Yapay Zekâ Okuryazarlığı: Kütüphaneler için Yeni Bir Paradigma

  • Abstract
  • Literature Map
  • Similar Papers
Abstract
Translate article icon Translate Article Star icon
Take notes icon Take Notes

Gittikçe gelişmekte olan yapay zekâ (YZ) teknolojisi araçları, bilinçli, eleştirel ve etik ilkelere dikkat ederek kullanıldığında, birey, kurum ve kuruluşların birçok gereksinimini karşılamada etkinlik, hız, doğruluk ve verimliliği sağlamaktadır. Yapay zekâ teknolojilerini tanımak, anlamak, değerlendirmek ve etkili bir biçimde kullanmak için yapay zekâ okuryazarı olmak önemlidir. Bu çalışmanın amacı, yapay zekâ okuryazarlığını tanımlamak, önemini vurgulamak ve kütüphanelerin bu okuryazarlığın geliştirilmesindeki rolünü incelemektir. Ayrıca, yapay zekâ okuryazarlığının bireylerin yapay zekâ teknolojilerini eleştirel bir şekilde değerlendirme ve kullanma becerilerini artırma potansiyelini ortaya koymaktır. Nitel betimleme yöntemi ile hazırlanan, yerli ve yabancı literatürden ilgili kaynakların analizinin yapıldığı çalışmanın kapsamında, yapay zekâ okuryazarlığı kavramı tanımlanmış, bu okuryazarlık türünün geliştirilmesinde kütüphanelerin rolüne yer verilmiş, ayrıca çalışma bu bağlamda Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya ve Kuzey Amerika’dan örnek alınan üniversite ve halk kütüphanelerine ilişkin örneklerle desteklenmiştir. Çalışmanın bulgularından elde edilen sonuç, kütüphanelerin yapay zekâ okuryazarlığını geliştirme konusundaki rolünün önemli olduğuna ve bu alandaki eğitim programlarının güçlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Kütüphaneler, yapay zekâ teknolojilerinin etik ve etkili kullanımı konusunda kılavuzluk ederek, bireylerin bu araçlardan daha iyi yararlanmalarını sağlayabilir. Yerli literatürde bu kapsamda kütüphaneler için yapay zekâ okuryazarlığının anlamını ele alan ve ilişkili yabancı ve yerli literatürü detaylı, sistematik bir biçimde değerlendiren başka bir çalışma olmaması nedeniyle, bu araştırmanın özgün olduğu düşünülmektedir.

Similar Papers
  • Research Article
  • 10.47138/jeaa.1626160
Şırnak'ta Toplumsal Yapı: Tarihsel Gelişim ve Güncel Dinamikler
  • Jun 30, 2025
  • İktisadi ve İdari Yaklaşımlar Dergisi
  • İrfan Yıldırım

Çok yakın zamanlarda, büyük oranda yeniden inşa edilen Şırnak merkezinin toplumsal yapısı ve durumunun sosyolojik yönden ele alınması önem arz etmektedir. Bu amaçla, bu çalışmada, Şırnak'ta toplumsal yapı ile ilgili alanlarda öne çıkan temel sorunlar ve bunda rol oynayan temel dinamikler ele alınmış ve günümüz koşullarında irdelenmeye çalışılmıştır. Çalışma, teorik çerçevede ve literatürde ulaşılan bulgulardan hareketle gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgularla, özellikle etnik ve dini yapı ile ekonomik yapının yanı sıra eğitim durumu, sağlık hizmetleri, toplumsal cinsiyet eşitliği, gençlik istihdamı ve göç konuları gibi çok çeşitli alanlarda detaylı bir analiz gerçekleştirilmiştir. Bu derinlemesine analiz, sosyoekonomik dinamikler üzerine anlamlı bir değerlendirme sunmakta ve toplumsal yapı hakkında daha fazla bilgi edinmemize yardımcı olmaktadır. Başka bir deyişle çalışma, sadece statik verileri değil, aynı zamanda verilerin toplumsal koşullarla nasıl etkileşimde bulunduğunu da değerlendirmektedir. Elde edilen veriler, yerel yönetimler ve ilgili kuruluşlar için stratejik planlama sürecinde ışık tutmaktadır; bu durum, toplumsal sorunları aşmak için atılacak adımların belirlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Bilindiği gibi belirli bir kenti odağına alan çalışmalar sadece akademik bir katkı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda toplumdaki farklı grupların ihtiyaçlarının daha iyi kavranmasına da hizmet etmektedir. Dolayısıyla çalışma, Şırnak'ın toplumsal yapısını ve değişimleri daha iyi kavrayabilmemize olanak tanırken, çalışmanın gelecekte izlenecek yollar konusunda da rehberlik etmesi beklenmektedir. Bu bağlamda, toplumsal yapının dönüşüm sürecinde yerel aktörlerin rollerinin belirlenmesi ve bu rolün güçlendirilmesi gerektiği de aşikârdır. Elde edilen bulgular, ayrıca, yerel halkın toplumsal süreçlere ve kararlara dâhil edilmesinin önemine dikkat çekerek, katılımcı bir yaklaşımın gerekliliğini de ortaya koymaktadır.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.21076/vizyoner.1264402
Kaynak Bağımlılığının Örgütlerde Rekabet Avantajı Üzerine Etkisi: Kavramsal Bir İnceleme
  • Nov 25, 2023
  • Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi
  • Mehmet Zengi̇n

Küreselleşme süreciyle birlikte küçük bir köy haline gelen dünyamızda örgütler, varlıklarını sürdürebilmek için kaynaklarını etkili ve verimli kullanmanın yanı sıra başarılı bir şekilde de yönetmek durumundadır. Örgüt kuramlarından Sistem Teorisi ve Durumsallık Teorisi ile ilişkilendirebileceğimiz Kaynak Bağımlılığı Kuramı, örgütlerin çevreleriyle olan ilişkisini “kaynak, bağımlılık ve güç” üçgeninde ele almakta, ona bir organizma metaforuyla bakmaktadır. Kaynak Bağımlılığı Kuramı’nın kurucuları olan Jeffrey Pfeffer ve Gerald Salancik, örgütlerin çevreleriyle olan ilişkilerine odaklanarak örgütlerin daha iyi anlaşılabileceğini savunmuşlardır. Bu çalışmada, örgütler/işletmeler ekseninde kaynak bağımlılığı; onu meydana getiren tarihsel süreç ve ilişkili olduğu temel kuramlarla birlikte incelenerek özellikle dış çevreyle birlikte irdelenmiş, bağımlılığa karşı izlenen ya da geliştirilen stratejik yöntemler çeşitli sektörlerdeki örnek araştırmalarla değerlendirilmiştir. Turizm, tekstil, hazır giyim, organize sanayi, sağlık ve otomotiv endüstrisinde yapılan nitel ve nicel içerikli bulgulardan yararlanılmış, elde edilen sonuçlardan bir çıkarımda ve önermelerde bulunulmuştur. Kaynak bağımlılığı, örgütlerin sürüdürülebilirliği açısından önem taşıdığından yönetimsel açıdan da ele alınmış ve bu kuramın rekabete olan etkileri kavramsal bir bakış açısı ile ortaya konmuştur. Görülmüştür ki bağımlılığı azaltmaya ya da denge kurmaya yönelik stratejiler faaliyette bulunulan sektöre göre farklılık göstermektedir. Bu çalışmanın alan araştırmacılarına yeni bir ufuk açması amaçlanmakta olup, literatürdeki eksikliğin de giderilmesi hedeflenmektedir.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.58618/igdiriibf.1477486
İşsizlik Oranı Öngörülerinde Makine Öğrenimi Yaklaşımları: Türkiye Üzerine Bir Uygulama
  • Jun 28, 2024
  • Iğdır Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi
  • Polad Aliyev

İşsizlik, sadece kapsamlı bir ekonomik sorun değil, aynı zamanda tüm ulusların odak noktası haline gelen karmaşık bir sosyal sorundur. İşsizlik sorununun doğru bir şekilde ele alınması, ülkenin kalkınmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu yönde oluşturulan politikaların başarası, işsizlik oranının doğru bir şekilde tahmin edilmesine dayanır. Bu makale, işsizlik oranı tahmininin yapılmasında yapay zekâ, makine öğrenimi ve klasik yöntemlerin kıyaslamasını amaçlamaktadır. Bu amaçla, Türkiye İstatistik Kurumu'ndan (TÜİK) Ocak 2005 verileriyle Aralık 2023 dönemini kapsayan işsizlik oranı verileri elde edilmiştir. Araştırmada ölçüt modeli olarak ARIMA, SARIMA modelleri, makine öğrenimi modelleri olarak Rassal Orman, XGBoost, LSTM ve GRU modelleri uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, SARIMA'nın tahmin grafiğinin ve performans göstergelerinin ARIMA modeli performans değerlerinden daha iyi olduğunu göstermektedir. Makine öğrenimi modellerinde, MAPE dışındaki tüm hata ölçütleri SARIMA modelinin hata ölçütlerinden daha yüksektir. Ayrıca, bu modellerin belirleme katsayısı (R2) da SARIMA modelinin belirleme katsayısından (R2) daha büyüktür. Elde edilen sonuçlar en uygun metrik göstergeleri sergileyen makine öğrenimi yönteminin GRU modeli olduğunu ortaya koymuştur. Bu modelin MAE (Hataların Mutlak Değerlerinin Ortalaması) ve RMSE (Hata Kareler Ortalamasının Karekökü) değerleri en düşükken, R2 ise en yüksektir. Buna en yakın göstergeleri Rassal Orman modeli sergilemektedir.

  • Research Article
  • 10.30784/epfad.1313103
Kurumsal Yönetim ve Kâr Payı Dağıtım Politikası: Borsa İstanbul’da Bir Uygulama
  • Sep 30, 2023
  • Ekonomi, Politika & Finans Araştırmaları Dergisi
  • Gökhan Özer + 2 more

Kurumsal yönetim kalitesi, ticari faaliyetlerin etkinliğini ve üretkenliğini, raporlamanın güvenilirliğini ve menfaat sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasını amaçlamaktadır. Bu çalışmada kurumsal yönetim kalitesinin işletmelerin temettü politikaları üzerinde herhangi bir etkisi olup olmadığı araştırılmaktadır. Bu amaçla, Borsa İstanbul’da faaliyet gösteren ve kurumsal yönetim derecelendirme notuna ulaşılan 70 işletme örneklem olarak seçilmiştir. İşletmelerin kurumsal yönetim derecelendirme notu ile temettü politikaları arasındaki ilişkiyi tespit etmek için panel veri analiz yöntemi uygulanmıştır. Ampirik sonuçlarda, kurumsal yönetim derecelendirme notunun işletmelerin temettü politikaları üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre daha iyi yönetim kalitesine sahip işletmelerin daha güçlü bir temettü ödeme eğiliminde olduğu anlaşılmaktadır. Kurumsal yönetimin alt bileşenleri üzerinden yapılan analiz sonucunda sadece yönetim kurulu skorunun temettü politikası üzerinde pozitif bir etkiye neden olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen diğer ampirik bulgulara göre, büyüklük ve kârlılık değişkenlerinin işletmelerin temettü politikası üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip oldukları gözlemlenirken, varlık büyümesi ve kaldıraç değişkenlerinin işletmelerin temettü politikası üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve negatif bir etkiye neden olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda COVID-19 döneminde işletmelerin temettü dağıtımlarını azaltma eğiliminde olduğu elde edilen diğer ampirik bulgular arasındadır.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.53444/deubefd.1237641
Ortaokul Öğrencileri için Bireysel Yenilikçilik Yeterliliği Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
  • Jun 22, 2023
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi
  • Osman Mutlu + 1 more

Giderek daha rekabetçi hale gelen Dünya’da yeni teknolojiler, ürünler ve hizmetler sunabilecek, yenilik yapma yeteneğine sahip bireylere ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Yenilikler, genellikle bireylerin yeni ve daha iyi bir şey yaratmak için farklı fikirleri birleştirdiği bir ekip çalışması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Yenilikler sayesinde toplumlar, yüksek yaşam standartlarına, daha iyi yaşam kalitesine ve daha güçlü ekonomilere sahip olabilirler. Bu sebeple toplumların yenilikçi bireyleri teşvik etmeleri ve desteklemeleri oldukça önemlidir. Bu araştırma, ortaokul seviyesinde öğrenim gören öğrencilerin bireysel yenilikçilik yeterlilik seviyelerini ölçmek için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın verileri, Muğla ili Menteşe ilçesinde öğrenim gören 968 ortaokul öğrencisinden toplanmıştır. Elde edilen verilerle yapılan Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sonuçlarına göre, üç faktörden oluşan bir ölçek elde edilmiştir. Üç faktörlü yapının, toplam varyansın %47.12’sini açıkladığı görülmüştür. Elde edilen faktörler, kuramsal çerçeveye uygun olarak Sosyal Beceriler, Davranışsal Beceriler ve Duyuşsal Beceriler şeklinde isimlendirilmiştir. Cronbach Alpha güvenirlik katsayıları alt boyutlar için .728, 702 ve .721 olup ölçek geneli için ise .820 olarak hesaplanmıştır. Buna göre, elde edilen Bireysel Yenilikçilik Yeterlilik Ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu söylenebilir.

  • Research Article
  • 10.51970/jasp.1216386
Farklı Ekim Zamanı, Bakteri ve Gübre Çeşidinin Van Ekolojik Koşullarında Yetiştirilen Çemen (Trigonella Foenum Graecum L.) Otunun Besin Madde İçeriği ve İn Vitro Besin Madde Sindirilebilirliğine Etkisi
  • Dec 31, 2023
  • Hayvan Bilimi ve Ürünleri Dergisi
  • Reşit Aldemi̇r + 2 more

Çalışma Van YYÜ Ziraat Fakültesi deneme arazisinde 1 ve 20 Nisan 2012 tarihinde ekimi yapılan çemen bitkisi kuru otunun kalite özelliklerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Ekimde rhizobium bakteri inokulantı, diamonyumfosfat (DAP), kentsel arıtma çamuru (KAÇ), humik asit (HA), çiftlik gübresi (ÇG) uygulanmıştır. Elde edilen çemen otlarının kuru madde (KM), ham kül (HK), organik madde (OM), ham protein (HP), nötral deterjan fiber (NDF), asit deterjan fiber (ADF) değerleri ve in vitro KM, HK ve OM sindirimleri tespit edilmiştir. Çalışma sonunda 20 Nisanda, bakteri ve humik asit uygulamasının hayvan besleme açısından besin madde içeriklerini göreceli olarak artırdığı belirlenmiştir. İn vitro sindirim değerleri dikkate alındığında ise 1 Nisanda ekimi yapılan çemen bitkisine bakteri uygulaması ve DAP gübresi kullanılmasının daha iyi olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak tek yıllık sonuçlar tarımsal üretimde çok fazla dikkate alınmamaktadır.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 3
  • 10.17780/ksujes.1369811
ZAMAN SERİLERİ TAHMİNLEME ALGORİTMALARI İLE KONTÖR TÜKETİM TAHMİNLEMESİ VE KARŞILAŞTIRMALI UYGULAMASI
  • Mar 3, 2024
  • Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
  • Hakan Akçay + 1 more

Dijital dönüşümün hızla yaygınlaşması ile işlenen verilerin boyutları ve hacimleri de artmıştır. Büyük verileri işlemek, doğruluğu yüksek analizleri kısa sürede ve daha az kaynak kullanarak yapmak için yeni yöntem ve algoritmalar geliştirilmiştir. Bu çalışmada makine öğrenmesi ve derin öğrenme tekniklerinden ARIMA (Otoregresif Entegre Hareketli Ortalama), SARIMA (Mevsimsel ARIMA), Prophet (Facebook), XGBoost (En Büyük Eğim Artırma), LSTM (Uzun-Kısa Süreli Bellek), RNN (Yinelemeli Sinir Ağı) ve GRU (Geçitli Tekrarlayan Birim) algoritmaları kullanılarak tüketicilerin kontör tüketimleri zaman serileri yardımıyla tahmin edilmeye çalışılmıştır. Modelleri karşılaştırmak için MAE (Ortalama Mutlak Hata), MAPE (Ortalama Mutlak Yüzde Hata), RMSE (Kök Ortalama Karesel Hata) ve Determinasyon Katsayısı (R^2) kullanılmıştır. Elde edilen ölçüm sonuçlarına göre zaman serileri tahminlemesinde derin öğrenme tekniklerinin makine öğrenmesi yöntemlerine göre daha iyi sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Çalışmada zaman serileri tahminlemesi üzerine dokuz farklı makine ve derin öğrenme yöntemi kullanılarak kapsamlı bir inceleme yapılmıştır. Literatürdeki benzer çalışmalar ile kıyaslandığında bu çalışmada konu oldukça geniş bir perspektiften incelenmiştir.

  • Research Article
  • 10.62416/ijwb-52
Geleneksel ve Etkileşimli Kitap Okuma Yöntemlerinin 60-72 Aylık Çocukların Hikâyeyi Hatırlama Becerilerine Etkisi
  • Aug 15, 2024
  • International Journal of Education & Well-Being
  • Nejla Ekiz + 1 more

Günümüzde hikâye kitapları farklı yöntemler kullanılarak okunabilmektedir. Bu yöntemlerden biri geleneksel kitap okuma yöntemidir. Geleneksel kitap okuma yönteminde yetişkin hikayeyi olduğu gibi, herhangi bir müdahalede bulunmadan okur. Etkileşimli kitap okuma yönteminde ise kitabı okuyan öğretmen ya da ilgili kişi, çocuklarla iş birliği yaparak okuma etkinliğini gerçekleştirir. Bu araştırma, okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocuklarda geleneksel ve etkileşimli kitap okuma uygulamalarının hatırlama becerisine etkisini incelemektedir. Araştırmanın çalışma grubu, okul öncesi eğitime devam eden 5-6 yaşlarında 18 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada, erken çocukluk dönemine uygun resimli 2 adet hikâye kitabı belirlenerek hikâye kitaplarından biri geleneksel okuma yöntemiyle diğeri ise etkileşimli okuma yöntemiyle çalışma grubunda yer alan çocuklara okunmuştur. Nitel bir araştırma olan çalışmada görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler, okuma yapıldıktan bir gün sonra katılımcı çocuklara hatırlatıcı sorular içeren yarı yapılandırılmış bir görüşme formuyla toplanmıştır. Görüşme esnasında çocukların cevapları ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiş ve bulgular; kitabın künye ve kapak resimleri ile ilgili özellikler, kitabın karakterleri ile ilgili bilgiler, öykü ve kurgu ile ilgili özellikler, sözcük bilgisi olmak üzere dört ana tema altında toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen genel sonuçlara göre, etkileşimli kitap okuma uygulamalarının çocukların hatırlama becerilerini artırabileceği görülmüştür. Hikâye okuma sürecinde çocukların sürece aktif olarak katılımlarının sağlanması çocukların hikâyeyi daha iyi içselleştirmesini ve hikâyedeki bilgileri zihinlerinde daha iyi kodlamalarını sağlamaktadır. Böylece hikâye ile ilgili bilgiler kalıcı hale gelmekte ve daha kolay hatırlanmaktadır.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.31671/doujournal.1259802
DEMATEL İLE YÖNETİCİ DEĞİŞİM NEDENLERİNİN ANALİZİ: BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖRNEĞİ
  • Jun 6, 2023
  • Doğuş Üniversitesi Dergisi
  • Savaş Biçak + 1 more

Yerel yönetimler, vatandaşların devlet ile ilk temas ettiği noktalardır. Bu nedenle yerel yönetimleri kazanan ve başarılı bir yönetim sergileyen belediye yönetimleri mensup olduğu siyasi partilerin ülke yönetiminde de başarılı olabileceğine dair inancı halk nezdinde artırabilmektedir. Yerel yönetimlerin ise başarılı olmak ve halka daha iyi hizmet sunabilmek için en önemli kaynaklarından biri beşeri sermayeleridir. İnsan kaynaklarının daha iyi ve doğru yönetilebilmesi, 5 yılda bir seçimle halkın yetkilendirdiği belediye başkanının ve belediye başkanı ile göreve gelen yönetimin doğru ve yerinde kararlar alabilmelerine bağlı olarak değişmektedir. Bu çalışmada 2019 – 2022 yılları arasında bir büyükşehir belediyesinde atanan yöneticilerin görev sürelerinin kısa sürme nedenleri araştırılmış ve yapılan literatür araştırması sonucunda bunu yaratan 12 ölçüt belirlenmiştir. DEMATEL isimli çok ölçütlü karar verme yaklaşımı ile hem bu 12 ölçüt arasındaki ilişkiler tespit edilmiş hem de kriterlerin önemleri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre de yönetici atamaları konusunda bir takım stratejik liderlik kararı önerileri getirilmektedir.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 2
  • 10.21020/husbfd.1057577
Çocuk Gelişimci Annelerin Çocuk Yetiştirme Deneyimlerinin İncelenmesi: Nitel Bir Çalışma
  • Aug 31, 2022
  • Hacettepe University Faculty of Health Sciences Journal
  • Çiğdem Aytekin

Amaç: Annelik beraberinde birçok sorumluluğu, yeni rolleri ve bir değişim sürecini getiren kritik bir geçiş dönemidir. Annelik rolü ve buna bağlı olarak çocuk yetiştirme davranışları bazı faktörlerden etkilenebilmektedir. Bu faktörlerden birisi çocuk gelişimi ile ilgili bilgi durumu olarak değerlendirilebilir. Bu çalışmada, temel olarak, çocuk gelişimci annelerin çocuklarını yetiştirme sürecinde hangi konularda zorluk yaşadıklarını ve mesleklerinin çocuk yetiştirme sürecindeki olası etkileri konusunda ne düşündüklerini ortaya koyabilmek amaçlanmaktadır.Gereç ve Yöntem: Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninde planlanmıştır. Çalışmaya, ölçüt örnekleme ve kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenen 25 çocuk gelişimci anne katılım sağlamıştır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından oluşturulan soru formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş, ortaya çıkan tema ve kodlar modeller aracılığıyla sunulmuştur. Bulgular: Elde edilen bulgulara göre anneler en çok 0-1 yaş döneminde zorluk yaşamıştır; 0-1 yaş döneminde en çok zorlandıkları konu uyku, 1-3 yaş döneminde inatlaşma ve 3-6 yaş döneminde sınır koyma ve okula uyum konuları olmuştur. Anneler mesleki bilgilerinin olası etkilerini gelişim süreçleriyle daha iyi başa çıkma ve gelişimi destekleyici uygulamaları planlayabilme olarak belirtmişlerdir. Sonuç: Çalışmada çocuk gelişimci annelerin de çocuk yetiştirme sürecinde diğer anneler gibi zorlandıkları durumların olduğu, zaman zaman mesleki bilgileriyle çelişen uygulamalar yapabildikleri, anne olmanın ise mesleki bakış açılarını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

  • PDF Download Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.17214/gaziaot.1239947
Akışkan bulk-fill ve akışkan geleneksel kompozitlerin farklı adeziv uygulama yöntemlerine göre mikrosızıntı skorlarının değerlendirilmesi
  • Jan 3, 2024
  • Acta Odontologica Turcica
  • Sevda Öztürk Yeşi̇lirmak + 3 more

Amaç: Bu in vitro çalışmanın amacı, universal adeziv sistemin farklı uygulama yöntemlerinin sınıf V akışkan kompozit restosyonların kenar mikrosızıntısı üzerine etkilerinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, toplam 60 adet sağlam premolar diş kullanıldı. Dişlerin bukkal yüzeylerine, servikal kenarı dentinde ve okluzal kenarı minede olacak şekilde standardize edilmiş Sınıf V kaviteler (3 mm x 3 mm x 1.5 mm) hazırlandı. Örnekler, kompozit rezin tipi (Filtek Z250/FZ, Metafil Bulk Fill/MB ve Nova Compo HF/NC) ve universal adezivin uygulama yöntemlerine göre (selektif etch/SEE ve self-etch/SE) rastgele 6 gruba ayrıldı: Grup FZ+SEE, Grup FZ+SE, Grup MB+SEE, Grup MB+SE, Grup NC+SEE, Grup NC+SE. Örnekler, 24 saat 37° C’de distile su içerisinde bekletildi ve 10.000 döngüde termal siklusa tabi tutuldu. Ardından, %0.5 metilen mavisi solüsyonunda 24 saat süresince bekletildi. Mikrosızıntı tespiti için, stereomikroskop altında (40x büyütme) incelendi. Verilerin istatistiksel analizinde, Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testleri kullanıldı (p<0.05). Bulgular: Okluzal kenarda, Grup MB+SE, Grup FZ+SE’ye göre ve Grup MB+SEE, Grup FZ+SEE’ye göre istatistiksel olarak daha düşük mikrosızıntı değeri gösterdi (p<0.05). Hem okluzal hem servikal kenarda, tüm restoratif materyaller için, uygulama yöntemleri arasında mikrosızıntı açısından anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Grup NC+SE hariç, diğer tüm gruplarda servikal kenarda okluzal kenara göre istatistiksel olarak daha fazla mikrosızıntı değeri gözlendi (p<0.05). Sonuç: Universal adeziv sistemin her iki uygulama yöntemi kullanılarak elde edilen Sınıf V akışkan bulk-fill kompozit rezin restorasyonların, okluzal kenardaki mikrosızıntı performansının mikrohibrit kompozit rezinlere göre daha iyi olduğu tespit edilmiştir.

  • Research Article
  • 10.62068/visbid.1393657
Antropoloji ’de Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Kullanımı: İnkaya Mağarası Örneği
  • Dec 30, 2023
  • Van İnsani ve Sosyal Bilimler Dergisi
  • Birkan Gülseven

Antropolojik ve arkeolojik araştırmalarda elde edilen fosil ve kültürel materyal verilerinin işlenebilmesi için farklı yöntemler uygulanmaktadır. Dijital yöntemler ve bilgisayar yazılımları da kazı ve yüzey araştırması çalışmalarında kullanılmaktadır. Coğrafi Bilgi Sistemlerinin (CBS) de antropoloji ve arkeoloji bilimleri tarafından son yıllarda yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Coğrafi bilgi sistemleri araçlarıyla kazı alanlarında elde edilen antropolojik ve arkeolojik verilerin mekansal verilerle birlikte işlenmesine olanak sağlamaktadır. Bu araştırma kapsamında antropoloji ve arkeoloji araştırmalarında coğrafi bilgi sistemlerinin kullanılabilmesi için uygun olan yazılımlar ve yöntemlerden bahsedilmektedir. Bu araştırmada coğrafi bilgi sistemleriyle analiz yapabilmek için ArcGis, Qgis, Voxler ve Surfer yazılımlarından faydalanılmıştır. Kullanılan CBS araçlarının sağladığı avantajlar İnkaya Mağara’sı örnek gösterilerek açıklanmaktadır. Elde edilen analiz sonuçları coğrafi bilgi sistemlerinin arkeolojik ve antropolojik araştırmalarda kullanılabilirliğini göstermektedir.

  • Research Article
  • 10.32955/neu.ilaf.2025.11.1.07
Nüzûl Tertibini İncelemede Oryantalist Perspektif ve İslâm Dünyasına Tesirleri (Muhammed İzzet Derveze Örneği)
  • Jun 30, 2025
  • Journal of The Near East University Faculty of Theology
  • Süheyla Nurduhan

Kur’ân-ı Kerîm yirmi üç yıla yakın bir süre içinde, nüzûl ortamındaki olaylara bağlı olarak veya bir sebebe bağlı olmayarak farklı zaman ve mekanlarda tedricen indirilmiş ilahi bir kelamdır. Hiç şüphesiz müfessirler nüzûlünden günümüze kadar Kur’ân âyetlerini ilahi maksada uygun bir şekilde anlama ve yorumlama çabası içinde olmuşlardır. Bu nedenle Kur’ân’ın sahih olarak anlaşılması için dönemin sosyo-kültürel bağlamı ve ilk muhatapların bilgisini sağlıklı bir zemine oturtmayı zorunlu görmüşlerdir. Bunun için de çağdaş dönemde nüzûl sırasına göre tefsir yaklaşımı Kur’ân’ın daha iyi anlaşılması noktasında bir yöntem olarak tercih edilmiştir. Bilindiği gibi klasik dönem tefsir kaynaklarında ve ulûmu’l-Kur’ân literatüründe “Esbâb-ı nüzûl”, “Mekkî-Medenî sûreler” ve “Nâsih, Mensûh” gibi nüzûl tertibiyle ilgili olan faaliyetler sistematik olmasa bile birçok hususun açıklığa kavuşmasında bir ölçüt olarak dikkate alınmıştır. Ancak geçmişten yirminci yüzyıla kadar tefsir yazımı hususunda mushaf tertibi esas alınmıştır. Nüzûl sırasına göre tüm sûreleri ihtiva eden tefsirlerin yazılmaya başlaması ise daha ziyade modern dönemde yapılan oryantalistik çalışmalarla gündeme gelmiştir. Buna mukabil İslâm dünyasındaki öze dönüş söylemi çerçevesinde Kur’ân merkezli faaliyetlerin hız kazanması, oryantalistlerin Kur’ân metnini tarihlendirme çalışmaları ve bu çalışmaların Müslüman araştırmacılar üzerindeki etkisi yadsınamayan bir husustur. Bu bağlamda oryantalistlerin Kur’ân’ı nüzûl sırasına göre incelemelerinin sebebi Hz. Peygamber’in hayatını, risâlet safhalarını ve fikri gelişimini Kur’ân’ın kronolojik tertibi üzerinden takip etmek iken, Müslüman araştırmacılar ise çağın getirdiği sorunlara cevap arama ve Kur’ân’ın daha iyi anlaşılması ve yaşanması gibi bir düşünceden hareketle nüzûl tertibine göre tefsir yazma faaliyetine girişmişlerdir. Bu husustaki çalışmalarını destekleyecek dayanaklar bulabilmek için siyer merkezli Kur’ân çalışmalarına yönelmişlerdir. Bunun sonucunda iniş sırası esas alınarak hacimli pek çok tefsir kitabı telif edilmiştir. Bu yöntemin İslâm dünyasındaki ilk örneği Filistinli düşünür ve müfessir Muhammed İzzet Derveze’nin et-Tefsîru’l-Hadîs adlı eseridir. Derveze böyle bir yöntemin Kur’ân’ın anlaşılması noktasında daha faydalı olabileceği düşüncesinden hareketle tefsirini sûrelerin iniş sırasına göre baştan sona kadar yorumlamıştır. Nas ile olgu arasındaki bağlantının, Kur’ân âyetleri ile tarih kaynaklarının bütüncül okunması sûretiyle tespit edilebileceğini ortaya koymaya çalışmıştır. Böylece siyer çalışmaları ile tefsir metodolojilerini birleştirerek yazım sürecini tamamlamıştır. Bu çalışmada bahsi geçen süreç ana hatlarıyla ele alınmaya çalışılmıştır. Makalenin amacı, oryantalistlere karşı tepkisel ve savunmacı bir yaklaşımda bulunan Derveze’nin, ele aldığı konular, içerik ve yöntem itibarıyla oryantalistik perspektiften ne ölçüde etkilendiğini tespit etmektir. Bu bağlamda elde edilen veriler konular bağlamında incelenerek analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde nüzûl sırasına göre Batıda ve İslâm dünyasında yapılan çalışmalara yer verilmiş, ikinci bölümünde Kur’ân’ı nüzûl sırasına göre tefsir etme ihtiyacına değinilmiş, üçüncü bölümde et-Tefsîru’l-Hadîs’in oluşumu ve Derveze’nin Kur’ân’ı anlama yöntemi incelenmiş ve son bölümde oryantalistlere yaklaşımı değerlendirilmiştir.

  • Research Article
  • 10.20491/isarder.2024.1834
Mutfak Çalışanlarının Teknostres Düzeyleri İle Bireysel İş Performansları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi (Examination of the Relationship Between Kitchen Employees Technostress Levels and Individual Job Performance)
  • Jul 4, 2024
  • Journal of Business Research - Turk
  • Çağla Üst Can

Amaç –Örgütsel ortamda iş ile ilgili bilgi ve üretim teknolojisinin kullanımına yönelik ortaya çıkan yüksek düzeyde baskı ve çeşitli nedenlerden dolayı oluşan adaptasyon sorunları çalışanda önemli düzeyde yetersizlik duygusu oluşturabildiği ve bu durumun da çalışanda psikolojik stres durumunu ortaya çıkardığı söylenebilir. Literatürde teknostres olarak adlandırılan bu durum bireysel ve örgütsel amaçların gerçekleştirilmesinde etkili olan çalışan performansını önemli derecede etkileyen kavramlardan biri olarak görülmektedir. Bu düşünceden hareketle bu çalışma teknoloji yoğun bir ortamda, sürekli yüksek çalışma temposu gerektiren ve bu açıdan oldukça stresli bir çalışma atmosferine sahip olan mutfaklarda çalışanların teknostres düzeyleri ile bireysel iş performansları arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Yöntem –Araştırma evrenini ülkemizdeki tüm mutfak çalışanları oluşturmaktadır. Mutfak çalışanı sayısının oldukça fazla olması nedeniyle araştırma sonucunda daha objektif ve güvenilir sonuçlara ulaşabilmek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmış ve anketler kartopu örnekleme yöntemiyle mutfak çalışanlarına ulaştırılmıştır. Uygulama sonucu elde edilen 485 veri analize dahil edilmiştir. Bulgular –Elde edilen araştırma sonuçlarına göre; teknostres ile bireysel iş performansının hem toplamında hem de tüm alt boyutlarında düşük ve orta düzeyli ilişkiler söz konusudur. Ayrıca mutfak çalışanlarının cinsiyetleri, medeni durumları, yaşları, eğitim durumları ve sektördeki deneyimleri ile teknostres düzeyleri ve bireysel iş performansları arasında önemli düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Tartışma –Elde edilen sonuçlar teknolojinin yarattığı stresin çalışanların iş performansında ne kadar önemli bir aracı olduğunu ortaya koymuş ve bu kapsamda çalışma sonucunda mutfak yöneticilerine teknostresi azaltıcı ve iş performansını artırıcı önerilerde bulunulmuştur.

  • Book Chapter
  • 10.58830/ozgur.pub700.c2984
Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Tedarik Zinciri Yönetimindeki Rolü
  • Mar 24, 2025
  • Mansur Beştaş

Mekansal veri analitiği, rota optimizasyonu ve lojistik planlama, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) olarak bilinen daha iyi tedarik zinciri yönetimi (TZY) için vazgeçilmez bir destek haline gelen güçlü yeni bir araçtır. Bu çalışma enerji, tarım, inşaat, petrol ve diğer endüstrilerden tedarik zincirindeki mekansal sektörleri CBS entegrasyonlarını kullanarak incelemektedir. Ayrıca CBS'nin karar alma sürecindeki etkilerinden de bahsetmekte; tedarik zinciri boyunca görünürlüğü, verimli ve sürdürülebilir hale getirmektedir. Gerçekten de CBS, lojistik, envanter yönetimi ve risk değerlendirmesi için mekansal analize yardımcı olmakta ve bu da daha iyi kaynak tahsisine ve gerçek zamanlı izlemeye yol açmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, biyoenerji, tarımsal tedarik zincirleri ve temel altyapı planlamasında ulaşım rotalarının optimizasyonu, maliyet düşürme ve çevresel etkilerin en aza indirilmesi amacıyla CBS uygulamasını araştırmaktadır. Uzun artılar listesine rağmen, tedarik zinciri operasyonlarında CBS çözümlerinin daha geniş kullanımını engelleyen diğer zorlukların yanı sıra veri entegrasyonu, birlikte çalışabilirlik ve teknik karmaşıklığa sahiptir. Gelişmiş veri analitiği, yapay zeka ve daha iyi CBS araçları aracılığıyla bu zorlukların üstesinden gelmek için daha da fazla çaba sarf etmek, küresel tedarik zinciri ağlarında bunu daha da önemli ölçüde iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Save Icon
Up Arrow
Open/Close
  • Ask R Discovery Star icon
  • Chat PDF Star icon

AI summaries and top papers from 250M+ research sources.

Search IconWhat is the difference between bacteria and viruses?
Open In New Tab Icon
Search IconWhat is the function of the immune system?
Open In New Tab Icon
Search IconCan diabetes be passed down from one generation to the next?
Open In New Tab Icon