Aydınlanmanın Araçsal Aklına Karşı Yeni Bir Düşünme Olanağı: Odysseus’a Karşı Salur Kazan
Aklın tabiat karşısındaki pozisyonu, kültür tarihi boyunca insanlığa dair ileri sürülen hâkim kavrayışlara yön veren temel kriterlerden biridir. Aydınlanmacı akla yönelik eleştirilerini Platoncu geleneği merkeze koymak suretiyle temellendiren Nietzsche’ye göre Batı’nın temel yanılgısı, insanı doğadan ayıran bir şey olduğu düşüncesine dayanan Platoncu ikili karşıtlıklar dünyasından kurtulamamak olmuştur. Adorno ve Horkheimer’a göre bireyin tarihi, onun bu ayrılık fikri karşısında aldığı etik pozisyonlar dolayımıyla yazılmaktadır. Adorno ve Horkheimer, söz konusu geleneği temsil eden ve Batı medeniyetinin yaşamsal kodlarına sirayet eden kültür-tabiat ikiliğinin ilk örneklerinden birinin Homeros’un yarattığı Odysseus karakterinde hayat bulduğunu iddia ederler. Odysseus’un kurnaz tavırları, zafere giden yolda eylendiği sürece meşru kabul ettiği davranışları, doğaya egemen olmayı insan için mutlak yarara indirgeyen kendine özgü bakış açısı, Batı’nın modern aydınlanmacı bireyinin ilk örneği gibi görünür. Aklın, doğa-insan diyalektiğinin ötesinde ele alınmasına yönelik Nietzscheci beklenti ise Horkheimer’ın deyimiyle ‘Batı’nın tescilli gerçekleriyle’ şekillenen Homerik kültürün dışında, tabiata değer atfeden ama bu değerleri tabiatın ona bahşettiği yetenekler dolayımıyla üreterek aklı, tabiat-kültür karşıtlığının momenti olarak değerlendirmeyen bir anlayışa, başka bir düşünsel ve toplumsal evrene dairdir. Bu düşünceye çok yakın bir kavrayışa, Dede Korkut Kitabı’nın on üçüncü boyunda rastlamaktayız. Dede Korkut Kitabı’nın 2019 yılında Prof. Dr. Metin Ekici tarafından bilim dünyasına tanıtılan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” adlı on üçüncü boyu, Batı’nın aydınlanmacı düşünme sistemlerini domine eden Platoncu geleneğin karşısında bizlere bambaşka bir felsefi pozisyonu önermektedir. Bu çalışmada iddiamız odur ki Dede Korkut Kitabı’nda Oğuzların beylerbeyi olarak geçen Salur Kazan, Nietzscheci akıl eleştirisinin ve bu eleştiriden destek alan Adorno ve Horkheimer’ın hedefindeki Odysseus karakterinin karşısında, aydınlanmacı akıl eleştirisinden muaf tutulabileceğini söylediğimiz, kültür tarihinde kaos ile kozmos ikiliğinin ve tabiat ile onun görünüşteki karşıtının yeniden ele alınmasına, aydınlanmacı tutumun baskın motiflerinin karşısında tümüyle farklı bir düşünme geleneğinin tahayyül edilebilmesine olanak tanıyan bir kahraman tipi olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışma boyunca, Odysseus ile Salur Kazan karakterleri arasında kurulan karşıtlığın kuramsal temelleri, çıkış noktasını Nietzsche’nin aydınlanmacı akıl eleştirisinde bulan Adorno ve Horkheimer’ın aydınlanmış birey eleştirisi bağlamında ele alınmıştır. Söz konusu kuramsal tartışmadan elde edilen sonuçlar göstermektedir ki Adorno ve Horkheimer’ın Odysseus karakterini takip etmek suretiyle emek sömürüsü, tabiat istismarı ve kültürel yozlaşma gibi başlıklar altında ortaya koydukları Odysseia okumalarının karşısına, bu eleştirilerin bir karşıt tezi olarak Dede Korkut Kitabı’nda yer alan Salur Kazan karakteri getirilebilir. Eserde Salur Kazan’ın karşılaştığı olağanüstü olaylarda Odysseus’un aksine toplumsal faydayı başa koyan erdemli davranışları ile kültür-tabiat ikiliği karşısında aldığı pozisyonlar, Adorno ve Horkheimer’ın Odysseus karakterine yönelik getirdikleri kuramsal eleştirilerin karşısında yeni bir olanağı temsil eder.
- Research Article
- 10.46250/kulturder.1298645
- Sep 10, 2023
- Kültür Araştırmaları Dergisi
Kamran Aliyev'in Dede Korkut destanları üzerine yaptığı çalışma, Dede Korkut araştırmalarına önemli bir katkı sağlamıştır. Bu kitap incelemesi, Aliyev'in çalışmasının özet bir değerlendirmesini sunar. Aliyev'in araştırması, Dede Korkut boylarındaki belirli noktalara odaklanarak, geleneksel analizlerin ötesine geçmeyi hedeflemiştir. Yazarın yaklaşımı, Dede Korkut anlatılarına farklı bir bakış açısı; Dede Korkut metinlerinin derinliklerine inerek, yeni bir anlayış ve yorum sunmaktadır. Aliyev'in kitabı, sadece akademik bir çalışma olmanın ötesinde, keyifli bir okuma deneyimi de verir. Yazarın anlatı üslubu, okuyucuyu cezbeden, Dede Korkut anlatılarına dair farklı bir perspektife sahiptir. Bu nedenle kitap, Dede Korkut anlatılarına ilgi duyanlar için değerli bir kaynak ve okuma materyalidir. Sonuç olarak, Aliyev'in Dede Korkut destanları üzerine yaptığı çalışma, Dede Korkut araştırmalarında önemli bir yer tutar.
- Research Article
- 10.51531/korkutataturkiyat.1312571
- Jun 30, 2023
- Korkut Ata Türkiyat Araştırmaları Dergisi
Kopuzun mucidi ve ozanların piri olan Korkut Ata/ Dede Korkut, Türk dünyasının bilge tiplerinden; Dede Korkut Hikâyeleri de Türk kültürünün en zengin kaynaklarındandır. Osmaniye, parçası olduğu Türk toplumunun ortak değerlerinden olan bu bilgesini ve eserini kültürel kodları içinde korumuş, geleceğe taşımak için çaba göstermiştir. Bilge tipinin özelliklerine sahip kişiler, “devrin Dede Korkut’u” olarak adlandırılmış ve toplantılarda söz sahibi olmuşlardır. Osmaniye ili ve çevresi tarih boyunca çeşitli Türk boylarının yerleşim alanı olmuştur. Bunlardan Ulaşlı ve Kınık isimlerine Dede Korkut Hikâyeleri’nde de rastlanmaktadır. Bölgede hayvancılığa bağlı konargöçer yaşam biçimini sürdüren aşiretler varlıklarını ve kültürlerini günümüze gelinceye kadar devam ettirmişlerdir. Hikâyelerde anlatılan sosyokültürel hayatla bölge kültürü arasındaki benzerlikler oldukça belirgin ve fazladır. Toplumsal yapıda, ekonomik faaliyetlerde, törenlerde bunları görmek mümkündür. Osmaniye’de canlılığını koruyan âşıklık geleneği içerisinde Dede Korkut tipi ve Dede Korkut Hikâyeleri değer görmüş, üretilen eserlerde konu olarak işlenmiştir. Bölgede anlatılan halk hikâyelerinde Dede Korkut Hikâyeleri’nin izlerine rastlanmaktadır. Nitekim, Bey Beyrek Hikâyesi’nin varyantlarından biri de Osmaniye’den derlenmiştir. Bölgede Dede Korkut Hikâyelerinde geçen Dede, Korkut, Ulaş, Burla, Selcen, Beyböğrek, Boğaç gibi şahıs isimlerine ve bu isimlerin kaynaklık ettiği Ulaşlı, Bayındırlı, Gökçedağ, Korkut Ata gibi yer isimlerine rastlanmaktadır. Tarihî ve kültürel bağlara ek olarak Korkut Ata ismini alan üniversitenin açılması, bir dönüm noktası olmuştur. 24 Ekim 1996 tarihinde il olan Osmaniye’de üniversite kurulması özlemi doğmuş, 2000 yılından itibaren de üniversitenin adının Korkut Ata olacağı dillendirilmeye başlamıştır. “Korkutata” adıyla yerel bir gazete yayın hayatına başlamış, diğer gazeteler de yaptıkları haberlerle konuyu gündemde tutarak destek olmuşlardır. 29 Mayıs 2007 tarihinde Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinin kurulmasıyla birlikte bölgedeki Korkut Ata/ Dede Korkut ile ilgili kültürel çalışmalar hız kazanmıştır. Korkut Ata/ Dede Korkut ismi gerek özel gerekse kamuya ait kurum ve kuruluşlarda yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Şehre ve üniversite kampüsüne Korkut Ata heykelleri dikilmiş; heykellerin kaide ve çevresinde hikâyelerde geçen isimlere, sözlere yer verilmiştir. Üniversite bünyesinde konuyla ilgili makaleler üretilmiş, konferanslar verilmiş, sempozyum planlanmış, paneller düzenlenmiş, broşür ve internet sayfası hazırlanmıştır. Karatepe Kilim Kooperatifi ile iş birliği yapılarak Korkut Ata temalı kilimler dokutulmuş, magnetler yaptırılmış, üniversite kütüphanesi içerisinde Dede Korkut Köşesi oluşturularak burada kitap, pul, hatıra para, sapan gibi maddi unsurlara yer verilmiştir. Taşıdığı ismi tanıtıp yaşatmayı misyonlarından biri olarak gören üniversite; Türk dünyasının ortak değeri ve kültür mirası olan Korkut Ata/ Dede Korkut’a sahip çıkmaya, bu çerçevedeki kültürel mirası ulusal ve uluslararası düzeyde canlı tutarak gelecek nesillere aktarma çalışmalarına devam etmektedir. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinin büyümesi ve gelişmesine bağlı olarak çağın gereklerine göre yerel, ulusal ve küresel ölçekteki paydaşlarla iş birliği içerisinde çalışmalar derinlik ve çeşitlilik kazanacaktır. Makalede, Türk dünyasında önemli yer tutan Korkut Ata / Dede Korkut ile Dede Korkut Hikâyeleri’nin Osmaniye’deki iz düşümlerini literatür taraması ve alan araştırması yöntemleriyle ortaya koyup değerlendirmek amaçlanmaktadır.
- Research Article
- 10.20322/littera.1638843
- Jul 31, 2025
- Littera Turca Journal of Turkish Language and Literature
Dede Korkut hikâyeleri, İslamiyet etkisindeki dönemde yazıya geçirildiği için Şamanist inanç izlerinin yanı sıra İslamî unsurlar da barındırmaktadır. Kilisli Rifat’ın Kitab-ı Dede Korkud adlı eseri, Dede Korkut hikâyelerinin Türkiye’deki ilk yayımı olarak kabul edilmektedir. “Basat’ın Tepegöz'ü Öldürdüğü Boy” adlı hikâye, Dede Korkut’ta yer alan on iki hikâyenin sekizincisidir. Hikâyede Basat isminde bir gencin Tepegöz adlı tek gözlü bir devi öldürmesi anlatılır. Gayrimeşru bir ilişkiden doğmuş olan Tepegöz, Oğuzların başına bela olmuştur. Kökeni mitolojik unsurlara dayanan bu anlatıda, Tepegöz karakteri üzerinden insan ve doğa arasındaki ilişki vurgulanır. Basat karakteri ile Dede Korkut'ta sıkça yer alan kahramanlık ve cesaret temaları işlenirken Tepegöz karşı değerleri temsil etmiştir. Tepegöz ile fiziksel açıdan benzerlik gösteren yaratıklara rastlanabilen bir diğer anlatı ise Homeros’in Odysseia’sıdır. Oğuz destanındaki Tepegöz ile Homeros’in Odysseia’sındaki Polyphemus adlı karakterlerin olumsuz değerleri sembolize etme ve toplumdan dışlanma gibi yönleri sebebiyle birbirleriyle benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Tek gözlü bir fiziksel görünüşe sahip, dev gibi bir yaratık olduğu için Tepegöz, Polyphemus gibi, bir kiklop olarak sınıflandırılmıştır. Destanlar arasındaki paralellik yalnızca karakterlerin fiziksel özellikleriyle sınırlı değildir. Her iki anlatıda belirtilen karşıt değerleri temsil eden karakterlerin toplumdan uzakta yer alan mağarada savaştıkları bir kahraman tarafından gözlerinin kör edilmesi ile sona eren olay örgüsü büyük ölçüde koşutluk göstermektedir. Bu çalışmada “Basat’ın Tepegöz’ü Öldürdüğü Boy” adlı Dede Korkut hikâyesi Tepegöz karakterinin özellikleri bakımından incelenmiş ve Tepegöz, başta Homeros’in Polyphemus’u olmak üzere kiklop olarak sınıflandırılmış olan başka yaratıklarla karşılaştırılmıştır. Aynı zamanda diğer akademik yayınlarda tespit edilmiş olan, Tepegöz’ün anlatısında hikâyenin diğer bölümleriyle tutarsız bir şekilde işlenen yüzük motifi; Homeros’in “guest gift” temasıyla ilişkilendirilip önceden ortaya koyulmuş çalışmalara da değinilerek açıklanmış ve iki anlatının ana karakterleri arasındaki farklılıkları izah etmek için kullanılmıştır.
- Research Article
- 10.12981/mahder.1332731
- Sep 11, 2023
- Motif Akademi Halk Bilimi Dergisi
Dede Korkut Kitabı’nın Dresden ve Vatikan nüshalarında müştereken yer alan Kazılık Koca Oğlu Yegenek Boyu’nun ana izleğini tutsak düşen babasını esaretten kurtarmak için yola çıkan kahramanın mücadelesi oluşturur. Yegenek’in babası olan Kazılık Koca aynı zamanda Bayındır Han’ın veziridir. Ancak Kazılık Koca, “koca” ünvanına ve vezirlik makamına uygun düşmeyen bir hareket tarzıyla eylemde bulunarak Yegenek doğmadan önce Düzmürd Kalesi’nin hâkimi Arşın Direk Tekür’e tutsak düşer. Yegenek on beş yaşına geldiğinde babasının Düzmürd Kalesi’nde tutsak olduğunu öğrenince Bayındır Han’dan destur alarak babasını kurtarmak üzere sefere çıkar. Yegenek’in hareket tarzı babası Kazılık Koca’dan da dayısı Emen’den de yanına yoldaş olarak aldığı yirmi dört Oğuz beyinden de farklıdır. Fiziksel ve askerî gücünü stratejik akıl, birliktelik şuuru, tevekkül ve inanç gibi pozitif değerlerle pekiştiren Yegenek diğer Oğuz beylerinin başaramadığını başarır ve Arşın Oğlu Direk Tekür’ü mağlup eder. Böylece Yegenek kendinden önceki kahramanlar neslini kendi mücadele yöntemleri çerçevesinde bir araya getiren yeni bir kahraman tipinin temsilcisi olarak öne çıkar. Ayrıca Yegenek’in mücadelesi arketipsel sembolizm açısından yoğun göndermeler içerir. Dolayısıyla bu çalışmada Yegenek’in mücadelesi, bir taraftan Oğuz’un kolektif varoluş mücadelesinin bir parçası olarak ele alınırken bir taraftan da bireyin bilinçdışı alanı keşfetme ve daha önce bilinç tarafından bu alana itilmeye çalışılan olumsuz özelliklerle yüzleşme süreci olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca Yegenek’in Düzmürd Kalesi’ne doğru yol alırken gördüğü rüya, onun erginlenme sürecinin önemli aşamalarından biri olarak ele alınarak incelenmiştir.
- Research Article
- 10.62068/visbid.1393657
- Dec 30, 2023
- Van İnsani ve Sosyal Bilimler Dergisi
Antropolojik ve arkeolojik araştırmalarda elde edilen fosil ve kültürel materyal verilerinin işlenebilmesi için farklı yöntemler uygulanmaktadır. Dijital yöntemler ve bilgisayar yazılımları da kazı ve yüzey araştırması çalışmalarında kullanılmaktadır. Coğrafi Bilgi Sistemlerinin (CBS) de antropoloji ve arkeoloji bilimleri tarafından son yıllarda yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Coğrafi bilgi sistemleri araçlarıyla kazı alanlarında elde edilen antropolojik ve arkeolojik verilerin mekansal verilerle birlikte işlenmesine olanak sağlamaktadır. Bu araştırma kapsamında antropoloji ve arkeoloji araştırmalarında coğrafi bilgi sistemlerinin kullanılabilmesi için uygun olan yazılımlar ve yöntemlerden bahsedilmektedir. Bu araştırmada coğrafi bilgi sistemleriyle analiz yapabilmek için ArcGis, Qgis, Voxler ve Surfer yazılımlarından faydalanılmıştır. Kullanılan CBS araçlarının sağladığı avantajlar İnkaya Mağara’sı örnek gösterilerek açıklanmaktadır. Elde edilen analiz sonuçları coğrafi bilgi sistemlerinin arkeolojik ve antropolojik araştırmalarda kullanılabilirliğini göstermektedir.
- Research Article
- 10.20491/isarder.2024.1834
- Jul 4, 2024
- Journal of Business Research - Turk
Amaç –Örgütsel ortamda iş ile ilgili bilgi ve üretim teknolojisinin kullanımına yönelik ortaya çıkan yüksek düzeyde baskı ve çeşitli nedenlerden dolayı oluşan adaptasyon sorunları çalışanda önemli düzeyde yetersizlik duygusu oluşturabildiği ve bu durumun da çalışanda psikolojik stres durumunu ortaya çıkardığı söylenebilir. Literatürde teknostres olarak adlandırılan bu durum bireysel ve örgütsel amaçların gerçekleştirilmesinde etkili olan çalışan performansını önemli derecede etkileyen kavramlardan biri olarak görülmektedir. Bu düşünceden hareketle bu çalışma teknoloji yoğun bir ortamda, sürekli yüksek çalışma temposu gerektiren ve bu açıdan oldukça stresli bir çalışma atmosferine sahip olan mutfaklarda çalışanların teknostres düzeyleri ile bireysel iş performansları arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Yöntem –Araştırma evrenini ülkemizdeki tüm mutfak çalışanları oluşturmaktadır. Mutfak çalışanı sayısının oldukça fazla olması nedeniyle araştırma sonucunda daha objektif ve güvenilir sonuçlara ulaşabilmek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmış ve anketler kartopu örnekleme yöntemiyle mutfak çalışanlarına ulaştırılmıştır. Uygulama sonucu elde edilen 485 veri analize dahil edilmiştir. Bulgular –Elde edilen araştırma sonuçlarına göre; teknostres ile bireysel iş performansının hem toplamında hem de tüm alt boyutlarında düşük ve orta düzeyli ilişkiler söz konusudur. Ayrıca mutfak çalışanlarının cinsiyetleri, medeni durumları, yaşları, eğitim durumları ve sektördeki deneyimleri ile teknostres düzeyleri ve bireysel iş performansları arasında önemli düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Tartışma –Elde edilen sonuçlar teknolojinin yarattığı stresin çalışanların iş performansında ne kadar önemli bir aracı olduğunu ortaya koymuş ve bu kapsamda çalışma sonucunda mutfak yöneticilerine teknostresi azaltıcı ve iş performansını artırıcı önerilerde bulunulmuştur.
- Research Article
1
- 10.48174/buaad.1178309
- Jun 30, 2023
- Bayterek Uluslararası Akademik Araştırmalar Dergisi
Araştırmada Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan Dede Korkut Hikâyeleri ve Oğuz Kağan destanında geçen tabiatüstü unsurları, olay örgülerine, zaman-mekân unsurlarına, kahramanların özelliklerine değinilerek mukayeseli incelemesi yapılmıştır. Dede Korkut Hikayeleri ve Oğuz Kağan destanından hareketle Türk milletinin kültürü, köklü tarihi, inancı ve yaşayışından izler aktarılmaya çalışılmıştır. Tabiatüstü unsurlar birçok olay, durum ve kişi üzerinden ortaya konulmaktadır. Savaş meydanlarındaki sıra dışı galibiye, doğaüstü varlıklar, dini kahramanların varlığı, ölülerle devam bağlar, rüya, Hızır’ın yardımı, Tanrı’ya edilen dualar, kadın unsuru ve dikkat çekici kahramanlıklar bunlardan bazılarıdır. Bireyin olağanüstü düzey karşısında içine düştüğü kararsızlık duygusuna dayanan fantastik anlatılar, eğlendirici anlatılar olmaktan öte bireyin bilinçaltı ve bilinçdışında toplumsal normlar tarafından bastırılmış duygularının açığa çıktığı anlatılardır. Bireyin gerçek dünyada bastırılmış duygu ve eylemlerini, olağanüstü unsurlarla birleştirilmiş kurmaca bir dünya içinde sunması insanlık tarihi kadar eskidir. Anlatılarda doğaüstü fiziksel görünüm ve güce sahip insan kahramanlar dışında, dramatik aksiyon içinde karşıt değer olarak beliren yarı insan dışı varlıklar da mevcuttur. Söz konusu doğaüstü sayılabilecek insan dışı varlıklar (Peri kızı, Tepegöz), doğaüstü güce sahip hayvanlar (kara deve, kara boğa ve kara aslan) ve olağanüstü güce sahip insanlar arasındaki mücadelelerin konu edinildiği anlatılarda, coşku ve merak duygusu tepede tutulur. Türk milletinin tarihinde diğer milletlerde olmayan tabiatüstü özelliklerin gerçekliğine ilişkin algıların oldukça güçlü olduğu belirlenmiştir. Oğuz Kağan ve Dede Korkut hikâyelerindeki kahramanlar başta olmak üzere Türk destanlarından çıkan kahramanlar Türk tarihinin her döneminde gerçek bir kahraman olarak ete kemiğe bürünmüştür. Araştırmada Dede Korkut Hikâyeleri ve Oğuz Kağan destanında yer alan tabiatüstü unsurlar olay-kahraman unsuru üzerinden örnekler verilerek yorunlanmış ve analiz edilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda her iki kaynakta yer alan doğaüstü unsurlar aracılığıyla Türk milletinin her türlü zorluktan çıkabileceğine dair güçlü bir mesajın verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
- Research Article
3
- 10.31671/doujournal.1356008
- Nov 9, 2023
- Doğuş Üniversitesi Dergisi
İşletmeler ya da yeni bir iş girişiminde bulunacak kişiler tarafından yürütülen pazarlama faaliyetleri, teknolojik gelişmelerin ışığında, dijital araçların kullanımıyla yeniden şekillenmiş, bu da dijital pazarlama kavramını ortaya çıkarmıştır. Araştırmanın amacı, işletmelerin ya da yeni bir iş girişiminde bulunacak kişilerin dijital pazarlama yönetiminde kullanabileceği etkin ve etkili stratejilerinin SWARA yöntemi ile önceliklendirilmesidir. Bu amaçtan hareketle, dijital pazarlama stratejileri ve e-ticaret konularında sektörde eğitim veren akademisyenlere, SWARA yönteminin ihtiyacı olan kriter değerlendirme formu hazırlanmış ve bu değerlendirmeler ışığında sonuçlar tartışılmıştır. Araştırma sonucunda, dijital pazarlama strateji seçiminde sırasıyla birinci sırada arama motoru pazarlaması, ikinci sırada sosyal medya pazarlaması, üçüncü sırada içerik pazarlaması ve devamında tıklama başına ödeme, bloglar, viral pazarlama, e-posta pazarlaması, satış ortaklığı, çevrimiçi reklamcılık, text mesajları yer almıştır. Araştırmanın, dijital pazarlama strateji seçiminde yardımcı bir yöntem sunması dolayısıyla, hem literatüre hem sektöre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bunun yanı sıra, SWARA yönteminin diğer çok kriterli karar verme yöntemleriyle birleştirilmesi ilerde yapılacak çalışmalar için fayda sağlayacaktır.
- Research Article
2
- 10.28948/ngumuh.1310577
- Sep 14, 2023
- Ömer Halisdemir Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
Bu çalışma, düşük maliyetli GNSS (Küresel Uydu Navigasyon Sistemi) gözlemlerine dayalı RT-PPP (Gerçek-Zamanlı Hassas Nokta Konum Belirleme) tekniğinin konum belirleme performansının araştırılmasını ve yönteme çoklu-GNSS gözlemlerinin katkısını sunmaktadır. Çalışmada, iki adet düşük maliyetli u-blox ZED-F9P alıcısı ve ANN-MB-00 anteni kullanılarak statik ve kinematik modda iki farklı deney gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen iki deney setinde de GPS (Küresel Konum Belirleme) ve GPS+Galileo gözlemlerine dayalı olarak IGS03 akışından elde edilen gerçek-zamanlı hassas yörünge ve saat düzeltmelerinden elde edilen ürünlerle RT-PPP çözümleri gerçekleştirilmiş ve bu sonuçlar, GPS+Galileo gözlemlerine dayalı RTK (Gerçek-Zamanlı Kinematik) verileri ile karşılaştırılmıştır. Statik modda gerçekleştirilen deneyin bulguları, çoklu-GNSS gözlemlerinin sadece-GPS gözlemlerine kıyasla yaklaşık olarak 30 dakika daha erken yakınsadığını ve sağa, yukarı ve h bileşenleri için sırasıyla 3, 11 ve 6 cm mertebesinde daha doğru konum bilgisi sağladığını açıkça göstermektedir. Kinematik deney sonuçları ise çoklu-GNSS gözlemlerinin tek sisteme kıyasla elde edilen konum doğruluğunu yatay ve düşey bileşenler için sırasıyla %33 ve %25 oranında iyileştirdiğini ifade etmektedir. Ancak, her iki deneyden elde edilen sonuçların dm mertebesinde olduğu göz önüne alındığında, düşük maliyetli GNSS gözlemlerine dayalı RT-PPP tekniğinin yüksek doğruluk gerektiren jeodezik uygulamalarda yeterli olmayacağını, buna karşılık navigasyon uygulamaları için yeterli doğruluk sağladığı açıktır.
- Research Article
- 10.37217/tebd.1366180
- Dec 29, 2023
- Türk Eğitim Bilimleri Dergisi
Bu çalışmada, geçmişte ya da şu anda flört ilişkisi deneyimi olan yetişkinlerin, ilişkilerinde maruz kaldıkları şiddet durumlarını belirlemeye yönelik Flört Şiddeti Yaşantıları Ölçeği’nin (FŞYÖ) geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubu 18 yaş üstü bekâr bireylerden oluşmakta olup Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) için 465, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için 467, ölçüt bağıntılı geçerlik için 122 katılımcı ile çalışılmıştır. Geçerlik incelemeleri kapsamında kullanılan AFA sonuçları, geliştirilen ölçeğin 51 maddeden oluşan 6 alt boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ve bu yapının toplam varyansın %69,45’ni açıkladığını göstermiştir. Bu alt boyutlar Psikolojik Flört Şiddeti (PFŞ), Fiziksel Flört Şiddeti (FFŞ), Cinsel Flört Şiddeti (CFŞ) Ekonomik Flört Şiddeti (EFŞ), Dijital Flört Şiddeti (DFŞ) ve Stalking-Israrlı Takip’tir (S). DFA sonucunda ise elde edilen uyum indekslerinin (χ2/sd=3,86; SRMR=0,080; CFI=0,89; IFI=0,89; NFI=0,86; RFI=0,85 ve RMSEA=0,078) kabul edilen referans değerler aralığında olduğu saptanmış ve AFA ile elde edilen faktör yapısının doğrulandığı görülmüştür. Güvenirlik incelemeleri sonucunda elde edilen alfa iç tutarlık katsayıları ise; FFŞ alt ölçeği için .97, PFŞ için .89, CFŞ için .93, EFŞ için .91, DFŞ için .92, S için ise .87’dir. Ölçeğin bütünü için tabakalı alfa katsayısı ise .95’tir. Elde edilen sonuçlar FŞYÖ’nün bekâr yetişkinlerde flört şiddeti deneyimlerini belirlemede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir düzeyde bir ölçüm aracı olduğunu göstermektedir.
- Research Article
- 10.31466/kfbd.1480163
- Dec 15, 2024
- Karadeniz Fen Bilimleri Dergisi
Bu araştırmada, yeni bir bileşik olan Bis{(E)-2-((3-bromofenilimino)metil)-4,6-di-tert-bütilfenolato-N,O-}bakır(II) (PMTB)2Cu sentezlendi. (PMTB)2Cu bileşiği FT-IR, UV-Vis, X-ışını kırınım spektroskopisi, DFT ve Hirshfeld yüzey analiz yöntemleriyle karakterize edildi. Ayrıca elde edilen sonuçlar arasındaki uyumluluk ve farklılıklar değerlendirilerek teorik ve deneysel veriler karşılaştırılmıştır. (PMTB)2Cu bileşiği için biyolojik aktivitesi, fizikokimyasal, lipofilik, suda çözünürlük, farmakokinetiği ve ilaca benzerliği çevrimiçi bir SwissADME programı ile araştırıldı. Bileşiğin moleküler kenetleme çalışmaları yapıldı. (PMTB)2Cu bileşiğinin Liyaz hedef sınıfındaki karbonik ahidraz II (CA2) hedefi ile etkileşim verdiği belirlendi. CA2 enzimi kırmızı kan hücrelerinde, hayvanların diğer bölgelerinde ve bitkilerde bulunur. Kana karışan karbondioksit CA2 enzimi ile karbonikaside dönüştürülür. İyonlarına ayrışan karbonikasid kana karışarak pH dengesini sağlar Asit-baz dengesi, kardiyovasküler uyumluluğun düzenlenmesi, sindirim, hücre bölümleri arasındaki iyon değişimi ve değişik enzimatik reaksiyonlar için gerekli bikarbonatın sağlanması gibi çeşitli görevlerin gerçekleşmesinde rol almaktadır. Autodock4 ve Discovery studio görselleştirme programlarından elde edilen sonuçlar, sentezlenen bileşiğin CA2 enzimi ile uyumlu sonuç verebileceğine ışık tutmaktadır.
- Research Article
- 10.37217/tebd.1425310
- Aug 30, 2024
- Türk Eğitim Bilimleri Dergisi
Bu araştırma ile lise 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinin adalet değerini içselleştirme düzeylerini belirlemeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ankara il merkezindeki bir devlet lisesinde (Anadolu lisesi) öğrenim gören 272 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen verilerin analiz edilmesinde bilgisayar destekli istatistik programı kullanılmıştır. İlk etapta 165 öğrenciye uygulanan 35 maddelik taslak ölçeğin Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ile altı faktörlü bir yapı gösterdiği tespit edilmiştir. Daha sonra elde edilen bu altı faktörlü yapının örneklem ile uyumunu test etmek için yenilenen form 107 öğrenciye daha uygulanmış ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) sonucunda bazı faktörler birleştirilerek 22 maddeden oluşan üç faktörlü yeni bir ölçek yapısı elde edilmiştir. Ölçeğin tamamına ilişkin Cronbach Alfa değeri 0,85 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen yeni ölçek yapısı gerek Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) uyum iyiliği testleri, gerek faktör yükleri, gerek madde analizleri gerekse güvenirlik düzeyi açısından iyi ve tatmin edici sonuçlar vermiştir. Ölçeğin lise öğrencilerinin adalet değerini içselleştirme düzeyinin belirlenmesine ve değer eğitimi uygulamalarının geliştirilebilmesine fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
- Research Article
- 10.12981/mahder.1553004
- Mar 19, 2025
- Motif Akademi Halk Bilimi Dergisi
İletişim, elektronik teknolojilerin artmasıyla organik bağlamından uzaklaşarak sanal bir form kazanmıştır. Ortaya çıkan sanal haberleşme, yeni bir iletişim biçimi olmasının yanında halk sanatıyla bağlantılı kültür çıktılarının üretim, aktarım ve dönüşüm mekanizmalarını da dijitalleştirmiştir. Bunun sonucunda beliren dijital uzamlar, söz konusu ortamda güç kazanan fenomenleri (sosyal etkileyiciler) doğurmuştur. Sosyal medya uygulamalarıyla birlikte toplumsal figürlere dönüşen fenomenler ve bu olguyla stilize olan etkileşim bağlamları halkbilim araştırmalarının odaklandığı problem alanlarından biri haline gelmiştir. Çalışmada, iletişim teknolojilerinde yaşanan dijitalleşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan yeni folklor dinamikleri farklı bir açıdan ele alınmaktadır. Bu kapsamda dijital uzamlarda şekillenen ve kültürü; dönüştürme, yayma ve değiştirme fonksiyonlarıyla dikkat çeken fenomenlik olgusu irdelenmektedir. Bunun yanında çevrimiçi platformlarda “sosyal etkileyiciler” olarak konumlanan fenomenlerin folklor üretim ve yayılım süreçlerindeki rolleri tartışılmaktadır. Bu bağlamda, takipçileri ağırlıklı olarak Van bağlantılı kullanıcılardan oluşan “Vanlı Nihat Hoca” Instagram sayfası analiz edilmiştir. Söz konusu sayfada paylaşılan içerikler ve içeriklere yapılan yorumlar araştırma çerçevesinde incelenmiş; sayfanın sahibi Nihat Işık ile birebir görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, sosyal medya fenomenliğinin, folklorun aktarılma ve yayılma süreçlerindeki rolü bağlamındaki değerlendirmelerle paylaşılmıştır.
- Research Article
- 10.30625/ijctr.1674874
- Jun 30, 2025
- International Journal of Contemporary Tourism Research
Bu çalışma, turizmde zaman ve mekân algısını yalnızca fiziksel ve ölçülebilir unsurlar üzerinden değil, aynı zamanda sosyo-kültürel ve psikolojik bağlamlar içerisinde değerlendiren özgün bir kuramsal çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. Edebiyat kuramından gelen kronotop kavramı temel alınarak, turistik deneyimin çok katmanlı doğası yeniden yorumlanmış ve özellikle yavaş turizm perspektifinde “yavaş kronotop” adlı yeni bir kavramsallaştırma önerilmiştir. Bu yaklaşım, bireyin belirli bir destinasyonda geçirdiği zamanı yerel mekânla kurduğu bilinçli, duyumsal ve anlam yüklü bağlar aracılığıyla yapılandırmasını esas alır. Bu makale, kronotop kavramının kültürel ve sosyal bilimlerdeki yerini tartışmakta; turizm yazını için sunduğu teorik potansiyeli, disiplinlerarası yaklaşımla ortaya koymaktadır. Yavaş turizm bağlamında önerilen modelde; yavaş zaman, yerel mekân, otantik deneyim, anımsama-bellek oluşumu ve sürdürülebilirlik gibi kavramlar birbiriyle ilişkilendirilmiş ve bu unsurların etkileşimi üzerinden turistik zaman-mekân deneyiminin derinliği açıklanmıştır. Nitel bir kavramsal analiz yöntemiyle yapılandırılan bu çalışma, turizm literatüründe kronotop kavramına dayalı ilk model önerilerinden biri olma niteliğini taşımaktadır. Elde edilen bulgular, yalnızca turistik deneyim analizine değil, aynı zamanda sürdürülebilir ve anlam odaklı turizm politikalarının geliştirilmesine de teorik bir katkı sunmayı hedeflemektedir.
- Research Article
- 10.7884/teke.1440414
- May 31, 2024
- International Journal Of Turkish Literature Culture Education
Milletlerin oluşumu efsanelere, destanlara, millî kahramanlarının hamasi hikâyelerine dayanır. Türk milleti için bu kahramanlardan biri de Dede Korkut’tur. Dede korkut Oğuz Boyu için bir bilge, bir evliya, bir keramet sahibi, bir alp, bir yiğit, bir ozan, bir aziz, bir öncü, atadır. Dede Korkut Destanı’nda yer alan hikâyelerde psikolojik, sosyolojik, pedogojik, millî ve ahlaki nitelikte çok sayıda doğruluk, dürüstlük, cesurluk, çalışkanlık, sadakat vb. gibi mahallî (domestik) ve evrensel (üniversal) değerler ve erdemler vardır. Bu değerlerin tespiti çalışmanın özünü teşkil etmektedir.
- Ask R Discovery
- Chat PDF
AI summaries and top papers from 250M+ research sources.