Manta Vatozu Beslenme Optimizasyon Algoritması Kullanılarak Sismik Kırılma Verisinin Ters Çözümü

  • Abstract
  • Literature Map
  • Similar Papers
Abstract
Translate article icon Translate Article Star icon
Take notes icon Take Notes

Sismik kırılma yöntemi, mühendislik jeofiziği, mühendislik jeolojisi ve jeoteknik mühendisliği araştırma alanlarında kullanılan, özellikle mühendislik yapılarının inşasından önce zeminin özelliklerinin ortaya konmasında önemli bir role sahip olup etkili bir jeofizik yöntemdir. Bu çalışma, P dalgasının ilk varış zamanlarından P dalga hızının (Vp) 1B dağılımını tahmin etmek için yeni bir ters çözüm algoritmasının uygulamasını amaçlamaktadır. Tanıtılan ters çözüm algoritması, Manta Vatozu Beslenme Optimizasyonu (MVBO) algoritması, mühendislik problemlerin çözümü için geliştirilmiş olan biyolojik tabanlı sezgisel üstü alternatif bir optimizasyon yaklaşımıdır. Farklı optimizasyon problemlerini çözmek için manta vatozların hayatta kalabilmesi amacıyla sergiledikleri farklı yiyecek arama stratejilerinden ( zincir beslenme, siklon beslenme ve takla atarak beslenme) yararlanır. Bu çalışma, MVBO algoritmasının sismik kırılma yönteminde gözlenen ve hesaplanan varış zamanları arasındaki farkı en aza indiren 1B hız modelini bulmaya yönelik ilk örnektir. Sunulan yöntemin etkinlik değerlendirmesi için önce farklı çok tabakalı yapay sismik modellere uygulanmış ve daha sonra bu veri setine gürültü eklenerek yöntemin etkinliği irdelenmiştir. Son olarak, MVBO ters çözüm algoritması gerçek arazi verisine uygulanmıştır. İran'ın Doğu Azerbaycan eyaleti Malekan ilçesinde bulunan Leylanchay baraj sahasında toplanmış olan gerçek sismik kırılma veri kümesi kullanılmıştır. Hem yapay hem de arazi verisine ait model parametrelerinin kestirimi ve güvenilirliğinin belirlenmesi için, rölatif frekans dağılımları ve olasılık yoğunluk fonksiyonları (OYF) yardımıyla kestirim parametreleri istatistiksel olarak da test edilmiştir. Bulgular, çalışma alanının üç tabakadan oluştuğunu, ilk iki tabakanın alüvyon ve son tabakanın ana kayayı temsil ettiğini göstermektedir. Sonuçlar, sismik kırılma verilerinin yorumlanmasında MVBO ters çözüm algoritmasının uygun ve güvenilir sonuçlar verdiğini ortaya koymaktadır.

Similar Papers
  • Research Article
  • 10.55830/tje.1514783
SÜRDÜRÜLEBİLİR AR-GE VE İNOVASYON PERSPEKTİFİYLE KÜRESEL ÖLÇEKTE VE TÜRKİYE’DE AR-GE MERKEZİ HARCAMALARİNİN İNCELENMESİ VE ANALİZİ
  • Sep 29, 2024
  • İstanbul Ticaret Üniversitesi Girişimcilik Dergisi
  • Samet Dönerkaya + 1 more

Ar-Ge ve inovasyon kültürlerinin şirketlere entegrasyonu oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışma kapsamında, Ar-Ge ve inovasyonun sosyo-ekonomik ölçekte etkisi, bilimsel etkileri ve teknolojik ilerleme konuları araştırılmıştır. Özellikle Ar-Ge ve inovasyon politikalarının endüstride uygulanabilirliğine odaklanarak, hızla büyüyen inovasyon kültürünün gelişiminde ki parametrelerin ve metriklerin belirlenmesinin yanı sıra Ar-Ge kültürü kilometre taşlarının önemi ve son yıllarda ulusal ve uluslararası literatürde yer alan çalışmalar ve uygulamalar incelenerek analiz edilmiştir. Türkiye’de inovatif faaliyetlerin yeterli olmadığı hem ülke hem de bölgesel kalkınmalara katkı sağlanabilmesi için bilimsel araştırma kurumlarının kalitesi ve Ar-Ge harcamalarında üniversite-sanayi iş birliklerinin artırılması öncelikli bir amaç olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında özellikle inovasyon politikalarının endüstride uygulanabilirliğine odaklanarak, hızla büyüyen inovasyon kültürünün gelişiminde ki parametrelerin ve metriklerin belirlenmesinin yanı sıra Ar-Ge kültürü kilometre taşlarının önemi ve son yıllarda literatürde yer alan çalışmalar ve uygulamalar bu perspektifte incelenerek analiz edilmiştir. Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarının ihracatı üzerinde meydana getirdiği etkilerin yanı sıra Ar-Ge faaliyetlerinin makro ekonomik performansları bu çalışmada sunulmuştur. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara bakıldığında Ar-Ge harcamalarının ihracatı doğrudan artırdığı yönünde güçlü bulgular elde edilmiş, nihai sonuçta Ar-Ge faaliyetlerinin Türkiye’de daha bilinçli bir şekilde planlanarak artırılması gerekliliği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Research Article
  • 10.20875/makusobed.1192779
MODERN TERÖR ÖRGÜTLERİNİN ŞİDDET KULLANIMINA YÖNELİK DEĞİŞEN STRATEJİSİ: FETÖ/PDY ÖRNEĞİ
  • May 30, 2023
  • Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Kerem Aydemi̇r

Bu çalışma terör örgütlerinin şiddet kullanımına yönelik değişen stratejisini FETÖ/PDY örneği üzerinden incelemektedir. Bu amaçla literatürde çalışmaların konuya yönelik yaklaşımlarını inceleyen bir araştırma makalesi olup FETÖ/PDY’nin literatürdeki tartışmalarda edindiği konumu nerede durduğunu incelemektedir. Çalışmada, modern terörizmin tarihçesine de yer verilerek terörizmde nasıl bir dönüşümün yaşandığı ortaya konmuşturna yer verilmiştir. Burada FETÖ/PDY terör örgütünün, modern terörizm tarihinde yer alan örneklerden oldukça farklı bir yerde durduğu görülmektedir. Ayrıca burada terör örgütü adı altına girmeden demokrasinin araçlarından olan STK’lear, vakıflar, dernekler gibi kurumlarla örgütsel yapılarını oluşturmaktadırlar. Çalışmadaki temel amaç, terör örgütlerinin yoğun şiddete başvurmalarından dolayı meşruluğunu kaybetmeleri, güç zehirlenmesi yaşamaları, finansal ve toplumsal destekten yoksun kalmaları ve modern caydırıcı ulusal ordular ve kolluk kuvvetleri ile mücadele edecek kapasiteye sahip olmamalarından dolayı şiddete son çare olarak başvurmalarının gösterilmesidir. Bu kapsamda, FETÖ/PDY terör örgütü paralel devlet yapılanması kurarak politik amaçlarına ulaşmaya çalışması ve son çare olarak şiddete başvurması terörizm literatüründe yeni bir çalışma alanı yaratması sebebiyle vaka olarak incelenmiştir.

  • Research Article
  • 10.52831/kjhs.1166286
HEMODİYALİZ TEDAVİSİ ALAN HASTALARDA SAĞLIK OKURYAZARLIĞI VE TEDAVİYE UYUMLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
  • Apr 30, 2023
  • Karya Journal of Health Science
  • Elif Bülbül + 1 more

Amaç: Bu araştırmanın amacı kronik hemodiyaliz tedavisi alan hastalarda sağlık okuryazarlığı ve tedaviye uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırmanın verileri İstanbul ilinde bulunan özel bir diyaliz merkezinde tedavi alan ve araştırmaya dahil olma kriterlerini karşılayan 163 kronik hemodiyaliz tedavisi alan hastalardan Ekim-Kasım 2021 tarihleri arasında toplandı. Araştırma verilerinin toplanmasında, hasta tanıtım formu, Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Son Dönem Böbrek Yetmezliği-Uyum Ölçeği kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 62.21±12.97 ve hemodiyaliz tedavi süresi 5.26±5.39 yıldı. Erkek hastaların eğitim düzeyi yüksek olanların, çalışanların, yaş aralığı düşük olanların sağlık okuryazarlığı düzeyinin anlamlı olarak yüksek olduğu bulundu (p

  • Research Article
  • 10.30622/tarr.1433180
İslam Hukukuna Göre Kadının Kamu Görevi
  • Mar 21, 2025
  • Turkish Academic Research Review - Türk Akademik Araştırmalar Dergisi [TARR]

Toplumun yapı taşlarından olan kadının konumu ve yetkileri hem farklı dinlerde hem de farklı toplum ve hukuk sistemlerinde yirmi birinci yüzyıla değin önemli tartışma konularından birisi olmuştur. Yirminci yüzyıla gelindiğinde özellikle Sanayi Devrimi sonrası Batı’da kadınlarla ilgili gelişmeler İslam’ın bu konudaki duruşunu merak konusu haline getirmiştir. Son yıllarda kadın konusu revaçta olmasına rağmen 1990’lı yıllara bakıldığında bilhassa ilahiyat alanında, yapılan çalışmaların azlığı da göz önünde bulundurulduğunda, konunun üzerinde fazla durulmadığı anlaşılmaktadır. Müellif, alandaki bu boşluğu oldukça erken bir dönemde fark ederek İslam hukukunda kadının kamu görevi yapmasına ilişkin görüşleri ve iddiaları çalışma konusu olarak belirlemiştir. İslam’ın tarihi serüvenine bakıldığında bilhassa Hz. Peygamber ve dört halife döneminde kadınların hayatın her aşamasında faal oldukları görülmektedir. İlerleyen dönemlerde ise kadınların fitne korkusuyla geri plana itildikleri ve maalesef toplumdan soyutlanmaya çalışıldıkları müşahede edilmiştir. Kadınların toplumdan uzaklaştırılmasıyla ilgili öne sürülen nedenler incelendiğinde dini dayanakların yanı sıra fizyolojik ve psikolojik gerekçelerin de ileri sürüldüğü görülmektedir. Eser bir bütün olarak incelendiğinde temel inceleme konusunun da bu gibi gerekçelerin dini, tıbbi ve mantıki izahları olduğu fark edilmektedir. Buna göre çalışma iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Daha önce ifade edildiği üzere kadın konusu asırlardır tartışılan konuların başında gelmektedir. Dolayısıyla kadına yaklaşımın tarihi serüveni zaman ve mekâna göre farklılık arz etmektedir. Müellif, İslam’da kadına karşı tutuma geçmeden önce konunun tarihi seyri ve arka planını incelemek maksadıyla eski medeniyetler, semavi dinler ve beşerî sistemlerde ana hatlarıyla kadın konusunu ele almıştır. İlk bölümde üzerinde en fazla durulan bölümün son başlık olduğu görülmektedir. Bu bölümde müellif kadının fizyolojik ve psikolojik olarak yetersiz olduğu iddiasını o günkü ilmi veriler etrafında incelemeye almıştır. İkinci bölümde ise araştırmanın ana konusu, İslam hukukuna göre kadının kamu görevi ayrıntılarıyla incelenmiştir. Bu bölümde konunun temelinde kadınların hakimlik ve onun bir uzantısı olan devlet başkanlığı yapması üzerinde durulmuştur. Yazar bu bölümde İslam hukukunda konuyla ilgili üç ana eğilim olduğunu ifade etmiş ve bölüm alt başlıklarını bu eğilimler doğrultusunda oluşturmuştur. İlk başlıkta kadının hiçbir kamu kuruluşunda görev alamayacağını ileri sürenlerin delilleri ve görüşleri üzerinde durulmuştur. İkinci başlık altında aksine delil olmadıkça haklarda eşitliği kabul ederek kadının devlet başkanlığı dışında kamu görevi alabileceğini söyleyenlerin görüşleri ve delilleri incelenmiştir. Üçüncü ve son başlık altındaysa kadının devlet başkanlığı dahil her konuda görev alabileceğini kabul edenlerin görüşleri ve delilleri incelenmiştir. Her üç grubun görüşlerini temellendirmede kullandığı ayet ve hadislerin neredeyse aynı olduğu fark edilmiştir. Bu noktada ihtilaf nedeninin ayetlerin sübutundan değil delaletinden kaynaklandığı bir kez daha fark edilmektedir. Bu nedenle müellif önce ayetlerle getirilen delilleri incelemiştir. Temel ayetleri açıklarken öncelikle Ehl-i sünnet alimlerinin ilgili ayet hakkındaki yorumlarını aktarmış ve akabinde kendi görüşünü detaylandırarak açıklamıştır. Delil olarak öne sürülen hadisleri ise hem sübut hem de delalet açısından değerlendirmelere tabi tutmuştur. Sonuç bölümü kitabın tamamını okuma imkanına sahip olmayan okuyucular için eserin başarılı bir özetini sunmaktadır. Çalışma, 1994 yılı gibi görece erken bir tarihte İslam’ın ilk yıllardan itibaren mevcut olan kadın haklarını tekrar gün yüzüne çıkarması, merak konusu olan İslam’ın kadın konusundaki görüşlerinin bütüncül olarak değerlendirilmesi açısından son derece kıymetlidir. Bu yazıda literatürde önemli bir boşluğu dolduran “İslam Hukukuna Göre Kadının Kamu Görevi” isimli kitabın tanıtımı yapılacaktır.

  • Research Article
  • 10.54976/tjfdm.1525563
SHUNGITE TAŞIYLA YAPILAN TAKI TASARIMLARININ MODAYA MOCK-UP UYARLAMALARI
  • Mar 31, 2025
  • Turkish Journal of Fashion Design and Management
  • Hüseyin Özdemir + 1 more

Tasarım dünyası her geçen gün daha fazla robotik, mekanik ve duygudan yoksun hale gelmektedir. Hâlbuki tasarımlarda, tasarımcının hayali, hissettiği duygu, yaşanmışlığı ve imzası olmalıdır. O tasarımın kalıcı olması da tüm bunların birleşimi ile ortaya çıkan hikâyede gizlidir. Özellikle sanatsal eserlerde, bu hikâye eserin etkileyiciliğini de arttırmaktadır. Çünkü ortaya çıkan bu tasarımların insana dokunan bir yönü vardır. Ayrıca tasarımcının tasarımlarında en çok yararlandığı ve sonsuz tasarımların bir arada bulunduğu eşsiz bir kaynak olan doğa vardır. Bu kaynak görsel ve estetik güzellikleri bünyesinde barındırırken, aynı zamanda teknolojik birçok buluşa da esin kaynağı olabilir. Bir hayvanın yaradılış özelliğinde olan bir savunma sistemi ülkelerin silahlı gücünün gelişimine katkı sağlayabilir. Yine doğadaki bir bitkinin ya da çiçeğin görsel güzelliği bir takıya, bir elbiseye ilham kaynağı olabilir. İşte tüm bu kaynaklar tasarımcının elinde işlenir, gelişir ve son şeklini alır. Aslında bir tasarımcının ilham kaynağı sadece doğa ile sınırlı değildir. İlham kaynağı bazen bir kültürün parçası bazen de bir geleneğin cazibesi de olabilir. Çünkü tasarımcı aldığı eğitimi, yeteneklerini, hayallerini ve benliğini oluşturan karakterini bir eser için kullanabilir. Bu çalışmada hem görsel tasarımlar hem de bir sorunun çözümüne katkı sağlayan ürünler tasarlandı. Bu tasarımlarda kullanılan shungite taşı doğal bir ürün olup, hem takı tasarımında hem de sağladığı pozitif özelliklerden dolayı akıllı tasarımlarda rahatlıkla kullanılabilir. Çünkü bu taşın radyasyon önleyici özelliği bilinmektedir. Çalışmada shungite taşından yapılmış küpe, kolye, bileklik ve broş tasarlanmıştır. Tasarımların moodboardları hazırlanmış, teknik ve renklendirilmiş çizimleri yapılmıştır. Ayrıca takıların, yine bizim tasarladığımız kıyafetlere mock-up uyarlaması yapılarak, takı ile kıyafet tasarımı bir arada verilmiştir.

  • Book Chapter
  • 10.58830/ozgur.pub786.c3297
Ekonomik Büyüme ve Çevresel Faktörlerin İnsani Gelişme Üzerindeki Etkisi: Brezilya, Rusya, Hindistan, Güney Afrika ve Türkiye Karşılaştırması
  • Jun 26, 2025
  • Atilla Ünlü

İktisat politikalarının temel hedeflerinden biri, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlamaktır. Ancak günümüzde kalkınma, yalnızca büyüme oranlarıyla sınırlı kalmamakta; çevresel sürdürülebilirlik ve enerji kullanımı gibi unsurlar da bu sürecin ayrılmaz parçaları olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, İnsani Gelişme Endeksi (HDI), ekonomik büyümenin yanı sıra çevresel etkileri de dikkate alan kapsamlı bir kalkınma göstergesi olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, 1991–2021 dönemi için Brezilya, Güney Afrika, Hindistan, Rusya ve Türkiye örnekleminde kişi başına düşen gelir, yenilenebilir enerji kullanımı ve karbondioksit (CO₂) emisyonlarının HDI üzerindeki etkileri incelenmiştir. Analiz sürecinde öncelikle ADF ve PP birim kök testleri ile serilerin durağanlık düzeyleri belirlenmiş, ardından ARDL sınır testi yöntemiyle değişkenler arasındaki uzun dönemli eş-bütünleşme ilişkisi araştırılmış ve son aşamada model parametreleri tahmin edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Brezilya’da kişi başına gelir, yenilenebilir enerji kullanımı ve CO₂ emisyonları HDI üzerinde pozitif ve anlamlı etki göstermektedir. Güney Afrika’da kişi başına gelir ve yenilenebilir enerji kullanımı HDI’yi olumlu etkilerken, CO₂ emisyonlarının etkisi negatif ve anlamlıdır. Hindistan’da kişi başına gelirin HDI üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmazken, yenilenebilir enerji kullanımı ve CO₂ emisyonları HDI’yi negatif ve anlamlı biçimde etkilemektedir. Türkiye’de kişi başına gelir HDI üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahipken, yenilenebilir enerji kullanımının etkisi negatif ve anlamlıdır. Rusya’da ise kişi başına gelir HDI’yi pozitif yönde etkilerken hem yenilenebilir enerji kullanımı hem de CO₂ emisyonlarının HDI üzerinde negatif ve anlamlı etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular, ekonomik büyümenin insani gelişme üzerindeki etkisinin ülkeden ülkeye farklılık gösterebildiğini ve çevresel faktörlerin kalkınma politikalarının tasarımında mutlaka dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

  • Research Article
  • 10.18070/erciyesiibd.1376067
ORGANİK GIDAYA DAİR GÜVEN UNSURLARININ TÜKETİCİLERİN SATIN ALMA DAVRANIŞINA ETKİSİ
  • Aug 31, 2024
  • Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi
  • İbrahim Yemez + 1 more

Organik ürün, içeriğinde kimyasal maddeler ve sağlığa zararlı unsurlar barındırmayan ve daha çok gıda ürünleri için kullanılan bir kavramdır. Organik ürün pazarı da her geçen gün büyümektedir. Bu bağlamda bu çalışmada organik ürüne dair güven unsurlarının tüketicilerin satın alma davranışı üzerindeki etkisi faydacı tüketim açısından ele alınmak istenmiştir. Bu amaçla 1-30 Haziran 2021 tarihlerinde 18 yaşından büyük, toplam 366 kişiden çevrimiçi anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Elde edilen verilere ilk olarak Doğrulayıcı Faktör Analizi uygulanmıştır. Bu analizle kullanılan ölçeğin uyum ve ayrışma geçerliliği ile iç tutarlılığı ortaya konmuş ve ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu görülmüştür. Daha sonra araştırma modeli YEM altında Yol Analizine tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda organik gıda etiketi, yüksek fiyat ve yerli üretim değişkenlerinin faydacı tüketimi olumlu anlamda etkilediği ve ayrıca faydacı tüketim davranışının da satın alma davranışını olumlu yönde etkilediği bulunmuştur. Ancak çevresel bilinç ve sağlık içeriği değişkenlerinin hem faydacı tüketim hem de satın alma davranışı üzerinde doğrudan ve dolaylı, anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur.

  • Research Article
  • 10.21923/jesd.1643282
BİYOMİMİKRİ YÖNTEMİYLE TERMAL ENERJİ DEPOLAMA UYGULAMASI
  • Jun 27, 2025
  • Mühendislik Bilimleri ve Tasarım Dergisi
  • Şenay Balbay

Çalışmada karbon esaslı malzemeler (KEM)(Grafit(GR) ve Grafit Oksit(GO)) kullanılarak etkili ısı enerjisi depolaması için uygun maliyetli çok işlevli faz değişim malzemelerin (FDM) tasarlanması, geliştirilmesi ve biyomimikri bilimine bağlı olarak kullanılması amaçlanmıştır. Çalışmada ilk olarak FDM üretilmiş, daha sonra üretilen FDM’nin analizi yapılmış ve son olarak biyomimikri bilimine göre prototip soğutucu şişe torbası tasarlanarak suyu soğuk tutma performans çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Grafit ve grafit oksit kullanılarak üretilen FDM’lerin ısı enerji depolama kapasiteleri, fonksiyonel yapıları, termal özellikleri incelenmiştir. Aynı zamanda termal döngü sonrası (100-300-500 döngü) FDM’nin ısı depolama kapasiteleri ve termal-kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Grafit kullanılarak üretilen FDM, GO kullanılarak üretilen FDM’den daha fazla ısı enerjisi depoladığı gözlenmiştir. Biyomimikri bilimine bağlı olarak tasarlanan prototip soğutucu şişe torbasının piyasada satışı yapılan soğutucu şişe torbalarından hem en az 2 kat daha fazla performansa sahip olduğu hem de ürün başına 38,91TL – 216,44TL daha ucuz maliyetle üretilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Research Article
  • 10.24012/dumf.1496080
Mum Çubuğu Grafik Gösterimi, Minimum Artıklık Maksimum İlgililik Algoritması ve XGBoost Modeline Dayalı Rüzgâr Hızı Tahmini
  • Mar 26, 2025
  • DÜMF Mühendislik Dergisi
  • Seçkin Karasu

Günümüz elektrik şebekelerinde fosil enerji kaynaklarına bağımlılığı azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin sayısı giderek artmaktadır. Rüzgâr türbinleri (RT) sayesinde rüzgâr enerjisi elektrik enerjisine çevrilmekte ve RT’lerin günlük elektrik ihtiyacını karşılama noktasında elektrik şebekesine entegrasyonu sağlanmaktadır. RT’nin yüksekliği, rüzgâr türbininin kanat yapısı, jeneratör çıkış gücü, mekanik ve elektrik dönüştürücü verimliliği gibi iç faktörler ile birlikte rüzgâr hızı ve yönü gibi dış faktörlere bağlı olarak RT’nin çıkış gücü etkilenmektedir. Rüzgâr hızını tahmin etmek rüzgâr çiftliği operatörlerinin elektrik üretimini optimize etmesine olanak tanımaktadır. Bu sayede rüzgâr enerjisi elektrik şebekesine daha iyi entegre edilebilmektedir. Mevcut çalışmalar, kısa vadeli tahmin yaklaşımlarının doğruluk açısından yetersiz kaldığını ve rüzgâr hızının doğrusal olmayan ve stokastik doğasının tam anlamıyla modellenemediğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, tekil modeller yerine hibrit modellerin kullanımı giderek yaygınlaşmakta ve daha yüksek tahmin performansı sağlamak amacıyla tercih edilmektedir. Bu çalışmada, rüzgâr hızını tahmin etmek için mum çubuğu gösterimi, özniteliklerin Minimum Artıklık Maksimum Uygunluk (Minimum Redundancy Maximum Relevance-MRMR) yaklaşımı ile değerlendirildiği XGBoost modeline dayalı yeni bir yöntem önerilmektedir. RT’de bulunan Merkezi Denetleme Kontrol ve Veri Toplama (SCADA) sisteminden 10 dakikalık örnekleme zamanı için 1 yıllık zaman dilimi içerisinde toplanan veri seti kullanılmaktadır. Veri seti öncelikle önişleme adımından geçirilerek rüzgâr yönü, rüzgâr hızı dağılımı gibi değerler ile istatistiksel değerlere bakılmaktadır. Daha sonra zaman serisine mum çubuğu gösterimi işlem adımı uygulanmaktadır. Elde edilen mum çubuğu gösterimi için trend ve osilatör tabanlı öznitelikler uygulanarak MRMR yaklaşımı ile öznitelik grubu değerlendirilmiştir. XGBoost yöntemi ile rüzgâr hızı tahmin modeli oluşturulmakta ve model karmaşıklığının az ve tahmin hatasının en düşük olduğu durum elde edilmektedir. Özellikle mum çubuğu grafik gösterimine dayalı olarak önerilen bu hibrit yaklaşım, kısa vadeli rüzgâr hızı tahmininde doğruluğu artırmayı ve geleneksel yöntemlerin sınırlamalarını aşmayı hedeflemektedir. Önerilen yöntem, tüm diğer modellere göre en düşük hata oranı (RMSE: 0.0644) ve en yüksek korelasyon katsayısı (R: 0.8601) ile en iyi performansı göstermektedir. Bu, modelin hem doğruluk hem de hata oranı açısından üstün olduğunu göstermektedir.

  • Research Article
  • 10.17567/ataunidfd.806853
THE INFLUENCE OF DIFFERENT PECKING DEPTH ON AMOUNT OF APICALLY EXTRUDED DEBRIS DURING ROOT CANAL PREPARATION
  • Jul 14, 2021
  • Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi
  • Fatih Çakici + 3 more

Aim: The aim of this study was to compare apically extruded debris caused by different pecking depth of Reciproc and HyFlex EDM systems. Materials and Methods: Seventy-two human mandibular premolar teeth were randomly divided into 4 experimental groups (n=18) based on the file type and pecking depths. In Group 1, a HyFlex EDM (Coltene-Whaledent, Allstetten, Switzerland) with 2 mm distance was used, in Group 2, HyFlex EDM with 4 mm distance was used. In Group 3, Reciproc (VDW, Munich, Germany) with 2 mm distance was used, and in Group 4, Reciproc with 4 mm distance was used. The apically extruded debris was collected in pre-weighed Eppendorf tubes. Three sequential weight measurements were recorded for each Eppendorf tubes, and the average values were noted. Debris amount was calculated by subtracting the weight of the empty tubes from the weight of the tubes containing the debris. The data were analyzed using one-way analysis of variance (ANOVA) and Tukey’s post hoc tests. Results: There was statistically significant difference between Group 4 (Reciproc with 4mm distance) and all the other groups (p<0.05), while no statistically significant was found among the other groups (p>0.05). The preparation time was the statistically significantly different between groups (p=0,008) and preparation time was longer in Group 1 than in Group 2 (p=0,012) and Group 4 (0,017). Conclusions: Within the limitations of the present study, all groups led to a measurable apical extrusion of debris and reciprocal motion with increasing the pecking depth caused the most debris extrusion. Keywords: Apical debris extrusion, pecking depth, reciprocating, root canal treatment, rotating, single-file system. Kök Kanal Preparasyonu Sırasında Farklı Gagalama Derinliğinin Apikal Debris Miktarına Etkisi Özet Amaç: Reciproc ve HyFlex EDM sistemlerinin farklı gagalama derinliklerinin neden olduğu apikale itilmiş debris miktarını karşılaştırmaktır. Gereç ve yöntem: Yetmiş iki insan alt çene küçük azı dişi, kullanılan eğe ve gagalama derinliklerine göre rastgele 4 deney grubuna ayrıldı (n = 18). Grup 1'de 2 mm mesafede bir HyFlex EDM (Coltene-Whaledent, Allstetten, İsviçre), Grup 2'de 4 mm mesafede HyFlex EDM kullanılmıştır. Grup 3'te 2 mm mesafe ile Reciproc (VDW, Münih, Almanya), Grup 4'te 4 mm mesafe ile Reciproc kullanıldı. Apikalden dışarı çıkmış debris, önceden tartılmış Eppendorf tüplerinde toplandı. Daha sonra her Eppendorf tüpü için üç ardışık ağırlık ölçümü okundu ve ortalama değer kaydedildi. Debris miktarı, boş tüplerin ağırlığının, debris içeren tüplerin ağırlığından çıkarılmasıyla hesaplanmıştır. Veriler tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey’in post hoc testleri kullanılarak analiz edildi. Bulgular: Grup 4 (4 mm mesafe ile Reciproc) ve diğer tüm gruplar (p <0.05) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken, diğer gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p> 0.05). Preparasyon süresi gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede farklıydı (p = 0,008) ve preparasyon süresi Grup 1'de Grup 2'ye (p = 0,012) ve Grup 4'e (0,017) göre daha uzundu. Sonuçlar: Bu çalışmanın sınırlamaları dâhilinde, tüm gruplarda ölçülebilir bir apikal debris çıkışı görüldü ve reciprocal hareket ile artan gagalama derinliği en fazla debris çıkışına sebep oldu.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.29110/soylemdergi.760335
Beur Yazını ve Verlan Dili: Fransa’daki Kuzey Afrika Göç(er) Söylemi
  • Dec 29, 2020
  • Söylem Filoloji Dergisi
  • Ali Ti̇lbe + 1 more

1980’li yıllarda, adını Arap sözcüğünün hecelerinin yer değiştirilmesiyle elde edilen Verlan Dili ile bu süreçte gelişen Beur Yazını, yeni bir yazar kuşağını yazın evrenine taşımıştır. Beur yazını, Kuzey Afrika kökenli ya da Fransa'da doğup büyüyen Kuzey Afrika göçerlerinin özgün söylemidir. Göçün etkisiyle sömürgecilik sonrası ortaya çıkan bu yazınsal akımın romanlarının genç anlatı kişileri, sürekli bir iç çatışma içinde olup, iki ekin, iki yaşam ve iki toplum arasında algılanan göç acısı, eşitsizlik ve sömürgeleştirme duygusu içinde parçalanırlar. Özellikle 2005 yılından başlayarak, Yörekent Yazını, daha sonra da Çağdaş Kent Yazını ya da Dünya-Yazını olarak tanımlanan metinler, yazın ve dilbilim dünyasında bütünüyle yeni bir araştırma ve eleştiri nesnesi olarak belirmiştir. Beur Yazını romanlarında yazar, farklı kökenlerden, ekinlerden ve Arapça, Berber, Afrika ve Karayip ile Çingene dillerinden oluşan toplulukların dil uygulamalarını birlikte kullanarak çoğul ve karma yeni bir dilsel / söylemsel uzam oluşturmuştur. Biz bu çalışmada Mağrip ülkelerinden ulusötesi göç sonrası Fransa’da gelişen Beur yazını ve Verlan dilini, tarihsel ve kuramsal bağlamda incelemeyi amaçlıyoruz. Beur literature and Verlan language: North African Mover Discourse in France In the 1980s, Beur literature, whose name was derived by the displacement of syllables of the Arabic word, referred to as the Verlan language, carried a new generation of writers into the literary universe. Beur literature is the narrative language of North African movers/immigrants of North African descent or born and raised in France. The young narrative persons of the novels of this literary current, which are brought about by the influence of mobility, are in constant internal conflict, falling apart in a sense of perceived mobility burden, inequality, and colonization between two cultures, two lives, and two societies. Especially beginning in 2005, texts described as suburban literature have emerged as an entirely new object of research and criticism in the world of literature and linguistics. In Beur literature novels, the author has created a new linguistic space, plural and mixed, using the linguistic practices of communities of different origins, cultures and languages such as Arabic, Berber, African and Caribbean languages, and the languages of the Gypsy genre together. In this study, we aim to focus on the main aspects of bilingualism, multiculturalism, the search for identity, double alienation, expatriation, acculturation and harmony that the representatives of this paper focus on, after examining the Beur literature that developed in the Francophone literature with its historical and theoretical dimensions.

  • Research Article
  • 10.48124/husagbilder.1339411
COVID-19 Salgını Döneminde Üniversite Çalışanlarının Yaşam Kalitesi ve Algılanan Stres Düzeyi ile Beslenme Alışkanlıkları Arasındaki İlişki
  • Jan 11, 2024
  • Haliç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi
  • Çiğdem Yildirim + 1 more

Yeni bir koronavirüs hastalığının (COVID-19) 30 Ocak 2020'de dünya çapında yayılması nedeniyle, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) COVID-19'u küresel bir salgın olarak ilan etmiştir. Bu salgının bireylerin günlük yaşantısındaki tüm düzeni ve alışkanlıklarını tamamen değiştirebileceği görülmüştür. Bu araştırmanın amacı COVID-19 sürecinde üniversitede çalışan bireylerin beslenme alışkanlıklarının, yaşam kaliteleri ve algıladıkları stresle ilişkisini incelemektir. Araştırmaya, Ocak 2021-Mart 2021 tarihleri arasında, online anket yöntemiyle Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi akademik ve idari kadrosundan 172 kişi dahil edildi. Katılımcılara demografik özellikleri ve pandemi sürecindeki alışkanlıklarıyla ilgili soruları içeren form, Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS), SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) uygulandı. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü ANOVA Testi, Tukey-HSD çoklu karşılaştırma testi kullanıldı. Katılımcıların pandemi süreci vücut ağırlığının artma durumları ile SF-36 puanları arasında fiziksel rol güçlüğü ve genel sağlık algısı alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptandı (p

  • PDF Download Icon
  • Research Article
  • Cite Count Icon 2
  • 10.32329/uad.1269578
5E Öğrenme Modelinin Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Çözeltiler Konusundaki Başarılarına Etkisi
  • Sep 20, 2023
  • Üniversite Araştırmaları Dergisi
  • İclal Avi̇nç Akpinar + 1 more

Araştırmada geliştirilen aktif öğrenme etkinlikleri 5E modeli esas alınarak oluşturulmuştur. Etkinlikler, öğretmen adaylarının çözeltiler konusu başarılarına olan etkisini belirlemek amacıyla Bayburt Üniversitesi Bayburt Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı’nda öğrenim gören birinci sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Bu anabilim dalında birinci öğretimde öğrenim gören öğrencilerden rastgele seçimle deney (24) ve kontrol (25) grupları oluşturulmuştur. Deney grubunda çözeltiler konusu 5E modeline uygun olarak hazırlanan etkinliklerle, kontrol grubunda ise geleneksel yaklaşımla işlenmiştir. Daha sonra çalışmada konu ile ilgili olarak geliştirilen kavram başarı testi ön test–son test olarak uygulanmıştır. Deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak önemli bir farkın olup olmadığını belirleyebilmek amacıyla veriler bağımsız gruplar t-testi ile analiz edilmiştir. Sonuçlarının analizinden deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir (t= 4,542; p= 0,000). Uygulama sonrasında deney grubunda ortalama doğru cevaplanan soru sayısı 14,58 kontrol grubunda ise 10,08 olarak gözlenmiştir. Bu sonuçlar dikkate alındığında uygulama sonrasında deney grubunun kontrol grubundan daha başarılı olduğu söylenebilir. Yani çözeltiler konusu ile ilgili kavramların anlaşılmasında 5E modeli esas alınarak hazırlanan etkinliklerin geleneksel yaklaşıma oranla daha etkili olduğu ileri sürülebilir.

  • Research Article
  • Cite Count Icon 3
  • 10.48124/husagbilder.1180096
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Temel İlk Yardım Bilgi Düzeylerinin Belirlenmesi
  • Oct 9, 2023
  • Haliç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi
  • Meftun Akgün + 3 more

Özet Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin ilkyardım ve temel yaşam desteği konularındaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu araştırma, Aralık 2021- Nisan 2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Evreni İstanbul İl Milli Eğitim müdürlüğüne bağlı 17 ana okulu, örneklemi ise 60 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Veriler 11 sorudan oluşan sosyo-demografik özellikler ile 20 sorudan oluşan, temel ilk yardım uygulamalarına ilişkin literatür doğrultusunda ve daha önceki çalışmalarda kullanılmış olan bir anket formu ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde ortalama, standart sapma, yüzde, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis varyans analizi kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin ilk yardım bilgi puanlarının ortalaması 14,95±2,89 olarak saptandı. Öğretmenlerin en az bildikleri, köpek ısırmalarında yaralı bölgenin en az 5 dakika süreyle sabun ve soğuk suyla yıkanması (%28,3), bilinci kapalı olan bir çocukta ilk olarak sırayla hava yolu-solunum-nabız değerlendirilmesi (%31,7), yüksekten düşen çocuk sırt üstü yatırılarak başı yana çevrilmelidir (%40,0) ve zehirlenme durumunda bilgi/danışma amaçlı aranabilecek telefon numarasıdır (%45,0). İlkyardım bilgi düzeyinin, ilkyardım eğitimi alanlarda (p=0,024) ve temel ilkyardım konusunda kendini yeterli bulan (p=0,009) öğretmenlerde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yaş, çocuk sahibi olma durumu, çalışma süresi, kaç yıl önce ilkyardım eğitimi aldığı ve daha önce ilk yardım gerektiren durumla karşılaşma açısından ilk yardım puanlarında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı saptanmıştır (p&gt;0,05). Okul öncesi öğretmenlerinin ilk yardım bilgilerinin istenilen yeterlilik düzeyinde olmadığı saptanmıştır. Fakat daha önce ilk yardım eğitimi aldığını belirtenlerin bilgi puanlarının istatistiksel olarak anlamlı derecede yükseklik göstermesi nedeniyle, eğitim alınmasının ne kadar önemli olduğu düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bilgi düzeyi, ilk yardım, okul öncesi öğretmen

  • Research Article
  • Cite Count Icon 1
  • 10.70736/jrolss.445
Futbol taraftarlarının sporda tutku anlayışı ile fanatiklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
  • Dec 31, 2024
  • Journal of ROL Sport Sciences
  • Reşat Sadık + 2 more

Bu çalışmada, futbol taraftarlarının sporda tutku ile fanatiklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Katılımcılar, 90 kadın, 324 erkek toplam 414 taraftar kişiden oluşmaktadır. Araştırmada, likert tipi ve tamamı olumlu 13 maddeden oluşan “Futbol Taraftarı Fanatiklik Ölçeği” ve sporcular için Türkçe uyarlaması yapılmış “Sporda Tutku Ölçeği” kullanılmıştır. Sporda tutku ölçeği sonuçlarında medeni durum, yaş ve aile geliri değişkenlerinde anlamlı farklılıklar görülmüştür. Fanatiklik ölçeğinde ise medeni durum, futbol izleme sıklığı, cinsiyet ve eğitim durumu değişkenlerinde alt boyutlar açısından anlamlı farklıklar saptanmıştır. Ayrıca iki ölçek arasında pozitif yönlü zayıf ve orta düzeyli korelasyon görülmüştür. Tutku ve şiddete yönelik düşünce ve eylem eğilimleri arasında, istatistiksel olarak anlamlı ancak zayıf bir ilişki tespit edilmiştir. Tutku ile kurumsal aidiyet arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Şiddete yönelik düşünce ve eylem eğilimleri ile kurumsal aidiyet arasında, anlamlı ve orta düzeyde pozitif bir ilişki mevcuttur. Bu sonuçlar, sporda tutkunun artmasının şiddete yönelik düşünce ve eylem eğilimlerini de artırabileceğini, ancak kurumsal aidiyet üzerinde belirgin bir artış olmadığını göstermektedir. Ayrıca elde edilen sonuçlar, taraftar psikolojisi ve spor yönetimi açısından önemli ipuçları sunarak, spor tutkusunun hem birey hem de toplumsal düzeydeki etkilerini anlamak için yeni bir bakış açısı sağlamaktadır. Araştırmanın, spor dünyasında tutkunun doğasına dair merak uyandıran sorulara kapı açacağı ve gelecekteki çalışmalar için değerli bir temel oluşturacağı düşünülmektedir.

Save Icon
Up Arrow
Open/Close
  • Ask R Discovery Star icon
  • Chat PDF Star icon

AI summaries and top papers from 250M+ research sources.