Pir Sultan’ın Deyişlerinde Kültürel Belleğin İzleri

  • Abstract
  • PDF
  • Literature Map
  • Similar Papers
Abstract
Translate article icon Translate Article Star icon
Take notes icon Take Notes

Anadolu kültüründe önemli bir yere sahip sözlü edebiyat ürünü olan deyişler, Alevi-Bektaşi toplumunun mitolojisi, inanç yapısı, ritüelleri, maruz kaldıkları katliamlar ve yaşam tarzı gibi unsurlara değinmektedir. Alevi-Bektaşi toplumunun kültürel belleğinin önemli koruyucularından birisi olan bu ürünlerin, geçmişte şahit olunan olayların ve ritüellerin unutulmasının önüne geçerken, aynı zamanda Alevi-Bektaşi kimliği oluşturmada bir araç görevi de üstlenmesi bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı Banazlı Pir Sultan’a ait deyişler aracılığıyla Alevi-Bektaşi kültürü, inancı ve kimliğinin aktarılmasını tespit etmektir. Bu amaç çerçevesinde İbrahim Aslanoğlu’nun Pir Sultan Abdallar (1997) adlı eserinde yer alan Banazlı Pir Sultan’a ait 161 deyiş incelenerek Alevi- Bektaşi kültürüne ait kültürel bellek izlerini taşıyan kelimeler tespit edilmiştir. Söz konusu kelimeler içerik analiz yöntemiyle çözümlenmiş ve dinî kavram ve şahıslar, tasavvufla ilgili motifler ve Şah kavramı başlıkları altında kategorilere ayrılmıştır. Analiz sonucunda Pir Sultan’ın deyişlerinde dinî kavram ve şahıslar kategorisinde sıklıkla yer alan “Allah, Muhammed ve Ali” kavramları ile Alevi-Bektaşi toplumunun inanç yapısının şekillenmesine, kendi öğretilerine ve değerlerine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Tasavvufla ilgili motifler kategorisinde yer alan, “On İki İmamlar”, “Hacı Bektaş Veli”, “talip, derviş, âşık, abdal, zâkir”, “er, eren, erenler, veli, evliya”, “Zülfikar”, “cem, ayin-i cem”, “sema, semah”, “musahip, yol kardeşi, ahretlik”, “Kerbela katliamı”, “Kırklar, Kırklar Meclisi”, “elma” ve “eşik” kavramlarının Alevi-Bektaşi kültürünü ve kimliğini nesilden nesile aktarmada yardımcı olan ve ritüellerde sıklıkla kullanılan kavramlar olduğu saptanmıştır. Son kategori olan “Şah” kavramının ise insanların kendilerini ve dünyayı daha iyi anlamalarına yardımcı olan felsefi bir kavram olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, Alevi-Bektaşi toplumunun dayanışmasını sağlayan bu deyişlerin zengin bir kültürel bellek mekânına sahip olduğu saptanmıştır.

Similar Papers
  • Research Article
  • 10.46353/k7auifd.1639461
İBN ‘ABDİRABBİH VE EL-‘IKD ADLI ESERİNİN ARÛZ İLMİ İLE İLGİLİ BÖLÜMÜNÜN İNCELENMESİ
  • Jun 30, 2025
  • Kilis 7 December University Journal of Theology
  • Muhammet Hamidullah Yalçın

Bu araştırmada, Endülüs döneminin önemli ediplerinden biri olan İbn Abdürabbih'in (ö. 328/940) kaleme aldığı el-‘Ikd adlı eserinin aruz ilmi ile ilgili bölümü kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. el-‘Ikd, Arap edebiyatı açısından büyük önem taşıyan ansiklopedik bir eserdir ve içerdiği zengin bilgi birikimiyle hem edebiyat hem de dilbilim açısından kıymetli bir kaynaktır. İbn Abdürabbih, eserin "Kitâbu’l-Cevherati's-Sâniyeti fi'l-‘Arûdi ve'l-Kavâfî" başlıklı on dokuzuncu bölümünde aruz ilmi ve kafiye düzeni konularına geniş yer ayırarak Arap şiirinin yapısal analizini gerçekleştirmiştir. Makalenin temel amacı, bu bölümde sunulan aruz bilgilerini ortaya koymak, İbn Abdürabbih'in bu alandaki metodolojisini değerlendirmek ve Halil b. Ahmed el-Ferâhîdî’nin Kitâbu’l-‘Arûd’una yaptığı atıfların önemini göstermektir. Halil b. Ahmed’in bu eseri günümüze ulaşmamış olduğu için, el-‘Ikd’da yer alan alıntılar, bu kayıp eser hakkında değerli bilgiler sunmaktadır. Araştırmada kaynak olarak temel ansiklopedik eserlerin yanı sıra el-‘Ikd’ın yazma nüshaları incelenerek karşılaştırılmaya çalışılmış, eserin matbu nüshalarının incelenmesiyle yetinilmemiştir. Bu bağlamda çevrimiçi yazma eser katalogları gibi internet kaynaklarından da faydalanılmıştır. Araştırmadaki veriler, nitel araştırma tekniklerinden olan literatür taraması tekniği ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler, literatür taraması tekniğinin bir gereği olarak materyal analizi yöntemi ile işlenmeye çalışılmıştır. Materyal analizinin her iki ayağı da -nicel semantik tekniği ve muhteva analizi tekniği- araştırmanın yöntemleri arasında yer almıştır. Çalışmada İbn Abdürabbih’i daha iyi değerlendirebilmek adına öncelikle yaşadığı dönem ve çevre; siyasi, sosyal, kültürel açılardan kısaca ele alınmıştır. Daha sonra İbn Abdürabbih’in hayatı ve eserleri mercek altına alınmıştır. Bir edibin edebi kişiliğini iyi anlayabilmek için özellikle edebiyatla ilgili eserlerinin irdelenmesi elzemdir. Ancak İbn Abdürabbih’in el-‘Ikd haricindeki eserleri bilindiği kadarıyla günümüze ulaşmamıştır. Bu nedenle İbn Abdürabbih’in edebi kişiliğini eldeki imkanlar dahilinde daha iyi kavrayabilmek amacıyla el-‘Ikd derin bir incelemeye tabi tutulmuştur. Çalışmada, el-‘Ikd’ın genel yapısı ve İbn Abdürabbih’in edebi kişiliği ele alındıktan sonra çalışmanın asıl konusu olan, eserin aruz ilmi ile ilgili bölümünün detaylı bir şekilde incelenmesine geçilmiştir. el-‘Ikd’ın bu bölümü üç temel kısımdan oluşmaktadır: "ferş" (teorik bilgiler), "misal" (vezin örnekleri) ve "kafiye" (kafiye teorisi ve uygulamalar). Ferş kısmında aruzun temel kavramları, zihaf ve illetler gibi konular ele alınırken misal kısmında her aruz kalıbına uygun şiir örnekleri sunulmuştur. Kafiye kısmında ise kafiye düzenleri, uyumları ve şiirdeki fonetik özellikler üzerinde durulmuştur. Makalede aynı zamanda İbn Abdürabbih’in metodolojisi analiz edilerek konuyu sunuş biçiminin didaktik yapısı irdelenmeye çalışılmıştır. Müellifin konuları sistematik bir şekilde ele alarak kuramsal bilgileri sade ve anlaşılır bir dille sunduğu görülmektedir. Ayrıca müellif, bu bilgileri, ezberlenmesini kolaylaştırmak amacıyla, manzum bir format ile tekrar etmektedir. Müellifin aruz sistemine dair sunduğu şematik bilgiler ve örnekler, okuyucuların konuyu derinlemesine kavrayabilmesine yardımcı olacak şekilde düzenlendiği söylenebilir. Ayrıca Halil b. Ahmed’in sistematik yaklaşımına sadık kalmış, istişhadlar (delil olarak gösterilen beyitler) ekleyerek bilgileri pekiştirmiştir. Ancak İbn Abdürabbih’in anlatım yönteminin bazı kusurları olduğu da söylenebilir; tekrar eden bilgiler okuyucuyu sıkabilmekte ve kavramların çok fazla ayrıntıya girerek yoğunlaştırılması konunun kavranmasını zorlaştırabilmektedir. Bunun yanı sıra, makalede el-‘Ikd’ın yazma nüshaları arasındaki farklılıklar da incelenmiştir. Eserin yazma nüshaları arasındaki varyant farklılıkları; eserin zaman içinde müstensihler tarafından değiştirilmiş olabileceğini, belirli kısımların eklenmiş ya da çıkartılmış olabileceğini göstermektedir. Bu durum, eserin tam ve güvenilir bir edisyonunun oluşturulması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Öyle ki eserin adı olarak bilinen yaygın ve meşhur isimlendirmenin dahi hatalı olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda eserin gerçek adının bilinenin aksine el-‘Ikdu’l-ferîd değil yalnızca el-‘Ikd olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, İbn Abdürabbih’in el-‘Ikd adlı eserinde yer alan aruz ilmi ile ilgili bilgileri analiz ederek, eserin Arap edebiyatındaki yerini ve önemini tartışmaktadır. el-‘Ikd, yalnızca ansiklopedik bir edebiyat kaynağı değil, aynı zamanda dönemin şiir ve aruz kurallarını sistematik bir şekilde inceleyen önemli bir metindir. Bu nedenle, özellikle Arap şiirinin yapısal özellikleri ve aruz ilmi alanında çalışan araştırmacılar için vazgeçilmez bir kaynak niteliğinde olduğu düşünülmektedir.

  • Research Article
  • 10.63022/hikem.1497483
Ebü’l-Alâ el-Hemedânî’nin (ö. 569/1173) “Kitâbü’t-Temhîd Fî Ma’rifeti’t-Tecvîd” Adlı Eserinin Kıraat ve Tecvîd İlmi Açısından Değerlendirilmesi
  • Sep 30, 2024
  • HİKEM
  • Naim Avan

Kur’ân-ı Kerîm insanları kurtuluşa davet eden Allah kelamıdır. İnsanlar da bu ilahi vahye kulak vererek felah bulmak için onu anlamaya ve en iyi bir şekilde yorumlamaya gayret göstermişler, değişik yöntemler ve farklı ilimler geliştirmişlerdir. Kur’ân-ı Kerîm’i güzel bir şekilde kavrayabilmek ve yorumlamak için geliştirilen yöntemlerden biri de âyetlerdeki bazı kelimelerin farklı şekillerde telaffuzu sebebiyle, âyetlerdeki manayı zenginleştirerek daha iyi anlaşılmasını sağlayan kıraat ilmidir. Kıraatler âyetlerin yorumlanmasında ve manaya etki etmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk vahyiyle birlikte tertilinin vücûbiyyetine dair hükümler vazolunmuştur. Bu hükümlerde âyetlerin istenilen manaya göre şekil alması, yine âyetlerin tertibinde insicamın ortaya konması bakımından tilavetin gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de lafız ve manadan oluşan iki niteliğin bir arada bulunması diğer semavi kitaplar arasında Allah’ın Kurân-ı Kerîm’e has kıldığı eşsiz bir özelliktir ve bu irtibat Kur’ân’da bir bütünlük oluşturmaktadır. Öyle ki Kurân’a, “Kur’ân” denilmesi nazmı dolayısıyladır. Bu nedenle tilavet edilen yalnızca mana değil, manayı anlaşılır bir halde ortaya çıkaran lafızdır. Bu sebeple Kur’ân-ı Kerîm herkesin istediği şekilde, kuralsız, kaidesiz okuyacağı bir kitap değildir. Onu okumak isteyenlerin uymaları gereken bazı kurallar bulunmaktadır. İşte bu kurallara bütünüyle “Kıraat” ya da “Tecvîd” kuralları adı verilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm tecvîdli nazil olmuş ve öylece tilavet edilmiştir. Nesilden nesile günümüze kadar da kesintisiz bir şekilde mütevatir olarak gelmiştir. Tecvîd, harflerdeki sıfat ve mahreçlere uyarak Kur’ân-ı Kerîmi güzel bir şekilde tilavet etmektir. Tariften de anlaşıldığı üzere tecvîdin konusu Kur’ân-ı Kerîmdir. Kur’ân-ı Kerîm’i güzel ve hatasız okumayı öğreten tecvîd ilmi ile ilgili mensur ve manzum pek çok eser yazılmıştır. Tecvîd ilmi ile ilgili yazılan eserlerden birisi de Ebü’l-Alâ el-Hemedânî’nin (ö.569/1173) Kitâbü’t-Temhîd fî Ma’rifeti’t-tecvîd adlı eseridir. Hemedânî bu eserinde Kur’ân okumaya başlarken neler yapmak, nelere dikkat etmek gerektiğini maddeler halinde ele almıştır. Söz konusu konular bu makalede incelenecek daha sonra Kıraat ve Tecvîd ilmi açısından ilgili konuların değerlendirilmesi yapılacaktır.

  • Research Article
  • 10.48070/erciyesakademi.1613352
HAFIZANIN DIŞINA ÇIKMAK: HOLOKOSTUN İDEOLOJİKLEŞMESİ VE ARAÇSALLAŞTIRILMASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
  • Jun 30, 2025
  • Erciyes Akademi
  • İsa Abidoğlu

Holokost, Yahudi toplumu üzerinde derin ve kalıcı etkileri olan son derece önemli bir travmadır ve bu konu üzerindeki araştırmaların önemi oldukça büyüktür. Bu çalışma, Holokost'un Yahudi toplumu tarafından nasıl ideolojikleştirildiği ve bu travmanın nelerle araçsallaştırıldığı konusunu ele almaktadır. Bu konunun titizlikle incelenmesi, Yahudi toplumunun geçmişte yaşadıkları acı olayı kurdukları devletin meşruiyetini sağlama adına yeri geldiğinde araçsallaştırabildikleri ve Filistin toplumu ile kurulması beklenen empatinin geliştirip geliştiremediklerini ortaya koymaya yardımcı olacaktır. Ayrıca, bu tür bir araştırma, insanlık tarihinin karanlık sayfalarında yer alan olayların toplumların kolektif hafızasında nasıl yer bulduğunu gözler önüne serer. Bu araştırmanın amacı, Holokostun Yahudi toplumu tarafından nasıl ideolojikleştirildiğini ve araçsallaştırıldığını doküman analizi, söylem analizi ve kolektif hafıza ile ilgili teorilere başvurularak detaylı bir şekilde ve derinlemesine incelemektir. Bu konunun önemi, Holokostun etkilerinin ve travmatik sonuçlarının daha iyi anlaşılmasını sağlayarak, benzer olayların tekrarlanmasının önüne geçmeye yardımcı olabilecek bir temel oluşturmasıdır. Ayrıca, bu çalışma, Holokostun yalnızca tarihi bir olay olmakla kalmayıp, aynı zamanda bugünün toplumsal ve siyasi yapısını derinden etkileyen bir ideoloji ve araçsallaştırma süreci olduğunu açıkça ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, Holokostun gelecekteki toplumsal muameleler üzerindeki olası etkileri üzerine de düşünceler geliştirilmesi gereklidir.

  • Research Article
  • 10.31722/ejmd.1252245
Klarnetin Alt Gövdesindeki Kalın Seslerin Kullanımını Çalıştıracak Pozisyon Önerileri
  • Dec 31, 2023
  • Eurasian Journal of Music and Dance
  • Anıl Çeli̇k

Klarnet zorluk barındıran bir çalgıdır. Bu çalışmada birtakım zorlukların nasıl üstesinden gelinmesi gerektiği teorik bir şekilde anlatılmıştır. Amaç teorik bilgilerin nota üzerindeki pozisyon yerlerini çalışarak yapıtların daha kolay çalına bilirlik düzeyine getirmektir. Teknik problemlerin kısa sürede giderilmesi ve doğru çözümlenebilmesinin altyapı çalışması oluşturulmuştur. Çalışmaya karar verirken, bir yapıtı çözümleme esnasında kaynak sıkıntısı yaşanmasından dolayı çalışmanın oluşum süreci gelişmiştir. Çalgı ustalığı esnasında edinilen bilgi ve birikimleri çalgı ile bütünleştirdiğimiz zaman başarı kendiliğinden gelecektir. Klarnet çalarken harcanan emek ve sabır sayesinde başarılı bir yorumcu olmak kaçınılmazdır. Önerilen sekiz çalışma ve iki eser çalışması sayesinde klarnet çalarken karşılaşılan pozisyon yerlerini kolaylaştırmak amaç edinilmiştir. Önerilen çalışmaları çalışarak ve ölçü ölçü çözümleyerek alt gövdede olan notaların klarnetteki geçiş yerlerini de çözmüş olacağız. Bir eseri yorumlarken gösterilen öneriler sayesinde eseri daha iyi yorumlamamızı da kolaylaştıracaktır. Çalışmalar hem eser için harcanan süreyi kısaltmamızın hem de esere daha hâkim olmamızın yolunu da açacaktır. Klarnetin alt gövdesinde yer alan bazı geçiş notalarını hızlandırmayı ve hâkim olmayı amaçlayan önerilere değinilmiştir. Eser çalışmaları sayesinde parmak süratinin de çalıştırılması sağlanmıştır. Pasaj çalışmaları yaparken bir yandan da nüans, dil ve nefes çalışmaları ile de zenginleştirilmiştir. Önerilen çalışmalar ve eser çalışmaları ile çalgı hâkimiyetindeki ustalığın daha da öne çıktığı saptanmıştır.

  • Research Article
  • 10.29130/dubited.1022929
Cauchy Dağılım ile Güçlendirilmiş Salp Sürü Algoritması
  • Apr 30, 2023
  • Düzce Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Dergisi
  • Gurcan Yavuz

Salp Sürü Algoritması (SSA) son dönem sürü zekâsı algoritmalarından olup, basit yapılıdır ve kullanımı oranı artan bir algoritmadır. Kullanım oranındaki artışın en önemli sebebi, bu algoritmanın problem çözmede gösterdiği başarıdır. Buna karşın, SSA algoritmasının performansı problem türleri değiştikçe kötüleşebilmektedir. Bu çalışma, bu durumu ele almakta olup global optimizasyon problem türleri için Cauchy Salp Sürü Algoritması (caSSA) adında gelişmiş bir varyant önermektedir. Önerilen algoritma, Orijinal Salp Sürü Algoritmasının kullandığı pozisyon güncelleme denklemini Cauchy dağılım temelli yeni bir denklemi ile değiştirmektedir. Bu değişim ile algoritmanın arama yeteneklerinin artırılması amaçlanmıştır. caSSA algoritmasının performansı, Soft Computing dergisi özel sayısına ait ölçüt seti ile test edilmiştir. 19 adet birbirinden zor test fonksiyonu içeren bu ölçüt seti 50, 100 ve 200 boyut için çözülmüştür. Ayrıca, caSSA’nın sonuçları literatürde yer alan üç tane gelişmiş Salp Sürü algoritması varyantı ile karşılaştırılmıştır. Deneylerde algoritmalar her test fonksiyonu için 25 defa çalıştırılmıştır. Algoritmalar, çalıştırmalar sonucunda elde ettikleri ortanca hata değerlerine göre kıyaslanmıştır. Önerilen Cauchy dağılım temelli Salp Sürü algoritmasının sonuçları üç algoritmadan daha iyi olduğu görülmüştür.

  • PDF Download Icon
  • Book Chapter
  • Cite Count Icon 1
  • 10.58830/ozgur.pub245.c1058
Dijital Bankacılık Hizmetleri
  • Sep 27, 2023
  • Murat Er + 1 more

Teknolojinin hızlı bir gelişim ve dönüşüm içinde oluşu birçok sektörü olduğu gibi, finans sektörünün de işleyişini oldukça değiştirmektedir. Finans sektöründe yer alan bankaların, müşterilerine daha kolay ve hızlı bir şekilde erişilebilirlik sağlamak için akıllı telefonlar, tabletler ve internete bağlı diğer donanımlar aracılığıyla günün her saati para transferi, fatura ödemeleri, hesap açma gibi ürün ve hizmetlerini sunmaya yönelik dijital çözümler geliştirdikleri görülmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle bankacılık sektörünün önemli bir dijital dönüşüm sürecine girdiği, yapay zekâ, nesnelerin interneti ve biyometrik kimlik doğrulama gibi yeni nesil teknolojileri ürün ve hizmetlerinde kullandıkları görülmektedir. Bu yeni süreç, bankacılık işlemlerini kolaylaştırmakla birlikte müşterilere daha iyi hizmet sunma fırsatı sağlamaktadır. Bankaların rekabet ortamında daha geniş müşteri tabanına sahip olabilmek, mevcut müşterilerde sadakati artırabilmek, hizmet maliyetlerini düşürebilmek ve daha güvenilir işlemler yapabilmek için dijital bankacılık hizmetlerinde etkili pazarlama stratejilerine önem vermeleri gerekmektedir. Bu çalışmada, bankacılık sektöründe dijital dönüşüm süreci ve gelişimi incelenmektedir. Çalışmadan elde edilen bulgular ile bankaların gelişen teknolojilere entegre olmada herhangi bir zorluk yaşamadığı ve teknolojik gelişmeleri ürün ve hizmetlerine yansıttıkları sonucuna ulaşılmıştır. Dijital kanallar aracılığı ile bankacılık hizmetlerine erişen müşteri sayısındaki görülen artış ve bu artışın sürekli devam ediyor olması bu durumun en belirgin göstergelerindendir. Türkiye’de dijital bankacılık hizmetlerinin gelişimi için yasa koyucu mekanizmalar tarafından kanun ve yönetmeliklerin çıkarılması dijital bankacılığı ve bankacılık hizmetlerinin dijitalleşmesini hızlandıran önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Bankaların hizmetlerini müşterilerine dijital kanallar aracılılığı ile pazarlanması, bankaların finansal performanslarına olumlu etkiler yapmasının yanı sıra ülke ekonomisine de artan oranda katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

  • Research Article
  • 10.31020/mutftd.1170314
Bir Antik Hint Kaynağında Erken Gebelik Konusu: Sushruta Samhita
  • Jan 27, 2023
  • Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi
  • Sebahat Atar + 1 more

Amaç: Antik Hint tıbbının en önemli kitaplarından birisi olan Sushruta Samhita, döneminin en ünlü cerrah hekimi olan Sushruta tarafından yazılmıştır. MÖ 5. yüzyıldan önce yazıldığı kabul edilen Sushruta Samhita'da yer alan "erken gebelik" dönemine ait bilgilerin antik Yunan-Roma tıbbının önemli eserleri ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Sushruta Samhita, Purva-tantra ve Uttara-tantra olmak üzere iki bölüm olup Purva-tantra ise Sutrasthana, Nidana, Sarirasthanam, Chikitasathanam ve Kalpasthanam olmak üzere beş kitaptan oluşmuştur. Sushruta Samhita'nın İngilizce çevirisi ilk olarak 1907'de yapılmış olup 1911 tarihli İngilizce baskısı bu çalışmada kullanılmıştır. Sushruta Samhita’nın içinde bulunan kitaplardan biri olan Śárira Sthánam’ın III. bölümünde anlatılan "erken gebelik” konusu ele alınmış ve mevcut bilgiler Antik Yunan-Roma tıbbının önemli eserleri ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışma 1 Şubat 2022 ile 1 Ağustos 2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Bulgular: Sushruta Samhita sade, öz ve anlaşılır bir dil ile yazılmıştır. İnceleme konusu olan metin üzerinde dinin yoğun etkisi olmayıp kitapta yer alan bilginin temelinde gözlem ve muhakemenin de önemli rol oynadığını düşündürmektedir. "Gebe kalmak için uygun dönem" gibi gözleme dayanan konularda Sushruta Samhita'da yer alan bilgilerin günümüz tıbbı ile daha uyumlu olduğu söylenebilir. Buna karşılık "fetüsün gelişimi" gibi gözlemin yanı sıra hayvan diseksiyonu gibi daha ileri incelemeye dayanması muhtemel bilgilerin antik Yunan-Roma tıbbında daha ileri düzeyde olduğu gözlenmiştir. Antik Yunan-Roma tıbbının aksine Sushruta Samhita'da en azından araştırmaya konu olan bölüm dikkate alındığında kadına karşı cinsiyetçi bir yaklaşımın bulunmadığı gözlenmiştir. Sonuç: Günümüzde mevcut tıp ekolünün antik Yunan tıbbına dayandığı görüşü yaygın olmakla birlikte antik Hint tıbbında, en azından ele alınan konuda, gözlem ve muhakemeye dayanan ileri bir tıp pratiğinin olduğu görülmektedir. O nedenle, günümüz tıbbının temellerinin daha iyi anlaşılabilmesi için antik Hint tıbbı gibi diğer önemli tıp ekollerinin de derinlemesine incelenerek tıp biliminin gelişimine yaptıkları katkıların ortaya konulması önem taşımaktadır.

  • Book Chapter
  • 10.58830/ozgur.pub682.c2858
Bir Çoklu Ortam Materyali Olarak Dijital Hikâyelerin Sosyal Bilgiler Öğretimindeki Yeri ve Önemi Üzerine
  • Mar 24, 2025
  • Adnan Çırak

Bu çalışmanın amacı bir çoklu ortam materyali olarak dijital hikâyelerin sosyal bilgiler öğretimindeki yerini ve önemini değerlendirmektir. Teknoloji her geçen gün gelişmektedir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak sınıf içerisindeki eğitim faaliyetleri de teknoloji tabanlı bir dönüşüm yaşamaktadır. Günümüzde sınıf içerisinde kullanılan çok sayıda çoklu ortam materyali bulunmaktadır. Bu çoklu ortam materyallerinden bir tanesi de dijital hikâyelerdir. Dijital hikâyelerin kökleri 1980’li yıllara kadar gitmektedir. Teknolojik gelişmelerle bağlantılı olarak son zamanlarda sınıf içerisinde en sık kullanılan internet tabanlı eğitim materyallerinden bir tanesi haline gelmiştir. Dijital hikâyeler bugün eğitimin bütün kademelerinde (ilkokul, ortaokul, lise, üniversite) dersin kazanım ve hedeflerinin öğrencilere aktarılması ve konuların daha kolay anlaşılması noktasında oldukça yardımcı bir eğitim materyalidir. Sosyal bilgiler dersi dijital hikâyelerin kullanımı için son derece uygun alanlardan bir tanesidir. Sosyal bilgiler öğretim programında yer alan kazanım ve beceriler dikkate alındığında dijital hikâyelerin de sosyal bilgiler dersi için ne kadar önemli olduğu anlaşılacaktır. Dijital hikâyelerden her alanda faydalanılabilmesi, sosyal bilgilerin amaçlarının öğrencilere aktarılması konusunda son derece belirleyici olabilmektedir. Dijital yerliler olarak öğrenciler teknolojinin hüküm sürdüğü bir dünyaya doğmaktadırlar. 21. yüzyıl becerilerinin öğrencilere aktarılması konusunda sosyal bilgiler dersine de büyük sorumluluklar düşmektedir. Dijital hikâyelerin amacına uygun kullanımı öğrencilerin 21. yüzyıl becerileri arasında yer alan teknoloji ile ilgili okuryazarlıkları edinmelerini de kolaylaştırabilir. Bunun yanı sıra öğrenciler dijital hikâyeler aracılığıyla anlayamadıkları konuları daha iyi bir şekilde anlayabilirler. Literatür incelendiği zaman pek çok farklı alanda kullanılan dijital hikâyelerin öğrenci başarısına, tutumuna ve motivasyonuna olumlu katkıda bulunduğu tespit edilmiştir. Araştırmada öncelikle dijital hikâyelerin ne olduğu tartışılmış, sosyal bilgilerin dünyadaki ve ülkemizdeki tarihi gelişimine değinilmiş, sosyal bilgiler ve dijital hikâyeler arasındaki ilişkiden bahsedilmiştir. Sonuç bölümünde de genel bir değerlendirme yapılmıştır.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.54049/taad.1274452
HUKUKUN BAĞIMSIZ BİR ALANI OLARAK BİLİŞİM HUKUKU
  • Apr 3, 2023
  • Türkiye Adalet Akademisi Dergisi
  • Armağan Ebru Bozkurt Yüksel

Bu çalışma, hukukun en yeni dalları arasında yer alan bilişim hukukunun bağımsız bir alan olup olmadığına ilişkindir. Bilişim hukukunun hukukun bağımsız bir alanı olup olmadığı hususunda doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır. Çalışmada bilişim hukukunun bağımsız bir hukuk alanı olup olmadığına ilişkin değerlendirmeler yapılmadan önce bilişim, bilgi teknolojisi, bilgi bilimi, bilgisayar bilimi ve internet kavramları üzerinde durulmuştur. Konunun daha iyi açıklanması açısından temel kavramların tanımlanması önem taşımaktadır. Çalışmada daha sonra doktrinde internet hukuku ve bilgi hukuku bakımından ileri sürülen farklı görüşler ve tartışmalar ele alınmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda Amerikan, İngiliz ve İsviçre doktrinindeki görüşlere yer verilmiştir. Bu görüşlerin dayandıkları esaslar açıklanmış ve neden kabul edilip edilmeyecekleri irdelenmeye çalışılmıştır. Çalışmada ayrıca bilişim hukukunun hukuk temel alanı içinde bir doçentlik bilim alanı olarak açılması, bir anabilim dalı olarak hukuk fakültelerinde yer almasına ilişkin gelişmelere değinilmeye gayret edilmiştir. Çalışma hukuk fakültelerinde lisans ve yüksek lisans programlarında bilişim hukukunun farklı üniversitelerde farklı şekillerde konumlandırılması hususuna da değinmektedir.

  • Research Article
  • 10.17343/sdutfd.1371727
KUPROPTOZ; BAKIR İLİŞKİLİ HÜCRE ÖLÜM YOLAĞI
  • Dec 30, 2023
  • SDÜ Tıp Fakültesi Dergisi
  • Ebru Nur Aksu + 1 more

Farklı organlarda ve metabolik süreçlerde yer alan enzimler için bir kofaktör olan bakır (Cu), hücresel ve fizyolojik insan sağlığı için gerekli olan önemli mikro besinlerden biridir. Son yıllarda hücrelerde biriken bakırın mitokondriyal solunum ve lipoik asit (LA) yolu ile ilişkili ve proteotoksik stres ile karakterize, “kuproptoz” olarak adlandırılan yeni bir programlı ölüm şekli tanımlanmıştır. Kuproptoz mekanizmasının daha iyi anlaşılmasına yönelik çalışmalar devam etmekle birlikte birçok araştırmacı da kuproptoz ve kanserin farklı özellikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla araştırmalarını sürdürmektedir. Bu derleme hücresel ve fizyolojik Cu metabolizmasına, kuproptoz mekanizmasına ve çeşitli kanser türleri ile olan ilişkisine odaklanmaktadır.

  • Research Article
  • 10.54600/igdirsosbilder.1312380
Toplumsal Vahdetin İnşasında Tasavvufi Düşüncenin Rolü
  • Oct 27, 2023
  • Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
  • Nihat Demi̇rkol

Tasavvuf, İslam’ın içinde yer alan bir öğretidir ve İslam mistisizminin bir dalıdır. Tasavvufi düşünce, Allah’a yakınlaşmak ve O’nu daha iyi tanımak için ibadet ve manevi yönelim yoluyla kişisel bir gelişim arayışını içerir. Tasavvufun temel felsefesi, insanın Allah’a yakınlaşması için iç dünyasının keşfedilmesi ve kendini aşmasıdır. Bu süreçte, insanlar arasındaki ayrılıkların ve farklılıkların önemini azaltan bir anlayış geliştirir. Tasavvuf, insanların toplumsal vahdete katkıda bulunmaları için gereken araçları sunar. Toplumsal vahdet ise, birlikte yaşayan insanların ortak amaçlarına ulaşmak için beraber çalıştıkları, dayanışma içinde oldukları ve birbirlerine yardım etmek için çaba gösterdikleri bir kavramdır. Tasavvuf, insanların kendileriyle ve Allah ile bağlantılarını güçlendirerek, toplumsal vahdete katkıda bulunmalarına yardımcı olabilir. Zira tasavvuf öğretisi, insanların birbirleriyle olan bağlarını güçlendirmeleri ve toplumsal dayanışmayı artırmaları için insanlar arasındaki engelleri azaltmaya yardımcı olur. Bu da, toplumsal vahdete katkıda bulunarak, insanların birlikte yaşama ve ortak amaçlara ulaşma konusunda daha başarılı olmalarını sağlar. Bu makalede tasavvuf düşüncesinin toplumsal vahdetin inşasında nasıl bir etki ettiğini ele almaya çalışacağız.

  • PDF Download Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 3
  • 10.21076/vizyoner.1196650
Türkiye’deki Konvansiyonel Bankalar ile Katılım Bankalarının CAMELS Analizi ile Karşılaştırılması
  • Aug 25, 2023
  • Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi
  • Rabia Yumurtaci

Literatürde, bankaların finansal performansını ölçerken birçok yöntemin kullanıldığı görülmüştür. Bu yöntemlerden birisi de CAMELS analizidir. CAMELS analizi, birçok ülkede bankacılık sektöründe bankaların finansal durumunu ölçmek adına kullanılmaktadır. Bu çalışmada da daha önce CAMELS yöntemi kullanılarak bankaların finansal performanslarını inceleyen çalışmalar literatür taraması ile incelenmiştir. Yapılan çalışmada, literatürde çok fazla karşılaşılan finansal oranlar ve yönleri kullanılmış, uzman görüşüne göre bileşenlere ve oranlara ağırlık verilmiştir. Finansal oranlar konvansiyonel bankalar için Türkiye Bankalar Birliği’nin, katılım bankaları için ise Türkiye Katılım Bankaları Birliği’nin internet sayfalarından edinilmiştir. CAMELS puanları ve bileşenlerinin değerleri 2010 ila 2021 yılları arasında aktif büyüklük açısından en büyük yedi konvansiyonel banka ve faaliyette olan altı katılım bankası için hesaplanmıştır. Konvansiyonel bankaların CAMELS sonuçları ile katılım bankalarının CAMELS sonuçları kıyaslanmıştır. Analiz sonucuna göre, konvansiyonel bankaların CAMELS sonuçlarının katılım bankalarının CAMELS sonuçlarına göre daha iyi olduğu, son dönemlerde ise hem konvansiyonel bankaların hem de katılım bankalarının CAMELS sonuçlarının iyiye gittiği gözlemlenmiştir. CAMELS sonuçlarının genel itibarıyla Türkiye’deki bankacılık sisteminde yer alan bankaların finansal durumlarını yansıttığı sonucuna varılmıştır.

  • Book Chapter
  • 10.58830/ozgur.pub816.c3436
Örgütsel Adaletsizlik
  • Jul 25, 2025
  • Semra Köse

Adalet insanlık tarihi kadar eski bir kavram olmakla birlikte güncel yaşantımızın her alanına nüfuz edebilecek kadar hayata dairdir. Geçmişten günümüze kadar pek çok filozof, düşünür ve araştırmacının odağında yer alan adalet kavramın tanımlanması ne kadar zor olsa da adaletsizlik insanların rahatlıkla fark edebileceği olumsuz bir olgudur. Kavramın pek çok disiplin tarafından değerlendirilip yaşantıdaki önemli değişkenlerden biri olarak kabul edilmiştir. Bunun temel nedeni, adalet kavramının insana ait bütün değerler, olgular, davranışlar ve ilişkiler üzerindeki etkisidir. Adaletin toplumdaki rolü ile kişilerarası ilişkilerdeki önemi kavramın örgütsel düzeyde de incelenmesini sağlamıştır. Adaletin örgütsel perspektiften uygulaması olan örgütsel adalet, çalışanların mevcut durum hakkındaki algıları üzerinden davranışlar sergilemelerinin arkasındaki temel neden olduğundan alan yazınındaki önemi giderek artmaktadır. Örgütsel adaletin, örgütlerin işlevlerini efektif olarak sürdürmesinde bir gereklilik olduğu ve adaletsizliğin de örgütsel bir problem olarak değerlendirilmesi gerekliliği uzunca bir süredir araştırmacılar tarafından tartışılmaktadır. Bu tartışmanın temel nedeni örgütsel adaletin çalışanların adalet algılarının örgütsel davranış çıktıları üzerindeki doğrudan etkisiyle açıklanabilmektedir. Çalışanlar kendini örgütün değerli bir üyesi olarak hissettiğinde uyumlu ve güvene dayalı ilişkiler geliştirmektedir. Bu ilişkiler örgütsel adaletin varlığında ortaya çıkarken, adaletsiz olarak kabul edilen algılar örgütlerin amaçlarından uzaklaşmasına neden olan olumsuz çalışan davranışlarla karşılaşmaktadır. Bu noktada çalışmanın amacı, örgütsel adaletsizliğin örgütler açsından önemini kuramsal olarak tanımlamak ve araştırmaktır. Bu amaçla örgütsel adalet teorilerinin örgütsel adaletsizliğe bakış açısı değerlendirilerek adalet ve adaletsizliğin karşılaştırılması yoluyla kavramın daha iyi açıklayabileceği kavramsal bir çerçeve sunmayı planlıyoruz.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.33711/yyuefd.1285749
İdeal Bir Okul Öncesi Eğitim Ortamı: Ebeveynlerin Okul Öncesi Eğitim Kurumlarından Beklentileri
  • Jul 19, 2023
  • Yuzunci Yil Universitesi Egitim Fakultesi Dergisi
  • Metehan Buldu + 1 more

Ebeveynlerin bakış açıları, okullar ve eğitimciler için önemli bir geri bildirim kaynağıdır. Ebeveynlerin öğrenme ortamı hakkındaki görüşlerini araştırmak, güçlü yönlerini ve iyileştirilmesi gereken alanları belirlemeye yardımcı olmaktadır. Bu sayede, eğitim ortamının, öğrencilerin ve ebeveynlerin ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak adına, fiziksel ve eğitsel ortamın sürekli olarak uyarlanması ve iyileştirmesi mümkün olacaktır. Bu amaçla, Ankara ilinde (merkez ilçeler) yer alan 26 ebeveyne kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile ulaşılmış ve yarı-yapılandırılmış görüşmeler ile çalışma verileri toplanmıştır. Görüşmeler esnasında ebeveynlerin kendi algılarına göre fiziksel (materyal, sınıf büyüklüğü, öğrenci sayısı, maddi beklenti) ve eğitsel (gelişim alanlarını destekleme, okulla iletişim, ) açılardan ideal bir okul ortamından beklentilerinin neler olduğu sorulmuştur. Görüşmeler sonrasında elde edilen bulgular tematik analiz yöntemin ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, ebeveynlerin verdiği cevaplardan yola çıkarak (1) fiziki beklentiler ve (2) eğitim-öğretim açısından beklentiler olarak iki ana tema geliştirilmiştir. Araştırmanın bulgularında ebeveynlerin yeterli materyal ve ödenen ücret konusunda farklı düzeylerde beklentilerin olduğunu göstermiştir. Özellikle çocukları özel kurumlarda eğitim gören ebeveynler, okullarda materyallerin yetersiz olduğunu ve ödenen paraların devlet okullarına kıyasla çok fazla olduğunu ifade etmişlerdir. Diğer taraftan, ebeveynlerin eğitim öğretim açısından beklentilerinin en çok çocukların öz-bakım (öğrendiklerinin evde de gözlenmesi) ve sosyal (diğer çocuklarla paylaşım, iletişim) gelişim alanlarında olduğunu göstermektedir. Araştırma bulgularına dayanarak, okulların kendi koşullarına dair ebeveynlere fiziksel ve eğitsel açıdan bilgilendirme seminerleri vermeleri, dönem başlarında ebeveynlerin eğitim ortamına dair beklentilerini belirlemeye yönelik düzenli görüşmelerin yapılması ve ev-okul arasındaki bağı güçlü tutmak amacıyla teknolojik imkânların işe koşularak, düzenli iletişim bağı kurmaları önerilmektedir

  • Research Article
  • 10.18070/erciyesiibd.1346670
FİNANSAL BİLGİ MANİPÜLASYONUNUN BENEİSH TR MODELİ İLE TESPİTİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA: BIST METAL SANAYİ SEKTÖRÜ ÖRNEĞİ
  • Dec 31, 2023
  • Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi
  • M E Soykan + 2 more

Şirketlerin mali durumlarını ve dolayısıyla finansal tablolarını olduğundan daha iyi göstermek amacıyla yaptıkları değişiklikler, muhasebe veya finansal bilgi manipülasyonu olarak adlandırılır. Finansal bilgi manipülasyonunu ortaya çıkarmak için bazı yöntemler geliştirilmiştir. Bu çalışmada, Beneish TR Modeli kullanılarak, finansal tablolarda yapılan olası manipülasyonlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla hisse senetleri Borsa İstanbul (BİST)’te işlem gören ana metal sanayi sektör grubunda yer alan 16 şirketin 2018, 2019, 2020, ve 2021 dönemleri finansal tabloları kullanılmış ve 2020 ile 2021 yılları için Beneish TR değerleri elde edilmiş ve yorumlanmıştır. Buna göre, 2020 yılında yalnızca bir şirketin manipülasyon yapma ihtimali olduğu, 5 şirketin manipülasyon yaptığına dair ciddi kanıtlar bulunduğu, 7 şirkette de manipülasyon yapıldığına dair çok önemli kanıtlar olduğu, 2021 yılı için ise bir şirkette manipülasyona başvurulduğuna dair bir kanıt olmadığına, 2 şirketin manipülasyon yapma ihtimali bulunduğu, 5 şirketin manipülasyon yaptığına dair ciddi kanıtlar olduğu ve 8 şirketin manipülasyon yaptığına dair çok önemli kanıtları bulunduğu tespit edilmiştir

Save Icon
Up Arrow
Open/Close
  • Ask R Discovery Star icon
  • Chat PDF Star icon
Setting-up Chat
Loading Interface