Year Year arrow
arrow-active-down-0
Publisher Publisher arrow
arrow-active-down-1
Journal
1
Journal arrow
arrow-active-down-2
Institution Institution arrow
arrow-active-down-3
Institution Country Institution Country arrow
arrow-active-down-4
Publication Type Publication Type arrow
arrow-active-down-5
Field Of Study Field Of Study arrow
arrow-active-down-6
Topics Topics arrow
arrow-active-down-7
Open Access Open Access arrow
arrow-active-down-8
Language Language arrow
arrow-active-down-9
Filter Icon Filter 1
Year Year arrow
arrow-active-down-0
Publisher Publisher arrow
arrow-active-down-1
Journal
1
Journal arrow
arrow-active-down-2
Institution Institution arrow
arrow-active-down-3
Institution Country Institution Country arrow
arrow-active-down-4
Publication Type Publication Type arrow
arrow-active-down-5
Field Of Study Field Of Study arrow
arrow-active-down-6
Topics Topics arrow
arrow-active-down-7
Open Access Open Access arrow
arrow-active-down-8
Language Language arrow
arrow-active-down-9
Filter Icon Filter 1
Export
Sort by: Relevance
  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.16953/deusosbil.1676276
ANTİK DÖNEM HAYAT AĞACI: KÜLTÜRLER ARASI BİR İNANIŞIN İZİNDE
  • Mar 15, 2026
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Tuğçe Kocael

İnsanlar kutsallık kavramına verdiği değer doğrultusunda arınma ve yeniden doğuşun bir simgesi olarak “hayat ağacını” benimsemiş, onu kutsal bir varlık olarak kişileştirerek ona manevi bir kimlik kazandırmıştır. Bu makale, "hayat ağacı" inancının çeşitli dönemlerdeki arkeolojik verilerin üzerindeki etkilerini ve yansımalarını analiz etmektedir. Bu çalışmada hayat ağacı motifinin veya kültünün niteliği ile bu olguyu belgeleyen arkeolojik ve sanatsal veriler incelenmekte; ayrıca motifin sanattaki uygulama alanlarındaki yansımaları değerlendirilerek ele alınmaktadır. Kutsallık kavramı, tarihi dönem ve uygarlıklar boyunca insanların inanç sisteminde her zaman yerini almış, inançlar çerçevesinde ağaca anlam ve değer vermişlerdir. Medeniyetler boyunca hayat ağacı, kutsal bir motif olarak kabul edilmiş ve insan yaşamında önemli bir yer tutan din olgusu ile bağlantılı olarak ölümsüzlüğün ve yeniden doğuşun sembolü sayılmıştır. Çalışmanın amacı, hayat ağacı motifinin ikonografik açıdan incelenmesiyle birlikte arkeolojik veriler ışığında sosyal birikimlerle nasıl şekillendiğini ele almaktır. Ayrıca dinsel bir sembol olarak hayat ağacının başta Asur ve Hitit olmak üzere farklı uygarlıkların sanatsal anlayışlarına nasıl yansıdığı analiz edilecektir. Hayat ağacı, sanatının farklı alanlarında yaygın olarak kullanılan bir sembol olmayı sürdürmektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.16953/deusosbil.1611879
ÜRGÜP KARLIK KÖYÜ 1 NOLU KİLİSE VE YAPI KOMPLEKSİ
  • Mar 15, 2026
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Derya Güneri

1 Nolu Kilise ve yapı kompleksi, Nevşehir’in 20 km doğusunda Ürgüp’ün yaklaşık 15 km güneyinde Karlık köyünün batı yakasında yer almaktadır. Kaya yerleşiminin en üstten alta doğru üçüncü kademesinde bulunan ve manastır olarak değerlendirebileceğimiz bu kompleks, kuzey güney doğrultuda yan yana sıralan kaya kütlelerine oyulmuş mekanlardan oluşmaktadır. En kuzeyinde kapalı Yunan haçı planında bir ana kilise, güneyinde bulunan haç planlı bir parekklesion ve kuzeyinde iki mekânı içerir. Ana kilisenin güneyine doğru tek mekânlı büyük bir ahır, içinde şarap işliğini barındıran bir trapeza, bir toplantı salonu, depolar, şarap işliği ve sarnıç bulunmaktadır. Kompleksin en korunaklı yerine kilisenin yapıldığı ve diğer mekânların kiliseye göre yerleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Karlık Köyü 1 No’lu kilise ve yapı kompleksinin mimari özelliklerinin ayrıntılı biçimde belgelenmesi, yapıların rölöve çizimlerinin oluşturulması, konumlanışının analiz edilmesi, benzer örneklerle karşılaştırmalı bir değerlendirme yapılması ve bütün bu bulgular ışığında kompleksin dönemsel olarak tarihlendirilmesidir. Çalışma, Kapadokya’nın kırsal yerleşimi içinde yer alan manastır kompleksinin yapısının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamayı; Karlık örneği özelinde ise 10. yüzyıl Bizans mimarisine ve monastik yaşama ilişkin yeni ve özgün veriler sunmayı hedeflemektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.16953/deusosbil.1833944
İNDİRİM MAĞAZALARINDA SOSYAL MEDYA PAZARLAMA FAALİYETLERİNİN MARKA BAĞLILIĞI ÜZERİNDE ETKİSİNDE MARKA GÜVENİNİN ARACI ROLÜ
  • Mar 15, 2026
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Ali Alper Akgün

Çalışma, sosyal medya pazarlama faaliyetlerinin marka bağlılığı üzerindeki etkisinde marka güveninin aracı rolünü; fiyat duyarlılığının yüksek, duygusal bağlılığın düşük olduğu indirim mağazaları özelinde ampirik olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Fiyat odaklı bir konumlandırma benimseyen, ürün farklılaşması ve marka kimliği oluşturma açısından sınırlı imkânlara sahip olan indirim mağazalarında sosyal medya aracılığıyla kurulan güvenin, fiyattan bağımsız bir bağlılık geliştirip geliştirmediğini incelemek, bu alandaki sınırlı literatüre benzersiz bir katkı sağlayacaktır. Elde edilecek bulgular, perakendecilere ve dijital pazarlama alanındaki uygulamacılara, marka stratejilerini hangi metriklere ve temellere dayandırmaları gerektiğini gösteren teorik ve pratik rehberlik sunacaktır. Çalışma kapsamında indirim mağazalarının sosyal medya hesaplarını takip eden ve kolayda örneklem yöntemiyle seçilen 18 yaş üstü 447 kişiden anket yoluyla toplanan veriler; SPSS-21 ve AMOS-19 sisteminde yapısal eşitlik modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları; indirim mağazalarına ait sosyal medya pazarlama faaliyetlerinin, marka güveni ve marka bağlılığını arttırmada etkili olduğunu göstermektedir. Marka güveni, marka bağlılığını etkileyen bir unsur olmakla birlikte sosyal medya pazarlama faaliyetlerinin, marka bağlılığına etkisinde aracı rolü üstlenmektedir. Çalışma, indirim mağazalarında sosyal medya pazarlama yatırımlarının, marka güveni aracılığıyla uzun vadeli marka bağlılığına dönüşebilen stratejik bir yatırım kalemi olduğunu bilimsel olarak kanıtlamakta; güven odaklı bağlılık için içerik stratejilerine nelik uygulamaya dönük öneriler sunmaktadır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.16953/deusosbil.1641850
İLETİŞİM ARAŞTIRMALARINDA BİR “YÖNTEM” OLARAK ELEŞTİREL SÖYLEM ÇÖZÜMLEMESİ
  • Mar 15, 2026
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Mehmet Pelivan

Türkiye’deki haber ve söylem konulu iletişim araştırmalarında van Dijk’ın Eleştirel Söylem Çözümlemesi/Çalışması (ESÇ) yaklaşımı yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu kullanımda ön plana çıkan ise araştırmacıların, van Dijk’ın çizdiği ESÇ çerçevesini daha çok metodolojik düzlemde ele almaları ve haberlerin çözümlenmesinde yöntem olarak tercih etmeleridir. Ancak literatür, yaklaşımlar ve tartışmalar dikkate alındığında ESÇ’nin bir yöntem şeklinde adlandırılması mümkün değildir. Bu çerçeveden hareketle bu araştırmada, van Dijk’ın ESÇ yaklaşımının Türkiye’deki iletişim araştırmalarında yöntemsel olarak nasıl ele alındığı sorunsallaştırılmıştır. Bu sorunsal doğrultusunda haber ve söylem konulu iletişim araştırmalarının metodoloji kısımlarında van Dijk’ın ESÇ yaklaşımını yöntem olarak nasıl açıkladıkları ve haberleri çözümlemede ESÇ’yi nasıl kullandıkları sorularına cevap aranmıştır. Bu sorulara cevap bulabilmek için doktora tezleri ve makalelerden oluşan toplam 32 çalışmanın bulunduğu bir örneklem üzerinden tematik analiz gerçekleştirilmiş ve tartışma yürütülmüştür. Analiz sonucunda; araştırmacıların ESÇ’yi yöntem, model ve teknik gibi farklı biçimlerde niteledikleri ve metodolojiden ziyade teorik bir çerçeve olarak sundukları, bu durumun ise çalışmalarda bir muğlaklığa yol açtığı görülmüştür. ESÇ’nin yöntem olarak kabul edilmesiyle yapılan haber çözümlemelerinde ise araştırmacıların, haberleri çözümlemek yerine doğrudan aktardıkları, ESÇ’yi esnek biçimde ele alarak onun ve haber incelemesinin kapsamı dışına çıkan incelemeler ve tartışmalar yaptıkları tespit edilmiştir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.16953/deusosbil.1616044
BON APPETİT TÜRKİYE! 1980’LERİN DAMAK TADI
  • Mar 15, 2026
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Gülsüm Hekimoğlu

1980’lerin yemek pratikleri ve yemek kültürü üzerine çok az sayıda sosyolojik çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, 1980’ler Türkiye’sindeki toplumsal ve kültürel dönüşümleri yemek kültürü perspektifinden incelemektedir. Bu dönemde neoliberal politikaların etkisiyle şekillenen ekonomik ve toplumsal yapı, tüketim alışkanlıklarında ve yemek pratiklerinde köklü değişimlere neden olmuştur. Araştırmada, Ekrem Muhittin Yeğen’in “Alaturka-Alafranga Yemek Öğretimi Sofra Düzeni-Sofra Görgüsü” adlı eseri, dönemin yemek kültürünü anlamak için birincil kaynak olarak ele alınmıştır. Yapısalcı yemek sosyolojisi yaklaşımıyla yürütülen çalışmada, eser söylem analizi yöntemiyle incelenmiş ve yemek ile sofra adabının toplumsal sınıf, modernleşme süreçleri ve Batı etkileri gibi temalarla ilişkisi araştırılmıştır. Sonuçlar, yemek ve sofra kültürünün bireylerin kimlik inşasında, toplumsal statü ve modernleşme algısında güçlü bir sembolik araç olarak kullanıldığını göstermektedir. Neoliberal politikaların teşvik ettiği küresel markaların ülkeye girişi ve yeni tüketim pratikleri, yemek kültürünü hem dönüştürmüş hem de modernlik ile gelenek arasındaki gerilimi artırmıştır. Dönemin yeme alışkanlıkları, yalnızca bireysel tercihler değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel yapılar tarafından şekillendirilen sosyal bir ifade biçimi olarak ortaya çıkmıştır. Çalışma, ‘yemek’ gibi eklektik pozisyonda duran bir olgu üzerinden sosyolojik çalışmaların kapsamını genişletmek için bilimsel bir katkı sunmuştur.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.16953/deusosbil.1638930
DÖRT VE BEŞ YILDIZLI OTEL İŞLETMELERİNİN ÇEVRİMİÇİ YORUMLARA VERDİĞİ YANITLARIN ANALİZİ: ESKİŞEHİR ÖRNEĞİ
  • Mar 15, 2026
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Serhat Aydın

Bu araştırmanın amacı, otel işletmelerinin çevrimiçi yorumlara verdikleri yanıtları analiz etmektir. Araştırma kapsamında Eskişehir’deki dört ve beş yıldızlı otellerin yanıtları incelenmiştir. Araştırma verisi, 01.11.2024-20.11.2024 tarihleri arasında Hotels.com üzerinden doğrulanmış yorumlara verilen yanıtlardan oluşmaktadır. Otel işletmelerinin verdikleri yanıtlar kurumsal yanıt tipolojisi bağlamında ele alınmıştır. Otel işletmelerinin yanıtları, yanıt sayısı, olumlu ve olumsuz yoruma verilen yanıt sayısı, yanıtın başlangıç ve bitiş yaklaşımı, ilgili soruna yaklaşım tarzı, yanıtın odağı, kullanılan dil stratejisi, yanıt süresi ve yanıtı kimin verdiği bağlamında içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Beş yıldızlı otellere ilişkin 2122, dört yıldızlı otellere ilişkin 1594 yanıt tespit edilmiştir. Beş yıldızlı otellerin ortalama yanıt oranı %66 iken, dört yıldızlı otellerin ortalama yanıt oranı %59 olarak saptanmıştır. Yanıtların içeriğinde, standart başlangıç ve bitiş ifadesi, teşekkür etme, yeniden ağırlama beklentisi ve daveti benzerlik göstermiştir. Her iki otel sınıfında ise profesyonel, resmi, kibar ve anlayışlı bir dil tercih edilmiştir. Yanıt sürelerinde önemli tutarsızlıklar saptanmıştır. Olumlu yoruma verilen yanıtların, olumsuz yoruma verilen yanıtlara göre daha fazla kalıplaşmış, otomatik ve standart ifadelerden oluştuğu tespit edilmiştir. Otellerin olumlu yorumlara yanıt verme eğiliminin olduğu ve bu yanıtların genellikle tek tip ifade kalıbıyla yapıldığı görülmüştür. Beş yıldızlı oteller çevrimiçi yorum yönetiminde dört yıldızlı otellere göre daha aktif ve kurumsal bir yapı sergilemiştir. Kurumsal yanıt tipolojisi bağlamında otel işletmelerinin yanıtlarında en fazla uyum ve uzlaşma stratejilerini benimsemişlerdir. Araştırma, ilgili araştırmacılara ve otel işletmelerine öneriler ile sonlanmıştır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.16953/deusosbil.1519107
POST-TRUTH, SOSYAL MEDYA VE DEZENFORMASYONLA MÜCADELE MERKEZİ
  • Mar 15, 2026
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Süleyman Bahçıvan

Post-truth çağında dezenformasyon, yalnızca yanlış veya yanıltıcı bilgilerin dolaşımıyla sınırlı kalmayan; toplumsal güvenin aşınması, kamusal aklın zayıflaması ve kurumların meşruiyetinin sorgulanması gibi çok boyutlu sonuçlar doğuran yapısal bir olguya dönüşmüştür. Sosyal medya platformları, hız, erişilebilirlik, düşük maliyet ve algoritmik görünürlük aracılığıyla doğru bilginin etkisini zayıflatmakta ve bireylerin bilgi edinme pratiklerini nesnel olgular yerine siyasal, ideolojik ve duygusal yönelimler lehine dönüştürmektedir. Bu bağlamda çalışma, Türkiye’de 2022 yılında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin sosyal medya paylaşımlarına verilen kullanıcı yorumlarını inceleyerek, dezenformasyon karşıtı kurumsal iletişimin toplumsal güven üzerindeki yansımalarını analiz etmektedir. Kullanıcı yorumları valence, stance ve incivility kriterleri doğrultusunda sınıflandırılmış; elde edilen bulgular, kurumun güvenilirliğinin düşük algılandığını, eleştirilerin çoğunlukla tarafsızlık ve şeffaflık ekseninde yoğunlaştığını ve özellikle kriz dönemlerinde güvensizliğin derinleştiğini ortaya koymuştur. Çalışmanın sonuçları, dezenformasyonun yalnızca bilgi doğrulama pratikleriyle sınırlandırılamayacağını; aynı zamanda demokratik istikrarı, toplumsal güvenin yeniden inşasını ve kurumsal meşruiyetin sürdürülebilirliğini tehdit eden kritik bir meydan okuma olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.16953/deusosbil.1670573
PATERNALİST LİDERLİK, İŞ PERFORMANSI VE İŞTEN AYRILMA NİYETİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN İNCELENMESİ: CİNSİYETİN DÜZENLEYİCİ ROLÜ
  • Mar 15, 2026
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Mahir Mutlu + 3 more

Bu çalışmanın amacı paternalist liderlik ile iş performansı ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide cinsiyetin düzenleyici rolünün incelenmesidir. Araştırmanın verileri Konya ilinde çalışan beyaz yakalı çalışanlardan yüz yüze anket tekniği ile toplanmıştır. Kolayda örnekleme yöntemi ile toplamda 426 beyaz yakalı katılımcı araştırma sürecine dahil edilmiştir. Katılımcıların %55.4’ünü (n=236) kadınlar, %44.6’sını (n=190) ise erkekler oluşturmaktadır. Sektörel dağılımları incelendiğinde; 227 (%53.3) kişi kamu sektörü, 199 (%46.7) kişi özel sektör çalışanıdır. Araştırmanın veri toplama sürecinde Demografik Bilgi Formu, Babacan/Paternalist Liderlik Ölçeği, İş Performansı Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ilk olarak ölçeklerin normal dağılıma uygun olup olmadıkları test edilmiş ve ardından faktör analizleri yapılmıştır. Normallik analizlerinin ardından ise korelasyon ve Process Macro analizleri ile araştırma yürütülmüştür. Araştırmanın bulgularına göre paternalist liderlik iş performansını pozitif; işten ayrılma niyetini negatif yönde yordamaktadır. Ayrıca paternalist liderlik ile iş performansı ve işten ayrılma niyeti ilişkisinde cinsiyetin düzenleyici rolü anlamlı değildir. Çalışmanın sonunda gelecekte yürütülecek araştırma önerileri sunulmuştur.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.16953/deusosbil.1743178
AİLE VE ÇOCUK SUÇLULUĞU ÜZERİNE BİBLİYOMETRİK ANALİZ
  • Mar 15, 2026
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Nur Özdemir + 1 more

Toplumsal sistem içerisinde aile yapısının ve çevresel etmenlerin çocuğun suça sürüklenmesi üzerinde etkileri, birçok sosyal-psikolojik çalışmanın konusu olmuştur. Aile yapısı, ebeveyn tutumları, ailenin sosyoekonomik ve eğitim durumu, aile içi şiddet, ihmal ve istismar gibi durumlar çocuk suçluluğunu açıklamada önemli etkileşim alanlarıdır. Bu faktörlerin bir arada nasıl işlediği çocuğun gelişim evreleri, davranış biçimleri ve suç arz eden davranışlara sürüklenmesini etkileyen dinamikleri anlamamıza yardımcı olur. Bu çalışmada, aile ve çocuk suçluluğu arasındaki ilişkiye odaklanan araştırma makaleleri bibliyometrik analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve araştırmacılara konu hakkında kapsamlı bir bibliyometrik perspektif sunulması amaçlanmıştır. 6 Şubat 2025 tarihinde Web of Science veri tabanında “family” ve “juvenile delinquency” anahtar kelimeleri kullanılarak yapılan taramada, SSCI, SCI-EXPANDED ve ESCI indeksleri incelenmiştir. Bu kapsamda, 1980-6 Şubat 2025 tarihleri arasında literatüre kazandırılan 592 araştırma makalesi tespit edilmiştir. Bu makalelere ait bibliyometrik veriler, Bibliometrix R v4.4.2 paketi ve VOSviewer programları kullanılarak analiz edilmiş ve ağ haritaları oluşturulmuştur. Analiz sürecinde makaleler; yıl, araştırma alanı, araştırma kurumu, kavramsal yapı, entelektüel ağlar ve performans analizi gibi farklı açılardan değerlendirilmiştir. Bu analiz aile ve çocuk suçluluğu konusunda yapılan çalışmaları daha derinlemesine inceleme fırsatı verirken, gelecekte yapılacak olan çalışmalar için de yeni perspektifler ve kaynaklar sunmaktadır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.16953/deusosbil.1677270
ÖZBEK HALKINDA EKMEK KÜLTÜRÜ VE EKMEKLE İLGİLİ GELENEKLER
  • Mar 15, 2026
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Zilola Khudaybergenova + 1 more

Ekmek, insan eliyle yaratılan ilk besinlerden biridir. Özbek halkı için ekmek, sadece besin değil, aynı zamanda sembolik bir öneme sahip olup halkın günlük yaşamının ve geleneklerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Yiyecekler arasında özel bir yeri olan Özbek ekmekleri sadece zengin tarihiyle değil, aynı zamanda çeşitliliği ve farklılığıyla da öne çıkıyor. Özbek ekmeklerinin isimlendirilmesinde tarihî ve etnografik bölgelerin etkisi vardır. Her bölgenin ekmeğine verdiği farklı isimler ve kendine özgü pişirme yöntemleri mevcuttur. Aynı zamanda Özbekistan’ın çeşitli bölgelerinde benzer adlı veya aynı adlı ekmekler bulunsa da kuşaktan kuşağa aktarılan geleneğe, fırıncı nesillerinin gizli reçetesine ve her bölgenin toprağına, suyuna, havasına, orada yetişen ürününe göre söz konusu ekmekler birbirinden farklıdır. Özbek kültüründe ekmeğe karşı olan tutum, insan hayatının tüm önemli ve özel günlerinde, her alanında çeşitli gelenekler, örf ve adetler, ritüellerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu yüzden ekmek, doğumdan ölüme kadar, doğmadan önceki ve ölümün ardından yapılan, hatta definden sonraki gelenek ve göreneklerin, ritüellerin merkezi konumundadır. Bu kültürde, bebekler doğduğunda ya da sünnet olduğunda, insanlar nişanlandığında veya evlendiğinde ekmeğin ana unsur olduğu çeşitli törenler yapılır, farklı ritüeller uygulanır. Makalede, Özbeklerde ekmek kültürü ve ekmekle ilgili halkın dünya görüşleri, ekmekle ilgili gelenekler, ritüeller yorumlanacaktır.