- Research Article
- 10.53451/ijps.1723850
- Oct 2, 2025
- International Journal of Politics and Security
- Başak Çiçek + 1 more
Bu çalışma, iklim değişikliğinin farklı çevresel güvenlik yaklaşımlarında nasıl bir tehdit unsuru olarak konumlandığını ve bu yaklaşımların iklim krizine karşı ne tür çözüm politikaları benimsediğini araştırmaktadır. Soğuk Savaş sonrası dönemde genişleyen güvenlik anlayışı, çevresel sorunları geleneksel olmayan tehditler arasında değerlendirmeye başlamıştır. Bu bağlamda, iklim değişikliği hem kapsamı hem de yıkıcı etkileri nedeniyle çevresel güvenlik çalışmalarının merkezinde yer almaktadır. Çalışmada, geleneksel güvenlik, ortak güvenlik, insani güvenlik ve ekolojik güvenlik gibi yaklaşımlar çerçevesinde iklim değişikliğine yönelik tehdit algıları ve çözüm politikaları karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bulgular, her yaklaşımın iklim değişikliğini farklı kavramsal çerçevelerle ele almasına rağmen, küresel ölçekte artan iklim temelli risklere karşı çok taraflı iş birliği ve yenilikçi politika gereksinimi konusunda ortaklaştığını göstermektedir. Makale, iklim değişikliğinin 21. yüzyılda güvenlik anlayışını nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyarken, bu dönüşümün uluslararası yönetişim ve politika yapım süreçlerine etkilerine dair bütüncül bir değerlendirme sunmaktadır.
- Research Article
- 10.53451/ijps.1788752
- Oct 2, 2025
- International Journal of Politics and Security
- Nurefşan Akbayır + 1 more
Ontolojik Güvenlik birey, toplum ve devlet düzeyinde ele alınabilen bir güvenlik kategorisidir. 6 Şubat 2023’de yaşanan ve içinde Malatya’nın da yer aldığı on bir ili kapsayan deprem felaketinin ardından Malatya’da İnönü Üniversitesi yerleşkesi içinde geçici olarak iskân edilen deprem mağdurları üzerinde prototip bir alan araştırması yapılmıştır. Ontolojik güvenliği tanımlamak için kullanılan korku, kaygı, kimlik, beden/benlik ve rutin kavramlarını sorgulamayı amaçlayan sorulardan oluşan beşli likert ölçeği anket hedef kitleye yüzyüze uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre deprem sonrası idare tarafından alınan önlem, yardım ve geçici iskan çabaları neticesi deprem mağdurlarının kaygı düzeyleri orta; artçı sarsıntıların devam etmesi ve gelecekte yeniden deprem beklentisi nedeniyle korku düzeyleri yüksek; depremin şehirlerde neden olduğu yaygın tahribat nedeniyle kimlik ve yabancılaşma sorunları yüksek, deprem sonrası rehabilitasyon çabaları nedeniyle rutin düzeyleri ise orta çıkmıştır. Bu sonuçlara göre Malatya ili İnönü Üniversitesi yerleşkesinde geçici iskân edilen deprem mağdurlarının Ontolojik güvenlik düzeylerinin kümülatif olarak orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Bu kapsamda deprem sonrası yeniden inşa ve rehabilitasyon çalışmalarıyla toplumda ve bireylerde ontolojik güvensizlik duygusunun orta vadede azaltılabileceği değerlendirilmektedir. Anket sonuçlarına göre AFAD, Çevre Şehircilik, Kızılay, TSK gibi operasyonel devlet kurumlarına yönelik toplumsal güven düzeyi yüksek çıkarken; Cumhurbaşkanlığı, Valilik gibi temsil; belediye gibi hizmet; vakıflar ve dernekler gibi sivil toplum kurumlarına olan güvenin düşük çıkması toplumun sosyal dokusunun güçlendirilmesine yönelik politika ve programlara ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
- Research Article
- 10.53451/ijps.1683424
- Oct 2, 2025
- International Journal of Politics and Security
- Mehmet Recai Uygur + 1 more
This paper lays out Threat Studies as an emerging sub-discipline of International Relations and Security Studies. It breaks from the conventional reactive, state-centric approaches that dominate Security Studies by proposing an interdisciplinary model that, instead, analyzes how threats are constructed, perceived, and mobilized politically, economically, technologically, and environmentally. Drawing upon critical perspectives, discourse and political psychology, systems theory, and integration theory, the study argues that threats do not simply exist; they are crafted socially and politically, usually as mechanisms of domination, exclusion, and securitization. By analyzing the ontological and epistemological questions regarding threats, the paper provides a bounded classification distinguishing between material versus perceived threats, and direct versus indirect threats. The paper defends Threat Studies as an intellectually and strategically pertinent innovation that shifts security from militaristic reaction to ethical and preventive engagement with the causes of instability in a hyperconnected world.
- Research Article
- 10.53451/ijps.1580423
- Oct 2, 2025
- International Journal of Politics and Security
- Hafizullah Hakimi + 1 more
This research investigates China’s foreign policy towards Afghanistan from 2001 to 2022, examining how China's rise as a global power has influenced its strategy. The study addresses the question: How has China’s ascent shaped its policy towards Afghanistan, and what are the key drivers behind this approach? Through qualitative analysis of official statements, policy papers, and academic sources, the research explores economic involvement, infrastructure development, diplomatic initiatives, security concerns, and geopolitical interests. Findings suggest that China's policy is driven by both economic and security imperatives. Its proximity to Afghanistan and interest in the region's resources reflect liberalist motivations, while concerns about terrorism and extremism align with realist principles. Additionally, the constructivist perspective reveals that China’s evolving identity as a responsible global power and regional stabilizer plays a crucial role. This study offers insights into the broader implications of China’s rise and potential future trajectories in Sino-Afghan relations.
- Research Article
- 10.53451/ijps.1753527
- Oct 2, 2025
- International Journal of Politics and Security
- Sadegül Durgun
Bu çalışmanın amacı yönetişimin temel ilkelerinden biri olan hukukun üstünlüğü ile küresel barış arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Hukukun üstünlüğü bireylerin ve devletlerin hukukla bağlı olmalarını ve hukuka uygun hareket etmelerini ifade ederken, küresel barış ise bireylerin, toplulukların ve/veya devletlerin düşük düzeyde şiddet yaşadıkları ve karşılıklı olarak uyumlu ilişkiler içinde oldukları bir durumu ifade etmektedir. Hukukun üstünlüğünün tesisi ile adaletin sağlanması, hak ve özgürlüklerin korunması, hukuk dışı hareketlerin önlenmesi gibi hususlar da temin edilmiş olacak ve bunlar da başta yerel ve ulusal olmak üzere küresel düzeyde de barışın gelişmesine katkı sunabilecektir. Bu çalışma kapsamında hukukun üstünlüğünün tesis edilmesinin küresel barışın temininde önemli bir yere sahip olabileceğini ortaya koymak adına hukukun üstünlüğü endeksi ile küresel barış endeksi verileri içinden Türkiye puanları dikkate alınarak korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda hukukun üstünlüğü ile küresel barış arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya konulmuştur. Bu kapsamda yerel, ulusal ve küresel düzeylerde hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi ve güçlendirilmesinin küresel anlamda barışa katkı sunacağı ifade edilebilecektir.
- Research Article
- 10.53451/ijps.1531732
- May 3, 2025
- International Journal of Politics and Security
- Muhammet Mağat + 1 more
The media has an influence on the stages of national security policy formulation and decision-making. In this context, the national security advisory system is also effective in policy adaptation. National security is inherently filled with case studies as part of a broader whole. The accurate reporting of these case studies is linked to the political communication skills of national security advisory. The study's methodology involves a theoretical foundation review. The scope of the study covers topics such as political communication, news media, and the role of journalists and academics in the formulation of national security policy, as well as media and national security advisory. The study focuses on the concept of "post-truth," particularly how emotions and beliefs influence public opinion, especially when making decisions or interpreting events, within the main debate around national security and the media. The study centers on the question: What is the scene in the media-national security relationship? The context reached in the study emphasizes the ongoing need for rational bureaucratic systems in clarifying and understanding the truth in the field of national security.
- Research Article
- 10.53451/ijps.1529377
- May 3, 2025
- International Journal of Politics and Security
- Gizem Ay Şeker
Dünyanın en büyük ekonomilerinden olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin enerji açığı ekonomik büyümesine eşit veya onu aşan oranlarda artarken, enerji güvenliği politika yapıcıları ve uluslararası toplum arasında bir alarma neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Çin’in enerji arz güvenliğini nasıl sağladığını ve küresel enerji güvenliğini nasıl etkilediğini incelemektedir. Çin, artan enerji talebini karşılamada ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmasına rağmen, Kuşak Yol Girişimi gibi geliştirildiği proje ve dış politika stratejileri ile kaynak arama, çeşitlendirme ve talep coğrafyasına güvenli ulaştırma hedeflerinde başarı sağlamaktadır. Çin, uluslararası enerji piyasasında ithalat ve ihracat oranları sebebiyle direkt etkide bulunmaktadır. Çin’in sürdürülebilir ekonomik kalkınmasının devam edebilmesi için enerji arz güvenliğini, ulusal güvenliği ve iktisadi güvenliğini birlikte değerlendirmektedir. Bu çalışmada veriler nitel araştırma yöntemi olan doküman analizi metodu kullanılarak elde edilmiştir.
- Research Article
1
- 10.53451/ijps.1675224
- May 3, 2025
- International Journal of Politics and Security
- Derya Sürmelioğlu Parlar + 1 more
Günümüzde önemli uluslararası güvenlik konularından birini oluşturan su, Suriye’de siyasi, ekonomik, toplumsal etkileri olan önemli sorun alanlarından biri haline gelmiştir. Suriye, özellikle 21. yüzyılda ciddi su sorunu yaşamaya başlamıştır. Ülkede suyu güvenlik sorunu haline getiren farklı etmenler bulunmakla beraber yeni yüzyılda Akdeniz bölgesinde etkileri daha fazla hissedilen iklim değişikliği ile 2010’da bölgede vukuu bulan ve Suriye’yi etkisi altına alan Arap Baharı, su sorununu ülkede daha görünür hale getirmiştir. Çalışmada 21. yüzyılda Suriye’de suyu güvenlik sorunu haline getiren unsurların neler olduğunun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada gerek iklim değişikliğinin gerekse Arap Baharı’nın su üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratarak su gibi doğal bir kaynağa yalnızca erişim noktasında değil tarımsal kalkınma ve doğal olarak ekonomik kalkınma, gıda güvenliği, sağlık güvenliği, nihai olarak insani güvenlik üzerinde doğrudan olumsuz sonuçlar doğurduğu ortaya çıkmıştır. Bu şekilde 21. yüzyılda Suriye’de suyun ciddi güvenlik sorunu haline geldiği, bu durumun devam edeceği ve bu nedenle söz konusu sorunun Suriye’nin öncelikli politika hedef ve stratejileri arasında yer alması gerektiği vurgulanmaktadır.
- Research Article
- 10.53451/ijps.1594567
- Apr 29, 2025
- International Journal of Politics and Security
- Aslihan Turan
The adoption of the Responsibility to Protect Report in 2005 by the UN Summit was a promising step forward for the evolution of the international society in terms of prevention of mass atrocity crimes and the protection of the civilian people's rights suffering from these tragedies. For some, this move was/is a sign showing the transformation of the international society towards a solidarist one where the R2P would be widely internalized as one of the primary institutions of the society of states. Nevertheless, as the contemporary international practices and approaches against mass atrocity crimes in Myanmar, Rohingya like in many places around the world shows that the members of the international society do not consider the R2P as a main pillar for the survival of the international society. Libya case will show us the dilemma on the implementation of the R2P based on the features of the international society.
- Research Article
- 10.53451/ijps.1531863
- Apr 29, 2025
- International Journal of Politics and Security
- Ramzi Bendebka
The non-traditional security challenges in North Africa have experienced significant changes in recent years. In addition to conventional military issues, the region has experienced many problems, such as drug trafficking, illegal immigration movements, smuggling, the Arab Spring, and the consequences of the global 'War on Terror' launched after the events of 9/11. Most research on North African security concentrates on threats within the traditional paradigms of military matters and terrorism. Nevertheless, this paper considers the overall parameters of an expanded North African regional non-traditional security. It focuses on four specific issues: illegal immigration movement, water scarcity, drug trafficking, and smuggling. The study indicates that if coordinated action is not taken, the interaction of these non-conventional risks can erode the future stability and growth of North Africa.