Year Year arrow
arrow-active-down-0
Publisher Publisher arrow
arrow-active-down-1
Journal
1
Journal arrow
arrow-active-down-2
Institution Institution arrow
arrow-active-down-3
Institution Country Institution Country arrow
arrow-active-down-4
Publication Type Publication Type arrow
arrow-active-down-5
Field Of Study Field Of Study arrow
arrow-active-down-6
Topics Topics arrow
arrow-active-down-7
Open Access Open Access arrow
arrow-active-down-8
Language Language arrow
arrow-active-down-9
Filter Icon Filter 1
Year Year arrow
arrow-active-down-0
Publisher Publisher arrow
arrow-active-down-1
Journal
1
Journal arrow
arrow-active-down-2
Institution Institution arrow
arrow-active-down-3
Institution Country Institution Country arrow
arrow-active-down-4
Publication Type Publication Type arrow
arrow-active-down-5
Field Of Study Field Of Study arrow
arrow-active-down-6
Topics Topics arrow
arrow-active-down-7
Open Access Open Access arrow
arrow-active-down-8
Language Language arrow
arrow-active-down-9
Filter Icon Filter 1
Export
Sort by: Relevance
  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.30563/turklad.1800857
AZERBAYCAN’DA ALİ ŞÎR NEVAÎ ESERLERİNİN ÇEVİRİSİ, ARAŞTIRILMASI VE YAYINLANMASINDA RAMİZ ASKER’İN ROLÜ
  • Dec 20, 2025
  • Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi (TÜRKLAD)
  • Naile Asker

Büyük Türk düşünürü ve yazarı Ali Şîr Nevaî, Türk edebiyatının, aynı zamanda Özbek edebiyatının en parlak ismidir. O, klasik Doğu şiirinin epik türünde mükemmel eserler yazmış, ilk defa Türkçe Hamse (Beşlik) kaleme almıştır. Onun yazdığı Hayret-ül-Ebrar, Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun, Seba-i Seyyar ve Seddi-İskenderi destanları Türk edebiyatının en değerli eserleri listesinde kendi yerini tutmuştur. Ali Şîr Nevaî, aynı zamanda bir düşünür şair olarak bilimsel, pedagojik, didaktik, dilbilimsel, dini, felsefi, biyografik vs. konularda eserler, genellikle risaleler yazmıştır. Ali Şîr Nevaî, artık beş yüzyıldan fazla bir zamandır Türk ve dünya edebiyatında yaşamaktadır ve dünya döndüğü sürece yaşamaya devam edecektir. Azerbaycan’da Ali Şîr Nevaî’nin eserleri hakkında XX. yüzyılın başlarından yazılmaya, arştırılmaya başlanılmş, Sovyet dönemiyle beraber eserlerinin aktarılması ve yayımı devam etmiştir. Azerbaycan’ın bağımsızlığından sonra Özbek edebiyatı ve Ali Şîr Nevaî eserleri geniş olarak araştırılmış, Azerbaycan Türkçesine aktarılmış ve yayımlanmıştır. Aynı zamanda üniversitelerde Özbek edebiyatı ve Ali Şîr Nevaî programları oluşturulmuş ve dersleri verilmiştir. Bu alanda özel hizmetleri olan akademisyenlerin başında Prof. Dr. Ramiz Asker’in adını söylememiz gerekir. Onun son 15 yılda Özbek edebiyatı ile ilgili araştırma kitapları ve hem Çağatayca hem günümüz Özbekçesinden aktarmaları bu alandaki boşluğu önemli derecede doldurmaktadır. Ali Şîr Nevaî’nin Hamsesi de dâhil onun 9 kitabını Azerbaycan Türkçesine aktarmış, ayrıca biri Özbekistan’da olmak üzere 4 eser kaleme almıştır. Makalede Ali Şîr Nevaî’nin eserleri hakkında genel bilgi verilmiş, Azerbaycan’daki ilk araştırmalara, çevirilere, yayınlanan eserlerine değinilmiş, Prof. Dr. Ramiz Asker’in bu alandaki büyük hizmetlerinden ve rolünden söz edilmiştir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.30563/turklad.1769992
ALİ ŞİR NEVÂYÎ’NİN TANITTIĞI MUTASAVVIF KADINLAR
  • Dec 20, 2025
  • Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi (TÜRKLAD)
  • Funda Toprak

Çağatay Edebiyatı’nın en büyük şair ve ilim adamlarından Ali Şir Nevāyî’nin Nesāyimü’l- Mahabbe min Şemāyimü’l Fütüvve adlı eseri, Türkçe yazılmış bir evliya ve şeyhler tezkiresidir. Türkçe yazılan bu türdeki ilk eser olması dolayısıyla hem Türk dili hem de tasavvuf tarihi açısından büyük bir öneme sahiptir. Özellikle edebî metinlerde ve menkıbelerde kadınlara olumlu yaklaşılmadığını, kadının nefsin sembollerinden biri olarak görüldüğünü söylemek mümkündür. Kurʿān-ı Kerîm’de Âl-i İmrān Sûresi’nde (3/14) kadınlar nefsin insanı aldatan unsurları içerisinde zikredildiğinden tasavvuf da kadına bu yaklaşımla bakar. Kadına karşı olumsuz yaklaşıma karşın yine de tasavvufta sûfî kadınların yer aldığını görmek mümkündür Tasavvufī anlayışın geliştiği ilk yüzyılda kadınların sayısı erkeklere oranla az olmakla beraber varlıkları azımsanamayacak ölçüdedir. Bu kadınların isim ve biyografilerinin kaydı erkekler tarafından yapılmıştır. Kadınlara dair bilgiler, sûfi metinlerinde erkeklerin bakış açılarıyla yer almıştır. Bu eserlerde kadınların varlığı, rolü ve saygınlığı belirtilmiştir. Nesāyimü’l Mahabbe min Şemāyimü’l Fütüvve’de Rābiʿa-i ʿAdeviyye (rahimehallāhu)’dan başlayarak otuz beş mutasavvıf kadın kısaca tanıtılmaktadır. Tam bir biyografi sayılamayacak bu tanıtımlarda daha çok bu kadınların tasavvufî dünya görüşlerini özetleyen cümleleri ve davranışları verilir. Bu çalışmada Ali Şir Nevayi'nin Nesāyimü’l- Mahabbe min Şemāyimü’l Fütüvve adlı eserinde geçen kadın mutasavvıflar ele alınacak Nevāyî’nin verdiği bilgiler farklı eserlerden de desteklenerek kadın mutasavvıfların tasavvuf tarihindeki yerleri ve önemleri üzerinde durulacaktır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.30563/turklad.1733254
KIRGIZLARIN TAKVİM ANLAYIŞI VE HALK AĞZINDAN DERLENEN EFSANE VE İNANIŞLARA GÖRE AY KAVRAMI
  • Dec 20, 2025
  • Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi (TÜRKLAD)
  • Zhibek Torobekova

Bu çalışma, Kırgız halkının geleneksel takvim anlayışı içerisinde “ay” kavramının halk inançları ve sözlü anlatılardaki yerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Kırgız kültüründe ay, yalnızca gökyüzüyle ilgili fiziksel bir olgu değil; aynı zamanda zaman algısını, doğayla uyumlu yaşamı ve toplumsal hafızayı şekillendiren çok katmanlı bir semboldür. Çalışmanın kapsamını, Kırgız halkının ayla ilişkilendirdiği takvimsel düzenlemeler, dini-mitolojik inanışlar, ayla ilgili efsaneler, deyimler, atasözleri ve ritüel pratikler oluşturmaktadır. Araştırmada hem yazılı kaynaklara hem de Kırgızistan’da farklı bölgelerde yapılan saha araştırmalarına ve halk ağzından derlenen sözlü anlatılara yer verilmiştir. Yöntem olarak, derleme ve doküman incelemesiyle birlikte folklorik çözümleme yöntemi benimsenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, ay kavramı Kırgız halkının zamanla, doğayla ve kutsal olanla kurduğu ilişkinin merkezinde yer almakta; ay döngülerine göre belirlenen takvim hem tarımsal faaliyetleri hem de toplumsal ritüelleri yönlendirmektedir. Ayrıca, ayla ilgili sözlü anlatıların ve inanışların günümüze kadar yaşatılması, kültürel belleğin korunması, sözlü kültürün sürekliliği ve millî kimliğin inşası açısından önemli bir işlev görmektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.30563/turklad.1644891
ESKİ TÜRKÇEDEN ÖZBEK TÜRKÇESİNE FONETİK YANSIMALAR VE HİD SÖZCÜĞÜ
  • Dec 20, 2025
  • Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi (TÜRKLAD)
  • Ixtiyor Yoqubov

Köktürkçe ve Eski Uygur Türkçesinin kültürel ve edebî mirasçısı olan Özbek Türkçesi birçok eski dil özelliğini yapısında taşımaya devam etmektedir. Bu özelliklerden biri de Eski Türkçedeki /d/ sesi taşıyan sözcüklerin /y/ye dönüşmüş şekilleridir: adak > ayak, kadgu > kaygu, ked- > kiy-, adıg > ayı… gibi sözcüklerde /d/ sesi genel Türkçe kurala uygun olarak /y/’ye dönüşmüştür. Bunlar içinde /y/’ye dönüşmeyen bir sözcük vardır. Bu sözcük hid “koku” sözcüğüdür. Özbek Türkçesinde diğer Türk lehçelerinden farklı olarak koku anlamına gelen hid, is, bo‘y, sassiğ kelimeleri bulunmaktadır. Bunlardan sassiğ (

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.30563/turklad.1709431
IRAK TÜRKMEN TÜRKÇESİNDE ARAPÇA KALIP SÖZLER ÜZERİNE BİR İNCELEME
  • Dec 20, 2025
  • Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi (TÜRKLAD)
  • Noor Yalmaz Nooraldeen Nooraldeen + 1 more

Türkler ve Araplar yüzyıllarca aynı ülke ve bölgelerde yaşamışlar, başta din olmak üzere pek çok alanda ortak değerleri paylaşmışlar ve birbirlerini etkilemişlerdir. Bu etkileşim alanlarının en önemlilerinden biri dildir. Karşılıklı dil etkileşimi, zaman içinde kültürün diğer alanlarına da uzanmıştır. İlk başta Arapçanın Türkçe üzerindeki etkisi dinî sebeplerle başlamıştır. Türkçe yüzyıllarca Arap alfabesi ile yazılmış, Arapçadan Türkçeye edatlar, isimler ve deyimler girmiştir. Ayrıca Arapça kelimelere gelen Türkçe eklerle yeni kelimeler türetilmiştir. Pek çok Arapça söz ve ibare Türkçeye girmiş, Arapça deyimler ve terimler Türkçenin söz varlığında önemli bir yere sahip olmuştur. Arapça kelimeler ile birleşik kelimeler, deyimler ve kalıp sözler yapılmıştır. Türkçede yaygın olarak kullanılan bu tür birleşik sözler uğradıkları ses, anlam ve imla değişimi açısından incelenmiştir. Bu çalışmada da Irak Türkmen Türkçesindeki Arapça alıntılarla kurulan kalıp sözler üzerine bir inceleme ve değerlendirme amaçlanmıştır. “Irak Türkmen Türkçesinde Arapça Unsurlar” adlı doktora tezinden alınan bu kalıp sözlerin Arapça yazılışı ve anlamları incelendikten sonra sınıflandırılmıştır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.30563/turklad.1787761
ABİŞ KEKİLBAYEV’İN ŞIŊIRAW “DİPSİZ DERİNLİK” ADLI UZUN HİKÂYESİNDE KAVRAM ALANLARI AÇISINDAN DEYİMLER
  • Dec 20, 2025
  • Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi (TÜRKLAD)
  • Gülmira Ospanova

Modern Kazak edebiyatının usta kalemlerinden Abiş Kekilbayev, Kazak Türkçesinin tüm incelikleri ile zenginliklerini eserlerine başarıyla yansıtan bir yazar ve şairdir. Şıŋıraw “Dipsiz Derinlik” adlı uzun hikâyesi, merkezî kişinin ruhsal durumu ele alınarak derin psikolojik ve felsefi tahlillerin yapıldığı ve okuru yaşam üzerine tefekküre sevk eden en önemli eserlerinden biridir. Çalışmamızda, yazar ve eseri hakkında kısa bilgiler verildikten sonra, eserde geçen deyimler üzerinde durulmuştur. Dil ve anlatım tekniği bakımından oldukça başarılı olan uzun hikâyede, çok sayıda deyimlerin kullanıldığı belirlenmiştir. Eserde yer alan ve deyim özelliği gösteren ifadelerin deyim olup olmadığı konusunda, Qazaq Tiliniŋ Frazeologiyalıq Sözdigi “Kazak Dilinin Deyimler Sözlüğü” ile Mağınalas Frazeologizmder Sözdigi “Anlam Bakımından Deyimler Sözlüğü” esas alınmıştır. Bazı deyimi çağrıştıran ifadelerin ise yazara özgü ve kalıp dışındaki kullanımlar olduğu tespit edilmiştir. Örneklemi oluşturan ifadeler, kavram alanları bakımından sınıflandırılarak ele alınmış ve alfabetik sıraya göre verilmiştir. Bu çalışmada, bir dilin söz varlığının önemli bir katmanı olan deyimler açısından Kazak Türkçesinin incelikleri göz önüne serilmiş ve yazarın diğer eserlerinde de yer alan dil özellikleriyle ilgili yapılacak kapsamlı çalışmalara katkıda bulunmak amaçlanmıştır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.30563/turklad.1682653
ÖZÇELİK, SADETTİN (2023), DEDE KORKUT VATİKAN YAZMASI (GİRİŞ-NOTLAR-DİZİN), ANKARA: TÜRK DİL KURUMU YAYINLARI, ISBN:978-975-17-5655-8, 387 SAYFA
  • Dec 20, 2025
  • Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi (TÜRKLAD)
  • Hamdiye Demetler

Dede Korkut Kitabı; Türk dilini, edebiyatını, kültürünü, tarihini ve geleneğini geçmişten günümüze kadar en iyi şekilde yansıtan önemli bir eserdir. Anadolu ve Azerbaycan coğrafyasında 15. yüzyılda yazıya geçirildiği tahmin edilen ve Türklerin eski dönemlerde geçirdikleri boylararası mücadeleleri ve insan-doğa ilişkilerini konu edinen bu eser destansı hikaye ve anlatılardan oluşmaktadır. Eserdeki destansı hikayeler ve anlatılar sözlü dönemden sonra yazıya geçirilmiştir. Türk dili ve edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Dede Korkut Kitabı, günümüze kadar beş yazma olarak gelmiştir: Dresden, Vatikan, Ankara, Günbed ve Bursa yazmaları. Dede Korkut kitabının yeni yazmalarının bulunmasıyla birlikte Dede Korkut Kitabı üzerine yapılan araştırmaların ve yei değerlendirmelerin arttığı görülmüştür. Dede Korkut kitabı, Dresden yazmasının bulunuşundan günümüze kadar Dede Korkut ile ilgilenen herkesin dikkatini çekmiştir. Bu eser üzerine Türkiye’de ve yurt dışında birçok kitap, makale ve bildiri hazırlanmıştır. Bu çalışmalardan biri de Prof. Dr. Sadettin Özçelik’in büyük titizlikle hazırlamış olduğu Dede Korkut -Vatikan Yazması- (Giriş-Notlar-Metin-Dizin) adlı eseridir. Bu eser, Dede Korkut Kitabının Vatikan Yazması ile ilgili kapsamlı bir çalışmanın ürünüdür. Bu çalışmada, Dede Korkut Vatikan Yazması (Giriş-Notlar-Dizin) adlı eserin tanıtımı yapılacaktır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.30563/turklad.1680382
AZERBAYCAN DEYİMLERİNDE KADER, NASİP VE TALİH TEMALARI: ESKİ TÜRKÇE İLE KARŞILAŞTIRMALI BİR İNCELEME
  • Dec 20, 2025
  • Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi (TÜRKLAD)
  • Azra Deniz Polat

Kader, nasip, talih gibi kavramlar, insanın varoluşunda önemli kavramlardır. Kader, insan yaşamındaki önceden belirlenmiş ve kaçınılmaz olayları tanımlarken; nasip ve talih kavramları, kişinin çabasıyla bağlantılı olarak gerçekleşen, kimi zaman rastlantısal özellik taşıyan olumlu ya da olumsuz durumları ifade etmektedir. Eski Türkçe döneminden beri izleri görülen bu kavramlar hem Azerbaycan Türkçesinde hem de Eski Türkçe metinlerde sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, Azerbaycan deyimlerindeki kader, nasip ve talih kavramları ele alınmıştır. Azerbaycan Türkçesinde bu kavramların yer aldığı deyimler ve Eski Türkçe eserlerden örnekler verilerek karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu bağlamda kavramların hangi durumlarda ve ne şekilde kullanıldığı, deyimlere nasıl yansıdığına odaklanılmaktadır. Bu çalışmada deyimlerin hem bireysel hem de toplumsal inanç sistemlerini nasıl yansıttığı, aynı zamanda dildeki değişim, dönüşüm ve devamlılık süreçlerine nasıl katkı sağladığı ortaya konmuştur. Böylece Azerbaycan Türkçesi ve Eski Türkçenin ortak yönlerinin daha belirgin bir şekilde anlaşılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.30563/turklad.1777481
ÇAĞATAY ŞAİRİ ŞÂHÎ’NİN (ö. 1506-07) DİVANININ DEĞERLENDİRİLMEMİŞ BİR NÜSHASI ÜZERİNE
  • Dec 20, 2025
  • Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi (TÜRKLAD)
  • Gülser Ersoy

XV. asır Çağatay sahası şairlerinden biri olan Mes’ud Mirza (ö. 1506-07) Şâhî mahlası ile Türkçe şiirler kaleme almıştır. Şâhî’nin India Office kütüphanesinde (Londra) Turki Ms 23 ve Turki Ms 25 numaralarda kayıtlı olan Türkçe divanının iki nüshası Eckmann tarafından tanıtılmıştır. Şairin divanına ait bir diğer nüsha İran Devlet Kütüphanesi (Kitâb-hâne-yi Devlet-i ‘Aliyye-yi Îrân) 2205 numarada kayıtlı olup Kılıç tarafından tanıtılmıştır. İlgili nüshanın şairin henüz hayatta iken istinsah edilmiş olması nüshayı ayrıca önemli kılan bir husustur. Bibliotheque National Supp. (Paris) Turc 295 numarada kayıtlı mecmuada Şâhî’ye ait 86 şiir Aslan tarafından tanıtılıp değerlendirilmiştir. Bu çalışma; Londra, İran ve Paris’te bulunan ve değerlendirilen biri mecmua üçü divan toplam dört yazmanın dışında Cambridge Üniversitesi Queens’ College kütüphanesi Ms 9 numarada kayıtlı yazmanın 20b-135b yaprakları arasında yer alan Şâhî divanını tanıtmak amacını taşımaktadır. Diğer nüshalarla karşılaştırıldığında 195 gazel, 2 tahmis ve 86 rubainin yalnızca Cambridge Üniversitesi nüshasında olduğu görülmektedir. Çalışmada yukarıda bahsi geçen yazmalara kısaca değinilecek ve ardından Şâhî divanının Cambridge nüshasının kodikolojik açıdan tavsifi yapılacaktır. Akabinde klasik Çağatay Türkçesi dil özelliklerinin hâkim olduğu eserin belirgin fonolojik ve morfolojik özelliklerine değinilecek ve son olarak da sadece Cambridge Üniversitesi nüshasında bulunup diğer nüshalarda mevcut olmayan gazellerin matlaları, tahmislerin ilk iki mısraı ve rubailerin tamamı verilecektir. Böylelikle diğer nüshalarda olmayan şiirlerin çokluğu da ilgililerin dikkatine sunulmuş olacaktır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.30563/turklad.1733425
15. YÜZYIL ANADOLU SAHASI TÜRKÇE METİNLERDE TAKIMYILDIZLAR
  • Dec 20, 2025
  • Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi (TÜRKLAD)
  • Hacer Tokyürek

Bu makale, 14. ve 15. yüzyıl Anadolu sahasına ait üç mesnevî olan Ahmedî’nin İskendernâme’si, Firdevsî-i Tavil’in Daʿvet-nâme’si ve anonim ʿAcâʾibü’l-Mahlûkāt adlı eserlerde yer alan takımyıldız adlarını inceleyerek, bu verilerin İslam astronomi geleneği içerisindeki yerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel amacı, bu edebî metinlerde geçen yıldız sayıları ve takımyıldız adlarının, Batlamyus’un Almagest’i ve Abdurrahmân es-Sûfî’nin Kitâbü Suveri’l-Kevâkibi’s-Sâbite adlı eserleriyle olan ilişkisini ortaya koymaktır. Çalışmada karşılaştırmalı analiz yöntemi benimsenmiş; yıldız sayımları, takımyıldız adlandırmaları ve sembolik anlatımlar sistematik olarak ele alınmıştır. Ayrıca yıldızların işlevsel kullanımları (yön tayini, hastalıkları iyileştirme inancı gibi) da değerlendirilecektir. Elde edilen bulgular, klasik Türk mesnevîlerinde geçen takımyıldız adlarının, İslam astronomi kaynaklarına dayandığını ve Batlamyus ile es-Sûfî’nin etkisini açıkça yansıttığını göstermektedir.