- Research Article
- 10.26677/tr1010.2026.1620
- Jan 9, 2026
- Turk Turizm Arastirmalari Dergisi
- Büşra Bahar Balcı
Partnerlerin birbirlerine gösterdikleri anlayış, değer ve ilgi içerikli davranışlarını algılama süreçleri olarak tanımlanan algılanan partner duyarlılığının, ilişkisel ve bireysel süreçler üzerinde birçok olumlu etkisi vardır. Partneri duyarlı algılamanın bireylerin mutluluğu, ilişki işleyişi, fiziksel sağlıkları ve hatta yaşam süreleri ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Birçok olumlu çıktısı olan algılanan partner duyarlılığının partnerlere dair farklı değişkenler tarafından yordanması mümkündür. Bu derleme makalesinin amacı partnerden algılanan duyarlılılık ile partnerin dinleme davranışı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu bağlamda öncelikle algılanan partner duyarlılığı ile ilgili yapılan çalışmalarardından bu kavram ile dinleme davranışını ilişkilendiren çalışmalar incelenmiştir.Yapılan inceleme sonucunda partnerlerin dinleme davranışının algılanan partner duyarlılığı üzerinde bir etkisinin olduğu fakat bu etkinin alan yazında yeterince ele alınmadığı görülmüştür.Buradan hareketle gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.
- Research Article
- 10.26677/tr1010.2025.1596
- Nov 6, 2025
- Turk Turizm Arastirmalari Dergisi
- Melike Acar
Bu makale, Sosyal Alan Kuramını (Turiel, 1983; 2002) temel alarak ahlaki, toplumsal-geleneksel ve kişisel-psikolojik alanların epistemik ölçütlerle ayrımını açıklığa kavuşturmayı amaçlamaktadır. Ahlaki alanın zarar, hak ve adalet gibi genellenebilir ve otoriteden bağımsız ilkelere; toplumsal-geleneksel alanın otorite, kural ve uzlaşıya; kişisel alanın ise özerk tercihlere dayandığı ampirik olarak tutarlı bir biçimde gösterilmiştir. Makalenin birinci bölümünde, Piaget ve Kohlberg’in yapısal-gelişimsel, evre temelli yaklaşımları doğru konumlandırılarak, Türkçe alanyazındaki katı, doğrusal evre varsayımı, “genetik epistemoloji”nin biyolojik indirgemecilikle eşitlenmesi ve içerik ve bağlamın göz ardı edilmesi gibi yanlış okumalar kısaca düzeltildi. Ardından alana özgü ayrımın dayandığı ölçütler—otoriteye ve kurala bağlılık, genellenebilirlik, kişisel özerklik—sistematik olarak tanımlandı. Türkçe alanyazında kuramın “Toplumsal Alan Kuramı” diye çevrilmesi ve social/societal/toplumsal terimlerinin birbirinin yerine kullanılması, kuramsal bütünlüğü zedeleyen bir terminoloji sorunu olarak tartışılmıştır. Son olarak, ölçekleştirme eğilimine karşı, yarı-yapılandırılmış görüşmelerle gerekçe analizinin kuramla yöntemsel uyumu savunulur. İkinci bölümde ise 1975–2025 arasındaki Sosyal Alan Kuramı araştırmaları üç başlık altında kısaca derlenmiştir: (1) alanlar arası koordinasyon (2) grup süreçleri, akran dışlaması ve eşitsizlik bağlamında yargıların farklılaşması; (3) eğitim uygulamalarına yansımalar (kapsayıcı eğitim uygulamaları, hak ve adalet dilinin güçlendirilmesi). Makale, kuramın doğru anlaşılması ve uygulanması için kavramsal netlik sağlamayı ve Türkçe yazındaki terminolojik karışıklıkları gidermeyi amaçlar. Böylece sosyal alan ayrımlarının araştırma tasarımına ve veri yorumuna doğrudan yön vermesi hedeflenmektedir.
- Research Article
- 10.26677/tr1010.2025.1590
- Oct 7, 2025
- Turk Turizm Arastirmalari Dergisi
- Adem Arslan + 1 more
Bu araştırma, çocuk çizgi dizileri ve animasyon filmlerinde kapsayıcılığın nasıl temsil edildiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada Türkiye’de erken çocuklukdöneminde yaygın olarak izlenen Niloya, Pepee, Rafadan Tayfave Kardeşim Oziile uluslararası yapımlardan Moana, Raya and the Last Dragonve Adit & Sopo Jarwoincelenmiştir. Nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş, betimsel analiz yöntemi kullanılarak elde edilen veriler kapsayıcı eğitim literatürü ışığında değerlendirilmiştir. Bulgular, yerli yapımlarda daha çok fiziksel farklılıkların olağanlaştırılması, empative sosyal kabulün öne çıktığını; uluslararası örneklerde ise kültürel çeşitlilik, toplumsal iş birliği ve çok kültürlülüğün vurgulandığını göstermektedir. Çalışma, medya içeriklerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda erken çocukluk döneminde çocuklara farklılıklara saygı, empati geliştirme ve toplumsal uyum gibi değerleri kazandırmada önemli bir işlev üstlenebileceğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle araştırma, kapsayıcı eğitim uygulamalarına medya destekli katkılar sunma potansiyeline sahiptir.
- Research Article
- 10.26677/tr1010.2025.1592
- Oct 7, 2025
- Turk Turizm Arastirmalari Dergisi
- Betül Akyol + 1 more
Turizm önemli küresel faaliyet olan aynı zamanda yerlerin ve destinasyonların dönüştürücü ve üretken rol oynayan en aktif etkenlerden biridir. Bu araştırmanın temel amacı, bazı Akdeniz ülkeleri (Türkiye, İspanya, İtalya ve Portekiz) üniversitelerinde mevcut olan turizm coğrafya ders içeriklerini tespit etmek ve Akdeniz çanağındaki ülkelerle karşılaştırmalı analizini yapmaktır.Bu çalışmada nitel ve nicel yöntem birlikte kullanılmıştır. Nitel yöntem olarak içerik analizinden faydalanılmış, nicel yöntem olarak ise uyum analizi kullanılmıştır.Türkiye’den 93, İtalya 27, İspanya 26 ve Portekiz’den 6 bölümden 152 veri elde edilmiştir. Araştırmaya ait veriler Türkiye, İspanya, İtalya ve Portekiz üniversitelerinin web sitelerinden elde edilmiştir. Araştırma bulguları değerlendirildiğinde Türkiye’de turizm coğrafyasına yönelik ders içerikleri Türkiye turizm bölgeleri ve Anadolu uygarlıkları konularının ilk sıralarda olduğu görülmektedir. İtalya üniversiteleri turizm coğrafya ders içeriklerinde ise sürdürülebilir turizm ve kültür turizmi konularının önemli olduğu görülmektedir. İspanya üniversiteleri turizm coğrafya ders içerikleri ise,İspanya turizmi/coğrafyası ve dünya coğrafyası konularının ilk sıralarda olduğu görülmektedir. Son olarak, Portekiz üniversiteleri turizm coğrafya ders içerikleri ise fiziki coğrafya ve destinasyon çeşitleri olduğu görülmektedir.
- Research Article
- 10.26677/tr1010.2025.1591
- Oct 7, 2025
- Turk Turizm Arastirmalari Dergisi
- Pınar Çinar + 1 more
Erken yaşlarda kazandırılan sürdürülebilirlik ve çevre bilinci, bireylerin yaşam boyu sürecek çevre dostu davranışlar geliştirmesi ve kaynakları bilinçli kullanması açısından büyük öneme sahiptir.Bu bağlamda gerçekleştirilen bu araştırmanın amacı, 9–10 yaş grubu çocukların giysi tüketim alışkanlıkları ile giysi geri dönüşümüne yönelik tutum ve davranışlarını, çevresel sürdürülebilirlik boyutunda sürdürülebilir moda anlayışı çerçevesinde incelemek ve bu tutumların ebeveynlerin eğitim düzeyi ile ilişkisini belirlemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Sakarya ili Serdivan ilçesinde bir ilkokulda öğrenim gören, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiş 134 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen “Sürdürülebilir Moda Farkındalık Ölçeği” ile toplanmıştır. Veriler SPSS 26.0 programı ile analiz edilmiş; frekans, yüzde ve çapraz tablo analizleri kullanılmıştır.Araştırmanın bulguları, çocukların genel olarak sürdürülebilir moda konusunda olumlu tutumlara sahip olduklarını, ebeveyn eğitim düzeyine göre yapılan analizler ise, lise ve üzeri eğitim düzeyine sahip anne-babaların çocuklarının sürdürülebilir moda farkındalıklarının daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur.
- Research Article
- 10.26677/tr1010.2025.1594
- Oct 7, 2025
- Turk Turizm Arastirmalari Dergisi
- Harika Şen
Son yıllarda küresel ekonomide yaşanan değişimlerin etkisiyle, çalışma biçimlerinde de köklü dönüşümler meydana gelmiştir. Geleneksel istihdam modellerinin yanı sıra bireyler giderek daha fazla bağımsız çalışma yollunu tercih etmektedir. Bu bağlamda freelance ekonomisi, esnek çalışma saatleri, çeşitli projelerde yer alma ve kendi işini yönetme gibi avantajlarıyla ön plana çıkmaktadır. Dijitalleşmenin hız kazanması ve pandemi gibi küresel boyutta yaşanan olaylar, freelance çalışmanın daha hızlı bir şekilde hayatımıza girmesine ön ayak olmuştur. Özellikle teknolojik tabanlı ve dijital hizmetleri baz alan sektörlerde freelance çalışanların sayısında ciddi artış yaşanmıştır. Gig ekonomisinin bir parçası olarak değerlendirilen freelance çalışma, iş dünyasının esneklik taleplerine yanıt verirken, aynı zamanda çalışanlar açısından yeni zorluklar ve fırsatlar doğurmuştur. Bu makale freelance çalışmanın genel özelliklerini, avantajlarını, dezavantajlarını ve iş gücü piyasasındaki yerini incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca freelance çalışma modelinin gelişimini, hukuki çerçevesini ve gelecekteki olası yönelimleri ele alınmıştır.
- Research Article
- 10.26677/tr1010.2025.1593
- Oct 7, 2025
- Turk Turizm Arastirmalari Dergisi
- M Esra Atukalp
Banka kredileri, üretimi artırmak, optimize edilmiş sermaye tahsisini sağlamak suretiyle sermaye birikiminin sağlanması ile ekonomik büyümeyi teşvik etmektedir. Bu nedenle, banka kredileri ile ekonomik büyüme arasında bulunan ilişkinin incelenmesi öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, banka kredilerinin ekonomik büyümeye etkisinin, Türkiye’de İBBS Düzey2 Bölgeleri’nde belirlenmesidir. Çalışmada 2004-2021 dönemi itibariyle, Düzey2 Bölgeleri’nde yer almakta olan 26 adet bölge, inceleme kapsamına alınmıştır. Panel veri analizin yapıldığı çalışmada, GSYİH bağımlı değişken olarak, bankalar tarafından sunulan krediler ise bağımsız değişken olarak ise ele alınmıştır. CADF testi sonucuna göre, GSYİH değişkeninin ve KRD değişkeninin seviyesinde durağan olduğunun anlaşıldığı söylenebilir. Hausman testi sonucunda sabit etkiler modelinin kullanılacağı belirlenmiş olup, bunun sonucunda da Türkiye’de bölgeler bakımından, banka kredilerinin büyüme üzerinde pozitif etkinin bulunduğu belirlenmiştir. Buna göre, bankaların kredi verme bakımından Türkiye’de bölgesel olarak ülkelerinin ekonomik gelişimine katkısının bulunduğu söylenebilir. Bankaların verdiği kredinin GSYİH büyümesi üzerinde sahip olduğu etki doğrultusunda politikalar yapmalıdır.
- Research Article
- 10.26677/tr1010.2025.1589
- Sep 30, 2025
- Turk Turizm Arastirmalari Dergisi
- Tety Elida + 1 more
Micro, Small, and Medium Enterprises (MSMEs) play a crucial role in Indonesia’s economy but face major challenges in adopting technology. Despite its potential to improve competitiveness, especially in today’s digital era, Indonesia’s Information and Communication Technology (ICT) index remains relatively low. This study proposes a new model that combines Innovation, Insecurity, and the Technology Acceptance Model (TAM) to better understand the technology adoption process among micro-MSMEs. The research includes variables such as Perceived Usefulness, Perceived Ease of Use, Attitude, Behavioral Intention, Actual Use, Innovation, and Insecurity. Data were collected using a Likert-scale questionnaire, whichunderwent face validity, construct validity, and reliability testing. The analysis was conducted using Partial Least Squares Structural Equation Modeling (PLS-SEM) to examine relationships between variables. The findings indicate that the proposed model is well-supported and positively influences the adoption process. Most relationships among variables are strong and positive, except for Insecurity, which shows a negative relationship.
- Research Article
- 10.26677/tr1010.2025.1585
- Sep 30, 2025
- Turk Turizm Arastirmalari Dergisi
- Mehmet Erkan Soykan
Bu makalede Türk borsası (BIST100) ile Avrupa Bölgesi (MSCI Avrupa Endeksi) arasındaki aşırı risk durumunda nedenselliğin tahmini yapılmaktadır. Bu amaç ile Hongvd. (2009)’un geliştirmiş olduğu risk durumunda nedensellik testi gerçekleştirilmektedir. Hong vd. (2009)’un önermiş olduğu yöntemde iki piyasanın arasındaki aşırı riske ilişkin durumdaki nedensellik ilişkisine odaklanılmakta ve burada nedensellik ilişkileri Granger çerçevesinde ele alınmaktadır. Analizde kullanılan veri 31-05-2009 ile 15-09-2024 arasındadır. Burada aşırı risk durumu piyasalardaki gerçekleşmekte olan kaybın beklediğimiz kaybı aşan durum olarak ifade edilmektedir. Böylecebir piyasada yaşanan geçmiş aşırı riske ilişkin durum bilgisini kullanmak suretiyle diğer piyasada aşırı riske dair durumu daha başarılı öngörüp öngöremediğine odaklanılmaktadır. %10 risk seviyesinde Avrupa Bölgesi’nden BIST100’e doğru M=1 dışındaki tüm günler için aşırı risk durumunda nedensellik ilişkisi tespit edilmektedir. Fakat BIST100’den Avrupa Bölgesi’ne doğru ise herhangi bir nedensellik ilişkisi tüm gecikme değerleri için bulunamamaktadır. Buna göre, fiyat saptamada AvrupaBölgesi’nin daha etkin bir roloynadığı ifade edilebilir (Korkmaz vd., 2017: 743-751). Bağlantılı olduğu bulunan endeksler arasında, özellikle kriz zamanlarında, yaşanacak yayılımın negatif etkisini azaltacak yapısal önlemlerin tasarlanması konusunda elde edilen bulguların politika düzenleyicilere de yardımcı olacağına inanılmaktadır (Sezen ve Çevik, 2022: 2024).
- Research Article
- 10.26677/tr1010.2025.1587
- Sep 30, 2025
- Turk Turizm Arastirmalari Dergisi
- Necdet Sıtkı Yakupçebi̇oğlu + 1 more
Kamu sektörünün mali yönetimiile mali disiplininin sağlanmasında mali tabloların; şeffaf, anlaşılır ve standartlara uygun bir şekilde sunulması gerekmektedir. Bu doğrultuda, Uluslararası Kamu Sektörü Muhasebe Standartları (IPSAS) esas alınarak hazırlanan Devlet Muhasebe Standartları (DMS), Türkiye’de5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile birlikteuygulamaya geçirilmişve bu süreçte söz konusu standartlar 2008 yılından itibaren aşamalı bir şekilde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. DMS-1 “Mali Tabloların Sunulması Standardı”, kamu idarelerinin mali durumlarını, performanslarını ve nakit akışlarını;uluslararası standartlarauygun, karşılaştırılabilir ve anlaşılır bir şekilde raporlama yapmayı benimsemektedir. Bu çerçevede DMS-1; mali durum tablosu(bilanço), mali performans tablosu(faaliyet sonuçları tablosu), net varlıklar/özkaynak değişim tablosu, nakit akış tablosu ve bütçe ile gerçekleşen tutarları göstererek karşılaştırmalarından oluşan mali tablo setine ilişkin esasları düzenlemektedir.Bu çalışma,DMS-1’in kamu idarelerindeki uygulamalarını görmek amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nıntemel mali tabloları referans alınarak hazırlanmıştır. Söz konusu tablolar ile bu tablolarda yer alan bilgi ve açıklamaların,kamu sektörünün mali yönetiminde,hem hesap verilebilirliğin hem de öngörülebilirliğin sağlanmasındaönemi büyüktür. Sonuç olarak DMS-1, sadecemali tabloların hazırlanması ve sunumu değil, aynı zamanda kamu kaynaklarının etkin ve güvenilir biçimde yönetilmesine yardımcı olabilecek stratejik bir araçolarak ifade edilebilir.