E-liderlik
Uzay çağını yaşadığımız bu dönemde insanların teknoloji ile yarışı baş döndürücü seviyelere ulaşmış, hayal gücü ve hedefler boyut değiştirmeye başlamıştır. İnsanlar ihtiyaç duyduğu şeylere artık rahat bir şekilde ulaşabilmektedir. Teknoloji yenilendikçe güçlenmekte, yeni teknoloji güçlü ve pahalı, eski nesiller ise ucuz ve daha kolay ulaşılabilir hale gelmektedir. Her geçen gün yeni uygulamaların piyasalara sürülmesi ile rekabet yarışında avantaj elde etmek zorlaşmaktadır. E-liderlik de, hem teknolojiyi etkin bir şekilde yönetebilme ve yeni bilgi ve iletişim teknolojilerini takip edip kullanma, hem de pazar bilgisini, ağlarını kullanarak çalışanları yönetip yönlendirme üzerine kurulan yeni bir yaklaşımdır. Fiziki üretim alanları dışında ağırlıklı olarak beyaz yakalı çalışanlar için geleneksel ofis ortamlarına çok fazla ihtiyaç duyulmadığı gibi çalışanlar için rahat bir çalışma ortamı olduğundan, işletmeler için ise maliyet tasarrufu sağladığından uzaktan veya evden çalışma yaygınlaşmaktadır. Küreselleşmenin artık tek dünya anlayışına dönüşmesi ile deniz aşırı, okyanus aşırı ülkede yaşayan bireylerin aynı işletmede çalıştığını görmek doğal hale gelmiştir. Vasıflı insan kaynağı bulmak için artık ülke sınırları ortadan kalkmıştır. Liderler de belki de hiçbir zaman yüz yüze karşılaşmayacakları üyelerini yönetmenin keyifli ama zor anlarını yaşamaktadır. Çünkü hem bilgiyi hem de sanal ortamdaki vasıflı çalışanları yönetmek belirli yetenekleri gerektirmektedir. Sanal ortamlarda çalışmayı tercih eden işletmelerdeki liderler geleneksel liderlere benzer fakat farklı nitelikleri haiz olmalıdırlar. Bu nitelikler günümüz teknoloji imkânları ölçüsünde şekillenmekte, gelecekte ise değişimlerin olması ve yeni gereksinimlerin ortaya çıkması da beklenmektedir. Dinamik bir yaklaşım olan e-liderlik bazı özellikleri ile öne çıkmakta, uzaktan yönetim açısından da bazı zorluklarla karşılaşabilmektedir. E-liderlerin etkinliğinin artırılması için hem en önemli unsurlar olan güven, iletişim ve etkileşime öncelik vermeleri, bununla birlikte motivasyon, performans, ödül, karar verme gibi diğer geleneksel liderlik sorumluluklarını da titizlikle takip etmeleri gerekecektir. Yeni e-liderler, potansiyel performans kazanımları için teknolojiyi benimseyecek, kullanacak; aynı zamanda bilgi ve iletişim becerilerini, pazar bilgilerini entegre etmek şartıyla tüm takipçileri ile başarılı bir etkileşim sağlayarak hedeflerine ulaşmaya çaba sarf edeceklerdir.
- Research Article
- 10.51702/esoguifd.1568094
- Mar 15, 2025
- Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
Kur’ân, nâzil olmaya başladığı ilk âyetlerle birlikte insan hayatını ilgilendiren bazı temel konularda muhataplarının yaşamına gerekli müdahaleleri yapmış, yanlış uygulama ve inançların yerine doğru ilkeleri koyarak onun saygın ve onurlu bir hayat yaşaması için ortam hazırlamıştır. Bu kapsamda câhiliye döneminde yaygın olan birçok eksik, yanlış ve hatalı anlayışı kendi ilkeleri doğrultusunda yeniden bina etmiştir. Kur’ân, dinî, sosyal ve kültürel birçok hususa yer verdiği gibi tüm insanlığı ilgilendiren evrensel bir değer olan mahremiyet anlayışını da birçok açıdan ele almıştır. Araştırmamız mahremiyetin etimolojik tahlilinden sonra cahiliye dönemine ait uygulamaların, Kur’ân ve sünnetle birlikte geçirmiş olduğu değişimi Kur’ân ve sîret kaynaklarından ortaya koymayı amaçlamaktadır. Mahremiyet, kişinin beden dokunulmazlığından başlayarak giyim-kuşam, kişinin ailesi, inancı, milliyeti, mal ve servetiyle ilgili bilgi ve mekânları da kapsayan geniş bir anlama sahiptir. Câhiliye, insan hakları ve bireysel özgürlükler açısından olduğu gibi mahremiyetle ilgili birtakım temel problemler barındırmaktadır. Nazil olan ilk âyetlerle birlikte Müslüman olan muhataplar ve toplum hayatında köklü değişimler başlamıştır. Kur’ân’ın câhiliye döneminden farklı olarak mahremiyet anlayışında neyi getirdiği sorusu birçok âyetle, onun hükümlerini uygulayıcısı ve açıklayıcısı olan Hz. Peygamber’in sünnetinde cevap bulmuştur. Kur’ân bağlamında mahremiyet konusunu ele alan çalışmamızı, mahremiyetin genel literatürdeki sınıflandırmasına uygun olarak beden, bilgi ve mekân başlıkları altında ele alarak sınırlandırdık. Kur’ân, insanın saygınlığını ortaya koyan beden mahremiyetine birçok âyette farklı boyutlarıyla yer vermektedir. Bu âyetlerde beden mahremiyeti için elbisenin hem mahremiyeti sağlama hem de süslenme için yaratıldığına ayrıca beden mahremiyetini ihlal konusunda uyarılarda bulunmaktadır. Kur’ân, bu konuda câhiliye Araplarının Kâbe’yi tavaf ederken çıplak olmalarının yanlış olduğu âyetle ortaya koymaktadır. Kur’ân, beden mahremiyetini korumayı câhiliyenin aksine erkek ve kadına ayrı ayrı âyetlerde emretmiştir. Tarih boyunca bilgi, bilginin kaynağı, bilginin iletimi son derece önemli olmuştur. Kur’ân, bilgi mahremiyeti hususunda bilginin ne olduğu, kimden ve nasıl alındığı, doğruluğunu gibi konulara dikkat çekmiştir. Muhataplarını câhiliyede olduğu gibi bilgiyi izinsiz elde etmeme, araştırmadan almama vb. konularda uyarmaktadır. Ayrıca o, bilginin sahibinden izinsiz alınmasını, asılsız haber ve iftiralara hemen itibar edilmemesi gerektiğini bildirmiştir. Kur’ân’ın önem verdiği bir diğer husus da mekân mahremiyetinin sağlanmasıdır. Bu bağlamda câhiliye dönemindeki birçok yanlış inanç ve uygulama reddedilmiş, olması gerekenler açıklanmıştır. Ayrıca o, herkesi özel olarak ele alarak aile içinde dahi olsa mekân mahremiyet ilkelerini ortaya koymuş kimin ne zaman ve nereye girebileceğini belirterek mekân mahremiyetini tesis etmeye çalışmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de insanların sahip olduğu özel mekânlarda huzur ve güven içerisinde yaşama hakkına sahip olduğu, mekân mahremiyetinin tesisi için aile içi ve dışı kurallar ortaya konularak özel mekânlara hangi vakitlerde ve nasıl girilmesi gerektiği açıklanmıştır. Sonuç olarak dünya ve ahiret saadeti için her türlü tedbiri alan Kur’ân, birçok âyetle mahremiyeti, kadın ve erkeklere dair mahremiyet alan ve sınırlarını açıklamıştır. Bu bağlamda Kur’ân’ın beden, bilgi ve mekâna dair mahremiyet anlayışını câhiliye, Kur’ân’ın nüzûl dönemi ve modern dönem mahremiyet anlayışlarını ve birbirinden farklı yönlerini ele almaktadır.
- Research Article
- 10.20491/isarder.2024.1837
- Jul 4, 2024
- Journal of Business Research - Turk
Amaç–Makalenin amacı, seçilmiş G-20 ülkelerinde 2002-2021 döneminde özel sektör iş özgürlüğü, bilgi ve iletişim teknolojileri ile girişimcilik arasındaki etkileşimi analiz etmektedir.Yöntem–Araştırma, özel sektör iş özgürlüğü, bilgi ve iletişim teknolojileri ile girişimcilik arasındaki etkileşimi, panel nedensellik testi ile analiz etmiştir.Bulgular–Panel düzeyi nedensellik analizi sonuçları, özel sektör iş özgürlüğü ile girişimcilik arasında karşılıklı bir etkileşim olduğunu, ancak girişimcilikten bilgi ve iletişim teknolojilerine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, ülkeler düzeyinde yapılan nedensellik analizlerinin bulguları ise özel sektör iş özgürlüğü, bilgi ve iletişim teknolojileri ile girişimcilik arasındaki etkileşimin ülkeler arasında farklılık gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Tartışma–Nedensellik analizi bulguları özel sektör iş özgürlüğünün girişimciliğinin önemli bir belirleyicisi olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, analiz sonuçları bilgi ve iletişim teknolojileri girişimcilik üzerinde anlamlı etkiye sahip olmadığını, ancak girişimciliğin bilgi ve iletişim teknolojileri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.
- Research Article
- 10.16916/aded.1244504
- Jul 23, 2023
- Ana Dili Eğitimi Dergisi
Bu çalışmanın amacı, bilgiyi görselleştirme stratejisinin Türkçe ders kitaplarındaki kullanım durumunu belirlemektir. Doküman incelemesi tekniğinin kullanıldığı bu çalışmada; araştırmanın veri kaynağını 5, 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitapları oluşturmaktadır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel çözümleme tekniği kullanılmıştır. Çözümleme sonucunda bilgiyi görselleştirme stratejileri çerçevesinde grafik düzenleyicilerin 219, resimlerin 78 kez kullanıldığı belirlenmiştir. İncelenen kitaplarda en çok bilgi haritası, tablolar ve görüntüsel resimlerin kullanıldığı bulgulanmıştır. Bilgi ve görsel arasındaki ilişkiden çözümleme, açıklama, eşleştirme, tahmin etme ve sınıflandırmanın çoğunlukla kullanıldığı belirlenmiştir. Bu bulgulara bağlı olarak incelenen Türkçe ders kitaplarında bilgiyi görselleştirme stratejilerinin hem sınırlı hem de çeşitlilik açısından asgari düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Research Article
- 10.32950/rid.1343120
- Oct 20, 2023
- Rize İlahiyat Dergisi
Yusuf Sıddık Efendi, 19. yüzyılın ortalarında Eskişehir’in Çifteler köyünde Çerkez bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Babası Abdurrahman Efendi, henüz gençken ailesiyle birlikte Kafkasya'dan Osmanlı topraklarına göç etmiştir. Babasının yanında başladığı ilim hayatını gördüğü bir rüya üzerine Kahire’ye giderek Ezher’de tamamlamış, dönemin önde gelen âlimlerinden icazet almıştır. Ezher yıllarında tanıştığı esbak Mısır Hidivi İsmail Paşa’nın damadı Mahmud Sırrı Paşa ve ailesiyle kurduğu dostluk onun İstanbul’a yerleşmesine ve Paşa’nın mahdumlarına Beylerbeyi yalılarında özel öğretmenlik yapmasına vesile olmuştur. Fıkha dair yazdığı eserlerinin bazılarını burada ders kitabı olarak hazırlamış, ayrıca çoğu yazma halinde bulunan Arapça ve Türkçe pek çok eser kaleme almıştır. Hayatının ve eserlerinin ayrıntıları, kendisinin anlattığı ve oğlu İbrahim Ethem’in yazdığı Hal Tercemesi adlı yazma eserde bulunmaktadır. Osmanlı Devleti’nin son asrına tanıklık eden Yusuf Sıddık Efendi, “Ben-anlatıları” geleneğinin bir örneği olan bu eserde Osmanlı coğrafyasında siyasetten ekonomiye, askeriyeden harplere, dini eğitim ve icazetlere kadar birçok konuya ışık tutmaktadır. Tarihsel olarak Balkan, Trablusgarp ve I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı tebaasının yaşadıkları zorluklar ve Çerkez komutanların cephelerde elde ettikleri başarılar da eserde yer almaktadır. Ayrıca İstanbul’dan Mısır’a ve oradan Hicaz bölgesine nasıl gidildiği, Hicaz demir yolunun Şam-Medine-Mekke güzergâhı ve durakları, bölgelerin coğrafî özellikleri gibi pek çok alanda detaylı bilgiler vermektedir. Çerkez bir ailenin çocuğu olan Yusuf Sıddık Efendi, Kafkasya, Eskişehir, Bursa, Balıkesir, Mısır ve İstanbul coğrafyasında yaşayan Çerkezlerle olan ilişkilerini, kendi sülalesinden yüzden fazla kişinin biyografisini anlattığı Hal Tercemesi’nde aktarmıştır. Tedris ve telif faaliyetlerini birlikte yürüten Yusuf Sıddık Efendi, hem müderrislik hem de Halvetî tarikatının müntesibi olarak eğitim ve irşad faaliyetlerinde bulunmuştur. Tarih düşürme sanatında mahir olan Yusuf Sıddık Efendi, doğum ve vefat tarihleri ile kitap telifi hakkında manzum ve mensur olarak hem Türkçe hem de Arapça ifadelerle tarih düşürmüştür. Ayrıca şiir ve edebiyata ilgi duyan Yusuf Sıddık Efendi, eserlerinde ve çocuklarına yazdığı mektuplarında kendi şiirlerini paylaşmıştır. Bu çalışmada, iki yazma eser üzerinden Yusuf Sıddık Efendi’nin hayatı ve eserleri ilk kez akademik olarak incelenmiş, yaşadığı döneme dair bazı kişilerin biyografileri ve olaylar ben-anlatıları perspektifinden ele alınmış, ayrıca fıkha dair Kudûrî’nin el-Muhtasar’ının Kitabü’l-büyû‘ bölümüne yaptığı tercümenin değeri fıkhî açıdan ortaya konulmuştur. Mütercimin, eserinde fıkhî kaide ve fetvaları aktararak öğrencilerin ilkesel düşünme ve yorumlama becerilerini geliştirmesi, onların sadece fıkhî konuları tek tek öğrenmeyi değil, aynı zamanda kaideleri merkeze alarak benzer durumları kaidelerle ilişkilendirmeyi öğretmesi kitabın öne çıkan yönlerindendir. Ayrıca söz konusu çalışma, klasik fıkıh metinlerinin öğretilmesinde öğrencilerin hukukî nosyonunu geliştirmeyi, teorik ile pratik bilgiyi birleştirerek temel fıkhî metinlerin çevirilerine yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir.
- Research Article
- 10.69515/dinveinsan.1444363
- Jun 28, 2024
- Din ve İnsan Dergisi
Osmanlı dönemi fetva literatürü hukuk tarihi başta olmak üzere Osmanlı tarihi ile ilgili çalışmaların hemen hepsinde birincil kaynak olarak önemli bir yer tutmaktadır. Genelde mecmualar tarzında derlenen fetvalar, eğitim-öğretim amacıyla medreselerde okutulan hukuk doktrini eserlerinin yanı sıra soru-cevap şeklinde düzenlenmiş olması, net ve özlü cevap vermesi, sık karşılaşılan aktüel konulara yoğunlaşması ve daha ziyade Hanefi mezhebinde hâkim olan görüşü yansıtması sebebiyle yargılama sürecinde kadıların bilgi ve yürürlük kaynağını oluşturmuş, hukukun birçok alanında istifade edilebilecek temel bir başvuru kaynağı olmuştur. Mahkemelerde kullanılan çok sayıdaki fetva mecmuasından biri de Çeşmîzâde Mehmed Hâlis (ö. 1297/1879) Efendi’nin Hulâsatü’l-ecvibe adlı eseridir. Çeşmîzâde Mehmed Efendi, Osmanlı Devleti’nde hem idarî mekanizmanın hem de toplumun fetva taleplerini karşılamaya yönelik ihdas edilen, zamanla fetva bürokrasisinin odak noktası hâline gelen Meşihat Makamı’na bağlı Fetva Eminliğinde uzun süre görev yapmıştır. Çalışmada öncelikle, Çeşmîzâde Mehmed Efendi’nin hal tercümesine yer verilmiş, kısaca hayatı, ilmî şahsiyeti ve ortaya koyduğu eserleri ele alınmıştır. O’nun en önemli eseri; Osmanlı muhitinde fetva kitapları arasında “Kütüb-i sitte-i mu’tebere-i mütedâvile” (çok kullanılan muteber altı kitap) diye anılan 6 meşhur fetva kitabı olan Fetâvâ-yı Ali Efendi, Fetâvâ-yı Feyziyye, Behcetü’l-fetâvâ, Fetâvâ-yı Abdürrahîm, Netîcetü’l-fetâvâ ve İbn Nüceym’in el-Fetâvâ’sının tekrarları çıkarılmak suretiyle özetlenmiş ve sütunlar halinde neşredilmiş “Hulâsatü’l-ecvibe” adını verdiği fetva mecmuasıdır. İşte bu çalışmada Çeşmîzâde Mehmed Hâlis Efendi’nin hayatı ve ona şöhret kazandıran Hulâsatü’l-ecvibe adlı eserinin içerik ve muhteva olarak tanıtımı yapılmıştır.
- Research Article
- 10.48133/igdirsbd.1723652
- Jul 30, 2025
- Iğdır Üniversitesi Spor Bilimleri Dergisi
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, geleneksel pazarlama anlayışından dijital yaklaşımlara geçişi hızlandırmış; bu durum, spor endüstrisinde de köklü değişimlere neden olmuştur. Spor pazarlaması, spor organizasyonları, sponsorlar ve tüketiciler arasında etkileşimi sağlayan stratejik bir araç olarak önem kazanmıştır. Dijitalleşme sayesinde yürütülen pazarlama faaliyetleri daha geniş kitlelere ulaşmakta ve sponsorluk uygulamaları da çevrimiçi platformlar aracılığıyla daha etkili bir şekilde yürütülebilir bir hale gelmiştir. Bu çalışmada, çağın gerektirdiği dijital dönüşümün spor pazarlaması alanındaki yansımaları kapsamlı biçimde ele alınarak, bu sürecin avantajları ve karşılaşılan zorluklar analiz edilmektedir. Özellikle sosyal medya, yapay zeka ve büyük veri analitiği gibi güncel teknolojiler; spor organizasyonlarının hedef kitlelerini daha yakından tanımasına ve onlara özel stratejiler geliştirmesine imkan tanımaktadır. Bununla birlikte, dijitalleşmenin sağladığı hızlı dönüşüme uyum sağlayamayan spor kuruluşlarının rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu düşünülmektedir. Sonuç olarak, spor sektöründeki aktörlerin dijital yeniliklere yatırım yapmaları ve bu dönüşüme uyum sağlamaları gerektiği vurgulanmaktadır. Bu çalışma, dijitalleşmenin spor pazarlamasına kattığı yenilikleri ve sektörün gelecekteki yapısal değişimlerini ortaya koymayı; ayrıca mevcut yöneticilerin bu değişime uyum sağlayacak şekilde kendilerini yenilemeleri gerektiğini önermeyi amaçlamaktadır.
- Research Article
- 10.7456/tojdac.1274847
- Jul 1, 2023
- Turkish Online Journal of Design Art and Communication
ÖZ Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan değişim ve dönüşümler iletişim çalışmalarında da farklı bakış açılarını beraberinde getirmiştir. Özellikle içerisinde bulunduğumuz dijital çağda kullanımı ve kullanıcı sayısı giderek artış gösteren platform kanallarında yayınlanan ünlü belgeselleri dikkat çekmektedir. Bununla birlikte söz konusu platformlar üzerinden yayınlanan ünlü belgesellerinin objektif bir belgesel mi yoksa bir halkla ilişkiler çalışması mı olduğu sorusundan hareketle gerçekleştirilen bu araştırmada hem nitel hem nicel bir yöntem olarak karşımıza çıkan Q metodu kullanılmıştır. İstanbul Beykent Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Gelişim Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi ve Esenyurt Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde görev yapan akademisyenler ile gerçekleştirilen çalışmada veriler PQMethod 2.35 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada dijital platformlarda yayınlanan ünlü belgesellerinin imaj ve itibar çalışması olduğu düşünüldüğü ve söz konusu belgesellerin sıkıcı oldukları gibi sonuçlar bulgulanmıştır.
- Research Article
- 10.20990/kilisiibfakademik.1333486
- Nov 30, 2023
- Akademik Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi (AKAD)
Öz Amaç: Çalışmanın amacı, City Break hareketinin yerel kalkınmanın sağlanmasında kamu politikası örneği olarak etkin bir turizm politikası olup olmadığının tespit edilmesidir. Tasarım/Yöntem: Araştırma konusunun derinlemesine incelenebilmesi için amaçlı örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Bu çerçevede araştırmanın örneklemini, Isparta bölgesindeki 13 turizm paydaşı oluşturmaktadır. Araştırma için yarı yapılandırılmış soru formu kullanılmış, veri toplama yöntemi olarak görüşme tekniği tercih edilmiştir. Elde edilen verilen Maxqda programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Analiz sonuçları City Break dahilindeki ziyaretçilerin Isparta’nın doğal ve kültürel yapısından etkilendiğini, ulaşım açısından avantajlı bir konumda olduğunu düşündüklerini; fakat City Break ziyaretçileri için yeterli düzeyde politika bulunmadığını göstermektedir. Aynı zamanda bilgiye ulaşım konusunda çevrimiçi bilgi ve iletişim sistemlerinin sıklıkla tercih edildiği ve gerçekleştirilen geziler sonrasında görüş ve düşüncelerin değerlendirildiği gözlenmektedir. Diğer sonuçlar ise kurumlar arası iş birliklerinin prosedür tabanlı olduğunu bununla birlikte kurumların sıklıkla yerel politika ve aktivitelere yöneldiğini göstermektedir. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde Isparta’nın City Break için zengin bir bölge olduğu ve kalkınma sürecinde City Break hareketlerinin etkin bir politika olarak tercih edilebileceği öngörülmektedir. Fakat cevaplar neticesinde Isparta’da City Break için yeterli çalışma ve aktivite yapılmadığı, kalkınmaya fayda sağlaması amacıyla bu alana yönelik kamu politikaları geliştirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Sınırlılıklar: Araştırma örneklemini, Isparta'daki turizm paydaşları oluşturmaktadır. Bu unsur araştırmanın temel sınırlılığını oluşturmaktadır. Özgünlük/Değer: Çalışma, yerel kalınma ile City Break Hareketi arasında ilişki kurması bakımından özgün bir niteliğe sahiptir. Anahtar Kelimeler: City Break Hareketi, Yerel Kalkınma, Kamu Politikası, Turizm Politikası
- Research Article
1
- 10.21076/vizyoner.1146306
- May 25, 2023
- Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi
Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaşanan hızlı değişim ve dönüşüm dalgası mobil teknolojileri hiç olmadığı kadar ön plana çıkarmıştır. Diğer teknolojik cihazlara kıyasla daha yüksek sahiplik oranı olan mobil cihazlar; vatandaşlar ve yerel yönetimler arasında, özellikle milenyum sonrasındaki dönemde, çağrı merkezleri, anlık mesajlaşma uygulamaları ve mobil uygulamalar gibi yeni iletişim kanalları açmıştır. Küresel ölçekteki erişim ve kullanım oranları göz önünde bulundurulduğunda mobil teknolojiler, çok sayıda vatandaşa/müşteriye erişme konusunda ciddi bir fırsat sunmaktadır. Kamu sektöründe daha düşük maliyetlerle daha iyi hizmet sunumu, verimlilik, hesap verebilirlik, şeffaflık, duyarlılık, yanıt verebilirlik ve geri bildirim ilkeleri çerçevesinde kurumsal kapasite sağlanması gibi avantajları olan M-Devlet ve M-Belediye çalışmaları günümüzde yeni bir demokratikleşme dalgasına neden olmaktadır. Bu çalışma ile kurumsal ve finansal açıdan görece güçlü olduğu düşünülen büyükşehir belediyelerinin mobil teknolojileri kullanım tarz ve düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, Türkiye’deki büyükşehir belediyelerinin bir M-Devlet ya da M-Belediyecilik aracı olarak kullandıkları anlık mesajlaşma uygulamaları, çağrı merkezleri üzerinden sundukları mobil hizmetler ve çok çeşitli başlıklarda geliştirdikleri mobil uygulamalar web hasadı yöntemi ile incelenmiştir. Sonuç olarak, mobil uygulama ve çağrı merkezi hizmetlerinin büyükşehir belediyelerince aktif olarak kullanıldığı ancak genel olarak anlık mesajlaşma programlarının (WhatsApp ve Telegram) çok aktif ve verimli olarak kullanılmadığı saptanmıştır.
- Research Article
- 10.31811/ojomus.1447918
- Jun 30, 2024
- Online Journal of Music Sciences
Bu araştırmada Türkiye’de reklam müziği alanında çalışmakta olan aranjörlerin bu konudaki görüşleri incelenirken, aranjörlerin oluşturduğu reklam müziklerinin iş geliş, planlama ile başlangıç ve bitişine kadar olan süreci, beklenen reklam müziklerinin içerik ve müzikal özellikleri ve elde edilen ürünlerin kalitesi ve geri bildirimlerine yönelik hususların neler olduğu üzerinde durularak, aranjörlük mesleği ve reklam müziği konularında daha detaylı bilgi edinilmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonuçları müzik bilimi alanında bundan sonraki yapılacak çalışmalara önemli bir veri oluşturacağı ve giderek gelişmekte olan reklam sektöründe yerini almak isteyen aranjör adaylarına ışık tutması açısından faydalı olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada model olarak nitel araştırma türlerinden fenomonoloji deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunun oluşturulmasında amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örneklem olarak seçilen 8 aranjör ile görüşmeler 24 maddelik bir yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan 8 aranjör katılımcı Türkiye’de 16 ila 26 yıldır aranjörlük mesleğinde yer alan ve en az 5 senedir özellikle reklam müziği konusunda çalışmakta olan müzisyenlerden seçilmiştir. Görüşme formunun oluşturulmasında katılımcıların fiziki ve teknik imkânları, bilgi ve donanımları, reklam müziğinin dikkat çekici özellikleri ve Türkiye’de reklam müziğinin güncel durumu boyutlarından yararlanılmıştır. Bu veriler doğrultusunda katılımcıların ortak ve farklı görüşleri belirlenerek veriler kodlanmış, birbirleriyle ilişkili kodlar birleştirilerek elenmiş ve temalar oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlar bulgular bölümünde tablolarla gösterilmiştir. Çalışma sonucunda, reklam müzikleri konusunda her geçen gün dünya standartlarına yaklaşıldığı ülkemizde, bu sektörde ortaya konan başarılı ürünler göz önünde bulundurularak; aranjörlük mesleği ile ilgili çalışmaların uluslararası düzeye taşınması ve daha geniş kitlelere hitap edilmesi amacı ile aranjörlük mesleği üniversitelere bağlı akademik birimlerde yer alması önerilmiştir.
- Book Chapter
- 10.58830/ozgur.pub532.c2191
- Dec 20, 2024
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ve dünyada Dijital Hizmet Vergisi (DST) uygulamalarını incelemektir. Dijitalleşme, bilgi ve süreçlerin dijital teknolojiler aracılığıyla dönüştürülerek daha verimli, daha hızlı ve daha erişilebilir hale getirilmesidir. Bilgisayar ve internetin yaygınlaşmasıyla birlikte dijitalleşme süreci hızlanmakta ve yeni iş modellerinin ortaya çıkmasıyla birlikte ekonomik sistemler değişmektedir. Yeni iş modelleri, mallar ve hizmetler arasındaki ayrımı bulanıklaştırmaktadır. Şirketler, özellikle de çok uluslu şirketler, merkezlerini düşük vergi oranlarına sahip ülkelerde kurabilmekte ve dünyanın herhangi bir ülkesine hizmet sunabilmektedir. Sonuç olarak ülkeler vergi gelirlerini kaybetmektedir. Birçok ülke OECD'nin öncülüğünde bu vergi kayıplarını önlemek için DHV uygulamalarını benimsemektedir. DHV şu anda 26 ülkede uygulanmakta ve 8 ülkede de uygulanması beklenmektedir. DHV'nin konusu, oranı ve kapsamı ülkeden ülkeye değişmekle birlikte amaç dijital hizmet sağlayan şirketleri vergilendirmek ve vergi kayıplarını önlemektir. Türkiye dijital hizmetlere nispeten yüksek bir vergi oranı uygulamaktadır (%7,5) ve vergi oranı yıllar içinde değişmese de dijital hizmetler vergisinin toplam vergi geliri içindeki payı artmaktadır.
- Research Article
- 10.58702/teyd.1623414
- Jun 15, 2025
- Toplum Ekonomi ve Yönetim Dergisi
Kent yapısı itibariyle durmadan gelişen ve içinde bulunan toplumu dönüştüren bir mekanizmaya sahiptir. Kent yapılarında meydana gelen değişiklikler toplumların yaşam biçimini de doğrudan etkilemektedir. Sanayi Devrimi’nden sonra kent yaşamında değişimler hız kazanmış, teknolojinin gelişmesiyle birlikte kentler adeta form değiştirmeye başlamışlardır. Bilgi ve iletişim teknolojisindeki ilerlemeler hem içinde yaşadığımız çağı hem de toplumu akıllı hale getirmeyi hedeflemektedir. Kirlilik, yetersizlik, güvenlik, ulaşım ve trafik gibi birçok kentsel soruna çözüm bulmayı ve yaşam kalitesini arttırmayı amaçlayan akıllı kentler, bir dizi gizlilik ve güvenlik sorununu da içerisinde barındırmaktadır. Bu çalışma, modern hayat geçiş sürecinde kentte yaşanan değişimlerle birlikte ortaya çıkan sanayi toplumunun özelliklerini ve ultra modern hayata geçiş süresinde oluşturulan akıllı kentler ile süper akıllı toplumun özelliklerini ortaya koymaya çalışır. Araştırmanın amacı akıllı kentlerin, Toplum 5.0 ya da süper akıllı toplum olarak ifade edilen geleceğin toplum yapısına verebileceği zararları incelemektir. Nesnelerin interneti, sensörler, yapay zekâ ve bulut gibi teknolojilerin akıllı kentlerdeki kullanımlarında oluşturabileceği riskler çalışmanın problem alanını yansıtmaktadır.
- Research Article
2
- 10.25295/fsecon.1392393
- Jan 28, 2024
- Fiscaoeconomia
Bilgi ve iletişim çağının getirdiği inovatif yaklaşımlar her geçen gün daha da yaygın hale gelmektedir. Ülkelerin endüstriyel süreçlerini, sürdürülebilir teknolojik alt yapı ile devam ettirmeleri hem sektörlere hem de toplumsal refaha katkı sağlamaktadır. Üretim teknolojilerinde gerçekleşen Endüstri 4.0’ın çıktılarından yararlanan Toplum 5.0’da toplumsal refaha, sosyal sorumluluğa ve tüm alanlardaki sürdürülebilir iyileştirmelere odaklanmaktadır. Sanayi devrimi ile başlayan ve Toplum 5.0 ile devam eden dönüşüm süreçleri ve teknolojik ilerlemeler; sürdürülebilir ekonomik koşullar, toplumların sosyal yaşamları ve refahları, hükümetler ve politika yapıcılar için önem arz etmektedir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yürütülen ve sürdürülebilir kalkınma amaçları kapsamında ele alınan teknolojik ilerlemeler, küresel çapta yeni istihdam alanları, enerji verimliliğini artırma gibi ekonomik ve çevresel sorunlara kalıcı çözümler bulabilmek için önemli bir yol olarak görülmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, BM sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden biri olan teknolojik ilerleme bağlamında ülkelerin Toplum 5.0’a ulaşma düzeylerini tespit etmektir. Bu amaçla ülkelerin Toplum 5.0 bağlamında hangi ülkelerle benzer özellikler gösterdiği ve gruplandığı araştırılmaktadır. Çalışmada 19 ülke için 2021 yılı verileri kullanılarak hiyerarşik ve hiyerarşik olmayan kümeleme analizi yapılarak iki yöntem sonuçları karşılaştırılmıştır. Hiyerarşik kümeleme analizi sonucunda 19 ülke dört kümede sınıflanırken hiyerarşik olmayan kümeleme analizi sonucunda ülkeler 2 kümede sınıflanmaktadır. Hiyerarşik kümeleme analizinin daha tutarlı sonuçlar verdiği düşünülmektedir. Buna sonuçlara göre Rusya ve Türkiye bir kümede gruplanırken, Çin tek başına bir kümede, Hindistan tek başına bir kümede yer almaktadır. Analize dâhil edilen diğer 15 ülke ise bir kümede gruplanmaktadır.
- Research Article
- 10.46464/tdad.1296530
- Dec 29, 2023
- Türk Deprem Araştırma Dergisi
Doğal afetler insan yaşamını olumsuz etkilediği için insanların afet okuryazarlığını artırıcı tedbirler alınır. Bu tedbirlerin öğretilmesindeki en hızlı yöntem bilgilendirme tasarımlarıdır. Uzman tasarımcıların doğru bilgi ve görseli başarılı şekilde kullandıkları profesyonel tasarımların hem zaman hem de maliyet açısından yüksek olabileceği için internette başarısız bilgilendirme tasarımları görülmektedir. Bilgilendirme tasarımı hazırlık sürecinde yapay zekâ teknolojisinin de kullanılabileceği hipoteziyle DALL-E yapay zekâ teknolojisiyle hazırlanan bilgilendirme tasarımları, uzman tasarımcılar tarafından hazırlanan bilgilendirme tasarımları ile GTİÖDF ölçeğiyle karşılaştırılmıştır. Ölçekten elde edilen veriler nicel yöntemle SPSS’de eşli t testi ile analiz edilmiştir. Böylece her iki uygulamadaki ortalamaların birbiriyle olan ilişkisi istatistiksel olarak anlamlılık bakımından incelenmiştir ve tasarımlar arasında fark olmadığı anlaşılmıştır. Bu yüzden doğal afet okuryazarlığını artırmaya yönelik hazırlanacak bilgilendirme tasarımlarında yapay zekâ teknolojisinin kullanılabileceği ispatlanmıştır.
- Research Article
- 10.37697/eskiyeni.1566293
- Jun 30, 2025
- Eskiyeni
Bu makale, Kâsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî (öl. 590/1194) tarafından nakledilmekle birlikte İbnü’l-Cezerî’nin (öl. 833/1429) eleştirdiği ve tedrisatta yer vermediği bazı kıraat vecihlerini konu edinmektedir. Bu yönüyle araştırmada, Şâtıbî ve İbnü’l-Cezerî gibi kıraat ilminin iki simge şahsiyeti arasında mukayese yapılmakta, aralarındaki ihtilaflar değerlendirilmektedir. Böylelikle ihtilafların arka planındaki nedenlerin açığa çıkarılması hedeflenmektedir. Araştırmanın esasını teşkil eden bu vecihlerin değerlendirilmesi esnasında, Şâtıbî ve İbnü’l-Cezerî’nin şahsî çalışmaları temel müracaat kaynağıdır. Ayrıca ilgili vecihlerin kahir ekseriyetine yaklaşımlarının büyük oranda zıt olması sebebiyle hem Meşrik hem de Mağrib ekollerinin öncü âlimlerinin eserlerine aynı anda başvurulmuştur. Öncelikle ihtilafa konu olan on bir vecih tespit edilmiş, ardından bunların nedenlerinin izi sürülmüştür. Son olarak söz konusu fikir ayrılıkları, kıraatlerin mevsukiyeti paralelinde izaha çalışılmış ve anılan vecihlerin hem geçmiş hem de günümüz kıraat öğretimi faaliyetlerindeki durumları bir sonuca bağlanmıştır. Belirtilen amaç, kapsam, yöntem ve kaynaklar muvacehesinde araştırmaya konu olan vecihlerdeki fikir ayrılıklarının tamamının, Şâtıbî’nin, Dânî’nin et-Teysîr’inin muhtevasını aşarak Ḥırzü’l-emânî’ye eklediği ziyade rivayetlerden kaynaklandığı kanaatine varılmıştır. İbnü’l-Cezerî’nin, söz konusu on bir vechin tamamını reddettiği anlaşılmıştır. Kıraat farklılıkları sahasında kalem oynatan müelliflerin, üzerinde durulan vecihler noktasında Şâtıbî’den ziyade İbnü’l-Cezerî’ye yakın oldukları saptanmıştır. Yine iki mühim âlim tarafından taban tabana zıtlık arz eden bu vecihlerin, kıraat farklılıkları geleneğinin çok tali boyutlarına tekabül ettiği görülmüştür. Dolayısıyla bu ihtilaftan hareketle kıraatlerin güvenilirliğinin zedelenemeyeceği ortaya konmuştur. Kıraat ekollerinin, bazen diğer ekolü taklit ettiğine ve daha muteber bulduğuna şahit olunmuştur. Bu vecihler özelinde Şâtıbî’nin rivayetlerine klasik kıraat farklılığı eserlerinde yer verilmesine rağmen eda bakımından Şâtıbî’ye genel bir muhalefetin bulunduğuna rastlanmıştır. Bu muhalefetin; her ekol, her meslek, aşere ve takrib olmak üzere her tarik için geçerli olduğu tespit edilmiştir. Bu manada Türkiye’de de İbnü’l-Cezerî’nin rivayetlerinin tedavülde bulunduğu gözlemlenmektedir.
- Ask R Discovery
- Chat PDF
AI summaries and top papers from 250M+ research sources.