Year Year arrow
arrow-active-down-0
Publisher Publisher arrow
arrow-active-down-1
Journal
1
Journal arrow
arrow-active-down-2
Institution Institution arrow
arrow-active-down-3
Institution Country Institution Country arrow
arrow-active-down-4
Publication Type Publication Type arrow
arrow-active-down-5
Field Of Study Field Of Study arrow
arrow-active-down-6
Topics Topics arrow
arrow-active-down-7
Open Access Open Access arrow
arrow-active-down-8
Language Language arrow
arrow-active-down-9
Filter Icon Filter 1
Year Year arrow
arrow-active-down-0
Publisher Publisher arrow
arrow-active-down-1
Journal
1
Journal arrow
arrow-active-down-2
Institution Institution arrow
arrow-active-down-3
Institution Country Institution Country arrow
arrow-active-down-4
Publication Type Publication Type arrow
arrow-active-down-5
Field Of Study Field Of Study arrow
arrow-active-down-6
Topics Topics arrow
arrow-active-down-7
Open Access Open Access arrow
arrow-active-down-8
Language Language arrow
arrow-active-down-9
Filter Icon Filter 1
Export
Sort by: Relevance
  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.29288/ilted.1701406
ERKEN MODERN DÖNEM İSTANBUL’UNDA VAKIF GAYRİMENKULLERİN (MÜSAKKAFÂT) KİRALANMASINDA EMSAL ÜCRET
  • Dec 31, 2025
  • İlahiyat Tetkikleri Dergisi
  • Nazan Lila + 1 more

Bu çalışma, 16 –18. yüzyıllar arasını kapsayan erken modern dönemde Osmanlı İstanbul’unda bulunan çatılı vakıf gayrimenkullerdeki (müsakkafât) emsal ücret uygulamasını ele almaktadır. İslam hukukunda vakıf mülklerin emsal ücretten daha düşük bir bedel karşılığında kiraya verilemeyeceği yönündeki kaideye rağmen, Osmanlı pratiğinde bu kurala ne ölçüde riayet edildiği tartışmalıdır. Çalışmada hem teorik hem de pratik düzlemde emsal ücret meselesi incelenmiştir. Teorik analiz kısmında Osmanlı şeyhülislam ve müftîlerine ait fetvalar değerlendirilmiş, meselenin uygulamaya dönük kısımda ise İstanbul Kadı Sicilleri’nden elde edilen mahkeme kayıtları ışığında konu ele alınmıştır. Çalışma neticesinde, erken modern dönem Osmanlı İstanbul’nda çatılı bina (müsakkafât) türünden vakıf gayrimenkullere ödenecek kira ücretinin emsal ücretin altına düşmemesi gerektiğine dair genel bir uzlaşı olmasına rağmen, birtakım ekonomik ve sosyal nedenlerle uygulamada bu kaidenin her zaman korunamadığı anlaşılmıştır. Ayrıca vakıf gayrimenkullere ödenen fiili ücretin, emsal ücretin altına düşmesi ile ilgili örneklerin tamamında muaccele ve müecceleli kiralama yönteminin uygulandığı tespit edilmiştir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.29288/ilted.1657637
Conciliationism as Epistemic Concession in Religious Peer Disagreement
  • Dec 31, 2025
  • İlahiyat Tetkikleri Dergisi
  • Nesim Aslantatar

This paper examines religious disagreements between epistemic peers—individuals with equal cognitive capacities—focusing on the two dominant responses: conciliationism and steadfastness. While conciliationism advocates for a moderate attitude towards epistemic peers and revising one’s beliefs in case of disagreement, steadfastness argues that it is rational for an individual to maintain their current beliefs. I argue that conciliationism faces serious epistemic challenges, rendering it an unsustainable position. Building on a novel account of steadfastness, this study contends that retaining one’s belief in religious peer disagreement is rational if the following four conditions are met: (i) the believer’s evidence continues to support their belief within their interpretive and epistemic framework (independent justification); (ii) no genuine defeater undermines the belief either by rebutting it directly or undercutting the reliability of the evidence (absence of genuine defeat); (iii) the believer’s confidence remains above a rational threshold appropriate to the stakes of inquiry (confidence threshold);, and (iv) the believer holds a higher-order judgment affirming that their justification remains at least as strong as their peer’s (meta-belief endorsement). By integrating these conditions, the paper demonstrates that conciliationism (a) has a restrictive effects on religious and philosophical inquiry, (b) is internally inconsistent, (c) carries the risk of widespread epistemic uncertainty by opening the way to skepticism, and finally (d) carries the risk of weakening or even eliminating the function of evidence. Consequently, this study argues that this revised steadfastness framework offers a more defensible and epistemically responsible alternative to conciliationism, preserving the integrity of religious, inquiry while upholding the demands of epistemic rationality.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.29288/ilted.1662360
Dindar Yorgunluğu Ölçeği: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
  • Dec 31, 2025
  • İlahiyat Tetkikleri Dergisi
  • Cüneyd Aydın + 1 more

Modernizmin bireylerin dini yaşamlarında meydana getirdiği olumsuz etkilerden birisi olarak değerlendirilen “din yorgunluğu” kavramı, son yıllarda ülkemizde yapılan bazı akademik çalışmalarda ele alınmakta ve medya platformlarında tartışılmaktadır. Bu sebeple, din yorgunluğu kavramının incelenmesi ve bireylerin dini yaşamlarında bir yorgunluk veya tükenmişlik duygusu hissedip hissetmediklerinin ölçülmesi önemli hale gelmiştir. Bu çalışmada, bireylerin farklı sebeplerle dini yaşamlarında hissettikleri yorgunluk düzeyini belirleyebilmek için Dindar Yorgunluğu Ölçeği’nin (DYÖ) geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yöntemlerden tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiş yaşları 18 ve üzerinde olan iki ayrı örneklem grubundan (446 + 490) kişisel bilgi anketi ve taslak ölçek formu kullanılarak elde edilmiştir. Ölçeğin kapsam geçerliği için uzman görüşüne, yapı geçerliği için ise faktör analizine başvurulmuştur. AFA sonucu ölçeğin faktör yük değerlerinin .45’in üzerinde olduğu, madde toplam korelasyonlarının .36 ile .54 arasında değiştiği, beş faktör altında toplanan 17 maddeden oluştuğu ve faktörlerinin toplam varyansın %66’sını açıkladığı tespit edilmiştir. Ayrıca elde edilen yapı DFA ile test edilmiş ve yapının iyi uyum gösterdiği (χ²=170.16, sd=107, p

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.29288/ilted.1670916
İslam Hukukunun Kavramsal Mahiyeti Bağlamında Yapay Zekâ Yaklaşımları
  • Dec 31, 2025
  • İlahiyat Tetkikleri Dergisi
  • Mehmet Hicabi Seçkiner

Bu araştırma, yapay zekâ ile İslam hukuku disiplinlerini bir arada ele alan multidisipliner bir incelemedir. Çalışmamız İslam hukukunun temel yapısıyla uyumlu bir yapay zekâ sisteminin geliştirilmesine yönelik teorik ve pratik katkılar sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın problemi, İslam hukukunun kavramsal mahiyetini oluşturan fıkhetme ve ictihad etme yetisinin yapay zekâ tarafından yerine getirilip getirilemeyeceğidir. Araştırmamız, yapay zekânın İslam hukukunun kavramsal yapısı içindeki yerine dair teorik bir çerçeve sunmakta, insan aklı, zekâsı ve sezgisel yetkinliğiyle anlam ve hüküm üretme kapasitesi, yapay zekâ sistemleriyle karşılaştırılmakta; özellikle tefakkuh ve ictihad gibi zihinsel ve manevi yönü güçlü faaliyetlerin makine temelli sistemlerce taklit edilip edilemeyeceği sorgulanmaktadır. Konu, analitik yaklaşım ve tümevarımsal yöntem çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, yapay zekânın fıkhî çıkarım yapabilme yeteneği; onun işleyiş mekanizması, temel yaklaşımları ve akıl-zekâ-yapay zekâ ilişkisi üzerinden, İslam hukukunun bakış açısıyla yorumlanarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu sebeple, çalışmada İslam hukukunun teorik temellerine ve fıkhın kuramsal detaylarına derinlemesine girilmemiş; bu alanlar araştırmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Çalışmanın sonucunda tefakkuhun ahlaki, ruhî ve sezgisel boyutlarının modern yaklaşımlı yapay zekâ tarafından tam anlamıyla temsil edilemeyeceği vurgulanmakta; ictihad faaliyeti için uzman İslam hukukçularının katkısıyla kural tabanlı hibrit yaklaşımlı yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi önerilmektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.29288/ilted.1691583
Korkunun Gölgesinde, Umudun Işığında: Deprem Korkusu ve Dindarlığın Umut Yoluyla Gelecek Beklentisine Etkisi
  • Dec 31, 2025
  • İlahiyat Tetkikleri Dergisi
  • Yunus Emre Temiz

Bu araştırma 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerini yaşamış üniversite öğrencilerinden elde edilen verileri kullanarak, deprem korkusu ve dindarlığın umut yoluyla gelecek beklentisini nasıl şekillendirdiğini incelemektedir. Araştırmanın temel amacı deprem korkusu ile dindarlığın gelecek beklentisini doğrudan değil, umut aracılığıyla etkilediği varsayımını sınamaktır. Bu konu afet sonrası üniversiteli gençlerin psikososyal iyileşme süreçlerinde umut odaklı ve manevi açıdan duyarlı müdahalelerin önemini vurgulaması bakımından anlam taşımaktadır. İlişkisel tarama desenine dayanan çalışmada depremi yaşayan 406 öğrenciden anket yoluyla veri toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler ve korelasyon analiziyle incelendikten sonra yapısal eşitlik modellemesiyle test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar dört noktada öne çıkmıştır: (i) Deprem korkusu umudu zayıflatırken dindarlık umudu güçlendirmektedir; (ii) Umut öğrencilerin gelecek beklentilerini belirleyen en güçlü değişken olarak ortaya çıkmıştır; (iii) Dindarlık deprem korkusunu doğrudan azaltmaktan ziyade korkunun etkilerini dengeleyebilecek alternatif psikolojik kaynakları güçlendirmektedir; (iv) Deprem korkusu ve dindarlığın gelecek beklentisine yönelik etkileri, umut hesaba katıldığında doğrudan anlamını yitirmekte, dolaylı etkiler ise korunmaktadır. Bootstrap analizleri her iki değişkenin gelecek beklentisine etkisinin umut yoluyla tam aracılık düzeyinde gerçekleştiğini doğrulamıştır. Bu bulgular gençlerin geleceğe bakışını belirleyen temel unsurun korku ya da inanç değil, bu etkenlerin umudu nasıl biçimlendirdiği olduğunu göstermektedir. Araştırma afet sonrası psikososyal destek programlarının yalnızca korkuyu azaltmaya odaklanmak yerine, gençlerin umut kaynaklarını besleyen manevi içerikleri kapsaması gerektiğini vurgulamaktadır. Bulgular doğrultusunda modelin boylamsal tasarımlar ve kültürlerarası karşılaştırmalarla farklı bağlamlarda yeniden sınanması önerilmektedir. Bu bütünleşik yaklaşım afet ve din psikolojisi literatürlerini kesiştirerek umut merkezli iyileşme sürecine hem kuramsal hem de uygulamalı düzeyde özgün bir katkı sunmaktadır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.29288/ilted.1753234
DKAB Öğretmenlerinin 21. Yüzyıl Becerilerini Kazandırmaya Yönelik Yeterlik Algılarının İncelenmesi
  • Dec 31, 2025
  • İlahiyat Tetkikleri Dergisi
  • İbrahim Hızıroğlu + 1 more

Bu araştırmada, Türkiye’de görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin 21. yüzyıl becerilerini öğrencilere kazandırmaya yönelik yeterlik algılarının belirlenmesi ve bu algıların çeşitli değişkenler açısından analiz edilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeline göre desenlenen araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Türkiye’nin İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) Düzey 1 bölgelerinde görev yapan 885 DKAB öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formuyla “Öğretmenlerin 21. Yüzyıl Becerilerini Kazandırmaya Yönelik Yeterlik Algıları Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmış, gruplar arası farklar için Scheffe ve Tamhane’s T2 testleri uygulanmıştır. Araştırma sonuçları, DKAB öğretmenlerinin 21. yüzyıl becerilerini kazandırma konusunda genel olarak yüksek bir yeterlik algısına sahip olduklarını ortaya koymuştur. Katılımcıların yeterlik algılarının cinsiyet, görev yapılan eğitim kademesi, öğrenim durumu gibi değişkenlere göre anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Buna karşın mesleki kıdem, 21. yy. becerilerine dair eğitimlere katılım durumu, görev yapılan okulun teknolojik altyapısı, DKAB öğretim programının becerileri kazandırma yeterliğine ilişkin değerlendirmeler ve din eğitiminin 21. yüzyıl becerilerindeki rolüne dair sahip olunan görüşlerle yeterlik algıları üzerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bu bulgular, öğretmenlerin yeterlik algılarının cinsiyet, görev yapılan eğitim kademesi gibi bazı demografik değişkenlerden ziyade mesleki deneyimlere, okulların teknolojik olanaklarına ve din eğitiminin bu becerileri kazandırmadaki rolüne ilişkin bakış açılarıyla şekillendiğini göstermektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.29288/ilted.1730814
Şarap Testisinden Süzülen Fikir: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Aydınların Hayyam’ı Yeniden Keşfi
  • Dec 31, 2025
  • İlahiyat Tetkikleri Dergisi
  • Yusuf Yıldırım

Bu makale, Ömer Hayyam’ın Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine uzanan süreçte Türk aydınları tarafından nasıl algılandığını, yorumlandığını ve yeniden kurgulandığını incelemektedir. Osmanlı şiir geleneğinde Hayyam’a olan ilgi oldukça sınırlıdır. Klasik dönemde onun rubailerinden ziyade matematik ve astronomi alanındaki bilimsel katkıları tanınmış, edebî kimliği geri planda kalmıştır. Ancak XIX. yüzyıldan itibaren Batı’da özellikle Edward FitzGerald’ın yaptığı serbest çeviriler aracılığıyla Hayyam, “kaderci, rindâne ve şarapçı bilge” kimliğiyle popülerleşmiş ve bu imge Tanzimat sonrası Osmanlı aydınları arasında etkili olmaya başlamıştır. Ömer Hayyam’ın Osmanlı kültürel hayatındaki yansımaları oldukça sınırlı kalmıştır. Bu sınırlılığın en belirgin göstergelerinden biri, onun Farsça rubailerinin -mevcut bilgiler ışığında- Türkçeye çevrilmemiş olmasıdır. Bu durumun yalnızca teknik bir eksiklikten değil, aynı zamanda dönemin itikadî ve kültürel duyarlılıklarından da kaynaklandığı düşünülebilir. Bu dönemde Hayyam, Doğu’nun kadim hikmetiyle Batı’nın rasyonel sorgulayıcılığını bir araya getiren melez bir figür olarak görülmüş; Muallim Feyzî, Abdullah Cevdet, Rıza Tevfik gibi isimler tarafından farklı düşünsel bağlamlarda yeniden yorumlanmıştır. Kimileri onu seküler ve pozitivist bir düşünür olarak değerlendirirken, kimileri de onu mistik bir bilge şair olarak okumuştur. Cumhuriyet döneminde ise Hayyam dönemin modernleşme idealleriyle örtüşecek şekilde yorumlanmış; özgürlükçü birey, akılcı filozof, hatta Türk kökenli bir şair olarak sahiplenilmiştir. Onun rubailerinde öne çıkan şarap, haz ve ölüm temaları, bireysel özgürlüğün simgeleri olarak yeniden anlamlandırılmıştır. Bu bağlamda makale, Hayyam’ın yalnızca şair kimliğini değil, aynı zamanda onun fikirlerinin farklı dönemlerde çeşitli ideolojik söylemler içinde nasıl yeniden üretildiğini ele almaktadır. Böylece Hayyam imgesinin durağan değil, tarihsel, kültürel ve düşünsel bağlama göre değişken ve dinamik bir yapıya sahip olduğu ortaya konmaktadır.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.29288/ilted.1686882
Çok Boyutlu Varoluşsal Anlam Ölçeği: Türkçe Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
  • Dec 31, 2025
  • İlahiyat Tetkikleri Dergisi
  • Muhammet Enes Vural

Hayatın anlamı konusu psikolojide bireysel tecrübe zemininde ele alınmaya başlandıktan sonra psikolojinin temel araştırma konularından biri haline gelmiştir. Bu çabanın önemli bir kısmı, özellikle 1900’lerin ikinci yarısından itibaren onu ölçmeye ve boyutlandırmaya yönelik araştırmalar çerçevesinde gelişmiştir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, anlamın üç temel bileşene sahip olduğunu ileri sürmüştür: kavrayış, amaç ve önem. Bu araştırmada, bu teorik arka plana dayanan ve ilgili literatürde yeni addedilebilecek Çok Boyutlu Varoluşsal Anlam Ölçeği’nin (ÇBVAÖ) Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada bu amaç doğrultusunda veriler çevrimiçi olarak toplanmış; çalışma, dilsel eşdeğerlik (n = 30), test–tekrar test (n = 64) ve ana örneklem (n = 312) olmak üzere 3 farklı örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, dilsel eşdeğerlik çalışmaları kapsamında İngilizce ve Türkçe versiyonlar arasında anlam bütünlüğünün sağlandığı tespit edilmiştir. Yapı geçerliğini test etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizi (DFA) gerçekleştirilmiş ve ölçeğin üç faktörlü yapısının doğrulandığı görülmüştür. ÇBVAÖ, yakınsak geçerliği destekleyen anlamın mevcudiyeti ve teorik olarak ilişkili hayat memnuniyeti, mutluluk, dindarlık değişkenleriyle pozitif yönlü anlamlı ilişkiler sergilemiştir. Güvenirlik analizleri çerçevesinde, test-tekrar test yöntemiyle ölçeğin zaman içerisindeki tutarlılığının yüksek olduğu ve Cronbach alfa katsayısının genel ölçek için α = .96 olduğu tespit edilmiştir. Düzeltilmiş madde toplam test korelasyonları, ölçeğin iç tutarlılığının yüksek olduğunu göstermektedir. Bulgular, kavrayış, amaç ve önem alt boyutlarından oluşan ÇBVAÖ’nün Türkçe versiyonunun güçlü psikometrik özellikler sergilediğini; klinik tarama ve psikolojik danışma uygulamalarında, ruh sağlığı araştırmalarında ve manevi bakım hizmetlerinde bireylerin anlam düzeylerini değerlendirmede güvenle kullanılabileceğini göstermektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.29288/ilted.1629997
Biyografik Anlatı Yaklaşımı: Din Psikolojisi İçin Bir Nitel Yöntem Önerisi
  • Dec 31, 2025
  • İlahiyat Tetkikleri Dergisi
  • Sakin Özışık

Günümüzde din psikolojisi alanında hâlâ nicel yöntemler ön planda yer alırken, nitel yaklaşımlar özellikle yaşam öyküleri ve anlatı analizi gibi perspektifler sınırlı düzeyde kullanılmaktadır. Oysa biyografi araştırması, bireyin dini yaşantısını, kimliğini, inanç gelişimini ve yaşam felsefesini bütüncül bir biçimde anlamada güçlü araçlar sunabilir. Biyografik anlatı yaklaşımı, bireyin geçmiş deneyimlerini yeniden yapılandırarak onların yaşam öykülerini derinlemesine ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda katılımcının anlatı aracılığıyla yaşadığı olaylara nasıl anlam verdiği, bu deneyimleri dilsel olarak nasıl yapılandırdığı ve bunlarla hangi kişisel ya da toplumsal öğelerle bağlantı kurduğu analiz edilebilmektedir. Bu çalışmada biyografi araştırmalarındaki birçok yaklaşım içerisinde Fritz Schütze’nin geliştirdiği anlatı görüşmesi tekniği ile yorumlama stratejileri ele alınmış ve bu yöntemin din psikolojisi bağlamında taşıdığı potansiyel değerlendirilmiştir. Fritz Schütze’nin biyografik anlatı yaklaşımı çoğunlukla Almanca konuşulan coğrafyada ampirik bir araç olarak sosyal bilim alanlarında kullanılmaktadır. Dini alanda da yapılan çalışmalar, biyografik anlatı yaklaşımının özellikle dini dönüşüm süreçlerinin, kriz dönemlerinin, eylemlilik düzeylerinin ve benlik algısının incelenmesinde önemli katkılar sunduğunu göstermektedir. Batı literatüründeki bazı çalışmalar, bu yöntemin bireyin yaşam öyküsünün parçası olarak dini değişim sürecinin bir olay örgüsü içinde anlamlandırılmasına olanak sağladığını ortaya koymuştur. Bu tür araştırmalar, bireyin benlik algısındaki değişimi, bu değişimlerin yaşam hikâyesi çerçevesinde nasıl şekillendiğini ve bu süreçteki eylemlerini analiz etmeye imkân tanımaktadır. Ayrıca biyografik anlatı mülakatları, katılımcının özgün yaşam hikâyesini serbestçe aktarabileceği bir görüşme ortamı oluşturmaktadır. Katılımcının kendi kelimeleriyle anlattığı hikâye, araştırmacı tarafından anlatı çözümlemesi teknikleriyle yorumlanacak ve böylece bireyin dini yönü daha bütüncül bir şekilde yorumlanma fırsatı bulacaktır. Bu süreç, veri toplama ve analiz aşamasında oldukça emek istemekte; aynı zamanda araştırmacının yansızlığı ve eleştirel bakışı da büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, biyografik anlatı yaklaşımının din psikolojisinin metodolojik çeşitliliğini artırması açısından önemli bir potansiyele sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Özellikle bireysel farklılıkların ve çok katmanlı yaşam deneyimlerinin dikkate alındığı günümüz araştırmalarında bu yöntemin kullanılmasının hem din psikolojisinin ilerlemesine hem de bireyin dini deneyimlerinin daha zengin bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Open Access Icon
  • Research Article
  • 10.29288/ilted.1593782
Honey in the Treatment of Diarrhoea from the Perspectives of Hadith science and Medical Science
  • Aug 26, 2025
  • İlahiyat Tetkikleri Dergisi
  • Yusuf Suiçmez + 1 more

Honey has long been regarded as both a therapeutic agent and a symbolic entity in religious and mythological contexts across diverse cultures. Consequently, medical, religious, and mythological sources have extensively discussed its properties. This study explores the use of honey, particularly in the treatment of abdominal pain and diarrhoea, from the perspectives of hadith studies and medical science. Both the Quran and Sunnah emphasize honey’s healing properties, with numerous hadiths mentioning its use, either as a standalone remedy or in combination with other substances. The study critically examines issues related to the isnād (chain of transmission) and textual authenticity of certain hadiths through the methodological lens of hadith studies. While the medical application of honey for diarrhoea has occasionally been debated, there is a consensus regarding its efficacy. The research also considers whether Prophet Muhammad’s recommendations on honey were based on empirical knowledge rooted in pre-Islamic practices, rather than divine revelation. Furthermore, the study evaluates the practice of boiling honey and its diluted use considering contemporary medical findings. An interdisciplinary approach was employed to investigate honey’s effects on diarrhoea alongside related hadiths. Despite some discrepancies, significant compatibility between the hadith literature and modern medical findings has been observed. The study also highlights the variability in honey’s composition, influenced by geography and bee diets, as an important consideration for future research. Additionally, the biological characteristics and dietary habits of patients may impact treatment outcomes. The inductive method (istiqra) was utilized to analyze these connections comprehensively.