Yeni Bir Finans Çağı: Blokzincir ve Akıllı Sözleşmelere Dayalı Merkeziyetsiz Finans

  • Abstract
  • PDF
  • Literature Map
  • Similar Papers
Abstract
Translate article icon Translate Article Star icon
Take notes icon Take Notes

Günümüzde finans sektörü Bitcoin ve Ethereum gibi kripto paralar öncülüğünde, blokzincir teknolojisi ve akıllı sözleşmelerin sunduğu fırsatlarla tamamen yeni bir döneme girmiştir. Bu yeni dönemde, dağıtık bir yapıya sahip olan ve güvenli, şeffaf ve değiştirilemez bir kayıt sistemi sunan blokzincir teknolojisinin finans sektörüne getirdiği en önemli yeniliklerden biri, DeFi olarak adlandırılan merkeziyetsiz finans uygulamalarıdır. DeFi, geleneksel finans sistemini dönüştüren, merkezi otoritelerin yerini alacak şekilde işleyen bir sistemi olanaklı hâle getiren ve temelinde daha açık ve erişilebilir bir finansal sistem oluşturmak için blokzincir teknolojisinden yararlanan bir ekosistem olarak kabul görmeye başlamıştır. DeFi uygulamaları ile bankalar veya çeşitli finansal aracı kurumlara ihtiyaç duymadan şeffaf ve güvenli işlemlerin yapılabilmesi hedeflenmektedir. Merkeziyetsizlik sayesinde, kullanıcıların varlıkları üzerinde tam kontrole sahip olmaları sağlanmakta ve merkezi otoritelere olan bağımlılıkları azalmaktadır. Fakat her ne kadar DeFi ekosisteminin, merkeziyetsizlik ve aracı kurum olmadan işlem yapılması gibi avantajları olsa da sistematik ve sistematik olmayan çeşitli riskler (örneğin, yönetmelik, tüketici, teknoloji ve operasyonel gibi) de ekosistem bünyesinde bulunmaktadır. Bu riskler kullanıcıları yatırım kaybı ile karşı karşıya bırakmaktadır. Sistemin içerisinde yer alan temel teknolojinin anlaşılması ve güçlü güvenlik önlemlerinin alınması ile kullanıcılar bu potansiyel tehlikeleri azaltabilmektedir. DeFi kullanıcılarının bu olası risklerin farkında olarak yeni platformlara dâhil olmaları ve yatırımlarında daha dikkatli davranmaları gerekmektedir. Sonuç olarak, merkeziyetsiz finansın getirmiş olduğu yenilikçi özelliklerin daha fazla tanınması ve sistem içerisinde yer alan potansiyel risklerin azaltılmasıyla birlikte daha hızlı, daha ucuz ve daha erişilebilir finansal hizmetlerin sunulması ve DeFi ekosisteminin gelecekte daha fazla yaygınlaşması muhtemeldir.

Similar Papers
  • Single Book
  • 10.5152/7500
Kent Yeşil Alanları Toprak Bilgisi
  • Aug 9, 2024
  • Orhan Sevgi̇ + 2 more

Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi olan kitap yazarlarından iki hocamız hem yüksek lisans hem de doktora tezlerini Toprak İlmi ve Ekoloji alanında yaptı. Anabilim Dalının adında vurgulandığı gibi toprak, ekolojinin sıradan bir ögesi olmayıp Türkiye şartları için ayrıca önem arz eden bir alandır. Toprak eğitimiyle olan ilişkileri Toprak ilmi derslerinin uygulamalarına katılmalarıyla başladı. Daha sonra ise önlisans, lisans ve lisansüstü derslerinde çeşitli toprak konularını işleyerek toprak bilgisi öğretimine devam ettiler. Geçen yıllar içinde Türkiye’nin doğal toprakları üzerine gözlem, deney ve araştırmaları sürdürdüler. Kitap yazarı bir hocamız da peyzaj mimarlığı bölümünde ülkemizde yeni yeni değeri anlaşılmaya başlanan kent yeşil alanları içerisinde gün geçtikçe genişleyen çatı bahçesi üzerine doktora yapmış, yetiştirme ortamlarının hazırlanması konusunda deneyim ve birikimlerini lisans ve lisansüstünde dersleri kapsamında paylaşmıştır. Okumakta olduğunuz metin söz konusu belirtilen gözlemlerin, deneylerin, deneyimlerin ve birikimlerin bir araya getirilmesiyle varlık kazandı. Yazarlar, çalışmalarının önemli kısmında toprağı ekolojinin bir ögesi olarak kullandı. Yazarların bilim hayatındaki genel ekolojik yaklaşımları bu kitabın yazımında bir bakış açısı olarak yansıtılmıştır. Yazarların Türkiye’nin doğal toprakları üzerine çalışmaları devam ederken İstanbul’un kent yeşil alanlarını ihmal ettiklerini kendilerine itiraf etmişlerdir. Bu öz değerlendirme kitap yazımında itici bir güç niteliğinde olmuştur. Bu görevi daha fazla ötelenemeyeceği anlayışıyla bu kitabı yazma fikri olgunlaşmıştır. Üniversitemizin Cumhuriyetin 100. yılı nedeniyle hazırladığı 100. Yıl Kitap Projesi bunun için önemli fırsat olarak görülmüştür. Çünkü Üniversitemizin kitap basma olanağı bulunmadığından öğretim üyeleri ders kitaplarını dahi dışarıda yayınlamak zorunda kalmışlardır. Kent yeşil alanlarının toprak bilgisi isimli bir kitapta daha sonra da belirtileceği gibi bitki odaklı yazmak istiyorduk. Çünkü kent yeşil alanlarının toprak bilgisi yaygın olarak bitkiler için kullanılmaktaydı. Ayrıca söz konusu toprak ve bitki veya bitkilerin ekosistemin bir parçası olduğu konusunu dikkate alarak metni yazmaya çalıştık. Kent yeşil alanları çeşitli bilim alanlarının çalışma konusu olduğundan ilgili alanların bakış açısını daha fazla yansıtmak için de çaba harcadık. Kitapta bazı kavramların farklı bilim alanlarında kullanımlarının verilmesi söz konusu alanların birikimlerini de metne yansıtmanın bir göstergesi niteliğindedir. Bu amaçla çok farklı meslek mensuplarının eserde yer alan konularla ilgili çalışmaları kullanılmıştır. Kitabı yazarken, ülkemizin kent yeşil alan toprakları üzerine sınırlı çalışma yapılması önemli kısıtımızdı. Bununla birlikte, doğal topraklar konusunda birikimimiz, kent yeşil alanlarında yaptığımız gözlem ve çalışmalar, kent yeşil alanlarında sorun yaşayanların anlatıları gibi güçlü yönlerimizle kitabı yazmaya çalıştık. Kitabın en önemli amacı, doğrudan kent yeşil alan topraklarının kısaca kent topraklarının ülkemizde bir uzmanlık alanına dönüşmesinin gerekliliğini, daha fazla öğretim üyesinin (farklı alanlardan olmak üzere) kent yeşil alan topraklarına yönelmesini ve kent yönetiminde bulunan çeşitli meslek mensuplarının kent topraklarının farklı özellikleri olduğu bilinci ile kent toprakları yönetiminin de farklılaşmasının gerekliliğini kamuoyuna taşımaktır. Bu açıdan kitabımızın bir başlangıç olduğuna inanmaktayız. Onun için bu çalışma, önümüzdeki yıllarda yeni çalışmalarla beslenecek yeni konuların eklenmesiyle gelişecek bir metin olarak kendini göstermektedir. Genelde, toprak kitaplarının yazımında hangi arazi kullanımına odaklanıldıysa doğal olarak örnekler ilgili arazi kullanımından verilmektedir. Örneğin Orman Fakültesi Toprak İlmi1 kitaplarında örnekler genelde orman alanlarından verilirken Ziraat Fakültelerinde örnekler tarım toprakları üzerinden verilmiştir. Bu durum son derece anlaşılırdır. Arazi kullanımları genel bir çerçevede sınıflandırıldığında orman alanları, tarım alanları, mera alanları ve yerleşim alanları olarak belirtilmektedir. Arazi kullanımlarına göre toprak bilgileri de çeşitlenmektedir. Genel bir toprak bilgisinin yanı sıra orman topraklarından, tarım topraklarından, mera topraklarından ya da kent topraklarından söz etmek mümkündür. Okumakta olduğunuz metin ise doğrudan yerleşim yerlerinde değişime uğratılan alanlara yönelik toprak bilgisini esas almaktadır. Yerleşim alanlarının şekillenmesinde insan faaliyetleri önemli bir etkiye sahiptir. Kent ortamlarında gerek altyapı gerekse üstyapı çalışmaları ile önemli bir baskı söz konusudur. Baskı altında bulunan bu alanlar yol kenarları, caddelerin etrafı, parklar, çim alanları, çeşitli bahçelerden ev içindeki saksı ya da balkonda bulunan topraklara kadar çeşitlenmektedir. Söz konusu bu alanların hepsi toprak bilgisi gerektirmektedir. Elinizdeki kitap doğrudan bu alanların topraklarına yönelik hazırlanmıştır. Ayrıca, toprak bilgileri anlatılırken toprak-bitki ilişkileri dikkate alınmıştır. Kitap, geleneksel anlayış yerine toprak – bitki, toprak – besin/su, yetişme ortamı – besin/su ve karışım maddeleri – besin/su ilişkileri kent yeşil alanlarındaki toprak bilgisi ihtiyacı gözetilerek yazılmıştır. Bunun yanı sıra doğal toprak özelliklerinin bilinmesinin kent topraklarında yapılacak uygulamalara önemli bir yaklaşım sunacağı düşüncesinin metnin her yerinde hakim olmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca kitap, kent yeşil alanlarının topraklarıyla ilişkisi olan peyzaj mimarlığı, orman mühendisliği, mimarlık, şehir planlamacılığı, süs bitkileri yetiştiriciliği, yeşil alan sulamasıyla ilgilenenlere kuramsal ve uygulamaya yönelik bilgiler sunmaktadır. Kitapta bu alanlarda üretilen bilgiler ve yapılan tanımlar da kullanılmıştır. Metnin bazı yerlerinde “Toprak” ifadesiyle bitkilendirme ortamlarında bulunan, dışarıdan getirilen veya karışımla oluşturulan bitkilerin yetiştirildiği toprak kastedilmiştir. “Bitki” ise kent yeşil alanlarında kullanılan tüm bitki türlerini ifade etmektedir. Toprakla ilgili terimler ve konular açıklanırken belirtilen alanlar içinde örnekler verilmiştir. Kitabın yazılmasında dikkat edilen en önemli konulardan bir tanesi de terimlerin kullanımıdır. Yazım sırasında, Türkçenin bütün olanakları kullanılmış, Türk Dil Kurumunun yazım kurallarına genel sözcüklerde uyulmuş, terimlerin yazılışında ise ormancılık bilimleri dilindeki kullanımları tercih edilmiştir. Birçok yayında parantez içinde geçen dilimize ait terimler karşılaştırılarak okuyucuya doğrudan aktarılmıştır. Böylece kitabın daha anlaşılabilir olmasına çalışılmıştır. Metnin farklı bilim dalları ile ilgili olması bu işi zorlaştırmış olmakla birlikte söz konusu bütün alanların konuyla ilgili kullandığı terimlere açıklanarak kitapta yer verilmeye özen gösterilmiştir. Kitaptaki ilk sekiz konuda bitki - toprak ilişkileri bağlamında temel toprak bilgilerine yer verilirken, daha sonraki beş konuda oluşturulacak yetiştirme ortamına ve son iki konuda ise sorunlara ve çözüm yollarına yer verilmiştir. Böylece yapay alanlarda bitki yetiştirme ortamlarının toprak kısmının hazırlanması, bakımı ve sorunlarının çözümüne yönelik bir eser ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kitabın yapılandırılması, kent toprakları bağlamında kent yeşil alanlarının yönetimi, bakımı ve işlevlerinin anlaşılmasına hizmet edecek bilgiler esas alınarak oluşturulmuştur. Bölümlerin odaklandığı konular aşağıda sunulmuştur. Bununla birlikte bu kitap toprak bilgisinin tüm konularını içermemektedir. Örneğin kitapta kent topraklarının yönetimi, kent topraklarının verimliliği, toprak solunumu gibi konulara yer verilmemiştir. Kitabın konu başlıkları öncelikle, hedef okuyuculara göre seçilmiş ve ilgili konunun temel metinlere ve en güncel bilgilere dayanılarak yazılması amaçlanmıştır. Birinci bölümde kent yeşil alanlarının oluşmasında önemli etkileri olan kentleşme konusu Türkiye özelinde verilmiştir. Daha sonra ise kent yeşil alanlarının toprak özellikleri üzerine yapılan sınırlı sayıda çalışmayla ilgili bilgiler sunulmuştur. İkinci bölüm kent yeşil alanlarının sınıflandırılmasına ayrılmıştır. Öncelikle kent kavramı ve yeşil alan kavramları üzerinde durulmuştur. Daha sonra ise önerilen kent yeşil alanları sınıflandırması yapılmış, bu kapsamda yeşil alan türleri belirtilmiş ve yeşil alan hesabıyla ilgili bilgiler sunulmuştur. Böylece kitaba konu olan toprak bilgisiyle hangi toprakların kastedildiği ortaya koyulmuştur. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde ise geleneksel toprak kitaplarında yer alan toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerine yer verilmiştir. Bu bölümlerde geleneksel toprak bilgisine yer ayrılsa da kent topraklarının fiziksel ve kimyasal özellikleriyle ilgili bilgilere de yer verilerek ikinci bölümde belirtilen kent yeşil alan topraklarında yapılacak uygulamalara kavramsal bir altlık oluşturulmaya çalışılmıştır. Beşinci bölüm ise toprağın en önemli kısımlarından biri olan organik maddeye ayrılmıştır. Doğal topraklarda organik madde çok önemli olduğu gibi insan etkisi altında veya karışımlar yoluyla oluşturulan yetiştirme ortamları için de organik madde son derece önemlidir. Toprakta yaşanan çeşitli süreçleri doğrudan etkilemesi, toprağın iyileştirilmesinde kullanılması ve kent yeşil alanlarında en önemli müdahale maddesi olması açısından kitapta yer almıştır. Altıncı bölümde yine yukarıda belirtilen bölümler gibi geleneksel toprak kitaplarında yer verilen toprak canlıları bilgileri de bu metinde yerini almıştır. Türkiye’de kent yeşil alanlarının toprak canlıları üzerine yapılan çok sınırlı çalışmalar bulunduğundan geleneksel bilgilere yer verilmesi ile yetinilmiştir. Kent yeşil alanlarının canlı faaliyetlerinin bilinmesi toprağa yapılacak iyileştirme çalışmalarına katkı sağlayacaktır. Yedinci bölümde ise geleneksel toprak kitaplarında ve toprak fiziği kitaplarında yer aldığı şekilde toprak suyu ve süreçlerine yönelik bilgiler bulunmaktadır. Doğal süreçlerde yaşanan ve tanımlanan kavram ve bilgiler bu bölümde sunularak kent yeşil alanlarının su bütçesinin anlaşılması sağlanmış ve yapılacak sulama faaliyetlerinin kavramsal alt yapısı hazırlanmıştır. Sekizinci bölümde toprağın besin maddesi, bütçesi ve gübrelemeler üzerine odaklanılmıştır. Kent yeşil alanlarının önemli kısmında besin maddesi sorunları yaşanabileceği ve buna bağlı olarak gübreleme yapılması gerekliliği oluşmaktadır. Özellikle gerek yeni yeşil alanların tesisinde, yeşil alan veya toprak onarımında gerekse karışımlarda gübrenin kullanılması toprakların besin maddesi bütçesi ve gübrelemeyi ayrı bir başlık altında sunmak açısından önemli dayanaklardır. Dokuzuncu ve onuncu bölümler kitabın özgün değerini arttıran bölümler olarak görülebilir. Bu bölümde toprak ortamı oluşturulurken inorganik ve organik maddelerin özellikleri incelenmiştir. Bununla birlikte başta fidan üretimi olmak üzere, yeşil alanların tamamında söz konusu karışımlarda kullanılan maddelerin özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Bu bölümler belirtilen bilgi açığını kapatmak için düzenlenmiştir. Onbirinci bölüm ise “Toprak Bitki Etkileşimi”nin yer verildiği önemli bir bölümdür. Doğal alanlarda yaşanan süreçler anlatılarak yeşil alanlarda yapılacak uygulamalara yön verecek bilgiler sunulmaya çalışılmıştır. Böylece yeşil alanların oluşturulması veya mevcutlarının bakım ve iyileştirilmesinde bu bölüm bilgileri önemli katkılar sağlayacaktır. Bir önceki bölüme benzer şekilde onikinci bölümde “Toprak Su Etkileşimi ve Sulama Bütçesi” başlığı altında toprak-su ilişkileri ele alınmıştır. Her ne kadar sulama başlıklı çeşitli yayınlar bulunmakla birlikte bu bölüm kent yeşil alanları odaklı yazılmıştır. Onüçüncü bölümde ise doğrudan yaygın görülen yeşil alan toprak sorunlarına yer verilerek “Bitkiler Açısından Toprak Sorunları” ismiyle sunulmuştur. Burada bitkilerin yaşamını sınırlandıran, gelişimini engelleyen ve müdahale gerektiren sorunlar ele alınmıştır. Böylece kent yeşil alan toprak bilgisinin kullanımıyla ilgili bilgilere yer verilmiştir. Ondördüncü bölüm ise geleneksel toprak kaynaklarında analiz yöntemleri olarak ele alınmakta bu çalışmada ise “Toprak Analizleri ve Yorumları” başlığıyla bölüm olarak sunulmuştur. Toprak analizleriyle ilgili genel bilgiler verilmiş ve yorumlanmalarında dikkat edilecek konular ele alınmıştır. Onbeşinci bölümün başlığı “Toprak Sağlığı ve Korunması” olarak verilmiştir. Bu başlık altında kent topraklarının önemi ve buna dayanarak yapılacak yönetim ve uygulamalar sunulmuş, toprağın iyileştirilmesi, bakımı gibi konulara yer verilerek toprakların korunmasına odaklanılmıştır. Kitabın yazımı aşamasında taslak metinleri okuyarak ve bitki isimlerini denetleyerek katkı sağlayan Doç. Dr. Ece SEVGİ’ye ve Doç. Dr. Hatice YILMAZ’a teşekkür ederiz. Ayrıca Doç. Dr. Hatice YILMAZ yayınlanmak üzere olan kitabında yer alan bazı otsu türlerin yetişme ortamı isteklerini paylaştığından dolayı teşekkür ederiz. Bazı kavram ve terimler konusunda görüşlerini cömertce paylaşan Doç. Dr. Serdar AKBURAK’a ve Dr. Alper Gün ÖZTURNA’ya teşekkür ederiz. Kent yeşil alan birimlerine yönelik örneklerin verilmesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Coğrafi Bilgi Sistemi Müdürlüğüne tarafımıza (metinde İBB Şehir Haritası, 2023 şeklinde atıf yapılmış) harita fotoğrafları kullanma iznini (02.10.2023 tarihli ve 796831 Sayılı) verdikleri için teşekkür ederiz. Çizelge 1’i kullanma izni veren Avrasya Terim Dergisi yetkililerine, Prof. Dr. Ünal AKKEMİK ve Muhibe Aslı ALP’a, Şekil 6’yı kullanma izni veren Orman Yüksek Mühendisi Hüseyin BALKAN’a kitabımızı verdikleri destekten dolayı teşekkür ederiz. Bütün kitapların tamamlanmamış olduğuna yönelik inancımızdan kendi kitabımızda muaf değildir. Dolayısıyla kitapta bizden kaynaklanan ve tarafımızca belirlenememiş hatalar veya eksiklerin varlığını peşinen kabul ettiğimizi açıkça belirtmek isteriz. Söz konusu eksiklikleri varsa yanlışları bizlerle paylaşarak daha sonraki baskıların niteliğini arttıracak geri dönüşleri minnettarlıkla karşılayacağız. Kitabın kent yeşil alanları mevcutlarının korunmasına, iyileştirilmesine ve yeni kent yeşil alanlarının oluşturulması konusunda emek harcayanlara katkısı olması dileğiyle ilgililerine sunulmuştur.

  • Research Article
  • 10.38015/sbyy.1604946
IFLA Bilgi Okuryazarlığı Standartları Bağlamında Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin İncelenmesi
  • Jun 30, 2025
  • Uluslararası Sosyal Bilgilerde Yeni Yaklaşımlar Dergisi (IJONASS)
  • Tuğba Turgut

Bilginin miktar ve çeşitlilik bakımından geçmiş dönemlere kıyasla daha fazla çoğalması Bilginin miktar ve çeşitlilik bakımından geçmiş dönemlere kıyasla daha fazla çoğalması ve farklılık göstermesi bireylerin bilgiyi etkili şekilde organize etme ve kullanabilme yeterliliğini gündeme getirmiştir. Bu bağlamda bilgi okuryazarlığı bireyin bilgiyi yönetebilme süreçlerini etkili şekilde gerçekleştirebilmesi adına yaşamın her alanında var olan bir yeterliliği ifade etmektedir. Bireylerin sahip olduğu yeterliliklerin yenilenmesiyle örgün eğitim sürecinde bireylerden beklentilerde günün ihtiyaçlarına uygun şekilde güncellenmiş ve 2024 yılında Milllî Eğitim Bakanlığı tarafından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli yayımlanmıştır. Modelde bireyin beden ve zihin bütünlüğü açısından sağlıklı bireylerin yetiştirilmesi için bütüncül eğitim anlayışının benimsendiği küresel ve milli değerlerin sentezlendiği bir yapı ortaya konulmuştur. Bireyin bilgiye nereden ve nasıl ulaşacağına ilişkin farkındalık sahibi olarak, edindiği bilgiyi değerlendirme ve kullanabilmeyi ifade eden bilgi okuryazarlığının modelde belirtilen yetkin ve erdemli insanın yetiştirilmesindeki önemi aşikardır. Buradan hareketle araştırmanın amacı IFLA (International Federation of Library Associations and Instıtutions) bilgi okuryazarlığı standartları bağlamında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde bilgi okuryazarlığı becerilerini incelemektir. Belirlenen amaç doğrultusunda araştırmada nitel metodoloji kapsamında doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri kaynağı olarak 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Maarif Modeli İnceleme Formu kullanılmış olup elde edilen veriler betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda IFLA bilgi okuryazarlığı standartlarında yer alan bilgi edinme, bilgiyi değerlendirme ve bilgiyi kullanmanın maarif modelinin kavramsal beceriler, eğilimler ve alan becerilerinde yer aldığı tespit edilmiştir. Maarif modelinde yer alan becerilerinin diğer bileşenlere kıyasla araştırma kapsamında incelenen standartlarla daha fazla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak modelde yer alan kavramsal beceriler, eğilimler ve alan becerilerinde bilgi okuryazarlığı standartlarının uygulama boyutunda farklı eğitim kademelerinde nasıl hayata geçirileceğine ilişkin uygulamalı araştırmalar yapılmalıdır.

  • Research Article
  • 10.24011/barofd.1439473
IBA ve IAA Uygulamasının Çakal Eriği (Prunus spinosa L.) Çeliklerinin Köklenmesine Etkisi
  • May 16, 2024
  • Bartın Orman Fakültesi Dergisi
  • Eren Baş + 2 more

Bu çalışmanın amacı ekolojik ve ekonomik bakımdan önemli türler arasında yer alan Çakal eriği (Prunus spinosa L.) türünün sert gövde çeliklerine uygulanan farklı hormon ve dozlarının, toprak altı ve toprak üstü biyomas özelliklerine etkilerinin araştırılmasıdır. Araştırmada, indol-3-bütirik asit (IBA) ve indol asetik asit (IAA) hormonlarının farklı dozları kullanılmıştır. Aynı zamanda kullanılan hormon ve hormon dozlarının ne düzeyde etkisi olduğunu karşılaştırmak açısından kontrol grubu bırakılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre köklenen çeliklerde hormon çeşidi ve hormon dozunun, sürgün sayısı ve kuru kök ağırlıkları üzerine herhangi bir etkisi olmamıştır. Ancak hormon çeşidinin; kök sayısına, hormon dozunun; sürgün boyuna, sürgün çapına ve kuru gövde ağırlığına, hormon x hormon dozu etkileşiminin ise kök sayısı ve sürgün boyuna etkisi olmuştur. Kök sayısının indol asetik asit (IAA) hormonu uygulanan çeliklerde daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Sürgün boyu ve sürgün çapı ise kontrol işlemlerinde daha yüksek değer almıştır. Sürgün boyu ve sürgün çapının yüksek olması beraberinde kuru gövde ağırlığını artırmış, bu nedenle kuru gövde ağırlığı da kontrol işlemlerinde daha fazla çıkmıştır. Türle ilgili yapılan bu çalışma, bundan sonra yapılacak olan çalışmalara altlık gösterebilecek niteliktedir. Çalışmada kullanılan hormon ve hormon dozları baz alınarak, farklı bitki yetiştirme ortamlarında türün çelikle üretiminde daha fazla biyo kütle ve kaliteli fidan elde edilebilir. Bu da bitkilendirme çalışmalarında fidan tutma ve gelişmesine katkı sağlayarak daha başarılı sonuçların alınmasına yardımcı olur.

  • Research Article
  • 10.30703/cije.1506299
Afet Yönetimi Evrelerinin Afet Bilinci (I-II) Öğretim Programına Yansımaları
  • Oct 2, 2024
  • Cumhuriyet International Journal of Education
  • İlker Dere + 2 more

Bu çalışmanın amacı, 2023 yılında yayınlanan Afet Bilinci Dersi Öğretim Programı’nın (I-II) afet yönetimi evreleri açısından incelenmesidir. Doküman inceleme yöntemiyle yürütülen araştırmanın veri kaynağı, Afet Bilinci (I-II) Dersi Öğretim Programıdır. Program dokümanından elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. İlk araştırma sorusuna ilişkin sonuçlar, programın genel yapısının açık ve organize bir şekilde açıklandığını göstermiştir. Bunun yanında derse özgü becerilere (13) yer verilirken, değerler özel bir başlık altında sunulmamıştır. İkinci araştırma sorusuna dair ise program içerisinde afet yönetim evrelerinin tamamına yönelik kazanım olduğu, evreler arasında en çok afet öncesi süreçte yer alan “risk ve zarar azaltma” (25), en az afet sonrası süreçte yer alan “iyileştirme” (6) evresine yönelik kazanım bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum ilgili programın afet eğitimi, afet bilinci geliştirme ve afet yönetimi sistemi açısından geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ulaşılan sonuçlardan yola çıkarak derse özgü değerler ile afet ve coğrafya gibi okuryazarlık becerilerinin eklenmesi, iyileştirme evresine ilişkin daha fazla kazanıma yer verilmesi ve okul dışı öğrenme ortamları-kazanım ilişkisinin kurulması önerilebilir.

  • PDF Download Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 2
  • 10.26468/trakyasobed.1231037
SANAT PAZARLAMASI ve KÜLTÜR PAZARLAMASI ÇALIŞMALARININ BİLİMSEL HARİTALAMA YÖNTEMİ ile İNCELEMESİ: BİBLİOMETRİK ANALİZ (2000-2023)
  • Sep 29, 2023
  • Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
  • Özgür Kayapinar + 1 more

Sanat üretilebilen ve tüketilebilen bir olgudur. Sanat alınıp satılabilen, mülkiyetine geçtiği kişi veya kurumlara itibar veren, değerlenebilen bir olgu olarak piyasasını konumlandırmış bir meta olarak ele alınabilmektedir. Sinema, müzik, tiyatro gibi fonetik sanat alanlarının zaten piyasalarda kendine yer edinmiş bir yapısı söz konusudur. Bunun yanında özellikle çağdaş sanat piyasayı sayesinde plastik sanatlar da bir pazar ve piyasa sahibi olmuştur. Bu doğrultuda çalışmada, kültür ve sanat pazarlaması üzerine yapılmış olan literatürde yer alan 2000-2023 yılları arasında yayınlanan yayınların bir haritasının ortaya konulmasının amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Web of Science (WOS) ve Scopus indeksleme platformlarında yer alan 1309 yayından oluşturmaktadır. Elde edilen veriler Bibliometrix R Paket programı sayesinde analiz edilmiştir. Bibliyometrik analiz çerçevesinde öncelikle verilerin genel görünümlerini ortaya koymak için bir tanımlayıcı analiz gerçekleştirilmiştir. Daha sonra biraz daha keşifsel çıkarımlarda bulunmak amacı ile yayınların bulunduğu veri setine atıf analizi, ortak atıf analizi, ortak kelime ve ortak yazar analizi uygulanmıştır. Ortak kelime analizi sonucunda anahtar kelimelerin 19 farklı temada toplandıkları tespit edilmiştir. Bu temalarda yoğunluğun en fazla olduğu tema 7. sırada yer alan “kültür” temasında kültür (68) kelimesi olduğu gözlenmiştir. Ortak atıf analizinde Johnson ve Becker’in birlikte diğer yazarlara göre daha fazla atıfta bulunulduğunu göstermektedir. Ortak yazar analizini anahtar kelimeler açısından değerlendirildiğinde dört farklı anahtar kelime kümesinde toplandıkları görülmüştür. Bu kümeler: performans sanatları, sanatlar, müzik festivalleri ve markalamadır.

  • Research Article
  • 10.18074/ckuiibfd.1333990
Türk Kamu Personel Yönetimi ve Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisinin Beşeri Sermayeye Etkisi
  • Nov 20, 2023
  • Cankiri Karatekin Universitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakultesi Dergisi
  • Reha Bayansar

Kamu personel yönetimi, modern devlet anlayışında kamu yönetiminin çok önemli bir yönünü ifade etmektedir. Kamu personel yönetimi, kamu örgütlenmelerindeki insanlarla ilgili olan tüm faaliyetlerle ilişkilidir. Buradan hareketle bir kamu örgütünün hedef ve amaçları doğrultusundaki eylemlerinin istenilen şekilde sonuçlanabilmesi personel yönetiminin etkin ve verimli bir şekilde ifa edilmesiyle doğrudan ilişkili olduğu söylenebilir. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devletinden büyük ölçüde tevarüs eden kamu personel yönetimi anlayışını zamanla dünya üzerindeki değişimlerden de etkilenerek geliştirmeye çalışmıştır. Sırasıyla İkinci Cihan Harbi, çok partili dönemin başlangıcı, askeri darbeler ve Neoliberal politikaların dünya üzerindeki etkileri gibi dönüm noktaları Türk kamu personel yönetimini en azından düşün boyutunda oldukça etkilemiştir. Nihayet 2018 yılında uygulamaya konulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte Türk kamu yönetiminde yeni bir aktör olan İnsan Kaynakları Ofisi ihdas edilerek, personel yönetiminden insan kaynakları anlayışına geçişisin örgütsel boyutu da somutlaştırılmıştır. Ofisin, üstlendiği görev ve sorumluluklar ve geliştirdiği projelerin içinde bulunduğumuz yüzyılın daha fazla yatırım yapılması gereken beşeri sermayeye olan etkisi en azından planlamalar ve hayata geçirilen projeler bakımından önem arz etmektedir.

  • Research Article
  • 10.21547/jss.1311919
Barış İnşa Süreçlerinde Yeni Yaklaşımlar: Liberal Barıştan Melez Barışa Dönüşüm Analizi
  • Jul 28, 2023
  • Gaziantep University Journal of Social Sciences
  • Efser Rana Coşkun

Bu makale, Türkiye’deki Barış ve Çatışma Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler (Uİ) alanları bağlamında, “yerele dönüş” perspektifinden barış inşa süreçlerine yeni bir yaklaşım sunmayı amaçlamaktadır. Melez barış (hybrid peace) kavramı, daha önce Türkiye'deki akademik çalışmalarda yeterince ele alınmamıştır. Bu nedenle, makalede melez barış kavramının tanımı, liberal barış sonrası gelişimi ve kavrama yönelik eleştirileri, akademik yazında oluşturulan kuramsal çerçeve üzerinden ayrıntılı bir şekilde değerlendirilip analiz edilmektedir. Melez barış, geleneksel barış inşa çalışmalarının aksine, yerel dinamiklere, kültürel faktörlere ve toplumsal yapıya daha fazla odaklanır. Bu çalışmanın birinci amacı, melez barışın hangi yaklaşımların dönüşümü ile ortaya çıktığını ve liberal barış eleştirilerine nasıl bir yanıt sunduğunu açıklamaktır. Bu bağlamda, melez barışın nasıl ortaya çıktığı ve liberal barış eleştirilerine karşı nasıl bir alternatif sunabileceği incelenmektedir. Ancak, melez barış kavramı, bazı eleştirilere maruz kalmış ve sorgulanmıştır. Bu çalışmanın ikinci amacı, bu kavrama yönelik eleştirilerin irdelenerek değerlendirmesidir. Çalışmanın ortaya koyduğu özgün iki önemli eleştirilerden birincisi barış inşa sürecine dahil olan aktörler ikiliği, ikincisi barış inşa sürecini sahiplenme ikiliğidir. Makalenin ilk bölümünde liberal barış kavramı ve eleştirileri ele alınacaktır. Bu bölüm, liberal barışın temel prensiplerini, etkinliğini ve eleştirilerini analiz ederek, melez barış kavramının ortaya çıkışını açıklayacaktır. İkinci aşamada ise, liberal barış ile melezleşme arasındaki ilişkiler ve melezleşme süreçlerinin farklı açılara nasıl evrilebileceği çeşitli örneklerle tartışılacaktır. Bu bölüm, melez barışın nasıl farklı bir perspektif sunduğunu ve nasıl alternatif bir yaklaşım olduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Sonuç olarak, bu makale, melez barış kavramını tanımlamak, liberal barış sonrası gelişimi ve eleştirileri üzerine analitik bir değerlendirme yapmak amacıyla yazılmış ilk çalışmadır.

  • Research Article
  • 10.37879/hoyuk.2024.2.015
İnşa Tekniği ve Plan Olarak Doğu Akdeniz Geleneğinde Bir Saray: Oylum Höyük Orta Tunç Çağı I Sarayı
  • Nov 1, 2024
  • Höyük
  • Atilla Engin

Oylum Höyük’te, son yıllarda Kuzeybatı Alan’da yürütülen kazı çalışmalarında Orta Tunç Çağı I’e tarihlenen büyük bir saray yapısı açığa çıkarılmıştır. Bir yangın tahribatı ile son bulan yapıda, yangın sırasında ölen iki kadına ait iskelet ile kırılmış ve alt kısımları eksik kaplar bulunmuş olup bunlar bir saldırı ve yağmalamaya işaret etmektedir. Mekânlar içinde açığa çıkan ocaklar, kil sekiler üzerindeki öğütme taşları ve depolama kaplarına ait parçalar, sarayın açığa çıkartılan bölümünün mutfak, depo, kiler ve işliklerden oluştuğunu göstermektedir. Yaklaşık 1050 m2 ’lik bölümü açığa çıkarılan anıtsal yapının kalın duvarları kerpiçle inşa edilmiştir. Batısında bir avlu, doğusunda ise kerpiç bir teras bulunan sarayın dikdörtgen planlı ana bölümü iki aks üzerinde yer alan mekân dizilerinden oluşmaktadır. Çok katlı olan Oylum Höyük Sarayı’nın mimari açıdan en yakın benzerleri Tilmen Höyük OTÇ Sarayı, Alalah Yarimlim Sarayı ve Tell Mardikh Batı Sarayı’dır (Fig. 4a-d). Bir avlu kanadı boyunca uzanan mekân dizilerinden oluşan çok katlı saray planı, avlular çevresine yerleştirilmiş mekânlardan oluşan geleneksel Suriye ve Mezopotamya saray planlarından farklıdır. Plan anlayışı dışında, kalın kerpiç duvarlar, çok katlı olduklarını gösteren merdiven odaları, ahşap sütun ve sütun altlıkları kullanımı Oylum Höyük OTÇ I Sarayı, Tilmen Höyük OTÇ Sarayı ve Alalah Yarimlim Sarayı’nın ortak özelliklerdir. MÖ 2. binyılın başlarında ortaya çıkan bu mimari gelenek, Suriye saray mimarisinde Doğu Akdeniz’in özellikle kuzey kesimine özgü yeni bir anlayışı ortaya koymaktadır.

  • Research Article
  • 10.21492/inuhfd.1643257
PRINCIPATUS DÖNEMİ BÜROKRASİSİNDE HUKUKÇULARIN YERİ
  • Apr 21, 2025
  • İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
  • Sevil Yıldız

Roma’da bir bürokratik yapının varlığından ancak Principatus dönemi itibariyle söz edilebilir. Bu, ilk imparator Augustus’un temellerini attığı bir yapıdır. İmparator Augustus, Cumhuriyet Dönemi’nden kalan magistra’lıkların görev tanımlarına yeni bir düzen vermiş, yeni bir memuriyet sistemi ve memurluk makamları kurmuştur. Bu kapsamda özellikle consilium princips, praefectus’lar ve imparatorluğa bağlı bürolar öne çıkmış, dönemin hukukçularının bu memuriyetlerde görevlendirildikleri görülmüştür. İmparator Hadrianus Dönemi’ne dek, yaklaşık olarak 144 yıl boyunca Augustus’un kurduğu sistem büyük bir değişim göstermemiş ancak gelişmiştir. İmparator Hadrianus ise bu sistemde önemli değişiklikler ve yenilikler yapmış, sisteme ileri bir yön vermiştir. İmparator Hadrianus Dönemi’nden İmparator Severus Alexander Dönemi sonuna dek devlet memurlukları oldukça gelişmiş, hukukçuların bu memurluklardaki etkinliği artmıştır. Böylece Klasik Dönem hukukçularının bürokratik yapı içindeki varlıkları Roma İmparatorluğu’nun hukukî ve idarî alanlarında önemli derecede etkili olmuştur. Hadrianus Dönemi’ne dek bürokraside yer alan hukukçuların Roma hukukunun gelişiminde oynadıkları önemli rol, Cumhuriyet Dönemi’nden Geç Principatus Dönemi denebilecek İmparator Hadrianus Dönemi’ni de içine alan zamana ait hukukun “hukukçuların hukuku” olarak tanımlanmasına yol almıştır.

  • Research Article
  • 10.58852/dicd.1365095
NUREDDÎN EL-HÂŞİMÎ VE YEVME BEKÂ EŞ-ŞEYTÂN ADLI KISA ÖYKÜ KİTABI
  • Jan 3, 2024
  • Dicle İlahiyat Dergisi
  • Vildan Özi̇şçi̇ + 1 more

Modern Arap edebiyatına yeni bir tür olarak Mısır üzerinden giren kısa öykü, önce burada ardından diğer Arap ülkelerinde benimsenerek ilk örneklerini vermiştir. Kısa öyküden çok daha geç bir zamanda yine Mısır’la birlikte Arap dünyasıyla buluşan (modern anlamda) çocuk edebiyatı önce şiir ve hikâye türünden eserler vermiş, daha sonra kısa öyküde de gelişmiştir. Kimi yazarlar çocuk edebiyatına kısa öyküyle giriş yapmış ve yaptıkları çalışmalarla öne çıkmışlardır. Günümüz Arap edebiyatında bu yönüyle öne çıkan yazarlardan biri de Suriyeli yazar Nureddîn el-Hâşimî’dir. Bu çalışmada Arap çocuk edebiyatına çok sayıda çalışmasıyla katkıda bulunan Suriyeli yazar Nureddîn el-Hâşimî’nin hayatı ve eserleri ele alınmıştır. Yazarın yayınlanmış altı öykü koleksiyonundan biri olan “Yevme Bekâ eş-Şeytân/يوم بكى الشيطان” adlı öykü kitabı da bu çalışma çerçevesinde içerik bakımından incelenmiştir. Kitapta yer alan yirmi üç öykü ismen, bunlar arasından on beş öykü detaylı olarak tanıtılmıştır. Ayrıca kitabın ilk öyküsü olan “Sürâh/صراخ” ve on beşinci sırada yer alan “Decâcu’l-Vezîr /دجاج الوزير” adlı kısa öyküsü edebî yönüyle ele alınmış, öykünün hem özetine hem çevirisine yer verilmiştir.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 2
  • 10.1501/andl_0000000363
NEW LIGHT ON THE PRODUCTION OF MARBLE VESSELS FROM SMINTHEION
  • Jan 1, 2009
  • Anadolu (Anatolia)
  • Davut Kaplan

Bu çalışma Antik Troas Bölgesi’nde Apollon Smintheus kutsal alanında 2006 yılında gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda ele geçen bir mermer kap parçasını üretim tekniği açısından incelemeyi amaçlar. Hellenistik ve Roma dönemlerinde çok yaygın olarak kullanılan üç çıkıntı tutamak ve bir akıtacağa sahip bir mermer kaba ait olan bu parçanın üretim artığını veya bitmemiş bir örneği temsil ettiği anlaşılmaktadır. Bu tür mermer kapların Hellenistik ve Roma dönemlerinde kozmetik amaçlarıyla toz boyayı yağla karıştırmada kullanıldığı ve özelikle mezarlarda ölü hediyesi olarak karşımıza çıktığı görülmektedir. Bu tür kapların daha önce nasıl üretildiği konusunda arkeolojik bilgilerimizin az olduğu göz önüne alındığında bitmemiş bu örneğin üzerinde yer alan ölçüm veya matematiksel oranlamaları gösteren pergel izlerinin ele geçmesi dönem arkeolojisi için yeni bir katkı sayılabilir This study examines a fragment of a distinctive shallow marble bowl of ledge-lug type identified at the sanctuary of Apollo Smintheus during the archeological excavations undertaken in 2006. The surface of the fragment interestingly bears incised traces showing the use of ruler and compass. This fragment with tool marks is important because it illuminates us on the stages of production of such vessels. This type of bowl was a characteristic feature of Hellenistic and Roman periods. Such marble bowls with three ledge lugs and one spout were often used to crush pigment in antiquity. The frequent recovery of such shallow marble bowls in mortuary contexts seems to indicate that they were also deposited in burials to accompany their owners. In light of minimal number of evidence about the production of such marble bowls, it is hoped that this specimen from Smintheion will enhance our understanding of the tools used and techniques adopted in their production.

  • Book Chapter
  • 10.58830/ozgur.pub790.c3332
Çalışma Biçimlerinin Dönüşümü: Modern İstihdamda Esnek Çalışma Düzenlemeleri
  • Jun 26, 2025
  • Özlü Dolma

Ekonomik, sosyal, toplumsal ve teknolojik gelişmelerle birlikte sürekli değişen çevresel koşullar kurumları daha esnek çalışma biçimlerini benimsemeye yöneltmektedir. Çalışanlar da bu esnek çalışma düzenlemelerini profesyonel iş yaşamından beklentileri nedeniyle veya iş dışı diğer nedenlerle tercih edebilmektedirler. Esnek çalışma kavramı, zaman, mekân veya iş yükü açısından standart çalışma biçimlerine alternatif oluşturan, kurumlar için verimlilik, çalışanlar için daha fazla özerklik ve esenlik sunmayı amaçlayan istihdam biçimlerini kapsamaktadır. Bu incelemede, esnek çalışmanın tanımı ve kapsamı ele alınmış ve esnek çalışma saatleri, uzaktan çalışma, vardiyalı çalışma, iş paylaşımı, kısmi süreli çalışma ve sıkıştırılmış iş haftası gibi temel esnek çalışma düzenlemeleri açıklanmakta, bu uygulamaların kurumlar ve çalışanlar için avantajlı ve dezavantajlı yönleri “İş/Aile Sınırı Teorisi”, “İş Talepleri–Kaynakları Modeli” ve “İş Özerkliği” kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Ayrıca, burada incelenen esnek çalışma biçimlerinin hangilerinin 4857 sayılı İş Kanunu’nda düzenlendiğine ilişkin kısaca bilgi verilmiştir. Bu incelemede esnek çalışma düzenlemelerinin kurumsal ve bireysel düzeydeki etkileri literatürde yer alan çalışmalardan elde edilen bulgular kapsamında değerlendirilmiştir. Bu alanda yapılan araştırmalar, esnek çalışma düzenlemelerinin iş-yaşam dengesi, iş tatmini, işe bağlılık ve esenlik üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiş olsa da bu etkilerin esnek düzenlemelerin uygulama biçimine ve bağlamsal koşullara dayalı olarak değiştiğini ve hatta sosyal izolasyon, tükenmişlik veya artan iş yükü gibi olumsuz sonuçlara yol açabileceğini de ortaya koymuştur. Araştırmaların sonuçları, sadece kurumların çıkarlarına hizmet eden biçimsel programların değil, çalışanı gerçekten destekleyen uygulamaların benimsenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, esnekliğin sürdürülebilir bir biçimde uygulanabilmesi için stratejik, teknik ve yönetsel boyutların beraber ele alınmasının önemi üzerine durulmuştur.

  • Research Article
  • 10.52826/mcbuefd.1468452
Değerler Zinciri Etkinliğinin Öğrencilerin Sosyal Bilgiler Dersindeki Değerleri Edinmesine Yönelik Etkisinin İncelenmesi
  • Jun 27, 2025
  • Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi
  • Ahmet Çopur + 2 more

Değerlerin öğretimi toplumun devamlılığı açısından önemli görülmektedir. Bu noktadan hareketle bu çalışmada, 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programında yer alan değerlerin öğrencilere kazandırılmasında değerler zinciri etkinliğinin etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Karma araştırma yöntemi kullanılan araştırmanın çalışma grubunu, Balıkesir merkez ilçelerinden birinde 27 kişilik bir sınıftaki 6. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Veriler; değerler zinciri etkinliği uygulanarak, duygular tablosu ve araştırmacılar tarafından geliştirilen değerler ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Toplanan nicel veriler bağımlı guruplar t testi ile nitel veriler ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Çalışma sonucunda; değerler zinciri etkinliği uygulamasının, öğrencilerin değer edinimleri açısından orta büyüklükte bir etki yarattığı ve bu süreçte özgüven, bilimsellik, saygı, yardımseverlik, aile birliğine önem, sorumluluk, çalışkanlık gibi değerlerin edinimine katkı sunduğu ve sınıf ölçeğinde planlanan değerler eğitimi uygulamalarının öğrencide, toplu hareket etmeden kaynaklı itici bir güç olduğu ve değer farkındalığının artırılmasına katkı sunduğu tespit edilmiştir. Bu bakımdan okullarda değerlerin edinimine yönelik, öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenmelerine olanak sunacak, okulun diğer paydaşlarını (öğretmen, veli, yardımcı personel vb.) da içine alan benzer projelerin yaygınlaştırılması, değerler eğitiminde etkinlik temelli öğretime daha fazla önem verilmesi ve okullarda değerlere yönelik projelerin yaygınlaştırılması şeklinde öneriler getirilmiştir.

  • Book Chapter
  • 10.58830/ozgur.pub683.c2870
Dijitalleşmenin Katılım Bankalarının Finansal Performansı Üzerine Yansıması
  • Mar 24, 2025
  • Tolga Ergün

Dijitalleşme ve teknolojik alanlardaki gelişmeler birçok sektörde olduğu gibi finans ve bankacılık sektöründe de etkisini göstermektedir. Bankacılık sektörü içindeki yeri ve önemi giderek artan katılım bankaları dijitalleşme sürecinde önemli atılımlarda bulunmaktadır. Katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki pazar payı ve karlılığı dijitalleşme ile birlikte son yıllarda ivme kazanmıştır. Bu gelişme, katılım bankalarının finansal performansına olan katkısını önemli hale getirmektedir. Bu kapsamda çalışmada dijitalleşmenin ile katılım bankacılığı sektörünün finansal performansına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda çalışmada iki adet araştırma modeli kurulmuştur. Finansal performans göstergesi aktif karlılık oranı ile öz sermaye karlılığı bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Dijitalleşme göstergelerinden mobil bankacılık işlem hacmi ile mobil bankacılık işlem adedi bağımsız değişkenler olarak ele alınmıştır. 2020Q1-2024Q4 arasındaki yirmi çeyrek döneme ait veriler ekonometrik analiz yöntemlerinden en küçük kareler ile analiz edilmiştir. Analizde ilk olarak dört temel ön test yapılmıştır. Ön testlerin sonucunda araştırma modelinin her ikisinde de heteroskedastisite ve çoklu doğrusal bağlantı sorunu bulunmadığı ve değişkenlere ait verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Ancak, her iki model de otokorelasyon sorunu tespit edildiğinden bu soruna karşı daha tutarlı analiz sonuçları veren dirençli tahminci en küçük kareler tekniği uygulanmıştır. Ampirik sonuçlara göre dijitalleşme göstergelerinin katılım bankalarının finansal performansı üzerinde istatistiksel olarak pozitif yönlü bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, katılım bankacılığı sektöründeki altı temel stratejik hedefler arasında yer alan dijitalleşmenin hem finansal teknoloji ekosistemini güçlendireceğine hem de sektör karlılığını artırabileceğine işaret etmektedir. Dolayısıyla katılım bankacılığının sektör karlılığını artırmada otomasyon, yapay zekâ ve finansal teknoloji gibi dijitalleşme süreçlerine daha fazla yatırımda bulunmaları gerekmektedir.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.15869/itobiad.1310688
Yeşil Pazarlama Çalışmalarının Tüketiciler ve İşletmeler Açısından Değerlendirilmesi Üzerine Bir İçerik Analizi
  • Dec 31, 2023
  • İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi
  • Gizem Berber + 1 more

Yeşil pazarlama, tüketici istek ve ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik faaliyetlerini yerine getirirken; çevre kirliliği, enerji ve diğer kaynakların tüketimine dikkat edilen bir pazarlama yaklaşımıdır. Hava, su ve toprak kirliliği, iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin azalması, çölleşme vb. çevre sorunlarıyla ilgili farkındalığın artması nedeniyle tüketiciler, işletmeler ve devletler çevreci faaliyetleri önemseyerek yeşil pazarlama uygulamalarını desteklemeye başlamışlardır. Bu kapsamda tüketicileri ve işletmeleri yeşil pazarlama uygulamalarına yönlendiren nedenlerin neler olduğunu belirlemek, işletmelerin yeşil pazarlama uygulamalarında yaşadıkları sorunları ve tüketicilerin yeşil pazarlamayı tercih etme ya da tercih etmeme nedenlerini görmek amaçlanarak bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Google Akademik ve DergiPark veri tabanlarında yer alan, 2010-2022 yılları arasında yazılan ulusal ve uluslararası çalışmaları kapsayan literatür araştırması gerçekleştirilerek içerik analizi yapılmıştır. Yeşil pazarlamayla ilgili 60 uluslararası ve 72 ulusal olmak üzere toplam 132 çalışma incelenmiştir. Çalışmalar yapıldığı yıllara, sektörlere, örneklem grubuna, anahtar kelimelerine, yapısal olarak dağılımına, veri toplama ve analiz yöntemlerine göre değerlendirilmiştir. Yapılan içerik analizi sonucunda özellikle 2020 yılında yeşil pazarlama çalışmalarının diğer yıllara göre daha fazla olduğu görülmektedir. Bu çalışmaların en çok turizm sektöründe olduğu fakat çoğu çalışmada sektör vurgulanmadan yeşil pazarlamayla ilgili kavramsal bilginin verildiği belirlenmiştir. Yapılan çalışmalarının çoğunun sayısal ve istatistiksel verilerden oluşan nicel araştırma türünde olduğu, veri toplamak amacıyla genellikle tüketicilere yapılan anketlerden yararlanıldığı, veri analizlerinde ise en çok faktör analizi yapıldığı saptanmıştır. Çalışmalardaki anahtar kelimeler analiz edildiğinde ise; en çok yeşil pazarlama ve green marketing kavramlarının kullanıldığı görülmüştür. Literatür araştırmasında son yıllarda yeşil pazarlamayla ilgili çalışmaların arttığı, devletlerin çevreyi korumayla ilgili düzenlemelere ağırlık verdiği, tüketicilerin satın alma davranışında ve işletmelerin pazarlama çalışmalarında yeşil faaliyetlerin oldukça etkili olduğu belirlenmiştir.

Save Icon
Up Arrow
Open/Close
  • Ask R Discovery Star icon
  • Chat PDF Star icon
Setting-up Chat
Loading Interface