- Research Article
5
- 10.18505/cuifd.12582
- Jun 15, 2016
- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Abdullah Demir
Ebu Ishâk es-Saffâr, Mâturidi’nin (o. 333/944) kelâm anlayisini benimseyen Bati Karahanlilar donemi âlimlerinden birisidir. T elh isu’l-edille ve Risâle fi’l-kelâm adli kitaplarinin icerigi, kullandigi yontem ile Osmanli ve Arap âlimlerce eserlerine yapilan atiflar, onun onemli bir Mâturidi kelâmcisi oldugunu gosterir. Bu calismada, onun kelâm mudâfaasi konu edilmektedir. Saffâr, Tel ḫiṣ’e kelâm ilminin adlandirilmasi, onemi ve dinen mesrulugu konusunda uzun bir giris yazarak bu ilmin ogrenilmesi gerektigini savunmustur. Sistematik kelâm mudafaasi incelendiginde, Saffâr’in Hanefi Mâturidiler icinde Kelâm ilminin savunulmasina mustakil ve hacimli bir bolum ayiran ilk mutekellim oldugu anlasilir. Sistematigini kendisi belirtmese de onun kelâm mudâfaasinin izah, ispat ve reddiye olmak uzere uc temele dayandigi anlasilir. Saffâr’in bu ilmi israrla mudafaa etmesi, V. (XI.) ve VI. (XII.) yuzyillarda Mâverâunnehir’de kelâm karsitliginin bulundugunu gosterir. Bu doneminde Ashâbu’l-hadis ve Ihvân-i Safa, kelâma karsi cephe alan kesimlerdir. Bununla birlikte o, asil olarak Hanefi fikihcilarinin kelâm karsitligini asmaya calismaktadir. Mudâfaasini, karsisindaki guclu bir muhalafete karsi ortaya koydugu icin savunusu tutarli ve ilmi derinlige sahiptir.
- Research Article
2
- 10.18505/cuifd.85601
- Jun 15, 2016
- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Özcan Taşcı
Karimi, Ahmad Milad. Hingabe-Grundfragen der systematisch-islamischen Theologie [Kendini Adama-Sistematik Kelamin Temel Sorunlari]. Freiburg-Berlin-Wien: Rombach Verlag . 2015.
- Research Article
- 10.18505/cuifd.12569
- Jun 15, 2016
- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Temel Kacir
“Ortak bir illete sahip olmalari nedeniyle, aslin hukmunun fer‘e verilmesidir seklinde tanimlanan usuli kiyasin bilgi ve amel degeri, ilk donemden itibaren tartisma konusu olmustur. Soyle ki; hukum verme yetkisi sadece Sar‘i’e ait oldugu halde usuli kiyasin dinde hukum verme anlamina geldigi ve bilgi degerinin de nasslarca yerilmis zan oldugu gibi bazi argumanlar ileri surerek usuli kiyasi reddedenler olsa da, cogunluk tarafindan usuli kiyas asli ve ser‘i delil olarak kabul edilmis ve elde edilen bu hukum ile amel edilmesi gerekli gorulmustur. Bu calisma, usuli kiyasi kabul eden ve etmeyenlerin goruslerini mukayese etmenin otesinde, usuli kiyasin salt akli bir caba olmadigini, kendisi ile ulasilan bilginin naslarda yerilen zan olmayip aksine delile dayali zannin en ust derecesi oldugunu ve bunun da furu fikihta amel icin yeterli oldugunu nakli ve akli deliller ile ele alan bir calismadir. Kiyasla ilgili genel bir cerceve cizildikten sonra, usuli kiyas ve deliller hiyerarsisindeki yeri ve kiyasin bilgi ve ameli degeri ile sinirlandirilan bu makale ile usuli kiyasin bilgi ve amel degeri konusundaki tartismalara aciklik getirilmek istenmektedir.
- Research Article
1
- 10.18505/cuifd.37626
- Jun 15, 2016
- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Osman Nedim Yektar
Hz. Peygamber hadislerinde yaptigi “biz” vurgusunu toplumsal bilinc haline getirmistir. Sozde degil, ozde olusan bir bilinctir. Bu sayede toplum imân toplumu olarak aslina donmustur. Bunu “soz, fiil ve duygu” olarak anlatmaya calismistir. Toplumun butun seviyelerinin anlayabilecegi ve onlarin tamamini kusatici bir anlatimdir. Uygulamalariyla da toplumsal birlesmeyi basarmistir. Bu basari gunumuz asrina da isik tutacak, sekilde bir basaridir.
- Research Article
- 10.18505/cuifd.46543
- Jun 15, 2016
- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Tuncay Akgün
Osmanli dusunurlerinin ya da âlimlerinin genelde felsefeye ozelde din felsefesinin konularina ve felsefecilere bakisi ne idi? Osmanli’da felsefenin diger ilimlere nispetle varligi ve seviyesi ne durumda idi? gibi sorular felsefe ile ugrasanlarin sikca sorduklari sorular olmustur. En az bu sorular kadar bu sorulara verilen cevaplar da onemlidir. Boylesine onemli bir konunun saglikli bir sekilde tartisilabilmesi, ancak ilmi verilerin temel kabul edilmesiyle yapilabilir. Bu sorulara bilimsel cercevenin ve metodun disinda baska motivasyon unsurlariyla hareket edilerek verilmeye calisilan cevaplar bizi bir kisir donguye goturebilir. Bu bilimselligin ilk adimi Osmanli dusunurlerinin eserlerinin incelenerek fikirlerinin anlasilmasi olsa gerektir. Makalemizin genel amaci bu tartismalara bir nebze isik tutmak iken ozel amaci Harputlu Ishak Efendi’nin din felsefesinin bazi meselelerine yaklasimi ve filozoflara karsi tutumunun nasil oldugunu genel hatlariyla anlamaya calismaktir.
- Research Article
- 10.18505/cuifd.78659
- Jun 15, 2016
- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Özcan Akdağ
Ortacag’da, Islam dusuncesi icerisinde yazilmis olan Ibn Sinâ’nin es-Sifâ: Ilahiyat ’i, Gazâli’nin Makâsidu’l-Felâsife’si ve Ibn Rusd’un, Aristoteles’in eserlerine yazmis oldugu serhler gibi pek cok felsefi ve teolojik eser Latinceye cevrilmistir. Soz konusu ceviri eserler vasitasiyla, Islam dusuncesinde cari olan, Tanri’nin tikelleri kendi zatlarinda bilip bilmedigi, Tanri’nin zati geregi fiilde bulunup bulunmadigi, din ve felsefenin uzlasip uzlasmayacagi gibi tartismali pek cok mesele Bati’ya intikal etmistir. Bunlara ilaveten Tanri’nin mutlak kudretinin alaninin ne oldugu sorunu da Bati dusuncesinde bilinir hale gelmistir. Bu calismada, “Tanri mantiksal olarak mumkun olani yapabilir ve bu durum Tanri’nin mutlak kudretine halel getirmez” anlayisinin Latin Bati dunyasina Ibn Sinâ’nin es-Sifâ ’si ve Gazâli’nin Makâsid ’inin cevrileri vasitasiyla intikal ettigi ortaya konulmaya calisilmistir. Tespit edebildigimiz kadariyla, Gazâli’nin Makâsid ’ta bu konuya iliskin serdettigi fikirler ile Hiristiyan teolog/dusunur Thomas Aquinas’in fikirleri arasinda onemli olcude benzerlik soz konusudur. Soz konusu benzerlik temele alinarak, Thomas Aquinas’in bu hususta Islam dusuncesinden beslendigi dusuncesinin kuvvetle muhtemel oldugu soylenebilir.
- Research Article
- 10.18505/cuifd.88906
- Jun 15, 2016
- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Kürşad Demirci + 1 more
M.O. 2000 yillarinda Anadolu’ya gelen Hint-Avrupa kokenli Hititler M.O. 1650’de Kizilirmak Havzasi’nda yer alan Hattusa (Bogazkoy) merkezli bir devlet kurmuslardir. Orta Anadolu’da kurulan bu devlet ilerleyen surecte buyuk bir imparatorluk haline gelmistir. Farkli etnik kokenlere sahip topluluklari bunyesinde barindiran Hititler kendilerini “Bin Tanrili Halk” olarak adlandirmislardir. Fethettikleri bolgelerin tanrilarini kendi tanrilarinin arasina dâhil eden Hititler genis bir tanrilar topluluguna sahip olmustur. Bu tanrilarin arasinda Hatti, Luvi, Pala, Sumer, Hurri, Asur, Babil ve Eski Hint kokenli tanrilar yer almaktadir. Bogazkoy’de gerceklestirilen kazilarda pek cok tapinak yapisinin ortaya cikarilmasi Hititlerin tanrilarina verdikleri onemi gostermektedir. Bu makalede kendisine kaynaklik eden arkeolojik ve filolojik verilerden yola cikilarak bir devlet dini olan Hitit dini, Hitit dininin genel ozellikleri, Hitit panteonunda yer alan tanrilar, bu tanrilar icin yapilmis olan tapinaklar, tanrilar adina yapilan bayram torenleri, tanrilarin ve insanlarin konumu, buyu rituelleri, fal ve kehanet uygulamalari, dualar ve mitolojik hikâyeler cercevesinde ele alinmistir.
- Research Article
- 10.18505/cuifd.46546
- Jun 15, 2016
- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Vezir Harman
Ebü’l-Haccâc Yûsuf b. Muhammed Miklâtî, 550-626 (1155-1229) yılları arasında yaşayan Eş’arî âlimidir. Felsefî görüşleri eleştirerek Ehl-i Sünnetin görüşlerini savunmak için Lübâbü’l-ʿukûl fî red ale’l-felâsife fî ilmi’l-usûl adıyla bir eser telif etmiştir. Miklâtî, Muvahhidî devletinde yaşamış önemli şahsiyetlerden biridir. Kuzey Afrika ve Endülüs bölgesinde Eş’arî kelâm sisteminin öğrenilmesinde katkıda bulunan bir müderristir. Ancak günümüzde onun hakkında herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bundan dolayı bu makalede felsefî görüşleri eleştirileri bağlamında Miklâtî’nin bazı kelâmî görüşlerini inceledik.
- Research Article
1
- 10.18505/cuifd.34638
- Jun 15, 2016
- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Özcan Taşcı
Badeen, Ulrich Rudolph’un “Al-Māturīdī und die sunnitische Theologie in Samarkand”(Mâturidi ve Semerkant’ta Ehl-i Sunnet Kelami) adli eserinde kendisinin ele aldigi risalelerden bahsettigini ve onlara bir baska acidan temas ettigini zikretmektedir (s. 6). Eserin yazilis amacinin Es’arilik ve Maturdilik arasindaki farklari ortaya koyan eserlerin bir listesini vermekten daha ziyade bu farklari ele alan ancak su ana kadar sadece el yazmasi halinde bulunan yedi eseri incelemek oldugunu bildirmektedir (s. 7). Badeen, kitabinin 2. kismini zikredilen yedi eserden ilkinin yazari olan Taceddin es-Subki’nin hayati ve eserlerine ve ozellikle de en-Nuniyye ’sine ayirmistir (s. 10-19)...
- Research Article
- 10.18505/cuifd.85654
- Jun 15, 2016
- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Halis Demir
Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir, şeklinde bir kelam-ı kibar bulunmaktadır. Usûl üzerine yazılan eserlerin yaygınlık kazanması bu bakımdan önemlidir. Recep Tayyib Erdoğan Üniversitesi İslam Hukuku öğretim üyesi olan Prof. Dr. Şevket Topal’ın sedd-i zerâi delili ile alakalı eseri işte bu ihtiyaca bir cevap mahiyetindedir.Kitabın girişinde yazar amacını, metodunu ve konunun önemini ortaya koymaktadır. Birinci bölümde sedd-i zerâi kavramı ve mahiyeti, sedd-i zerâi ile alakalı maslahat, mefsedet, maksat ve vesile kavramları, sedd-i zerâiyi gerçekleştiren unsurlar, sedd-i zerâinin bazı kavramlarla ilişkisi, kavramsal gelişimi, sedd-i zerâinin hukuki niteliği ve sedd-i zerâinin kısımları anlatılmaktadır. İkinci bölüm İslam hukukunda sedd-i zerâinin kaynaklık değeri hakkındadır. Bu bölümde kaynak kavramı, bir içtihat yöntemi bakımından sedd-i zerâi, sedd-i zerâinin dayandırıldığı deliller, bu delili kabul edenler ve kabul etmeyenlerin delilleri ve değerlendirme kısmı yer almaktadır. Üçüncü bölüm ise, sedd-i zerâi uygulamasına ilişkin bazı örnekler ve sedd-i zerâinin aktüel değeri hakkındadır. Burada yazar ibadetler, ukûbat ve aile hukuku başlıkları altında sedd-i zerâi uygulamalarına yer vermektedir.