Articles published on Bilgi Ve
Authors
Select Authors
Journals
Select Journals
Duration
Select Duration
196 Search results
Sort by Recency
- Research Article
- 10.31592/aeusbed.1656778
- Jul 31, 2025
- Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
- Zehra Nur Karabuğa + 1 more
Araştırma kapsamında 3-6 yaş arası çocuğu olan ebeveynlerin çocuk cinsel istismarına yönelik bilgi ve tutumları, ebeveynlerin sosyodemografik özelliklerine göre incelemek amaçlanmıştır. Üzerinde inceleme yapılan değişkenler ebeveynlerin cinsiyeti, yaş grubu, gelir düzeyi, yaşadıkları çevre, aile tipleri, medeni durumları, çocuk cinsel istismarının ne olduğunu bilip bilmedikleri ve çocuk cinsel istismarı ile ilgili bir eğitim alıp almadıklarıdır. Araştırma nicel bir çalışma olup ilişkisel tarama modeline göre düzenlenmiştir. Veri toplama aracı olarak ‘‘Ebeveyn Kişisel Bilgi Formu’’ ve ‘‘Ebeveynler İçin Çocuk Cinsel İstismarı Bilgi/Tutum Ölçeği (Türkçe Uyarlaması)’’ kullanılmıştır. Çalışma grubunu Tekirdağ ilinde ikamet eden, en az bir adet 3-6 yaş arası çocuğa sahip olan, herhangi bir psikiyatrik rahatsızlığı bulunmayan, cinsel taciz geçmişi olmayan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 256 kadın ve 132 erkek olmak üzere 388 ebeveyn oluşturmuştur. Çalışma grubu oluşturulurken, ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, ebeveynlerin çocuk cinsel istismarına yönelik bilgi ve tutumları cinsiyetlerine göre kadınlar lehine ‘‘İnanç, Önleyici Tutumlar, Güven- Kaygı- Tekrar Cinsel İstismarı Yaşama’’ alt boyutlarında ve toplam puanda farklılaşırken yaş grubunda yalnızca ‘‘Mitler-Gerçekler’’ alt boyutunda 36-40 yaş lehine farklılaşmıştır. Gelir düzeyine göre, ebeveynlerin kırsal veya kentsel alanda yaşamalarına göre ve medeni durumları göre ise farklılaşma görülmemiştir. Aile tipi değişkeninde ise yalnızca ‘‘Bilgi-Tutum-Hizmetler ve Raporlama Bilgisi’’ alt boyutunda çekirdek aile tipi lehine farklılaşma olduğu saptanmıştır. Ebeveynlerin çocuk cinsel istismarını bilip bilmeme değişkeninde farklılaşmaya rastlanırken, daha önce çocuk cinsel istismarı ile ilgili bir eğitim alıp almama değişkeninde yalnızca ‘‘Bilgi- Tutum-Hizmetler ve Raporlama Bilgisi’’ alt boyutunda bir farklılaşma olduğu görülmüştür.
- Research Article
- 10.48133/igdirsbd.1723652
- Jul 30, 2025
- Iğdır Üniversitesi Spor Bilimleri Dergisi
- Tuğçe Adigüzel + 1 more
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, geleneksel pazarlama anlayışından dijital yaklaşımlara geçişi hızlandırmış; bu durum, spor endüstrisinde de köklü değişimlere neden olmuştur. Spor pazarlaması, spor organizasyonları, sponsorlar ve tüketiciler arasında etkileşimi sağlayan stratejik bir araç olarak önem kazanmıştır. Dijitalleşme sayesinde yürütülen pazarlama faaliyetleri daha geniş kitlelere ulaşmakta ve sponsorluk uygulamaları da çevrimiçi platformlar aracılığıyla daha etkili bir şekilde yürütülebilir bir hale gelmiştir. Bu çalışmada, çağın gerektirdiği dijital dönüşümün spor pazarlaması alanındaki yansımaları kapsamlı biçimde ele alınarak, bu sürecin avantajları ve karşılaşılan zorluklar analiz edilmektedir. Özellikle sosyal medya, yapay zeka ve büyük veri analitiği gibi güncel teknolojiler; spor organizasyonlarının hedef kitlelerini daha yakından tanımasına ve onlara özel stratejiler geliştirmesine imkan tanımaktadır. Bununla birlikte, dijitalleşmenin sağladığı hızlı dönüşüme uyum sağlayamayan spor kuruluşlarının rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu düşünülmektedir. Sonuç olarak, spor sektöründeki aktörlerin dijital yeniliklere yatırım yapmaları ve bu dönüşüme uyum sağlamaları gerektiği vurgulanmaktadır. Bu çalışma, dijitalleşmenin spor pazarlamasına kattığı yenilikleri ve sektörün gelecekteki yapısal değişimlerini ortaya koymayı; ayrıca mevcut yöneticilerin bu değişime uyum sağlayacak şekilde kendilerini yenilemeleri gerektiğini önermeyi amaçlamaktadır.
- Research Article
- 10.24315/tred.1500426
- Jul 30, 2025
- Trakya Eğitim Dergisi
- Sedanur Ay + 2 more
Araştırmanın amacı, Eko-Okul programlarının etkinliğini değerlendirmek için yöneticilerin görüşlerini kullanarak pedagojik açıdan sağladığı kazanımları incelemek ve öğrencilerin çevresel bilgi ve tutumları üzerindeki etkisini belirlemektir. Araştırmanın evrenini, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Bursa ilinde yer alan Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı eko-okul kapsamındaki özel ve devlet kurumlarında görevli tesadüfi yöntemle seçilmiş 21 yönetici oluşturmaktadır. Görüşme tekniğinden yararlanılan bu araştırmada, veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından özel olarak geliştirilen yönetici görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada yöneticilerden verilerin toplanması aşamasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış olup toplanan verilerin analizi için içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın kapsam geçerliğini sağlamak için ilgili literatür incelenip uzman görüşleri alınarak veriler değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Eko-Okul programına katılımın, öğrencilerde ekolojik farkındalık oluşturduğu ve bu program sayesinde öğrencilerin çevreye karşı sorumlu davranışlar gerçekleştirmelerinde anlamlı bir farklılık yarattığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Research Article
- 10.22282/tojras.1643265
- Jul 30, 2025
- The Online Journal of Recreation and Sports
- Berk Hakan Yılmaz + 1 more
Araştırmanın amacı, bireylerin oyunsal antrenman/ egzersiz tasarımı değerlendirilmesi için bir ölçme aracı olarak “Oyunsal Antrenman/ Egzersiz Tasarımı Ölçeği’nin Türk kültürüne uyarlamasını yapmaktır. Araştırmanın çalışma grubunda 124’ü kadın, 163’ü erkek olmaz üzere toplam da 287 gönüllü katılımcı yer almıştır. Ölçeğin orijinal formu “oyunsal tasarım” (6 madde) ve yarışmacı tasarım” (6 madde) olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğin güvenirliğini test etmek amacı ile Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliğine kanıt olarak Cronbach’s Alpha iç tutarlılık katsayıları hesaplanmıştır. Yapılan DFA sonuçları, orijinal formla tutarlı olarak ölçek Türkçe versiyonunun da iki alt boyut (oyunsal tasarım ve yarışmacı tasarım) ve toplam 12 maddeden oluştuğunu göstermiştir. Ölçeğin güvenirlik değerlendirmesi iç tutarlık katsayısı ile hesaplanmış ardından madde toplam test korelasyonları da madde ayırt ediciliğine kanıt sağlamak amacı ile incelenmiştir. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) uyum iyiliği indeks değerleri ise x2/sd (x2=93,57, sd=48,23) = 1,94, RMSEA= ,058, SRMR= ,029, CFI= ,98, GFI= ,95 olduğu tespit edilmiştir. Ölçeğe ilişkin Cronbach Alpha değerlerinin ise oyunsal tasarım alt boyutu için ,89, yarışmacı tasarım alt boyutu için ,85, ölçeğin toplam puanına ilişkin Cronbach Alpha değerinin ise ,92 olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bilgi ve bulgular ışığında Türk kültürüne uyarlanan Oyunsal Antrenman/ Egzersiz Tasarımı Ölçeği’nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu söylenebilir.
- Research Article
- 10.24315/tred.1505277
- Jul 30, 2025
- Trakya Eğitim Dergisi
- Seher Çiçek
Ders kitapları, ders öğretim programlarının amaçlarına ulaşmada temel ve vazgeçilmez bir araçtır. Bu araştırmanın amacı ise Türkçe ders kitabı incelemesi dersinin Türkçe öğretmeni adaylarının mesleki yeterliklerine etkisi belirlemek ve bu çerçevede dersin yapısı, işlenişi, süresi ve zamanına ilişkin tespitlerde bulunmaktır. Bu amaçla Türkçe öğretmeni adaylarının söz konusu derse ilişkin görüşlerinin alındığı araştırma, durum çalışmasına göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, üç farklı devlet üniversitesinde öğrenim gören 68 Türkçe öğretmenliği bölümü lisans öğrencisidir. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanan nitel veriler, içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Türkçe ders kitabı incelemesi dersinin mesleki yeterliklerini olumlu etkilediğini belirten öğretmen adaylarının mesleki gelişim, öğrenciyi tanıma, öğretme ve öğrenme süreci, program ve içerik bilgisi alt yeterlik alanlarında bilgi ve beceri kazandıkları belirlenmiştir. Ancak öğrenmeyi, gelişimi izleme ve değerlendirme ile okul, aile ve toplum ilişkileri alt yeterliklerine ilişkin herhangi bir gelişmeye rastlanmamıştır. Bu sonuçlara göre; Türkçe ders kitabı incelemesi dersinin lisans düzeyinde üçüncü sınıfta zorunlu ders olması, derse ayrılan dönem sayısının artırılması ve dersin öğretmenlik mesleği genel yeterliklerini olumlu etkileyecek şekilde etkin katılımı sağlayacak uygulamalı etkinliklerle işlevsel bir şekilde yürütülmesi önerilmiştir.
- Research Article
- 10.24315/tred.1490579
- Jul 30, 2025
- Trakya Eğitim Dergisi
- Ayşe Negiş Işık + 1 more
Bu araştırmada Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) yöneticilerinin sahip olması gereken nitelikler ve atama süreçleri ile ilgili öğretmen ve yönetici görüşlerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Nitel araştırma modelinin kullanıldığı çalışmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında İstanbul ilindeki BİLSEM’lerde görevli 14 öğretmen ve eğitim yöneticisi oluşturmaktadır. Veri analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, BİLSEM yöneticilerinden proje yönetebilme, teknoloji ve bilişim bilgisi, yabancı dil gibi bilgi ve becerilerin beklendiği gözlenmiştir. Bu niteliklere ek olarak BİLSEM’lerin farklı yaş gruplarından özel yetenekli öğrencilere hitap etmesi nedeniyle yöneticinin bu öğrencilerin özelliklerine ilişkin bilgi sahibi olması gerektiği ifade edilmiştir. BİLSEM yönetici atama süreçlerine ilişkin katılımcılar özellikle BİLSEM’de öğretmen olarak deneyim kazanmanın yönetici olarak başarı sağlamada önemli bir değişken olduğunu vurgulamış, ilgili yönetmelikte BİLSEM deneyimi koşulu bulunmasına rağmen BİLSEM sayılarının hızla artması nedeniyle bazı durumlarda bu ölçütün dikkate alınmadığı ifade edilmiştir. Araştırma da ayrıca müdür yardımcısı atamaları da eleştirilmiştir. BİLSEM’e özgü olarak müdür yardımcılığı atamalarının olmaması ve öğretmen ve müdürler için aranan ölçütlerin müdür yardımcılarında aranmaması eleştirilmiştir. Müdür yardımcılarının BİLSEM’e öğretmen olma koşullarına sahip olmamalarına rağmen derse girmek zorunda olmalarının önemli bir çelişki yarattığı vurgulanmıştır. Katılımcılar ayrıca BİLSEM’in çalışma koşullarının zorluklarına değinmişlerdir.
- Research Article
- 10.21441/sosyalguvence.1579732
- Jul 1, 2025
- Sosyal Guvence
- Hakan Saraç
Türkiye’de emeklilerin önemli kısmı, ana işlerinden emekli olduktan sonra tam emekliliğe geçene kadar çeşitli işlerde çalışmaktadır. Literatürde “köprü istihdamı” olarak adlandırılan bu olgu tam zamanlı çalışmadan tam zamanlı emekliliğe geçiş süreci olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde doğum oranlarının azalması ve nüfusun yaşlanması, gelecekte emeklilerin işgücü piyasasında daha fazla yer alması ihtimalini artırmaktadır. Ayrıca, eğitim süresinin uzamasıyla işgücüne katılım yaşı da yükselmektedir. Bireylerin beşeri sermayelerinin karşılığını alması, işgücünde kalma sürelerinin uzamasıyla mümkündür. Öte yandan, otomasyonlaşma ile fiziksel güç gerektiren işler de önemli ölçüde azalmaktadır. Bu durum, yaşlıların işgücü piyasasında kalma sürelerinin uzamasını mümkün kılmaktadır. Köprü istihdamının birey, ekonomi ve toplum açısından çeşitli etkileri bulunmaktadır. Bu etkiler arasında emeklilerin yaşam memnuniyetini artırması, tam emekliliğe uyum sürecini kolaylaştırması, sahip oldukları bilgi ve tecrübeyi yeni nesillere aktararak toplumsal fayda sağlaması ve işletmelere bilgili ve tecrübeli personel sunması yer almaktadır. Öte yandan, düşük ücretler ve güvencesiz işlerde çalıştırılma ve çalışma konusunda toplumsal baskının emeklileri olumsuz etkilemesi gibi negatif yönlerinin de olduğu belirtilmektedir. Bu çalışmanın amacı, köprü istihdamının kavramsal çerçevesi oluşturulduktan sonra, Türkiye’de demografik dönüşüm ve emeklilerin mevcut durumunu ele alarak köprü istihdamını etkileyen faktörleri belirlemek ve bu durumun bireyler, ekonomi ve toplum üzerindeki etkilerini tartışmaktır. Çalışmada ilgili literatür taranmış ve emeklilikten tam emekliliğe geçiş sürecinde oluşabilecek olumsuzlukları azaltmak için çeşitli politika önerileri sunulmuştur.
- Research Article
- 10.17541/optimum.1676720
- Jul 1, 2025
- Optimum Ekonomi ve Yönetim Bilimleri Dergisi
- Merve Temiz + 1 more
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve internetin yaygınlaşması, devletlerin kamu hizmetlerinin sunumunda dijital dönüşüm süreçlerini başlatmalarına yol açmıştır. Türkiye’de e-Devlet uygulamaları, farklı kamu kurumlarının entegrasyonu ile kapsamını genişletmiş ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin sayısı artmıştır. Bu durumla paralel olarak vatandaşların uygulamalara yönelik algılarının ölçülmesi uygulamaların gelişimi açısından dikkate değer bir unsur olarak ön plana çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı da üniversite öğrencilerinin e-Devlet uygulamalarına yönelik görüşlerini incelemektir. Bu amaçla, Yalçınkaya (2019) tarafından e-Devlet uygulamalarının güvenilirlik ve memnuniyet algısını ölçmeye yönelik geliştirilen ölçek Samsun Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğrencilerine uygulanmıştır. Bu doğrultuda belirtilen üniversitelerde öğrenim gören 440 öğrenciye anket soruları iletilmiştir. Yöneltilen anket soruları üç faktör altında ele alınmış ve kullanıcıların e-Devlet uygulamalarına dair memnuniyet, güven ve kullanım devamlılığının ne ölçüde olduğu sonucuna ulaşmak amacıyla sorulmuştur. Öğrencilerin ‘hizmet alıcısı’ kimliği altında ifade ettiği e- Devlet uygulamalarına yönelik algıları kapsamında memnuniyet, güven ve kullanım devamlılığı niyetlerinin olumlu ve yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Research Article
- 10.33431/belgi.1621396
- Jul 1, 2025
- Belgi Dergisi
- Enes Mert Demir
Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte eğitim, ülkenin kalkınması adına öncelikli konuların başında gelmiş; bu kapsamda eğitim alanında çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Eğitim sisteminde önemli bir yer tutan müfredat programları ise bu sahada hedeflere ulaşabilmek adına uygulanacak yöntemleri ve amaçları belirlemiştir. Dolayısıyla Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren okulların müfredatında ihtiyaca göre düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Bu çerçevede müfredat programlarına dâhil edilerek lise ve dengi okullarda okutulan derslerden biri de “Millî Savunma” olmuştur. Önceleri “Askerlik” adıyla okutulan bu ders, 1954’te yapılan düzenlemeyle “Millî Savunma” dersleri adını almıştır. Söz konusu dersin, resmi ve özel liselerin tüm sınıflarında okutulması kararlaştırılmıştır. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan uluslararası dengeler ile savunma ve güvenlik konularının Türkiye Cumhuriyeti idaresince ehemmiyetli addedilmesi, Türk eğitim sisteminde de millî savunma konusunun beka düzeyinde önemli görülmesine sebep olmuştur. Öyle ki lisedeki tüm sınıflarda okutulan “Millî Savunma” derslerinin müfredat ve içeriği ihtiyaca ve güvenlik doktrinlerine göre zaman zaman güncellenmiştir. Bu dersle; gençlerin, millî savunma ve askerlikle ilgili temel bilgilere sahip olması, aynı zamanda millî hak ve menfaatler konusunda bilinçlendirerek vatanseverlik duygularının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Derslerin dışında kamp, konferans gibi etkinlerin düzenlenmesi de ders verilen önemi ortaya koymaktadır. Bu makalede liselerde okutulan “Millî Savunma” derslerinin amacı, kapsamı ve müfredat içerikleri, özgün bir şekilde incelenmiştir. Konunun sınırlılığı bağlamında, dersin müfredata dâhil edilmesi ile geçirdiği müfredat güncellemelerinden hareketle 1949-1962 arası dönem ele alınmıştır. Böylece ortaöğretimde okuyan Türk gençlerine, millî savunma ve askerlik konularında hangi seviyede bilgi ve değerlendirme yetisinin kazandırılmaya çalışıldığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Elde edilen bulgularım, nitel araştırma yöntemiyle analizi ve değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın kaynaklarını, Tebliğler Dergisi’nde yayımlanan genelge ve müfredat programları ile konuya ilişkin literatür oluşturmaktadır.
- Research Article
- 10.31679/adamakademi.1569018
- Jun 30, 2025
- Adam Akademi Sosyal Bilimler Dergisi
- Süleyman Elik
Uzun süren saha çalışmasına dayanan bu araştırma Güney Kore’nin dördüncü metropol şehri olan Daegu’de gerçekleşen İslam karşıtı gösterilerin Postyapısalcı bir bakış açısı ile incelenmesinden oluşmaktadır. Kyungpook Ulusal Üniversitesi öğrencilerinin inşa etmeye çalıştığı Daegu Camii, ülkede İslam karşıtlığı besleyecek bir mekanizmanın üretilmesiyle sonuçlanmıştır. Presbiteryen Kilisesi önderliğinde oluşturulan ‘Daegu Camii Karşıtları Topluluğu (DCKT)’nun, İslam karşıtlığını toplumsal alana yayma ve toplum nezdinde İslam karşıtlığını normalleştirme çabasında olduğu anlaşılmıştır. Ülkede yaşayan iki yüz bin yabancı Müslümanın mesele karşısında sessizliği, yasal statülerinin ve İslam’ı temsil edecek çatı kuruluşlarının yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Bahsi geçen kilise kaynaklı topluluk, baskın bir güç olarak ülke siyasetinde hareket kabiliyeti kazanmıştır. Müslüman kimliğinin şeytanlaştırılması çabaları, sadece medya üzerinden yürütülmemekte aynı zamanda sistematik bir şekilde gösteriler yaptırılarak konu gündemde tutulmaktadır. Ağırlıklı nüfus Hristiyanlardan oluşmadığı halde DCKT, sanki Güney Kore Hristiyan ülkesi imiş gibi hareket ederek, öğrenciler nezdinde İslam’ın kutsallarına ve Müslüman kimliğine karşı topyekûn bir saldırı yapma imkânı bulmuştur. Kore Cumhuriyeti, uluslararası insan hakları sözleşmelerine imza atmış olmasına rağmen iç hukukunda temel insan hakkı olan ibadet özgürlüğünü ihlal eden DCKT karşı sessiz kalmak suretiyle ülkede nefret söyleminin artmasına kapı aralamaktadır. Uluslararası ilişkilerde Postyapısalcılık kuramı, üç ana kavram üzerinden Daegu Camii karşıtı göstericiler ile bağ kurar. Bunlar; dış politika ile kimlik arasında, bilgi ve güç arasında, temsil ve yorum arasında oluşan bakış açılarıdır. Postyapısalcı anlayışa göre siyaset dışı gibi görünen DCKT güvenlikleştirme ve İslam karşıtlığını normalleştirme çabaları, çalışmada Postyapısalcı yaklaşıma uygulama imkânı sağlamıştır. Çalışmanın birinci kısmında Postyapısalcı teorinin felsefi kökenleri ve uluslararası uygulaması denenecektir. Daegu Camii gösterileri ise İslam karşıtlığını esas alarak detaylı bir analize tabi tutmaktadır.
- Research Article
- 10.15612/bd.2025.775
- Jun 30, 2025
- Bilgi Dünyası
- Yasin Şeşen + 1 more
Kişisel veri, bireyler tarafından veya bireyler için üretilen verilerin toplamıdır. AB Veri Koruma Tüzüğü’nün 2. maddesinde tanımlanmış haliyle kişisel veri, belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi ile Ankara Üniversitesi’nde Bilgi ve Belge Yönetimi, Gazetecilik ve Hukuk bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin kişisel verilerin korunması ve unutulma hakkına ilişkin bilgi ve farkındalık düzeylerini analiz etmektir. Çalışmada, ders içerikleri kapsamında konu ile yakından ilgili başlıklar bulunan lisans düzeyindeki bölümler seçilmiş olup, üç bölümdeki her sınıftan birer öğrenci olmak üzere toplam 12 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada toplanan veriler içerik analizi ile desteklenen tematik analize tabi tutulmuş ve elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Analiz sonucunda kişisel veri, içerik yönetimi, farkındalık, eğitim ve bilgi düzeyi olmak üzere 5 tema öne çıkmıştır. Çalışma sonuçları, genel olarak katılımcıların kişisel verilerin korunması konusunda bilgi sahibi olmakla birlikte bunu davranışlarına yansıtmadıklarını göstermektedir. Katılımcı öğrencilerin çoğunluğu unutulma hakkı kavramını daha önce duyduklarını ancak bu kavrama ilişkin bilgiye sahip olmadıklarını ifade etmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, genel olarak bilgi ve belge yönetimi alanına ve unutulma hakkı ile kişisel verilerin korunması literatürüne önemli bir katkı sağlamaktadır.
- Research Article
- 10.37847/tdtad.1694179
- Jun 30, 2025
- Uluslararası Türk Dünyası Turizm Araştırmaları Dergisi
- Sinem Barlak + 1 more
Amaç: İstanbul’da bulunan pastane işletme menülerinin glutensiz ürün seçenekleri açısından kapsamlı bir değerlendirilmesinin yapılmasıdır. Değerlendirme; menülerde sunulan glutensiz ürünlerin çeşitlilik, içerik, besin değerleri, üretim ve servis gereklilikleri gibi birçok özelliklerinin belirlenmesinin yanı sıra sektörün bugün ki durumu ve gelecekteki büyüme eğiliminin tahmin edilebilmesi açısından bu ürünleri menülerine koyan işletme yöneticilerinin beklentilerinin analiz edilebilmesi ve memnuniyet düzeylerinin tespit edilebilmesidir. Yöntem: Çalışmada nitel araştırma yönteminde yaygın bir şekilde kullanılan betimsel ve içerik analiz teknikleri tercih edilmiştir. Belirlenen amaç doğrultusunda İstanbul ilinde faal durumda bulunan 21 adet glutensiz pastane işletme yöneticilerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Bulgular: Yapılan araştırma sonucunda, glutensiz pastane işletmelerinde glutensiz ürün seçeneklerine yönelik gerçekleştirmiş oldukları uygulamaları belirli ölçüde uygulayabildikleri, glutensiz ürün üretimi ve servisi hakkında yeterli bilgi ve beceriye sahip oldukları, maliyetlerinin yüksek olduğu ve ürün tedariğinde zorlandıkları belirlenmiştir. Sonuç: Araştırmadan elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde glutensiz pastane işletmelerinin talebi tam olarak karşılayamadıkları, ürün çeşitliliği ve üretim ve servis olanaklarının kısıtlı olduğu saptanmıştır.
- Research Article
- 10.69643/kaped.1450794
- Jun 30, 2025
- Kapadokya Eğitim Dergisi
- Semra Benzer + 2 more
Bu araştırmanın amacı, Orta Anadolu'da bir devlet üniversitesinde lisans eğitimi gören 58 katılımcının yapay zekâ konusundaki bilgi ve görüşlerini belirlemektir. Veriler, 2023-2024 Bahar Dönemi'nde bir görüş anketi ile toplanmıştır. Çalışmada, nitel araştırmanın bir türü olan durum çalışması modelinden faydalanılmıştır. Katılımcıların yapay zekâyı genellikle “Makinelerin Zekâ” olarak tanımlamaları, bu teknolojinin öğrenciler arasında makinelerin kendi zekâlarını kullanabilme yeteneği olarak algılandığını göstermektedir. Katılımcıların cevapları arasında Yapay zekâ tanımları arasında “Bilgisayar kontrollü robotlar” ve “İnsanı taklit eden sistemler” gibi açıklamalar da dikkat çekmektedir. Çalışma alanlarına yönelik verilere göre, katılımcıların çoğunluğu yapay zekânın “Siber Güvenlik” alanında kullanımını önemsemektedir. “Eğitim” ve “Sağlık Hizmetleri” gibi alanlar da öne çıkan ilgi odağı olarak belirtilmiştir. Katılımcıların yapay zekâ ile ilgili bilgilerini edindikleri kaynaklar arasında “Sosyal Medya”nın önemli bir rol oynadığı gözlemlenmiştir. Araştırmanın sonuçları, öğrencilerin geleneksel meslekler arasında yapay zekânın etkisiyle talebin azaldığını düşündüklerini, ancak teknolojiye dayalı mesleklerin popülerlik kazandığını ve talebin arttığını ortaya koymaktadır. Orta Anadolu'daki devlet üniversitesi öğrencilerinin yapay zekâ konusundaki genel görüşleri çeşitlilik göstermektedir, bu da öğrencilerin bu konudaki farkındalığını ve potansiyelini anlamak açısından önemli bir katkı sağlamaktadır
- Research Article
- 10.15612/bd.2025.798
- Jun 30, 2025
- Bilgi Dünyası
- Gülten Alır Derbent + 1 more
Kütüphanelerin yönetim sürecinde; bütçe, personel, kullanıcı, derme ve mekân olarak belirlenmiş beş temel unsurun uyum içinde yönetilerek ihtiyaçların giderilmesine çalışılmaktadır. Bu bağlamda kütüphaneler, sıklıkla ihale işlemleri gerçekleştirmektedir. Ancak ihaleler, uzun ve yoğun bürokratik işlemlerin ardından çeşitli nedenlerle iptal edilebilmektedir. İptal edilen ihaleler, tamamen yeni bir ihale hazırlık sürecinin başlaması, zaman kaybı, iş yükü ve ihtiyacın giderilememesi anlamına gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, idare tarafından kütüphaneler için yapılan ve iptal edilmiş olan ihalelerin iptal nedenlerini belirleyerek, ihale süreçlerinde yaşanan sorunları ortaya koymak ve ihale süreçlerinin iyileştirilmesi konusunda kütüphane yöneticilerine, uygulayıcılara ve düzenleyicilere öneriler sunmaktır. Bu amaçla Elektronik Kamu Alım Platformu (EKAP)’nda yer alan, 2010-2024 (Haziran) tarihleri arasında kütüphaneler için yapılan ve iptal edilen ihalelerin içerik analizi yöntemi ile değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırma sonuçları göstermektedir ki, ihalelerin iptal nedenlerinin başında sırasıyla; ihaleye teklif veren istekli çıkmaması, verilen tekliflerin yaklaşık maliyetin üzerinde olması ve ihaleye geçerli teklif veren istekli çıkmaması gelmektedir. Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne (KYGM) bağlı kütüphaneler, belediye kütüphaneleri ve üniversite kütüphanelerinin iptal edilen ihale konuları sıralamasında inşaat ve bina işlemleri gelmektedir. Okul kütüphanelerinde ise mobilya ve tefrişat konuları öne çıkmaktadır. İhale iptalinin en sık gerçekleştiği yıllar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarıdır. İptal nedenlerinin, mali krizler ve kütüphanelerin yetersiz bütçeleri gibi ekonomik nedenlerin yanında, personelin karmaşık ihale süreçleri hakkında bilgi ve deneyim eksikliğinden kaynaklanmış olabileceği değerlendirilmektedir. Kriz dönemlerinde ise planlamaların, ihale iptal riskleri dikkate alınarak proaktif bir yaklaşımla ele alınması önerilmektedir.
- Research Article
- 10.46353/k7auifd.1619230
- Jun 30, 2025
- Kilis 7 December University Journal of Theology
- Rıza Toz
Memlüklerin Hicaz, Suriye ve Mısır bölgelerinde yönetimde olduğu dönem, İslâmî ilimlerin zirveye ulaştığı dönemlerinden biridir. Bu dönemde İslâmî ilimlerde ve özellikle hadis ilmi sahasında önemli eserler telif eden âlimler yetişmiştir. Söz konusu dönemde Mısır’da yetişen Zeynüddîn el-Irâkī ve İbn Hacer el-Askalânî gibi hadis otoritelerinin yanı sıra Sehâvî’den de bahsetmek gerekir. Sehâvî, İbn Hacer’in ilmî metodunu en iyi temsil eden muhaddislerden biri olup, İslâmî ilimlerde, özellikle hadis ilminde ve beşerî ilimlerde çok sayıda eser telif etmiştir. Bir muhaddis olarak Sehâvî sadece ilmî eserler telif etmemiş aynı zamanda toplumun hadis algısını yakından takip etmiş, güncel hadis tartışmaları konusunda tespitler yapmış ve halkın taleplerini de dikkate alarak bu alanda da müstakil eserler kaleme almıştır. Sehâvî’nin bu alanda telif ettiği eserlerden biri el-Ecvibetü’l-merżıyye’dir. Ancak ülkemizde Sehâvî’nin hadisçiliği üzerine doğrudan bir çalışma bulunmadığı gibi el-Ecvibetü’l-merżıyye” hakkında yapılan bir çalışmaya da rastlanılamamıştır. İbn Hacer’in halefi Sehâvî gibi önemli bir muhaddis hakkında sınırlı sayıda çalışmanın olması hadis tarihi açısından önemli bir eksiklik sayılabilir. Araştırmanın hedefi, Sehâvî’nin hadisçiliğini ortaya koymak, el-Ecvibetü’l-merżıyye isimli üç ciltlik bu önemli eseri tanıtmak, çeşitli açılardan değerlendirmek ve böylece hadis ilmi alanına katkı sağlamaktır. Yapılan tespitlere göre Sehâvî, rical ilmi ile cerh ve taʿdîl ilminde derin bilgi ve yetkinliğe sahip (yed-i tûlâ); isnad, ilel ve tarih ilimlerinde ise bir imamdır. Sehâvî, hadis usulü ve ıstılahları konusunda kapsamlı eserler telif eden bir muhaddistir. Ali el-Kârî’inin Nuḫbeti’l-fiker şerhinde 120 yerde Sehâvî’ye atıf yapması, onun çok iyi bir usûlcü olduğunu ortaya koyan önemli verilerdendir. Sehâvî rical tenkidinde birtakım kural ve kaideler koyacak düzeyde bir hadisçi kimliğine sahiptir. Üç cilt olarak 1997 yılında matbu olarak basılan çoğunluğu hadis fetvalarından oluşan el-Ecvibetü’l-merżıyye, soru-cevap şeklinde yazılmış bir eserdir. Müellif, eserin mukaddimesinde, kendisine yöneltilen soruları sahih olanı zayıf olandan ayırma, cerh ve taʿdîl alanındaki kapalı yönleri açıklama, doğru ve isabetli anlamlara ulaşma, hadisleri kaynaklarına nispet etme ve çoğu kimsenin erişemeyeceği isnad detaylarını ortaya koyma gibi alanlarda yetkin bir hadis otoritesi olarak cevapladığını ifade etmektedir. Bu yönüyle eser, sadece klasik bir fetva mecmuası değil, aynı zamanda müellifin hadis ilmindeki metodolojik yaklaşımını ve ilmî birikimini yansıtan kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Eserde sadece hadisle ilgili konulara yer verilmemiş, aynı zamanda Kur’ân, fıkıh, tarih, kelâm, siyer, ahlâk, usûl, sahâbe biyografisi, sosyal yaşam, geçmiş milletler, dil, tıbb-ı nebevî, şiir, siyaset ve âdetler gibi konulara da yer verilmiştir. Sehâvî, hadis fetvalarını içeren ve 342 soruya cevap veren ilgili eserinde, hadisin mânası, tahrîci, sıhhati, ricâl bilgisi ve hadislerden istinbat edilen hükümler hakkında bilgi vermiştir. Her ne kadar eserin adı hadis şerh kitabı olmasa da eser bir bakıma konulu hadis şerhi gibi değerlendirilebilir. Sehâvî, bir hadisin cevabına geçmeden önce, yöntem olarak öncelikle hadisin tahrîcini yapmayı, ardından sıhhat durumunu tahlil etmeyi ve son olarak hadisin sened ve metin yönünden farklı tariklerini incelemeyi tercih etmektedir. Hadisin sahih kaynaklarda yer almadığı durumlarda, doğrudan "böyle bir hadis bilmiyorum" şeklinde bir açıklama yapmaktadır. Bununla birlikte, bazen İbn Hacer gibi önemli hadis âlimlerinin görüşlerine atıfta bulunarak, ya da temel hadis literatürünü referans göstererek cevabını derinleştirir. Hadislerle ilgili verdiği hükümlerde genellikle Şâfiî mezhebini esas almakla birlikte, diğer mezheplerin görüşlerini de zikretmesi, farklı düşünce ekollerine saygı gösterdiğini ve kapsamlı bir perspektife sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Sehâvî, bazen cevabını ayrıntılı bir şekilde sunarak, okuyucuyu ikna etme ve tartışmalara son verme amacını gütmektedir. Bu yaklaşım, onun hem hadis ilmindeki derinliğini hem de sorunlara olan metodolojik yaklaşımını göstermektedir. Ayrıca, eser akademik çevreler için önemli bir kaynak olma özelliği taşımaktadır.
- Research Article
- 10.14395/hid.1633271
- Jun 30, 2025
- Hitit İlahiyat Dergisi
- Ayşegül Balık + 1 more
Günümüze ulaşan ilk tam tefsirin müellifi Mukâtil b. Süleyman (ö. 150/767), hakkında yapılmış ağır tenkitlere rağmen müfessirlerin istifade etmekten geri duramadıkları bir isimdir. Hicri dördüncü asırdan itibaren tefsirlerde adının geçmeye başladığı ve ondan yapılan alıntıların sayısında bu yüzyıldan sonra belirgin bir artış olduğu görülmektedir. Bu durumun tespitine dair bazı çalışmalar yapılmış olmakla birlikte Mukâtil’den doğrudan ya da dolaylı yoldan yapılan alıntıların nakil serüveni detaylıca incelenmemiştir. Nitekim gerek klasik gerekse modern dönem tefsirlerinde Mukâtil’e isnad edilerek yer verilen bilgilerin bir kısmı tefsirin matbu nüshaları ile uyuşmamaktadır. Bilindiği kadarıyla Mukâtil rivayetleri Bağdat ve Merv olmak üzere iki farklı tarik ile aktarılmıştır. Tefsirin tahkikli baskıları, günümüze ulaşan Bağdat tarikli yazmalardan hareketle hazırlanmıştır. Sa‘lebî’nin (ö.427/1035) el-Keşf ve’l-beyân adlı tefsirinin mukaddimesinde belirttiğine göre Mukâtil tefsirinin Merv tarikinden rivayetler el-Keşf’te yer almakla birlikte müstakil olarak günümüze ulaşmamıştır. Dolayısıyla bu konuyla ilgilenen araştırmacılara göre farklı tefsirlerde Mukâtil’in mevcut nüshası ile uyumlu olmayan rivayetler bulunmasının sebebi Mukâtil tefsirinin iki farklı tarik ile sonrasına aktarılmış olması ve tariklerden birinde bazı değişikliklerin yapılmış olmasıdır. Bu değişikliklerin bizzat Mukâtil tarafından yapılmış olması ihtimalinden de bahsedilmiştir. Bu ihtimallerin geçerliliğini gösteren veriler olmakla birlikte araştırmacıların dikkat çekmediği bir husus daha vardır. O da tefsirlerde yer alan ve mevcut Mukâtil tefsirinden farklı olan bazı Mukâtil rivayetlerinin birçok tefsirde tekrarlanması, bazılarının ise tefsirden tefsire değişiklik göstermesidir. Mevcut nüsha ile uyumlu olmayıp birçok tefsirde tekrarlanan Mukâtil rivayetlerinin gerçekten tefsirin diğer tarikinden kaynaklanmış olması ihtimali düşünülebilir. Ancak bazı durumlarda aynı konudan bahseden bir rivayetin asırlar geçtikçe değişip dönüştüğü görülmüştür. Dahası bu rivayetlere ufak müdahalelerle de olsa yer veren müfessirlerin isimleri hep gizli kalmış, rivayetin yeni formuyla Mukâtil’e isnadına devam edilmiştir. Dolayısıyla Mukâtil rivayetlerinin aktarımında bazı hatalar yahut müdahaleler olmuş ve bunlar daha sonra rivayetleri asıl kaynağına müracaat etmeden aktaran müfessirlerce tekrarlanmış gibi görünmektedir. Bu vakıa tefsir nakil geleneğinin problemli yönlerinden birini -tefsirde isnad sorununu- gündeme getirmektedir. Diğer taraftan Mukâtil tefsirinde yer alan bazı bilgi ve yorumlar kimi müfessirler tarafından kaynak belirtilmeden nakledilmiştir. Söz konusu yorumlar erken dönem tefsir rivayetlerini derleyen eserlerde Mukâtil’den önceki başka bir isme isnad edilmemiştir. Bu bilgilerin başka bir müfessire isnad edilmemiş olması, söz konusu tefsir malzemesinin bir kısmının hem şifahi kültürden hem de günümüze ulaşamayan tefsir risalelerinden mevcut yazılı kaynaklara aktarımında Mukâtil’in etkin rolünü göstermektedir. Müfessirlerin Mukâtil’in adını zikretmemek şeklindeki bu tavrı onların kaynağı büyük ihtimalle Mukâtil tefsiri olan bilgileri naklederken bunu gizleme ihtiyacı hissettiklerini düşündürmektedir. Bunun örnekleri azımsanmayacak kadar çoktur. Bu durum Mukâtil hakkındaki olumsuz algının müfessirler nezdinde uzun süre etkisini sürdürdüğünün bir göstergesi addedilebilir. Ancak temriz siygasıyla da olsa müfessirlerin bu rivayetlere yer vermeleri, Mukâtil’in tefsirdeki otoritesine kayıtsız kalamadıkları şeklinde değerlendirilebilir. Bu konudaki tespitler, Mukâtil’in tefsir literatüründeki örtük etkisini de göstermesi bakımından önemlidir. Dikkat çekici başka bir durum da Sa‘lebî gibi tefsirinde Mukâtil’in adını sıklıkla zikreden müfessirlerin bile bazen ondan gelen rivayetlere kaynak belirtmeden yer vermeleridir. Bu tutum ise müfessirlerin tefsir rivayetlerinde standart bir tavrının olmadığını düşündürmektedir. Tefsirlerde Mukâtil’den yapılan alıntıların, et-Tefsîrü’l-kebîr’in tahkikli baskıları ile uyum durumu ve uğradığı müdahaleler doküman analizi, metin analizi ve mukayese yöntemleriyle tespit edilmiştir. Çalışmada metin içi taramalar ve metinler arası farkların tespiti el-Mektebetü’ş-Şamile programı üzerinden yapılmış ve yalnızca programda yer alan eserler esas alınmıştır. Bazı eserlerin kaynak gösteriminde Şamile’de yer almayan baskılardan da yararlanılmıştır.
- Research Article
- 10.34090/tured.1703378
- Jun 30, 2025
- Turist Rehberliği Dergisi (TURED)
- Havva Ürekli + 1 more
Amaç ve Önem: Bu çalışma, turist rehberlerinin gastronomi alanındaki bilgi düzeyleri ile gastronomi turizmine ilişkin algılarının, destinasyonlarda gastronomi rotalarının geliştirilmesine olan etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma, turist rehberlerinin gastronomi rotalarını şekillendirme konusundaki rollerini bütüncül bir yaklaşımla ele alması bakımından önem taşımaktadır. Gastronomi turizminin giderek artan önemi doğrultusunda, bu alanda görev yapan rehberlerin bilgi ve algılarının, destinasyonlarda özgün ve sürdürülebilir gastronomi rotalarının oluşturulmasına önemli katkılar sağlayabileceği düşünülmektedir. Yöntem: Araştırmada, nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veri toplama aracı olarak anket tekniği tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye genelinde 13 farklı turist rehberliği meslek odasına kayıtlı ve eylemli olarak görev yapan turist rehberleri oluşturmaktadır. Olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden biri olan amaçlı örnekleme tekniği kullanılarak, hedeflenen rehber grubuna çevrimiçi anketler gönderilmiştir. Anketler, katılımcılara e-posta ve sosyal medya grupları üzerinden iletilmiş ve toplamda 432 geçerli yanıt alınmıştır. Bulgular: Araştırma bulguları, turist rehberlerinin gastronomi rotalarının oluşturulmasında anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Rehberlerin gastronomi bilgisinin ve turizme yönelik algılarının, destinasyon bazlı gastronomi rotalarının gelişimine katkı sağladığı belirlenmiştir. Özgünlük/Bilimsel Katkı: Bu çalışma, gastronomi rotalarının oluşturulmasında turist rehberlerinin etkisini inceleyen ilk kapsamlı araştırmalardan biridir. Rehberlerin bilgi düzeyleri ve algılarının, gastronomi rotalarının belirlenmesindeki rolünü ortaya koyarak literatüre katkı sağlaması beklenmektedir. Ayrıca, elde edilen bulgular, gastronomi turizmi stratejilerinin geliştirilmesine yönelik pratik öneriler sunmaktadır. Sınırlılıklar: Bu araştırma, yalnızca Türkiye'de gastronomi temalı turlarda görev yapan eylemli turist rehberleriyle yapılmış olup, eylemsiz rehberler çalışmaya dahil edilmemiştir.
- Research Article
- 10.53568/yyusbed.1691597
- Jun 27, 2025
- Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
- Abdülbeşir Ceylan
Endüstrinin yaygınlaşmasıyla birlikte doğaya salınan zararlı maddeler, atmosferde sera etkisi oluşturarak küresel ısınmaya neden olmaktadır. İşletmeler, çevre dostu olduklarını göstermek için reklam ve kamu mesajlarını yanıltıcı şekilde sunabilmektedir. Dijital teknolojilerin gelişimiyle birlikte bilginin depolanması, iletilmesi ve ağlar aracılığıyla dağıtılması iletişim teknolojilerinin önemini artırmıştır. İşletmeler, sürdürülebilirliklerini korumak ve tüketici algısını yönlendirmek amacıyla bilgi ve iletişim teknolojilerini etkin şekilde kullanmaktadır. Bu çalışmada, küresel ısınma ile mücadelede işletmelerin yeşil aklama stratejilerinin bilgi ve iletişim teknolojileri üzerindeki etkisi incelenmiştir. İstanbul’daki dijital kullanıcıları hedefleyen bir anket uygulanmış, Google Form aracılığıyla 397 veri toplanmıştır. SPSS ile yapılan analizlerde t-testi ve ANOVA testleri uygulanarak hipotezler değerlendirilmiş, tüm hipotezlerin kabul edildiği bulunmuştur. Gelecekte, çalışanları da kapsayan araştırmalar önerilmektedir.
- Research Article
- 10.34087/cbusbed.1597756
- Jun 27, 2025
- Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi
- Seval Cambaz Ulaş + 1 more
Giriş ve Amaç: Kanguru bakımı anne-bebek bağlanmasını ve ilişkisinin kalitesini arttırmakta, annenin doğum sonrası depresif semptomlarını, stres ve kaygısını azaltmaktadır. Bu araştırma, gebelerin kanguru bakımı ile ilgili bilgi ve görüşlerinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Gereç ve Yöntemler: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Araştırma bir üniversite hastanesi obstetri polikliniği’ne başvuran gebelerde yürütülmüştür (n:317). Araştırmada veri toplama aracı olarak sosyodemografik veri toplama formu, kanguru bakımı bilgi ve görüş formu kullanılmıştır. Kanguru bakımı bilgi formu toplam 12 sorudan oluşmuştur. Gebelerin kanguru bakımı konusundaki bilgi düzeyi her doğru yanıta 1 puan verilerek toplam 12 puan üzerinden değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırma grubunu oluşturan gebelerin yaş ortalaması 27,92+5,39 dur. Gebelerin kanguru bakımı bilgi puanı ortalaması 8,37+4,09 olarak bulunmuştur. Gebelerin bazı özellikleri ile kanguru bakımı bilgi puanları karşılaştırıldığında, yaşı ortalamadan büyük, üniversite eğitimi almış, gebeliğin son trimesterinde olan, kanguru bakımını duyan ve bu konuda bilgi alan gebelerin bilgi puanı anlamlı daha yüksek bulunmuştur (p
- Research Article
- 10.46928/iticusbe.1649390
- Jun 27, 2025
- İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
- Feyza Kargılı + 2 more
Türkiye’de çalışma hayatının geçirdiği dönüşümler içinde profesyonel meslekler önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda eczacılık, birçok farklı mesleki rol ve dinamiği içinde barındıran çok boyutlu bir meslek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, hem profesyonel hem “serbest meslek” olarak kabul edilen eczacılık mesleğinin çalışma ilişkilerinde yaşanan dönüşümün eczacıların mesleki rol ve itibarına yansımalarını keşfetmeyi hedefleyen bir araştırmadır. Nitel araştırma yöntemlerinden gömülü teori deseni kullanılarak yürütülen çalışmada, sekiz sahip ve mesul müdür eczacı, bir yardımcı eczacı, iki stajyer eczacılık öğrencisi, bir eczane çalışanı, bir hastane eczacısı ile derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile görüşmelerden elde edilen bulgular; sosyal bir mekân olarak eczaneler, güven-bilgi-temsil ilişkisi, meslek sarkacı, sosyal medya olmak üzere dört başlıkta analiz edilmiştir. Analiz sonucunda eczacılık mesleğinin yalnızca kendi içinde farklı meslek rollerini barındırmakla kalmadığı, aynı zamanda profesyonellerin mesleklerini icra ederken başka mesleklerin rollerini de üstlendiği bir yapıya sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu durum, “meslek içinde meslek” kavramsallaştırmasını ortaya çıkarırken, eczacılık mesleğinde güven, bilgi ve temsil ilişkilerinin dengede tutulması gerektiğini ifade eden “meslek sarkacı” kavramını da doğurmaktadır.