. Her ne kadar çıkan haberlerde çocuğun isim ve resimle ifşa edilmediği tespit edilse de çoğu haberde çocuğun yaşadığı küçük ilçelere, okuluna veya mahallesine kadar açık bilgilere yer verildiği görülmüştür. Bu durum çocuğun ve ailenin etiketlenmesine yol açacağı gibi mağdur çocuğun gizlilik ilkesine de aykırı hareket edildiğini göstermektedir. Bu kapsamda bu araştırmanın sonucunda çocuk istismarıyla mücadelede etkin adımlar atılmasına yönelik öneriler getirilmiştir.
- Research Article
- 10.59182/tudad.1723333
- Jul 31, 2025
- Uluslararası Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi
- Fatma Nesibe Çolak
Bu çalışma, Türkiye’de kadın hakları mücadelesinde yer alan Bakiye Beria Onger’in (1921–2015) yaşamını, siyasal eylemlerini ve düşünsel katkılarını incelemektedir. Hukuk eğitimi aldıktan sonra serbest avukat olarak çalışan Onger, 1965’te Türkiye İleri Kadınlar Derneği’ni kurmuş ancak çeşitli sebeplerden dolayı derneğin faaliyetleri sonlandırılmıştır. 1975 yılında ise Türkiye Komünist Partisi’nin teşvikiyle kadınların demokratik, ekonomik ve sosyal haklarını savunan ilk kitlesel örgütlerden biri olan İlerici Kadınlar Derneği’ne genel başkan olmuştur. 1979 ara seçimlerinde İstanbul’dan bağımsız senatör adayı olarak yürüttüğü kampanyada “emekçi kadınların sesi” vurgusunu öne çıkaran Onger, kadın temsilinin parlamento dışı alanlardan siyasal alanlara taşınması gerektiğini savunmuştur. Kadınların sorunları ve kurtuluş yollarına dair kaleme aldığı yazılarda, Kemalist reformlarla sosyalist teoriyi birleştiren bir yaklaşım benimsemektedir. Bu bağlamda, özgürlük, eğitim hakkı, ücret eşitsizliği ve cinsel özgürlük gibi konular üzerine kapsamlı analizler gerçekleştirmiştir. Çalışmanın ana sorunsalı, Onger’in düşünsel dünyasında kadın sorununu nasıl ele aldığı ve bu soruna hangi açılardan yaklaştığı ekseninde şekillendirilmiştir. Bu doğrultuda, Onger’in kaleme aldığı eserler taranmış; kadın sorunlarına ilişkin düşünceleri tematik olarak sınıflandırılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz yöntemi tercih edilmiştir.
- Research Article
- 10.47139/balted.1703157
- Jul 31, 2025
- Balkanlarda Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları
- Nilüfer Karadavut
Halk edebiyatının nesre dolayısıyla anlatmaya dayalı türlerinin genel adı şeklinde tanımlanan halk anlatıları sözlü gelenek içinde üretilip yazıya aktarılır. Halk bilimi çalışmaları içinde oldukça önemli yere sahip olan halk anlatıları, üretildikleri toplumların izlerini taşır. Anlatıcı, toplumun değer yargılarını yansıtan anlatmaya değer bulduğu bir olayı kendi bakış, anlayış ve yorumuyla birleştirerek dinleyici ya da okuyucuya aktarır. Halkın dili ve kültürünü meydana getiren unsurlardan olan halk anlatıları, Balkan kültür tarihinin oluşumunda da önemli bir yere sahiptir. Balkanlı bir bilim adamı olan Prof. Dr. Hüseyin Ayan’ın Balkanlar’dan Anadolu’ya Prof. Dr. Hüseyin Ayan’ın Anı-öyküleri adlı anı öykülerinin yer aldığı kitapta öyküler arasında halk anlatılarına da yer verilmiştir. Balkan coğrafyasında yaşanmış gerçek hikâyelerden Hüseyin Ayan’ın kendi biyografisine yansıyan bu halk anlatıları, millî maziyi canlandırarak Balkan insanının sosyo-kültürel boyutuna da dikkat çeker. Anlattıklarının, duyduklarının ve gördüklerinin ancak bir tutamı olduğunu belirten Hüseyin Ayan, kitapta yer alan anı-öykülerinde, milletimizin Balkan rüyasından uyandırıldığı zamanlara ışık tutmaktadır. Bu makalede Balkanlar’dan Anadolu’ya Prof. Dr. Hüseyin Ayan’ın Anı-öyküleri adlı eserdeki halk anlatıları incelenerek Balkan kültür tarihi unsurlarına dikkat çekilecektir.
- Research Article
- 10.31592/aeusbed.1671493
- Jul 31, 2025
- Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
- Tufan Bitir
Bu çalışma, Türkçe ve İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen mülteci öğrencilerin Türkçe ve İngilizce öğrenmeye yönelik algılarının metaforlar yoluyla belirlenmesini amaçlamıştır. Çalışmada yöntem olarak nitel araştırma yaklaşımlarından olan olgu bilim (fenomenoloji) yaklaşımından yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Aydın ilindeki 10 devlet okulunda mülteci vasfında olan ve amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen 144 ilkokul ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışma grubunda yer alan öğrencilere “Türkçe .... gibidir. Çünkü....…” ve “İngilizce .... gibidir. Çünkü....” cümlelerini içeren bir çalışma kağıdı verilmiş ve metafor üreterek gerekçesi ile birlikte yazmaları istenmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin incelenmesi doğrultusunda katılımcıların Türkçe ve İngilizce öğrenmeye yönelik ürettikleri metaforlar dikkate alınarak her metafor kavramsallaştığı alana göre gruplara ayrılmış ve farklı tema başlıklarında toplanmıştır. Türkçe ve İngilizce öğrenmeye yönelik; “Gerekli olma/Fayda sağlama” , “Zorunlu/Mecbur Olma” , “Değerli/Kültürel Olma” , “Zor/Karmaşık Olma” , “Olumlu Duygu İçerme” , “Olumsuz Duygu İçerme” , “Eğlenceli Olma/Keyif Alma” kavramsal kategorilerine ulaşılmıştır.
- Research Article
- 10.31592/aeusbed.1667359
- Jul 31, 2025
- Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
- Tuğba Kılcan + 1 more
Bu araştırmada, sınıf öğretmeni adaylarının kesir kavramı ile ilgili geliştirdikleri metaforların belirlenmesi ve yorumlanması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemlerinden biri olan olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Çalışma, ilgili üniversitenin etik kurulundan alınan onay sonrası 2024-2025 eğitim öğretim yılında İç Anadolu Bölgesi’ndeki iki farklı ildeki iki üniversitenin sınıf eğitimi ana bilim dallarında öğrenimlerine devam eden 206 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Çalışmaya katılan öğrenciler amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Veriler çalışma kapsamında geliştirilmiş olan açık uçlu görüş formu aracılığıyla toplanmıştır. Formda, "Kesirler… gibidir. Çünkü …" ifadesine yer verilmiş olup, bu ifade aracılığıyla metaforun konusu ile kaynağı arasındaki ilişkiyi açıkça kurmaları sağlanmıştır. "Gibi" kelimesi, adayların benzetmelerini net bir şekilde ifade etmelerine olanak tanırken, "çünkü" bağlacı ile adayların oluşturdukları metaforların gerekçelerini açıklamaları istenmiştir. Ayrıca, formda yer alan "Kesirlerle ilgili düşüncelerinizi ifade eden bir resim veya karikatür çiziniz." yönergesiyle adaylardan, metaforlarına yönelik görsel bir ifade oluşturmaları talep edilmiştir. Çalışmanın sonucunda öğretmen adaylarının kesir kavramına yönelik 77 farklı metafor ürettikleri ve oluşturulan bu metaforların ortak özellikleri bakımından 8 farklı kategori altında toplandığı saptanmıştır. Öğretmen adayları tarafından oluşturulan metaforların frekans dağılımlarına bakıldığında en sık tekrar edilen metaforların sırasıyla “pasta” “bıçak” “pizza dilimi”, “apartman”, “pasta dilimi”, “pizza”, “yapboz”, “hayat”, “insanlar”, “kavuşamayan sevgililer”, “bütünün parçaları” olduğu belirlenmiştir.
- Research Article
- 10.31592/aeusbed.1661383
- Jul 31, 2025
- Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
- Emre Bayrakdar + 1 more
Bu çalışmada, ortak Türk alfabesi ve ortak yazı dilinin öğretimi üzerine alan uzmanlarının görüşlerinin derinlemesine incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada nitel araştırma stratejisi içerisinde yer alan durum çalışması deseni temele alınmıştır. Çalışmanın katılımcılarını Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Doğu Türkistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki üniversitelerde veya akademilerde görev yapan 15 alan uzmanı oluşturmuştur. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerimden maksimum çeşitlilik örneklemesiyle belirlenmiştir. Çalışma kapsamında veri toplamak amacıyla araştırmacılar tarafından hazırlanan ve iki bölümden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formunun ilk bölümünde katılımcıların kişisel bilgilerini edinmeye olanak sağlayan maddeler, ikinci bölümünde ise 13 adet açık uçlu soru yer almaktadır. Elde edilen veriler, araştırmanın amacına uygun olarak içerik çözümlemesi türlerinden kategorisel çözümleme tekniği ile analiz edilmiştir. Çözümlemeler sonucunda katılımcıların yanıtlarına dayalı bulgular; sesbirimsel kapsam, olası kazanımlar, kullanım alanları, benimsenme durumu, sonraki adımlar, iletişim dili tanımı, öğretimsel uygulamalar, paydaşların öncelikli sorumlulukları olmak üzere 8 tema altında sıralanmıştır. Çalışma sonucunda ortak Türk alfabesinin Türk Devlet ve Toplulukları arasındaki birlik, beraberliğin sağlanması ve ilişkilerin güçlenmesi için bir gereklilik olduğu; ancak politik, ekonomik, ideolojik vb. engellerden dolayı bu zamana kadar söz konusu birliğin sağlanamadığı ve bahsi geçen engeller kaldırılmadıkça ilgili amaçların gerçekleşmesinin mümkün olamayacağı belirlenmiştir.
- Research Article
- 10.37217/tebd.1688724
- Jul 31, 2025
- Türk Eğitim Bilimleri Dergisi
- Hülya Bayraker + 2 more
Araştırmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygılarını ve matematik öz-yeterlik algılarını incelemektir. Araştırmanın evrenini 2023-2024 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Ege Bölgesi’nin güneyinde yer alan bir ilin merkezindeki devlet okullarında öğrenim gören ilkokul dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 370 öğrenci araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgiler Formu, İlkokul Çocukları için Matematik Kaygı Ölçeği ve Matematik Öz-Yeterlik Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler betimsel analizler, fark testleri ve ilişkisel analizler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygılarının düşük, matematik öz-yeterlik algılarının yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygılarının ve matematik öz-yeterlik algılarının cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca ilkokul öğrencilerin matematik kaygıları ile matematik öz-yeterlik algıları arasında orta düzey negatif bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. İlkokulda matematik kaygısının oluşmasını engellemek için öz-yeterliklerini arttırmaya yönelik duyuşsal faktörlerin öğretim sürecinde yer alması sağlanmalıdır.
- Research Article
- 10.11616/asbi.1658317
- Jul 31, 2025
- Abant Sosyal Bilimler Dergisi
- Hasan Ekici
Arap edebiyatında doğan aruz ilmi, İran ve Türk edebiyatlarnda da kullanılmış bir sistemdir. Türk edebiyatına İran edebiyatından intikal eden aruz, şiirde uzun/kısa, kapalı/açık hecelerin estetik dizilimine dayanır. Klasik Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında aruz ilmiyle ilgili çok sayıda eser yazılmıştır. Türk edebiyatında aruzla ilgili bilgiler veren eserlerden biri de manzum sözlüklerdir. Manzum sözlük şerhlerinde ya da müstakil yazılan risalelerde aruzla ilgili bilgiler örneklerle açıklanmıştır. Bu çalışmada Farsça-Türkçe manzum sözlük grubunda yer alan Muğlalı Şahidî’nin kaleme aldığı Tuhfe-i Şâhidî adlı eserdeki aruzla ilgili terimleri açıklayan ve müellifi bilinmeyen risale ele alınmıştır. Bu bağlamda öncelikle yazma eser tanıtılmış, aruz risalesi muhteva olarak incelenmiştir. Daha sonra mezkur eserin çeviri yazılı metni verilmiştir. Bu çalışmayla aruz hakkında yapılan çalışmalara katkı sağlamak amaçlanmıştır.
- Research Article
- 10.17484/yedi.1635314
- Jul 30, 2025
- Yedi
- Fatma Çiftçi + 1 more
Cam yüzeylerin bezemesinde kullanılan en eski tekniklerden biri olan macun lüsteri, arkeolojik bulgulara göre 8. yüzyıldan itibaren cam ustaları tarafından uygulanmıştır. İslam sanatında önemli bir yer edinen bu teknik, zaman içinde cam yüzeylerde azalmış ancak 9. yüzyıldan itibaren sırlı seramiklerin bezenmelerinde yaygınlaşmıştır. Macun lüsteri tekniği; metal tuzları ve yardımcı ham maddeler içeren macun kıvamındaki bir karışımın cam yüzeyine fırça ile sürülmesi ve ardından dönüşüm sıcaklığında indirgen ortamda iyon değişimiyle gerçekleştirilir. Bu süreçte macun içeriğinde yer alan metal tuzlarının indirgenmesiyle cam yüzeyinde yanardöner metalik efektlerin ve sedefsi yansımaların oluşması sağlanır. Gün ışığında daha da belirginleşen bu optik etki, camın yüzeyinde metalik yansımaları olan bir etki oluşturur. Bu çalışma, Macun lüsteri tekniğinin cam yüzeylerde uygulanmasının yeniden canlandırılmasını amaçlamaktadır. Bu bağlamda, 8. yüzyıla ait Cabir Ibn Hayyan’ın yazmalarında yer alan bilgilere dayanarak, günümüz koşullarına uygun yeni macun lüsteri formülleri geliştirilmiştir. Alkali silika camlar üzerine fırça ile uygulanan bu formüller, pişirim aşamasında indirgen atmosfer sağlanarak denenmiş ayrıca fırın atmosferindeki oksijen ve karbon yoğunluğu oksijen probu ile ölçülmüştür. Araştırma, macun lüsteri tekniğinin modern cam üretim süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini değerlendirmekte ve güncel üretim yöntemleriyle uyumlu bir uygulama modeli sunmaktadır. Tarihsel formüller, çağdaş malzeme bilgisi ve deneysel veriler ışığında yeniden yorumlanmış; böylece günümüz cam sanatına katkı sağlayabilecek nitelikte bir teknik geliştirilmiştir.
- Research Article
- 10.55543/insan.1653776
- Jul 30, 2025
- Dünya İnsan Bilimleri Dergisi
- Sezai Kürşat Ökte
Kurtuluş Savaşı’nın silahlı çatışma evresini nihayetlendiren Mudanya Mütarekesi sonrası, 20 Kasım 1922’de toplanan ve Doğu’da barışın sağlanmasını amaçlayan Lozan Barış Konferansı, 4 Şubat 1923’de kesintiye uğramıştır. Zorunlu olarak yurda dönen Türk Delegeler Heyeti, kendilerine verilen taslak projede gerekli düzeltmeleri yaparak, gelişmeler hakkında Meclisi bilgilendirmek ve onayını almak durumundadır. Asıl önemlisi ise barışın temini ve sürekliliği için gerekli uluslararası ortamın yeniden oluşturulmasıdır. İşte bu çalışmada kesinti sürecinde, konferansa yönelik olarak Türkiye’de yaşanan gelişmeler incelenmiştir. Öncelikle Büyük Millet Meclisinin yaşananlara bakışı araştırılmış, daha sonra taslak projede yapılan değişiklikler ele alınmıştır. Meclis kararı doğrultusunda heyet görevine devam etmiş, konferansın 23 Nisan 1923’te yeniden düzenlenmesini ve barışın kalıcı olmasını sağlamıştır. Araştırma esnasında detaylı olarak üzerinde durulan, “Lozan Barış Konferansı” ile ilgili literatüre kazandırıldığı değerlendirilen kaynak; “Düvel-i Müttefika Tarafından Teklif Olunan Muahede-i Sulhiye ve Mukavelat Projeleri ve Türkiye’nin Teklif Ettiği Tadilat” isimli, 1339 (1923) yılında basılmış eski Türkçe bir kitaptır. Söz konusu doküman hakkında yapılmış bir çalışma tespit edilememiştir. Günümüze kadar gelen araştırmaların hemen tamamı Fransızca olan eserlerden (Lozan Barış Konferansı Tutanak ve Belgeler; Haz. Seha, L. Meray, 1969) ve konferans süresince tutulan notlardan oluşturulmuştur. Amacımız çeşitli çalışmalarda yer alan hususların, taslak projedeki teklifler hakkında yapılan değişikliklerin bir bütün halinde, Türkçe eserin aslından yararlanılarak okuyucuya sunulmasıdır.
- Research Article
- 10.24315/tred.1457972
- Jul 30, 2025
- Trakya Eğitim Dergisi
- Hakan Şevki Ayvacı + 1 more
Bu çalışmanın amacı; ortaokul öğrencilerinin atom ve molekül kavramlarıyla ilgili zihinsel modellerini belirlemek ve bu modelleri karşılaştırmaktır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemleri içerisinde yer alan gelişimci araştırma yönteminin enlemesine araştırma modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın katılımcı grubunu, toplamda 80 öğrenci olmak üzere ortaokul 7 ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Öğrencilerin atom ve molekül kavramları ile ilgili zihinsel modellerinin belirlenmesi için üç boyutlu model oluşturmaları istenmiş ve bu sürecinde ürün oluşturmalarına yönelik yarı yapılandırılmış mülakatlar yürütülerek veri toplama süreci gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler içerik analizi tekniğine tabii tutularak çözüm işlemi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarına göre; yedinci sınıf öğrencilerinin atomun proton ve nötron parçacığını sekizinci sınıf öğrencilerinin ise elektron parçacığını zihinsel modeli bağlamında üç boyutlu modeline yansıtmadığı ortaya konulmuştur. Ayrıca molekül birimlerinin yakın ve uzak olmak üzere farklı konumlandırılmaları, sınıf düzeyi ilerledikçe uzamsal düşünmelerin farklılaştığını göstermiştir. Ortaokul seviyesinde öğrencilerin uzamsal, üç boyutlu düşünme ve model oluşturma becerilerini geliştirmeye yönelik ürün oluşturmalarını sağlayan ve yıl sonu bilim şenliklerinde sunma fırsatı veren etkinlikler ile desteklenmesi önerilmiştir.
- Research Article
- 10.54439/gupayad.1635431
- Jul 30, 2025
- Güncel Pazarlama Yaklaşımları ve Araştırmaları Dergisi
- Ekrem Çelik + 1 more
Amaç: Chatbotların Antropomorfizmi alanında yayımlanmış makaleleri, yıllar, yayımlandığı dergiler, yazar sayısı, yazarların ülkeleri gibi çeşitli parametreler çerçevesinde inceleyerek, gelecekteki pazarlama araştırmalarına rehberlik etmektir. Gereç ve Yöntem: Chatbotların Antropomorfizmi kavramı literatürde yeni bir kavram olduğu için tarih kısıtı olmadan yazılmış konu ile ilgili tüm makaleler taranmıştır. Bu araştırma için veri tabanı olarak Web of Science, Scopus, Science Direct, Sage Journals, Emerald, Google Scholar ve TR Dizin kullanılmıştır. Veri tabanlarında yer alan makaleler “Chatbot” “Antropomorfizm” anahtar kelimeleri ile aranarak incelenmiş ve belirtilen parametreler doğrultusunda sınıflandırılmıştır. Sınıflandırılan makalelerde içerik olarak pazarlama alanında chatbotların antropomorfizm tarzını konu alan 380 adet makaleye ulaşılmıştır. Bulgular: Elde edilen bulgularda chatbotların antropomorfizmi alanında ilk çalışma 2020 yılında yayımlanmış olup, makalelerin çoğunluğunun 2024 yılında yazıldığı görülmüştür. Ülke bazında incelendiğinde chatbotların anftropomorfizmi alanında 17 farklı ülkeden 248 farklı yazarın çalışmalar yaptığı görülmüştür. Çin 37 yazar ile bu ülkeler arasında ilk sırada bulunmaktadır. İncelenen çalışmaların 46’sı nicel araştırma, 19’u nitel ve 9’u da karma araştırmadır. Sonuç: İletişim teknolojilerinin gelişimi ve internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, antropomorfizmin (insan benzeri özellikler atfetmenin) kullanıcı memnuniyeti üzerinde olumlu bir etkisi olduğu, bunun da chatbotların benimsenme niyetini artırdığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, müşterilerin chatbotlar hakkında olumlu görüşlere sahip oldukları bulunmuştur. Bu sonuçlar akademisyenler ve firmalar tarafından dikkate değer bulunmuş ve yeni araştırmalara konu olmuştur. Bu bağlamda ölçekler geliştirilerek chatbotların antropomorfizminin kullanıcı algılarına ne ölçüde bağlı olduğunu ölçmek amacıyla araştırmalar yapılmıştır. Chatbotların Antropomorfizmi kavramı özellikle pazarlama alanında araştırmalara hala ihtiyaç duyan bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır.
- Research Article
- 10.24315/tred.1500426
- Jul 30, 2025
- Trakya Eğitim Dergisi
- Sedanur Ay + 2 more
Araştırmanın amacı, Eko-Okul programlarının etkinliğini değerlendirmek için yöneticilerin görüşlerini kullanarak pedagojik açıdan sağladığı kazanımları incelemek ve öğrencilerin çevresel bilgi ve tutumları üzerindeki etkisini belirlemektir. Araştırmanın evrenini, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Bursa ilinde yer alan Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı eko-okul kapsamındaki özel ve devlet kurumlarında görevli tesadüfi yöntemle seçilmiş 21 yönetici oluşturmaktadır. Görüşme tekniğinden yararlanılan bu araştırmada, veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından özel olarak geliştirilen yönetici görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada yöneticilerden verilerin toplanması aşamasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış olup toplanan verilerin analizi için içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın kapsam geçerliğini sağlamak için ilgili literatür incelenip uzman görüşleri alınarak veriler değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Eko-Okul programına katılımın, öğrencilerde ekolojik farkındalık oluşturduğu ve bu program sayesinde öğrencilerin çevreye karşı sorumlu davranışlar gerçekleştirmelerinde anlamlı bir farklılık yarattığı sonucuna ulaşılmıştır.